World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2005/jul2005/lond-j25.shtml

Siyasi bir suç: Londra’da terör saldırıları

Yazı Kurulu
25 Temmuz 2005
İngilizce’den çeviri (8 Temmuz 2005)

Dünya Sosyalist Web Sitesi,Londra’da düzinelerce insanın hayatını kaybetmesine ve yüzlercesinin yaralanmasına neden olan terör saldırılarını koşulsuz olarak kınar. Saldırıda yaşamlarını yitirenlerin ve yaralananların ve yaşadıkları nedeniyle şoka giren ve derin sarsıntı yaşayanların acılarını içtenlikle paylaşıyoruz.

Bir kez daha dünya, kendi hükümetleri tarafından işlenen suçlarda sorumluluğu bulunmayan insanların öldüğü, yaralandığı ve ıstırap çektiği korkunç bir manzaraya şahit oluyor. Bombalar, maksimum sayıda insanın işe, okula ya da turistik gezilere gitmekte olduğu, trafiğin en yoğun olduğu saatlerde, en fazla kişiyi öldürecek ya da sakat bırakacak şekilde patlamaya ayarlanmışlardı.

En son ölü ve yaralı sayısı henüz bilinmiyor ancak tahminler tırmanmaya devam ediyor.

7 Temmuz sabahı saat 8:51’de başlayarak, dört adet bomba ardı ardına patladı. Üç bomba düzeneği Londra Metrosu’nda ve bir tanesi de tıka basa dolu iki katlı bir otobüste patladı. Aldgate ve Liverpool Street, Russel Square ve King’s Cross arasında seyahat etmekte olan trenler ile Edgware metro istasyonunda durmakta olan bir tren hedef oldular. Hackney’den Marble Arch’a yolcu taşıyan bir otobüsün üst katı havaya uçtu.

Resmi rakamlara göre Metro’da 35 kişi, otobüste 2 kişi ve patlamada aldığı yaralar sonucu bir kişi hastanede yaşamını yitirdi. 45’i ciddi olmak üzere, en az 700 kişi yaralandı. Yaralananların bir kısmı uzuvlarını kaybederken kimileri de kötü şekilde yandılar.

ABD yetkilileri ABC News’e Britanya polisinin patlamalardan sonra iki tane patlamamış bomba bulduklarını söylediler.

Bu patlamaların emperyalizm ve savaşa karşı sayısız gösteriler düzenlenmiş olan bir şehirde meydana gelmiş olması, bu kıyımın canice karakterini gözler önüne seriyor. Şubat 2003’de Londra’da bir milyon insan ABD ve Britanya’nın Irak’ı işgal planlarına karşı yürümüştü.

Bu bombalamaların İslamcı bir terörist örgüt tarafından yapıldığının ortaya çıkması, bu grupların gericiliğinin ve siyasi olarak iflas etmiş olduklarının bir başka kanlı kanıtı olacaktır. Terörizm emperyalizmi engelleyemez. Tam tersine korku, öfke, kafa karışıklığı ve siyasi şaşkınlık yayar - ki bunların tamamı Londra ve Washington’daki siyasi seçkinler ile onların emir kulu medyasının işine yarar.

Yine de şu aşamada bu saldırıları kimin düzenlemiş olduğunu tam olarak bilebilmek mümkün değil. Kendisini "El-Kaide’nin Avrupa’daki Gizli Örgütü" olarak adlandıran bir grup, İslamcı bir web sitesinde, saldırıların Britanya’nın Irak ve Afganistan’daki katılımına misilleme olduğunu söyleyerek sorumluluk üstlendi. Ancak bu grubun adı daha önce hiç bilinmiyordu ve bazı uzmanlar bildirinin güvenilirliğini sorguladılar.

Saldırılarla ilgili yeterince bilgi bulunmaması, Britanya Başbakanı Tony Blair’in, ABD Başkanı George Bush’un ve İskoçya’daki G8 zirvesi için bir araya gelen diğer devlet başkanlarının bu gaddarlığı, savaş siyasetlerini ve demokratik haklara yaptıkları saldırıları haklı çıkartmaya yönelik olarak kullanmaya çalışmalarını engellemedi.

Blair ve Bush, Gleneagles’ın şatafatlı ortamında konuşurlarken, bombalamaları kendi amaçlarına uygun olacak biçimde kullanmak için sabırsızlanıyorlardı. Blair, G8 zirvesinin devam edeceği konusunda ısrar etmeden önce, kurbanlar ve acı içindeki aileleri için mesaj verecek zamanı zor buldu. Blair’e göre bombalamalar "özellikle barbarca" idi çünkü "insanların, Afrika’daki yoksulluk sorunlarına ve uzun vadeli iklim değişikliği ve çevre sorunlarına yardımcı olmak üzere bir araya gelip çalıştıkları bir günde gerçekleş[mişlerdi]."

Bush ayrıca bunun teröristlerin uğursuz kötülüğü ile "yoksulluğu azaltmak, dünyaya AIDS salgınından [sic] kurtulmasına yardımcı olmak ve temiz bir çevreye sahip olabilmek için çaba gösteren" G8 önderleri arasındaki fark olduğuna dair iddiasının altını çizdi.

Bush, "Terörle savaş devam ediyor," demeden önce sözlerini "İnsan hakları ve insan özgürlüğüne derin bir bağlılığı olan bizlerin niyetleri ve kalpleri ile kalplerinde günahsız insanların yaşamlarını alacak kadar kötülük bulunanlar arasındaki fark daha iyi ortaya çıkamazdı," diyerek sürdürdü.

G8 aynı zamanda, bir araya gelmiş olan devlet başkanlarının "daha iyi bir dünya için görüşmelere devam edecek[lerini].... Burada, bu zirvede, dünya önderlerinin dünya üzerindeki yoksullukla mücadele etmek ve insanların yaşamını kurtarmak ve iyileştirmek için çaba sarf et[tiklerini]" ısrarla belirten resmi bir bildiri yayımladı.

Uluslararası medya derhal bu açıklamaların üzerine atladı ve bunları bıkkınlık verecek biçimde tekrarlayıp durdu.

Çok sayıda insanın feci şekilde yaralandığı ve ailelerin sevdiklerinin öldüğüne dair felaket haberlerini aldıkları bir zamanda, insanların en son duymak isteyeceği şey, G8’in usta siniklerinin ve iki yüzlülerinin kendi çıkarları doğrultusunda dile getirdikleri beylik sözleriydi.



Telif Hakkı 1998-2005, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır