World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2005/nov2005/sril-n30.shtml

Rajapakse, Sri Lanka devlet başkanlığı seçimini az farkla kazandı

K. Ratnayake
30 Kasım 2005
İngilizce’den çeviri (19 Kasım 2005)

Sri Lanka Özgürlük Partisi’nin (SLFP) adayı, Başbakan Mahinda Rajapakse, Perşembe günü yapılan Sri Lanka devlet başkanlığı seçimini dün az bir farkla kazandı. Rajapakse, toplam 4.694.623 adet oy ya da oyların yüzde 48,4’ünü almış olan baş rakibi, Birleşik Ulusal Parti’den (UNP) Ranil Wickremesinghe’ye karşı toplam 4.880.950 oy ya da oyların sadece yüzde 50,29’unu aldı. Yeni devlet başkanı önümüzdeki 14 gün içinde yemin edecek.

Rajapakse kıl payıyla anayasada öngörülen yüzde 50 sınırının üzerinde oy alarak, ikinci tercih oylarının sayılmasından kurtuldu. Keskin bir kutuplaşmanın yaşandığı oylamada, Rajapakse’nin elde ettiği oy farkı, 1982’den bu yana yapılan dört devlet başkanlığı seçiminde görülen en düşük fark oldu. Singala şovenisti Janatha Vimukthi Peramuna (JVP) ve Jathika Hela Urumaya (JHU) ile seçim ittifakı yapan Rajapakse, çoğunluğu Singala nüfusun oluşturduğu adanın güneyinden en güçlü desteği sağladı. Wickremesinghe, Singala, Tamil ve Müslüman toplulukların karışık yaşadıkları Kolombo’da, iç dağlık bölgelerde ve doğuda daha yüksek oy topladı.

Seçim, egemen sınıf açısından hiçbir şeyi çözmedi. Rajapakse’nin son derece az bir farkla seçimi kazanmış olması, hiçbir biçimde geniş halk desteğine sahip olmayan bir sonraki rejimin en az bir önceki kadar istikrarsız olacağı anlamına geliyor. Yeni devlet başkanı, 1999 yılından bu yana beş genel ve devlet başkanlığı seçiminin yapılmasına yol açmış olan selefi Çandrika Kumaratunga’dan bir siyasi kriz devralıyor. Rajapakse güçlü yürütmenin başkanlığını denetimi altında tutacak, ancak SLFP’nin başını çektiğini koalisyon mecliste azınlıkta olmaya devam ediyor. Hükümetin iki kolu arasında yeni çelişkiler patlak verecek ve belki de yeni devlet başkanı yaşanan siyasi tıkanmayı aşabilmek için bir başka genel seçime gitmek zorunda kalacak.

Bu krizin merkezinde her iki büyük partinin de 20 yıldır yaşanan iç savaşı çözmek konusundaki başarısızlıkları yatıyor. Barıştan yana biri olduğuna dair yalan beyanlarda bulunmasına karşın, Rajapakse’nin JVP ve JHU ile yaptığı seçim ittifakı savaşın yeniden canlanmasına giden yolu açıyor. Bu iki aşırı Singala milliyetçi partisi tsunami yardımının dağıtılması için hükümet ve Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları (LTTE) tarafından oluşturulmuş olan ortak mekanizmanın sona erdirilmesini ve mevcut ateşkesin koşullarında büyük çaplı değişikler yapılmasını istiyorlar. Bu, ültimatomdan başka bir şey olmayan koşulları benimsedikten sonra, Rajapakse’nin LTTE ile doğrudan görüşme vaadi bütün anlamını yitiriyor.

Rajapakse şu anda JVP’ye siyasi olarak çok borçlu konumda. JVP’nin önderi Wimal Weerawansa, Rajapakse’nin baş siyasi danışmanlığı görevine atandı ve bu örgüt Rajapakse’nin kampanyasında belirleyici bir rol oynadı. JVP önderleri Rajapakse’nin mitinglerinde hazır bulundular ve parti üyeleri tabanda yürütülen kampanyanın büyük bölümünü üstlendiler. Şimdi JVP’nin vermiş olduğu bu destek karşılığında, kimi önemli bakanlıkları da içeren büyük bir fiyat talep edeceğine şüphe yok -böyle bir adımın atılması SLFP içindeki Rajapakse’nin JVP ile yaptığı anlaşmanın ne derece akıllıca olduğu konusundaki keskin fikir ayrılıklarını daha da artıracaktır.

Daha da önemlisi, JVP’nin önde gelenlerinin önemli hükümet makamlarına yerleştirilmeleri resmi siyasi düzeni bir bütün olarak sarsmakta olan siyasi krizi derinleştirecektir. JVP, hükümetin bir parçası olarak İMF ve Dünya Bankası’nın ekonomik gündemini uygulamaya koymak zorunda kalacak ve bu da onun kırsal kesimdeki yoksullar içindeki tabanını daha fazla yabancılaştıracaktır. Bu parti dikkatleri kendi yaptıklarından başka yere çekebilmek için LTTE’ye yönelik demagojik saldırılarını hızlandırarak, bölgeci gerilimleri ve savaş tehlikesini artıracaktır.

LTTE’nin Kolombo ile bir barış anlaşması yapmanın olanaksız olduğu sonucuna vardığını gösteren kaygı verici işaretler daha şimdiden ortaya çıkmış durumda. LTTE önderliği kamuoyuna Tamillerin adanın hem kuzeyinde hem de doğusunda oy vermek konusunda özgür olduklarını açıklarken, aynı zamanda 17 Kasımı "bir matem günü" olarak ilan etti. LTTE seçimde aday çıkarmadı ve şiddet kullanarak, tehdide başvurarak, bu bölgelerde resmi olmayan bir boykotun uygulanmasını sağladı.

Kuzeyde boykot tam anlamıyla uygulandı. Seçimde genel oy kullanma oranı yüzde 75 olmasına karşın, Jaffna bölgesinde sandık başına giden seçmen oranı sadece yüzde 1,2 oldu. Kuzeydeki diğer seçim bölgelerinde de katılım oranları düşük kaldı - örneğin LTTE’nin denetimindeki Wanni bölgesinde sadece yüzde 34,3 oldu. LTTE’nin rakip bir hizipe karşı bölgenin denetimi konusunda sert bir mücadele verdiği doğu seçim bölgelerinde seçime katılım oranı genellikle yüzde 50’nin altında kaldı.

Geçmişte olsa LTTE kendisine "barış sürecinin" baş savunucusu pozunu veren Wickremesinghe’ye oy verilmesini savunma eğilimi gösterirdi. LTTE önderleri barış sürecini, kuzeyde kendi yeni kapitalist rejimlerini kurmaya yönelik amaçlarına doğru ilerlemek için en iyi araç olarak gördüler. Ancak barış görüşmeleri iki yıldan daha uzun bir süredir muallakta bırakılınca ve yaşam standartlarını yükseltemediği için ve kullandığı anti-demokratik yöntemler nedeniyle kuzeyde ve doğuda sıradan Tamillerin artan düşmanlığı ile karşılaştığından, LTTE bölgeci söylemini bütün "Singalalı politikacıları" kapsayacak şekilde genişletti. LTTE’nin seçimlerdeki tutumu askeri çatışmaya kayılacağına dair bir başka gösterge.

Wickremesinghe kuzeyde ve doğuda yeniden seçime gidilmesi çağrısı yapma tehdidini kullanıyor ancak seçimde Rajapakse’yi yenilgiye uğratamaması UNP’nin büyük sermaye tarafından belirlenen gündeminin doğrudan bir sonucu. Wickremesinghe’nin "barış sürecini" destekliyor olması, savaşı sona erdirmek ve ülkeyi yabancı yatırımlara açmak isteyen büyük şirketlerin ve büyük güçlerin talepleriyle paralel. Wickremesinghe, başbakanlık yaptığı 2001-2004 yılları arasında, bütün ülke çapında işçiler arasında yaygın öfke ve karşı çıkışa yol açan çok kapsamlı bir ekonomik yeniden yapılanma ve özelleştirme programını uygulamaya başladı.

SLFP’nin de İMF’in ve Dünya Bankası’nın taleplerini uygulamaya koymuş olmasına karşın, Rajapakse kendisini köyden gelen, insanların içinde bulundukları kötü durumu anlayan sıradan adam olarak sunarak, UNP’nin kötü sicilinden faydalanmaya çalıştı. Wickremesinghe hâlâ istihdamı azaltan, gübre sübvansiyonları ve sosyal hizmetlerde kesintiler yapan ve özelleştirmeyi hızlandıran, işveren yanlısı reformları uygulayan kişi olarak tanınıyor. Her iki aday da uygulanamayacağını bildikleri ve çok az insanın inandığı uzun bir seçim vaatleri listesi yayımladılar.

Mali çevreler Wickremesinghe’nin şansının yaver gitmemesine sert şekilde tepki gösterdiler. Bütün Hisse Senedi Fiyatları İndeksi’nde (ASPI) Pazartesi günü yaşanan 39,95 puanlık bir düşüş Daily Mirror gazetesi tarafından, Rajapakse ile "piyasa dostu" Wickremesinghe arasındaki "başa baş mücadele"ye bağlandı. Çarşamba günü ASPI, LTTE’nin boykottan vazgeçtiğine dair söylentiler nedeniyle -bu Wickremesinghe’nin seçilme şansını artırdığından- hızla artarak rekor düzeye yükseldi. Seçim günü, kuzeyde ve doğuda seçime katılım oranının düşük olduğunun anlaşılmasıyla "iş dünyası yanlısı Wickremesinghe’nin seçilme umudu kaybolunca" ASPI 51,4 puan düşerek 2,500 düzeyine geriledi.

Çok sayıda seçmen hem büyük partilerden hem de onların müttefiklerinden - JVP ve JHU ve daha küçük burjuva partileri dahil - bıkmış durumdalar. Seçim kampanyası büyük ölçüde bölgecilik üzerinden keskin bir biçimde kutuplaşmış olmasına karşın önemli sayıda insan iki "sol" partiden birine - Birleşik Sosyalist Parti (USP) ve Yeni Sol Cephe (NLF) - oy vererek protesto oyu kullanmayı tercih etti. Her iki parti de sosyalist olduklarını öne sürüyorlar ve SLFP’ye ve UNP’ye karşı çıkıyorlar ancak her ikisi de bütünüyle ulusal politikayı temel alıyorlar ve kendilerini Sri Lanka devleti ve resmi siyasi düzenle sınırlandırıyorlar. USP adayı Siritunga Jayasuriya 35.319 ve Nava Sama Samaja Partisi’nin (NSSP) vekili olan NFL 9.286 oy aldı.

Sosyalist Eşitlik Partisi’nin (SEP) adayı Wije Dias, tamamı, sadece iki büyük partiye karşı değil, fakat aynı zamanda "sol" adaylara ve UNP’nin ve SLFP’nin koltuk değneği olan diğer birçoklarına karşı gerçek sosyalist ve enternasyonalist bir alternatif yönünde yapılmış olan bilinçli bir tercihi temsil eden 3.500 oy aldı. SEP, partinin daha önce doğrudan kampanya yapamadığı birçok bölge de dahil olmak üzere ülkenin her yanından oy aldı.

SEP kampanyasını yürütürken Sri Lanka’da yaşanmakta olan siyasi krizin ve işçi sınıfının karşı karşıya olduğu sorunların yalıtılmış olgular olmadığını, ancak kendisini özellikle ABD emperyalizminin patlamasıyla keskin bir biçimde ifade eden küresel kapitalizmin krizinden kaynaklandığını açıkladı. USP’ye ve NLF’ye zıt olarak SEP savaşa ve derinleşen toplumsal eşitsizliğe ulusal çözümler bulunamayacağını ısrarla vurguladı. Dias kampanyasını Sri Lanka’daki emekçi halk saflarında ve bölgede ABD militarizmine ve küresel sermayenin yağmacılığına karşı uluslararası işçi sınıfı tarafından bir karşı atak başlatmanın gerekliliği konusunda bir tartışma başlatmak için kullandı.

Seçimin hemen sonrasında, yakın savaş tehlikesi ve yaşam standartlarına yönelik saldırı sadece şiddetlenecektir. SEP, Wije Dias’a oy vermiş olan herkesiDünya Sosyalist Web Sitesi’ni düzenli olarak okumaya, SEP’in ve Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin program ve perspektifini ciddi olarak incelemeye ve saflarına katılmak için başvuruda bulunmaya çağırıyor.



Telif Hakkı 1998-2005, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır