World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Sri Lanka

Yazıcıya hazırla

Sri Lankalı bir çay işçisinin yaşamından bir gün

Jayanthi Perera
16 Ocak 2006
İngilizce’den çeviri (9 Aralık 2005)

23 Kasımda, yeni Sri Lanka hükümetinin kurulmasından beş gün sonra, devlete ait Daily News gazetesi baş sayfasına şu manşeti attı: "Plantasyon işçilerinin durumunu iyileştirmek için acil eylem". Makale kasıntılı bir şekilde devlet başkanı Mahinda Rajapakse’nin yeni plantasyon bakanı Milroy Fernando’ya, "uzun zamandır sefalet içinde ve çok kötü koşullarda yaşamakta olan plantasyon işçilerinin durumunu iyileştirmeye" öncelik vermesini istediğini duyuruyordu.

Bakanlık tarafından hazırlanacak bir raporun, "plantasyon işçilerinin karşı karşıya oldukları, sağlık, eğitim, ekonomik koşullar, plantasyonlarda yaşayan gençlerin işsizlik sorunu, içme suyu, toprak erozyonu, yol ve ulaşımı kapsayan çok sayıdaki sıkıntıyı detaylı bir biçimde ele alacağı," öne sürülüyor.

Plantasyon işçileri bu tür sözleri ilk kez duymuyor. Geçmişte yaşam koşullarının iyileştirileceğine dair verilmiş olan bütün vaatlere karşın işçilerin içinde bulundukları durum kötüleşmeye devam ediyor. Sri Lanka’yla ilgili olarak bu yılın başında yayınlanan bir Dünya Bankası raporu, plantasyon işçileri arasında yoksulluğun 1991-92 ile 2002 yılları arasındaki on yıllık dönemde yüzde 50 oranında artış göstermiş olduğunu tespit etti.

Dünya Sosyalist Web Sitesi muhabirleri kısa bir süre önce Kolombo’ya 210 kilometre uzaklıkta, iç dağlık bölgede Bandarawela yakınlarında yer alan Aislaby plantasyonunun Kurukude bölümünü ziyaret etti. Plantasyon, Malwatte Valley Plantations adlı şirkete ait. Plantasyonda yaklaşık olarak 1.300 işçi çalışıyor ve Kurukude bölümünde 50 aile yaşıyor. Bu plantasyondaki işçilerin yüz yüze oldukları korkunç yaşam koşulları, Sri Lanka tarım işçilerinin içinde bulundukları durumun bir göstergesi.

Plantasyon işçileri 5 ya da 6 küçük birimden oluşan "tek sıra odalarda" yaşıyorlar. Her bir aileye tahsis edilen birimin büyüklüğü sadece 6x4 metre. Bu konutlar ilk olarak plantasyonların Britanyalı sömürgeci sahipleri tarafından, Güney Hindistan’dan getirilen - bugünkü plantasyon işçilerinin ataları olan - işçiler için inşa edildi. Kuşaktan kuşağa işçi ailelerinin genişlemesiyle birlikte bu küçücük birimler evli çiftlere kalacak bir yer sağlamak için tuğlayla ya da politenle küçük birimlere bölündü. Kimi zaman tek bir sıra evi iki ya da üç aile paylaşıyor.

Bir plantasyon işçisi DSWS’ye şunları söyledi: "Ben 30 yaşındayım ve üç çocuk annesiyim. Sadece 4. sınıfa kadar okuyabildim. Benden küçük bir erkek ve iki kız kardeşim var. Babamız hastalandı ve biz küçükken öldü. Annem yiyecek ve okul giderlerimizi karşılayacak durumda değildi, bu nedenle bizler eğitimimize devam edemedik. Erkek kardeşim 10. sınıfa kadar okuyabildi, çünkü kız kardeşlerim ve ben 14 - 15 yaşlarındayken plantasyonda çalışmaya başladık. Burada 15 yıla yakın bir süredir çalışıyorum ancak bugüne kadar hiç para biriktiremedim."

Tipik bir günde, bu işçi sabah saat 7:30’da iş başı yapabilmek için 4:30’da uyanıyor. Sabahları çocukların kahvaltısını hazırladığı, onları okula hazır hale getirdiği ve hasta annesine baktığı için kendisi kahvaltı etmeye vakit bulamıyor.

Çay işçisi sözlerini şu şekilde sürdürdü: "En büyük çocuğum sekiz yaşında ve plantasyondaki diğer çocuklarla birlikte okula gidiyor. Her gün okula gidip gelebilmek için sabahları ve akşamları bir buçuk kilometre yürümek zorunda. Ne yapabilirim? Okul servisinin ücretini karşılayacak paramız yok. İşe giderken iki küçük çocuğumu kreşe bırakıyorum. Aynı zamanda yanımda yiyecek ve su da getirmem ve bunları kreşe bırakmam gerekiyor. Onlara içinde tek parça köri [acılı bir Hint yemeği - ç.n.] bulunan pilav ya da roti [ekmek] veriyorum. Sabahları onlara sadece süt verebiliyorum."

Çay yaprağı toplayan işçiler sabahları saat 8:00’de işbaşı yapıyorlar ve akşamüstü saat 4 ya da 4:30’a kadar çalışıyorlar. Amirler çalışma saatleri sırasında tek bir dakika için bile olsa mola veren herkese bağırıyorlar ve şirket yönetimi bütün işçilerin toplamasına yetecek sayıda çay yaprağı olup olmadığına aldırmaksızın her işçinin günde 18 - 20 kilogramlık hasat hedefine ulaşmasını istiyor.

Plantasyon işçisi, "Yaptığımız hasadı teslim ettikten sonra, öğle vakti yemek molası veriyoruz. Ben saat 12:15 kadar genellikle iki küçük çocuğumu kreşten aldıktan sonra eve dönüyorum. Çocuklarımla ilgilendikten ve sabah hazırlamış olduğum öğlen yemeğini yedikten sonra hızla işe geri dönüyorum.

"Akşam eve dönerken yemek pişirmek için yakacak odun topluyoruz. Eve döndüğümüzde saat akşamüzeri 5 - 5:30’u bulmuş oluyor. Çocuklarımla birlikte oturma şansını ancak o zaman buluyorum ve sadece akşamları hep birlikte aynı masada yemek yiyebiliyoruz. Günün sonunda kendimizi çok yorgun hissediyoruz ve ertesi gün aynı rutine başlamak üzere saat 9:00 sularında yatağa gidiyoruz."

Plantasyonun Kurukude bölümünde yaşayan 50 aile için sadece üç adet musluk var ve bunlardan her gün sadece 90 dakika süreyle su akıyor. İşçiler ailelerine su sağlayabilmek için kuyruğa girmek zorunda kalıyorlar ve yağmurun az yağdığı dönemlerde su bulmak için komşu köye gitmeleri gerekiyor. İşçiler Singalalı köylülerin de su sorunu yaşadıklarını söylediler. Sadece plantasyon yönetim personeline tankerle su getiriliyor.

Sıhhi tesisat içler acısı bir durumda. İki ya da üç aile suyu olmayan tek bir tuvaleti paylaşıyorlar. Genç bir kadın işçi DSWS’ye plantasyondaki sağlık tesislerinin yetersizliği ile ilgili bilgi verdi: "Plantasyon dispanserinde temel ilaçlar bulunmadığından, plantasyon doktorunun bungalovuna gitmek zorunda kalıyoruz. Dispanserde sadece Panadol, haplar ve yaraları temizlemek için kullanılan bir sıvı var."

Tamilce konuşan plantasyon çocuklarına sağlanan eğitim olanakları da son derece yetersiz. Bandrawela eğitim bölgesi yaklaşık olarak 800 öğretmenin istihdam edilmesine ihtiyaç duyuyor ancak şu anda mevcut öğretmen sayısı sadece 500. Plantasyon gençliğinin çoğu eğitimlerini 6. ya da 7. sınıfta, hatta daha da önce terk etmek zorunda kalıyorlar. 1999 yılından bu yana Aislaby plantasyon okulundan hiç kimse mezuniyet sınavında başarılı olamadı.

Gençler arasında işsizlik çok yaygın. Genç insanlar plantasyonda bir iş bulmaya ilişkin bütün umutlarını yitirmiş durumdalar. Erkekler civar kasabalardaki ya da Kolombo’daki küçük otellerde ve dükkanlarda garsonluk ya da çıraklık gibi düşük ücretli işlerde çalışmak üzere evlerini terk ediyorlar. Kızlar genellikle şehirlerde hizmetçi olarak çalışıyorlar.

Çay yaprağı toplama işi bulabilenler için dahi ücretler çok düşük. Plantasyon işçilerinin DSWS’ye anlattıkları gibi: "Bizler de insan onuruna yakışan bir yaşam sürmek istiyoruz. Ancak üç çocuğum, annem ve ben, hepimiz benim aldığım maaşla geçiniyoruz. Kocamın sürekli bir işi yok ve günlük geçici işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Yağmurların yoğun olduğu yaz aylarında iş bulmakta zorlanıyor. Şehirde [Bandarawella] bir iş bulup günde sadece 150 - 200 rupi [1,5 - 2 dolar] kazanabilmek için otobüse 22 rupi vermesi gerekiyor. Bununla birlikte Tamiller iş bulma konusunda güçlüklerle karşılaşıyorlar.

"Benim aldığım ücret esas olarak bakkala olan aylık borçların temizlenmesine gidiyor. Hesaba yazdırarak alışveriş yapıyoruz ve fiyatlar arttıkça borçlarımız da artıyor. Ayda elime 3.000 - 3.500 rupi geçiyor. Hasadın iyi olduğu mevsimlerde buna ek olarak 1.000 rupi daha fazla kazanabiliyorum. Ne var ki, bakımsızlık nedeniyle hasatlar azalıyor. Hastalandığımızda ya da başka sıkıntılarla karşılaştığımızda daha fazla borca batıyoruz.

"Bizler kimin devlet başkanı olduğuyla ilgilenmiyoruz. Siyasi liderlerden hiçbirine güvenmiyoruz. Sizinle konuşuyorum çünkü sizin partinizi [Sosyalist Eşitlik Partisi] uzun zamandır tanıyorum ve bugüne kadar söylediğiniz her şey doğru çıktı."

Plantasyonlarda Seylan İşçi Kongresi (CWC), İç Kesimler Halk Cephesi (İHC) ve Kızıl Bayrak gibi bir dizi sendika var. Plantasyon işçisi bu sendikalarla ilgili olarak küçümseyen bir ifadeyle, "Her ay gelip aidatları toplamaktan başka bir iş yapmıyorlar," diyor.

Tamil plantasyon işçileri Sri Lanka’da işçi sınıfının en yoksul ve en çok ezilen katmanları arasında yer alıyorlar. 1948’de bağımsızlığın hemen sonrasında hükümet Tamil ve Singala işçileri arasındaki bölgeci ayrılıkları körüklemek amacıyla Tamil plantasyon işçilerini yurttaşlık haklarından mahrum bıraktı. 1963 yılında Yeni Delhi ve Kolombo arasında imzalanan bir anlaşmayla yüz binlerce insan Güney Hindistan’a geri gönderildi. Tamil plantasyon işçilerinin bir bölümü aradan geçen yıllar içinde vatandaşlık hakkına kavuşabildiler ancak hâlâ ikinci sınıf yurttaş muamelesi görüyorlar.

Plantasyon işçileri güç çalışma koşulları altında eziliyorlar, sefalet ücreti alıyorlar ve berbat koşullarda yaşıyorlar. Diğer yandan plantasyon sahipleri büyük tutarlarda kâr elde ediyorlar. Sri Lanka basınında kısa bir süre önce yer alan bir haber, Aislaby plantasyonuna sahip olan Malwatte Valley Plantations şirketinin elde ettiği kazanca ışık tuttu. Şirket bu yıl 30 Haziran’a kadar olan ilk üç aylık dönemde [Sri Lanka’da mali yıl 1 Nisanda başlıyor - ç.n.] toplam 65 milyon rupi kâr elde etti. 2004 yılında şirketin kârı toplam 228 milyon rupi olmuştu.

Bugünkü hükümet bu sömürü düzenini değiştirmeye önceki hükümetlerden daha fazla niyetli değil. Devlet başkanı Rajapakse’nin "plantasyon işçilerinin durumlarını iyileştirmek" konusunda verdiği sözler, işçi sınıfının ve kırsal kesimdeki yoksulların diğer kesimlerine vermiş olduğu sözler kadar boş. Uygulamaya konacak olan ise çok sayıda işçinin içinde bulunduğu berbat yaşam koşullarını daha da kötüye götürecek olan İMF’nin ve Dünya Bankası’nın programı olacak.

Aynı zamanda bakınız
Makalenin İngilizce orijinali
(9 Aralık 2005)

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır