World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Diğer haberler ve analizler

Yazıcıya hazırla

Rostock’taki G8 karşıtı gösteride yaşanan şiddet olayları: sorular ve çelişkiler

Marius Heuser ve Ulrich Rippert
11 Temmuz 2007
İngilizce’den çeviri (7 Haziran 2007 )

Geçtiğimiz Cumartesi günü Rostock’ta G8 zirvesine karşı düzenlenen kitlesel gösteri sırasında yaşanan şiddet olayları, Alman siyasi kurumlarından ve medyadan daha sıkı polisiye önlemlerin alınmasını talep eden bir yaygaranın yükselmesine yol açtı. Çok sayıda yorumcu ortaya çıkan aşırılıklardan gösterici kitlesini ve protestoyu düzenleyenleri sorumlu tutmayı tercih etti; ardından da daha önce gösteri yapma ve toplanma özgürlüğüne karşı yapılmış olan saldırıları geçmişe dönük olarak haklı göstermeye çalıştılar.

Reinhard Mohr,Spiegel-Online’a yazdığı yazıda, göstericilerin kendilerini şiddete başvuran anarşist unsurlardan ("otonomlar" adı verilen gruplar) yeterince açık bir biçimde ayırmadıkları için bir grup olarak ortaya çıkan kargaşadan sorumlu olduklarını öne sürdü. Mohr yazısını, seçilmiş hükümet başkanlarını ve diğer G8 zirvesi katılımcılarını "gangsterler ve caniler" olarak adlandıranların, şiddetin patlak vermesi karşısında şaşkınlığa uğramamaları gerektiğini belirterek sonlandırıyor. Yazar, gazetecilik kariyerine 1970’lerde arkadaşları Joschka Fischer ve Daniel Cohn-Bendit tarafından yürütülen sokak savaşlarını haklı göstermek üzere, Frankfurt’ta yayınlanan anarşist broşürün editörü olarak başlamış olan birisi.

Süddeutschen Zeitung’den Micheal Bauchmüller otomobillerin ateşe verilmesiyle ve yüzleri maskeli taş atan insanlarla, mevcut düzeni sorgulayan bir siyasi perspektif arasında bir bağ kuruyor. "Bununla birlikte, G8’le bir arada bütün sistemi tarihe gömmek isteyenlerin […] önümüzdeki birkaç gün boyunca evlerinde oturmaları gerekiyor. Onlar daha iyi bir gelecek için mücadele eden bir dünyaya köstek oluyorlar."

Sokak çatışmalarını gösteren fotoğraflar ve 430’u polis olmak üzere bin kişinin yaralandığına dair haberler (daha sonra 400’ünün yaralı ve 30’nun ağır yaralı olduğu söylenen polislerden yalnızca ikisinin hastaneye gittiği ve bu iki polisin de çok ciddi bir biçimde yaralanmadıkları ve hastanede bir gece bile tutulmadıkları ortaya çıktı) kapitalizmin her türlü kökten eleştirisini suçlu göstermek için şevkle kullanılırken, politikacılar ve medya cephesinde Rostock’ta tam olarak neler olduğunu belirlemek konusunda bariz bir ilgisizlik var.

Aslında gösteri barışçıl biçimde başladı ve yürüyüşçüler şehrin limanındaki bitiş yerine ulaşıncaya kadar da saatlerce barışçıl bir biçimde sürdü. Protesto gösterisi bu noktada, tiyatro ve kültür gruplarının en önde yer aldıkları tam bir festival havasındaydı. Göstericiler ve gösteriyi düzenleyenler şiddet olaylarının aniden patlak vermesi karşısında şaşkınlığa düştüler, hem taş atanları hem de polisi sakinleştirebilmek için bir dizi girişimde bulundular.

Ayrıca, Alman içişleri bakanlığındaki sertlik yanlılarının -özellikle İçişleri Bakanı Wolfgang Schäuble’ın (Hıristiyan Demokratik Birlik - CDU)- haftalar öncesinden şiddet olaylarının patlak verebileceğini ilan ettiğini ve ardından gösterinin yapıldığı günün akşamında yanan otomobilleri ve barikatları gösteren haber kanallarının polisin daha fazla silahlandırılması çağrısı yaptığını akılda tutmak gerekiyor. Bu arada CDU’lu politikacılar kötü bir üne sahip olan GSG9 anti-terör komando gücünü bundan böyle gösterilerde kullanmayı ve polise plastik mermiler verilmesini öneriyorlar. Bir sonraki adımın ne olacağı tahmin edilebilir: Schäuble’den gelecek, demokratik muhalefeti ezmek için Alman ordusunun kullanılmasına yönelik bir çağrı.

Buna karşılık eğer Rostock olayları "Kargaşa çıkmasından kim çıkar sağladı?" sorusu sorularak değerlendirilmeye başlanırsa, göstericilerin bütün cephelerde yenilgiye uğradıkları açıkça görülür. Diğer yandan içişleri bakanı, çıkan bu kargaşaları hem toplanma özgürlüğüne karşı daha önceden yapılmış olan saldırıları (buna, Mayıs ayının ortalarında büroları ve evleri basılan sol örgütlere ve küreselleşme karşıtlarına yönelik saldırı da dahil) hem de yeni ve daha kapsamlı saldırıları ve polisiye önlemleri hazırlamak için kullanıyor.

Bu bakımdan polisin ve güvenlik güçlerinin davranışlarındaki bir dizi bariz çelişkiyi ele almak gerekiyor.

Polisin "otonom göstericiler" hakkında haftalar öncesinden uyarıda bulunduğu halde, daha sonra anarşistlerin diğer göstericilerden ayrı olarak oluşturdukları "kara blok"un iki yürüyüşten birinde, gözetim altında bulundurulmaksızın gösteri yapmalarına izin vermiş olması nasıl açıklanabilir? Neden bu "kara blok"a genellikle yapıldığı gibi deneyimli polis birlikleri eşlik etmedi? Neden bir polis aracı yürüyüşün sona ereceği yere açılan yolun üzerine kışkırtıcı bir şekilde park edilmişti? Çeşitli görgü tanıklarının anlattıklarına göre, polisin müdahalesini "kara blok"un kimi üyeleri tarafından bu araca yapılan saldırı tetiklemişti. Yürüyüşü düzenleyenler tarafından bu aracın yoldan çekilmesi için yapılan ısrarlı çağrılar, yürüyüşe eşlik eden çok sayıdaki polis tarafından neden hiç dikkate alınmadı?

Gösterinin barışçıl bölümünde foto muhabirlerinin fotoğraf çekmelerine engel olunması emrini kim verdi? Yetkililer bu fotoğrafların çekilmemesi konusunda neden bu kadar çok ısrarlıydılar?

Alman yetkililerin bu yılın başında "şiddet yanlısı otonom harekete" gizli ajanlar sokma çalışmalarına hız verdiği biliniyor.Der Spiegel’in 14 Mayıs tarihli sayısında şöyle deniyordu: "Federal İstihbarat Servisi (BND) bu yılın başında küreselleşme karşıtlarının ‘operasyonel odak noktası’ olacağını açıkladı. Bütün hazırlık toplantıları izlemeye alındı, hazırlıklara katılan grupların içine gizli ajanlar sokuldu."

Bild gazetesi, gösteriden yalnızca bir hafta önce, 29 Mayıs’ta, "gizli polisin" G8 zirvesine yönelik hazırlık "planları"yla ilgili bir haber yayınladı.Bild’e göre, üç maddelik planın birinci maddesinde "istihbarat servislerince uzun bir süre önce sızdırılmış olan gizli ajanlar, yapılması planlanan yıkıcı eylemlerle ilgili önceden kanıt toplayacaklardı."

Buna bağlı olarak şu soru gündeme geliyor: "kara blok" içinde kaç tane gizli ajan faaliyet gösteriyordu? Bu gizli ajanlar tarafından polis merkezine şiddet eylemleriyle ilgili ne tür bilgiler verildi ve bu şiddet eylemlerinin önlenmesine yönelik olarak neden hiçbir önlem alınmadı? Bundan başka, bu gizli ajanlar şiddet olaylarının patlak vermesinde rol oynadılar mı ve ne ölçüde rol oynadılar?

Bu önemli soruların cevaplarını araştırmak gerekiyor. Çok sayıda yaralının olması karşısında, gizli ajanların oynamış oldukları rolün aydınlatılması gerekiyor. Bu bilgi sağlanana kadar, gizli ajanların gösteri sırasında ajan provokatörler olarak kullanıldıklarını reddetmek mümkün değildir.

Cenova 2001

2001 yılının Haziran ayında Cenova’da yapılan G8 zirvesi sırasında çıkan olaylar yalnızca birkaç yıl önce meydana geldi ve hâlâ belleklerdeki tazeliğini koruyor. Bu protesto gösterisi sırasında genç gösterici Varlo Giuliani (23) öldürülmüştü. Giuliani’nin ailesi ve polis şiddetinin diğer kurbanları onun ölümüne yol açan koşulları ortaya çıkarmak için yıllarca uğraş verdiler. En sonunda İtalyan savcılığı Cenova gösterisinde yaşanan şiddet olaylarının, önemli bir bölümü gizli polislerden ya da polis tarafından tutulmuş aşırı sağcılardan oluşan yaklaşık 200 kişilik bir çekirdek grup tarafından başlatılmış olduğunu açıkladı. Provokatörler, uygulayacakları taktikleri polisle tartışmışlar, kendilerine anarşist süsü vermişler ve canice işler yapmadan önce barışçıl göstericilerin arasına karışmışlardı.

Kargaşayı çıkaranlara büyük ölçüde dokunulmazken, bunların Cenova’da yaptıkları şiddet eylemleri polisin göstericilerin geri kalanına karşı aşırı derecede gaddarca davranmasının bahanesi haline geldi. Bu polis provokasyonu hakkında çok sayıda kanıt ortaya çıkmış durumda. Polisin aşırı güç kullanmış olduğuna dair çok sayıda bilgi var. Giuliani bir polis tarafından vuruldu. Aynı zamanda, yüzlerce göstericinin uykularından şok içinde uyandırıldıkları ve vahşice dövüldükleri Pascoli okuluna özellikle çok vahşice bir saldırı yapıldı. Daha sonra bu insanlardan bazıları yoğun bakım ünitelerinde tedavi altına alındılar.

İtalyan polisi tarafından bu baskını haklı göstermek için öne sürülen tüm gerekçeler savcılık tarafından çürütüldü. Polis okulda uyuyan gençlerin üzerine yerleştirmek için yanında kendi Molotof kokteyllerini bile getirmişti.

Benzer şeylerin Almanya’da olamayacağına inananlar, tek kelimeyle tarihten bihaber demektir.

1960’ların sonlarında, gizli ajan Peter Urbach, daha sonra Kızıl Ordu Fraksiyonu’nun (RAF) öncü unsurlarını oluşturacak olan Berlin APO’nun (Parlamento Dışı Muhalefet) üyelerine bomba ve silah temin etmişti. On yıl sonra bir BND üyesi, RAF üyesi Sigurd Debus’un hapisten kaçmasını sağlamak için, Celle kasabasındaki cezaevinin duvarında bombayla bir delik açtı ve o yolla polisin örgüte sızmasını sağladı.

Daha yakın tarihlerde Almanya’da polis provokatörlerinin nasıl kullanılmış olduklarına ilişkin çok sayıda haber çıktı. 1993 yılının Mayıs ayında, Bischofferode’lu Doğu Alman madenciler ocaklarının kapatılmasına karşı çıkmak için hükümet binalarının önünde protesto gösterisi yaptıkları sırada, anarşist kılığına girmiş polisler göstericilerin arasına karıştılar ve ardından üniformalı meslektaşlarına şişe ve taş attılar. İşçiler kargaşa çıkaranları durdurmak için müdahale edip bu kişileri polise teslim ettiklerinde, polis bu insanlarla ilgilenmedi. Polis bunun yerine bazı işçileri rasgele yakaladı ve acımasızca dövdü.

Gorleben’de yapılan nükleer enerji karşıtı protestolarla ilişkili olarak da kasıtlı polis provokasyonlarının oynadığı rolle ilgili kimi haberler çıktı.

Tanık ifadeleri

Bununla bağlantılı olarak Rostock’taki görgü tanıkları tarafından verilen bilgileri çok ciddiye almak gerekiyor. Çok sayıda gösterici, Indymedia web sitesinde, kendi yaşadıklarını anlatıyorlar. Tanık ifadelerinin tamamına yakını günün büyük bir bölümünde gösterinin son derece sakin ve barışçıl bir biçimde devam ettiğini vurguluyorlar. Aynı zamanda, kimi göstericiler -birbirlerinden bağımsız biçimde- "kara blok"un kimi üyelerinin anarşistlerin ana gövdesinden bağımsız olarak hareket ettiklerini ve polisle bağlantılı hareket ediyormuş izlenimini verdiklerini gözlemlemişler.

Rainer Zwanzleitner,Indymedia’da şu açıklamayı yapıyor: "Bizler, gösterinin Hamburg Caddesi yönünden gelen bölümünün içinde, ön sıralara yakın bir yerdeydik. Limana ulaştığımız sırada, bir bina inşaatının tahta perdeleri önünde konumlanmış bir grup polisin (yaklaşık olarak 10-20 polis), sanki bir yerden bir emir almışçasına, sakin sakin kasklarını takmaya başladıklarını, yani harekete geçmeye hazırlandıklarını gördük. O ana kadar hiçbir olay yaşanmamıştı.

Bir polis müdahalesinden endişe eden Zwanzleitner, kendisiyle birlikte grubunu bu polis kordonundan çıkarıp, yürüyüşün sona ereceği yerde kurulmuş olan sahneye doğru ilerlemeye devam etmiş. "Oradan polisin yürüyüşün baş tarafına doğru yöneldiğini görebiliyorduk. Hemen hemen aynı sırada şehir merkezi yönünden kimi polis birimleri, tren istasyonundan gelen gösteri kolunun üzerine üşüştüler." Gösteriyi sonlandıracak olan miting çoktan başlamıştı ve yaklaşık olarak 10-15 dakika sonra düzenleme komitesinin bir üyesi polise, geri çekilmesi ve provokatif bir biçimde güç yığmaya son vermesi için mikrofonla çağrı yaptı.

Ancak bunun tam tersi oldu. Bir polis helikopteri doğrudan sahne üzerinde çember çizdi ve o kadar alçaktan uçtu ki, helikopterin sesi ses sisteminin yakınındaki bütün alanı kaplayarak, sahneden iletişim kurmayı olanaksız hale getirdi.

"Ortalık biraz sakinleşince limandaki miting alanından ayrıldık ve yayalara ayrılmış bölüme doğru yöneldik. Yol üzerinde gördüğümüz şey bir polis kampından başka bir şey değildi. Her yerde polis araçları vardı." Bu arada üniversite meydanında yavaş yavaş bir başka tehlikeli durum ortaya çıkıyordu.

"20 ile 30 arasında, siyahlar giyinmiş, polis birimleri tarafından izlenen bir grup gösterici meydana girdiler. Bu göstericilerden bazıları alanda kaldılar, bazıları belediye binasına devam ettiler. Daha sonra siyahlar giymiş, ne var ki bir ‘otonomun’ alışılmış görünümünden belirgin bir biçimde farklı görünen 3 ya da 4 kişi daha gördük. Epeyce iri yapıydılar ve aynı biçimde giyinmişlerdi (ince naylon anoraklar, aynı pantolonlar giymişlerdi ve yüzleri maskeliydi). İnce giysilerinin altındaki kurşun geçirmez yelekleri fark edilebiliyordu. Ve daha da önemlisi, meydanı, diğerlerinin tama aksi yönde, yani doğrudan içeriye doğru hareket etmekte olan polise doğru giderek, yüzleri maskeyle kapalı olarak terk ettiler. Daha sonrasında nereye gittiklerini bulamadık." (http://de.indymedia.org/2007/06/180968.shtml)

Gösteride yer alan diğer katılımcılar "kara blok" üyelerinin broşür ve bildiri şeklinde dağıtılan politik materyalleri kaba bir tavırla reddettiklerini bildiriyorlar. Gösteride yer almış olan Anna U. şunları söylüyor: "Otonom soldakilerin daha önce böyle davrandıklarını hiç görmemiştim… Bu insanlarla ilgili garip bir şeyler olduğu izlenimini edindim, ne solcu gibi ne de sol anarşistler gibi davranıyorlardı."

"Örgütsel budalalık"

Polisin provokatif davranışlarını eleştirenler yalnızca göstericiler değil. Münih polis psikologu George Sieber,Deutschlandradio Kultur’de, polisin Rostock’ta yaptıklarını "operasyonel budalalık" olarak tanımladı. Sieber, polisin modası geçmiş taktikler kullandığını ve oransız güç kullanarak tepki gösterdiğini söyledi.

Sieber, şiddet olaylarının ortaya nasıl çıktığı sorulunca şu cevabı verdi: "Şöyle oldu: gerginlik Rostock’ta gerçekten kaynama noktasına gelmeden önce tırmanışa geçmişti. Herkes polisin nasıl, hiç de alışık olmadık biçimde kurşun geçirmez kıyafetler giymiş olduğunu görebiliyordu, insan ilk bakışta onları Irak’taki deniz komandoları ile karıştırabilirdi."

Bir gazetecinin gerilimin tırmanmasına polisin yol açıp açmadığına ilişkin olarak görüşünü sorması üzerine, Sieber, gerilimin daha öncesinde tırmanmış olduğunu söyledi: "Onlar aşırı derecede büyük bir tehlike olduğu düşüncesiyle hareket ettiler ya da gerçekten de böyle bir tehlikenin olduğunu hissettiler ve daha sonra da insan haklarını ciddi bir biçimde ihlal eden güvenlik önlemlerine başvurdular. Benim gerilimin tırmanmasından kastettiğim şey bu -bu aslında tırmanan gerilimin ulaştığı en yüksek noktaydı."

Başlangıçta gösteri barışçıldı. Sieber, "Olay yerinde, bize telefonla, ‘buradaki atmosferin Sevgi Yürüyüşünü [Berlin’de her yıl düzenlenen bir müzik etkinliği] andırıyor,’ diye bilgi veren iki gözlemcimiz vardı," diye anlattı. "Olaylar bir polis aracının tahrip edilmesiyle başladı ve daha sonra polis açısından orantısız tepki vermek olarak tanımlanabilecek, birçok şey yaşandı."

Sieber, güvenlilik güçlerinin neredeyse yalnızca "sabit düzen içinde" ilerlemiş olmalarını eleştirdi. Bu tür, "sabit düzen içinde, bir zincir halinde, muharebe devriyesi olarak" mevzilenmenin modası bütünüyle geçmiştir ve "hemen hemen 1970’lerden bu yana tek kelimeyle operasyonel budalalık" olarak adlandırılmaktadır. Rostock’ta "yaşanan her şey aslında ders kitaplarında öğretilenlerin hilafına gerçekleşmiştir. Ve polis memurları, polis akademisinde doğal olarak bu şekilde hareket edilmemesi gerektiğini öğreniyorlar." Bu nedenle "bu mevzilenme biçimi en başından itibaren bütünüyle uygunsuzdu."

Kendisine polis komutasını gerçekten suçlayıp suçlamadığını soran şaşkınlık içindeki gazetecinin ısrarlı talepleri karşısında Sieber şu cevabı verdi: "Hayır, bu bir suçlama değil; bunun siyasi olarak tasarlanmış olması bile mümkündür."

Sorulması gereken soru tam da budur: Bu olaylar, yanan otomobillerin ve taş atan isyancıların fotoğraflarının, gösteri yapma hakkına daha öncesinde yöneltilmiş olan saldırıları haklı göstermek ve demokratik haklara yönelik yeni bir saldırı hazırlamak için kullanılabileceği bilindiği için mi çıkarıldı? "Siyasi olarak tasarlanan" şey bu muydu?

Çıkan kargaşanın, polis yakın düzende karşılık verirken ve polis komutası yüzlerce göstericinin yaralanmasıyla sonuçlanan bir mevzilenmeyi uygulamaya koymaya hazırlanırken, gizli polisin "kara blok" içinde ajan olarak faaliyet gösterdikleri planlı bir manevranın sonucu olup olmadığının belirlemek üzere bir soruşturma yapılması gereklidir.

Gösteriye katılmış ve neler olduğuyla ilgili herhangi bir önemli bilgiye sahip olan bütün okurlarımızı ellerindeki malzemeyi bize göndermeye ve yazı kurulu ile ilişkiye geçmeye çağırıyoruz.

Aynı zamanda bakınız
Makalenin İngilizce orijinali
(7 Haziran 2007 )

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır