World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Türkiye

Yazıcıya hazırla

Türkiye-Irak krizi kızışırken, ABD PKK üslerine askeri saldırı düzenlemeyi planlıyor

Peter Symonds
7 Kasım 2007
İngilizce’den çeviri (24 Ekim 2007)

Türk ordusu ayrılıkçı Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) kuzey Irak’taki gerilla üslerine saldırmak üzere hazır beklerken, Washington ve Londra, Irak’taki ABD işgalini daha da istikrarsızlaştıracak bir Türk müdahalesini önlemek için hummalı bir diplomatik faaliyete giriştiler. Bununla birlikte,Chicago Tribune’nün dün bildirdiği gibi, Bush yönetimi aynı zamanda PKK’ye karşı ya ABD güçleri tarafından ya da Türk ordusu ile birlikte düzenlenecek askeri saldırlar için planlar hazırlıyor.

Türk hükümeti, Türkiye içinde gerçekleştirilen son PKK saldırılarını, Irak sınırı boyunca yapmış olduğu devasa askeri yığınağı haklı göstermek için kullanıyor. Tanklar, ağır toplar, savaş uçakları ve helikopterlerle desteklenen en az 60.000 bin asker, Irak, İran ve Türkiye sınırındaki sarp Kandil Dağları’nda yer alan PKK kamplarını vurmak üzere toplanmış durumda. Türk meclisi geçtiğimiz hafta yapılan oylamada hükümete, ezici bir çoğunlukla, sınır ötesi harekâtlar düzenleme yetkisi verdi.

Gerilim, Pazar günü 200 kadar PKK’lı isyancının bir Türk ordu karakoluna saldırıp, en az 12 askeri öldürmesi ve sekiz askeri esir almasıyla patlama noktasına geldi. Türk ordusu karşı saldırıya geçerek, gerillaları sınırdan Irak’ın içlerine doğru izledi. Türk basınına göre, savaş uçakları Irak içinde 60’ın üzerinde hedefi vurdu. Yine de Türkiye, Irak’ın kuzeyindeki Kürt bölgesine büyük çaplı bir saldırı düzenlemekten geri durdu.

Türk hükümeti, ABD ve Irak’tan ısrarla, PKK üslerini ortadan kaldırılmak, PKK’nın liderlerini yakalamak ve onları Ankara’ya teslim etmek üzere harekete geçmelerini istiyor. Bunun karşılığında, ABD ve Britanya, Irak hükümetine ve bölgesel Kürt yönetimine PKK’yı kontrol altına almaları için baskı yaptılar. Geçtiğimiz iki gün boyunca Washington, Londra ve Bağdat’ta yapılan bir dizi toplantı sorunu çözmekte başarılı olamadı.

Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Londra’da Başbakan Gordon Brown ile görüştükten sonra tehditkâr bir biçimde şu uyarıyı yaptı: "Sonsuza kadar bekleyemeyiz... Kendi kararımızı kendimiz almak durumundayız." Türk Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Bağdat’ta, bir yandan soruna diplomatik bir çözüm bulunması çağrısı yaparken, ısrarla "terörist bir örgüt" olduğunu söylediği PKK ile bir ateşkes yapma önerisini kategorik olarak reddetti.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean McCormack, Bush yönetimi yetkililerinin kuzey Irak’a yönelik bir Türk saldırısını önlemek için çılgın bir tempo içinde yürüttükleri diplomatik faaliyeti, "tam saha pres" olarak tanımladı. Ne var ki bu basketbol benzetmesi planlı bir stratejinin söz konusu olduğunu ima ediyor. Bush yönetiminin, Irak’ı yasadışı bir biçimde istila etmesinin ve İran’a yönelik yeni bir savaş başlatmak için pervasızca sürdürdüğü hazırlıkların yan etkileri ortaya çıkmaya başladığı için, ABD’nin bu tepkisini tam anlamıyla panik olarak tanımlamak çok daha uygun olacaktır.

Kuzey Irak’taki Kürt bölgesi genellikle ABD işgalinin büyük başarı öyküsü olarak selamlanıyor. Gerçekte bu bölge püf deyince yıkılacak iskambil kâğıtlarından yapılmış bir eve benziyor. Bush yönetimi, iki büyük Kürt milliyetçisi partiye -Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne (KYB)- 2003’te ABD istilasına verdikleri desteğin karşılığı olarak kuzeydeki üç eyalette özerk bir bölge oluşturma izni verdi. Türk yöneticiler en başından itibaren bu bölgesel yönetimi, Kürt ayrılıkçı düşünceleri daha geniş bir alanda cesaretlendirecek bir tehdit olarak gördüler. Türk yöneticiler, özellikle bölgesel Kürt yönetiminin, oldukça büyük bir Türkmen nüfusunun bulunduğu ve petrol sahalarıyla çevrili olan kuzey Irak kenti Kerkük’ü denetim altına alma taleplerine karşı düşmanca bir tavır içindeler.

ABD’nin Kandil Dağları’nda yerleşmiş olan PKK gerillalarına karşı harekete geçmedeki yetersizliği, yalnızca Türkiye ile olan gerginliğin artmasına neden oldu. PKK ile onun kardeş örgütü, İran’da faaliyet gösteren Kürdistan’da Özgür Yaşam Partisi’ne (PJAK), Irak’ın kuzeyinde, bölgenin önde gelen şehirlerinden erzak ve mali destek sağlayarak, özgürce faaliyet gösterme izni verildi. Yalanlamalara rağmen, ABD ile İsrail’in PJAK gerillalarını İran’ın içinden istihbarat toplama ve İran’daki rejimi istikrarsızlaştırma aracı olarak gizlice silahlandırdığını ve eğittiğini gösteren çok sayıda kanıt var. Sözgelimi, New York Times, dün, ABD’li subaylarla "normal diyalog" içinde olunduğunu söyleyen bir PJAK liderini örnek olarak veren, uzun bir makale yayınladı.

PJAK ile PKK arasında kesin bir ayrım çizgisinin bulunmaması -her iki grup da aynı dağlık alanlar üzerinden faaliyet gösteriyorlar, benzer bir Kürt ayrılıkçılığı programını ve ortak kökleri paylaşıyorlar- yalnızca Bush yönetiminin iki yüzlülüğünün ve sinikliğinin altını çiziyor. ABD, müttefiki Türkiye’yi yanında tutmak için PKK’yı terörist bir örgüt olarak ilan etti, ancak aynı şeyi PJAK için yapmadı.

PKK/PJAK üslerine ve Irak’taki Kürt köylerine yapılacak herhangi bir Türk saldırısı, Iraklı Kürtler arasında kaçınılmaz olarak öfkeli bir tepkiye yol açacak ve Kürt peşmerge milis birliklerinin ve Irak ordusunun çatışmanın içine çekilmesi tehlikesini doğuracaktır. Böyle bir hareket yalnızca bölgesel Kürt yönetimi için değil, fakat aynı zamanda büyük ölçüde KYB/KDP’nin desteğine bel bağlamış olan Bağdat’taki Irak hükümeti için de son derece istikrarsızlaştırıcı olacaktır.

ABD’nin askeri hazırlıkları

Washington, Irak’ta bir Türk askeri müdahalesini veya ABD/Türk ittifakında bir kırılma yaşanmasını önlemek konusunda düpedüz çaresizlik içinde. Uzun vadeli stratejik hesaplar bir yana, ABD ordusu Irak’a hava kargosunun aşağı yukarı yüzde 70’ini Türkiye’nin güneyindeki önemli bir ABD hava üssü yoluyla gönderiyor. Aynı zamanda, Afganistan’da 1.000’den fazla Türk askeri, NATO güçlerinin bir parçası olarak, bu ülkede sürmekte olan ABD’nin başını çektiği işgali desteklemeye yardımcı olmak üzere bulunuyor.

Bush yönetimi, bir yandan kamuoyu önünde krize diplomatik bir çözüm bulunması çağrısı yaparken, aynı zamanda PKK üslerine yönelik bir askeri saldırının hazırlıklarını yürütüyor. Başkan Bush, Pazartesi günü Türk Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü telefonla aradı. Beyaz Saray sözcüsü Gordon Johndroe’a göre, Bush, Gül’e ABD’nin "kuzey Irak üzerinden faaliyet yürüten PKK’lı teröristlerle savaşmak için" Türkiye ve Irak’la birlikte çalışacağına dair güvenceler verdi.

Chicago Tribune, dün, askeri harekâtın tartışılmakta olduğunu bildirdi. İsmi belirtilmeyen, Bush/Gül görüşmesinin içeriğini bilen bir ABD’li yetkili gazeteye yaptığı açıklamada ABD’nin PKK ile başa çıkmak için diplomasinin ötesindeki seçeneklere ciddi olarak baktığını söyledi. Yetkili, "Zaman artık ‘Kumbaya’ [Joan Baez’in Afrika kökenli, barış çağrısı yapan bir şarkısı -ç.n.] zamanı değil -yalnızca üç taraflı görüşmelerden söz etmek yeterli olmayacaktır. Bir şeylerin yapılması gerekiyor," dedi.

PKK üslerine yönelik hava saldırıları ve cruise füzelerinin kullanılmasını da içeren bir dizi askeri seçenek üzerinde duruluyor. Üzerinde tartışılan bir diğer seçenek, bölgesel Kürt yönetimini, sahip olduğu milis güçlerini PKK’nın üslenmiş olduğu dağların etrafında, örgütün ikmal hatlarını kesmek için bir kordon oluşturmak üzere kullanmaya ikna etmek. PKK’yı vurmak üzere ABD askerlerinin konuşlandırılması son çare olarak görülüyor.

ABD’li yetkili, Washington’un endişelerini vurgulayarakChicago Tribune’e şunları anlattı: "Geçmişte PKK’ya karşı, gerek hava saldırıları yoluyla gerekse de bir tür Özel Kuvvetler harekâtı şeklinde, doğrudan bir ABD askeri harekâtına girişmek konusunda isteksizlik söz konusuydu. Ama her zaman için kırmızı çizgi, Türklerin sınırın öte yanından gelmeleri durumunda, bu o kadar istikrarsızlaştırıcı olabilirdi ki, bizzat bizim bir şeyler yapmamız bizim için daha az riskli olabilir şeklindeydi. Şimdi Türkler için bıçak kemiğe dayanmış durumda ve bizim risk hesabımız değişiyor."

Bush’un Gül’le yaptığı görüşme, Pazar günü ABD Dışişleri Bakanı Condoleeza Rice’ın Türk Başbakanı Erdoğan’la yaptığı, kuzey Irak’ın içlerine derhal bir askeri saldırı düzenlemekten geri durulmasını istediği, acil telefon görüşmesinin ardından gerçekleşti. Chicago Tribune Erdoğan’ın sınır ötesi saldırı konusunda 72 saatlik bir süre verdiğini bildirdi. Türk hükümeti askeri bir harekât başlatma konusunda ordunun ve muhalefet partilerinin, özellikle de aşırı sağcı milliyetçilerin baskısı altında. Bununla birlikte hükümet aynı zamanda, ABD ile açık bir kopuşun yaşanması, savaşın sonuçsuz kalması ve daha geniş bir bölgesel çatışma haline gelmesi tehlikesi karşısında derin endişe duyuyor.

Thomson Financial web sitesinde yayınlanan bir makale, ABD ile Türkiye’nin PKK’ya karşı ortaklaşa bir askeri harekât planlıyor olabileceğini belirtiyor. Erdoğan, Pazartesi günü Londra’ya uçarken gazetecilere şunları söyledi: "Amerika Birleşik Devletleri’yle birlikte kuzey Irak’ta PKK’ya karşı ortak bir harekât düzenleyebiliriz... Afganistan’da nasıl müşterek çalışmalar yapıyorsak burada aynısını bekliyoruz." Erdoğan, bir önceki gün Rice ile yapmış olduğu görüşmeden söz ederek şunları ekledi: "[Rice’ın] kaygılı olduğunu gördüm. Müşterek harekata girmek isteğini gördüm. Birkaç gün süre istedi ve bize birkaç gün müsaade edin, tekrar döneceğiz dedi."

Iraklı Kürt milliyetçisi partiler açıkça korkuya kapılmış durumdalar. KYP ve KDP, Irak’ın ABD tarafından işgal edilmesine kölece destek vererek, kuzey Irak’ta, en sonunda Kerkük’ün çevresindeki petrol zengini bölgeyi de içerecek olan, kendi küçük siyasi ve ticari imparatorluklarını kurma konusunda Amerikan desteğine sahip olacaklarının hesabını yaptılar. Herhangi bir Türk saldırısına karşı direneceklerini ilan etmiş olan bölgesel yönetim, şimdi Amerikalı destekçilerinden PKK’ya karşı bizzat harekete geçmeleri yolunda baskı görüyorlar. Bölgesel yönetimin kıskançlıkla korunan "özerkliği" Ankara ve Washington’dan gelen taleplerin baskısı altında hızla un ufak oluyor.

Irak Başbakan Yardımcısı ve KYB üyesi Barham Saleh, Beyaz Saray’da yaptığı görüşmelerin ardından, Pazartesi günü Brookings Enstitüsü’ne şunları söyledi: "Endişem Kuzey Irak’taki yönetim ve Irak hükümetinin üzerinde 'PKK’ya karşı savaşma' talebi konmasıdır. Bu ise, bizim kazanamayacağımız ve Irak’ın istikrarlı yegâne bölgesini kaosa sürükleyecek ucu açık bir çatışmaya yol açabilir."

Çeşitli Kürt milliyetçisi politikacılar tarafından büyük güçlerle girişilmiş ve Kürt halkı için felaketle sonuçlanmış kirli manevraların uzun bir tarihi var. Bugün içinde bulunulan durumun hiçbir farkı yok. Irak’ın "istikrarlı" kuzeyi pekala "ucu açık bir çatışma" için yeni bir savaş alanı haline gelebilir. Bunun ilk sorumluları, Iraklı Kürtlerin kaderini Bush yönetimine ve onun yasadışı Irak işgaline bağlamış olan KYB ve KDP liderleridir.

Aynı zamanda bakınız
Makalenin İngilizce orijinali
(24 Ekim 2007)
Türk hükümeti kuzey Irak’a askeri müdahale yapılmasına yeşil ışık yaktı
( 22 Ekim 2007)
Washington, Irak’ta PKK’ya karşı girişilecek bir gizli harekatın planlarını tartışıyor
( 28 Ağustos 2007)

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır