World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler

Yazıcıya hazırla

Türk mahkemeleri YouTube sitesini yasakladı

Kerem Kaya
15 Ağustos 2008
İngilizce’den çeviri (6 Ağustos 2008)

Türkiye’de, 5 Mayıs günü popüler video paylaşım sitesi YouTube’a erişim bütünüyle yasaklandı. YouTube, modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret ettiği iddia edilen bir video nedeniyle yasaklandı. Bu yasak, bugün de sürüyor ve Türkiye’nin tarihinde bir web sitesine konulmuş olan en uzun süreli yasak haline gelmiş durumda.

YouTube’a erişim yasağı, önce 24 Nisan’da Ankara 11. Sulh ve Ceza Mahkemesi, ardından 30 Nisan’da Ankara 5. Sulh ve Ceza Mahkemesi ve daha sonra da 5 Mayıs’ta 1. Sulh ve Ceza Mahkemesi tarafından ardı ardına alınan kararlarla geldi. Siteye erişim yasağı son mahkeme kararının verildiği gün uygulamaya kondu. YouTube’a Türkiye’den erişmek isteyenler, son iki mahkemenin, sırasıyla 599 ve 402 sayılı kararlarına atıfta bulunan, "Bu siteye erişim engellenmiştir" mesajıyla karşılaşıyorlar. Ankara Cumhuriyet Basın Savcısı Nadi Türkaslan, yasaklanan videoların Türkiye veritabanından kaldırıldığını, ancak diğer ülkelerin veri tabanlarından kaldırılmadığı müddetçe yasağın süreceğini ve YouTube’un Türkiye’de bir temsilciliğinin olmaması nedeniyle kendilerine bir muhatap bulamadıklarını söyledi.

YouTube Türk yetkililer tarafından ilk kez yasaklanmıyor. İlk erişim yasağı 2007 yılının Mart ayında konuldu. Bu yasak iki gün içinde kaldırıldı. 2008 yılının Ocak ayında ikinci bir yasak geçici olarak uygulamaya konuldu.

Her üç yasaklama kararı da, her seferinde farklı yasalar kullanılmış olmasına karşın, Atatürk’ün manevi şahsiyetine hakaret edildiği gerekçesiyle alındı. Bu, Türkiye’de sansür uygulamak için, çok geniş bir kısıtlayıcı yasalar ve önlemler cephanesinin bulunduğunu gösteriyor. 2007’de alınan ilk yasaklama kararı, Nobel edebiyat ödülü sahibi yazar Orhan Pamuk’a 2005 yılında "Türklüğe hakaret" ettiği gerekçesiyle saldırmak için kullanılan, kötü bir üne sahip olan 301. Madde’ye dayandırılmıştı (Bkz. "İfade özgürlüğü ayaklar altına alınmaya devam ediliyor"). Geçen yıl hükümet "web sitelerini düzenlemeyi", yani anti-demokratik sınırlamaları ve yasaklamaları uygulamaya koymayı hedefleyen, 5651 sayılı yasayı çıkardı. Örneğin bu yasanın 8. Maddesi, 1951 tarihli "Atatürk’e karşı işlenmiş suçlar" yasasını çiğnemesi halinde, her türlü içeriğin engellenmesini öngörüyor.

Atatürk’e ilk "hakaret", bir YouTube kullanıcısının, eşcinselliğin Yunanistan’da başladığını ve bütün Yunanlı erkeklerin eşcinsel olduğunu söyleyen, acemice kurgulanmış, homofobik bir videoya verilen karşılıkla geldi. Atatürk’ün eşcinsel olduğunu öne süren bir videonun ortaya çıkması fazla zaman almadı. Bu düşük kaliteli ve şovenist atışma daha sonra, 5 Mart 2007 tarihinde, liberal Doğan Medya Grubu tarafından gündeme getirildi. Milliyet gazetesi bu videoyu, "YouTube’da küstahlık!" başlığını taşıyan bir haberle duyurdu. Gazete YouTube’a karşı bir e-posta protesto kampanyası başlatılması için çağrı yaptı ve daha şimdiden 160 bin e-posta mesajına ulaşıldığını iddia etti. Bu kampanya, savcılar konuya el koyuncaya kadar sürdü. YouTube’a erişim 7 Mart’ta, videolar kaldırılıncaya kadar, iki gün süreyle engellendi. Ne var ki, bu tür videolar yeniden ortaya çıkmaya başladı ve yasak o tarihten bugüne kadar kesintili olarak devam etti.

YouTube baskıya maruz kalan tek popüler web sitesi değil. Yalnızca bunlar arasında en çok bilineni. Aynı zamanda Wordpress, Geocities ve Alibaba gibi çeşitli sitelere erişim de sık sık yasaklanıyor. Aslında, bugünlerde web sitelerinin yasaklanması konusunda tam bir çılgınlık nöbeti yaşandığı açıkça görülebiliyor. Kişisel şikâyetler temelinde web sitelerinin yasaklanmasına karar verebilecek olan 900 civarında mahkeme var ve birden fazla mahkemeden yasaklama kararı almak mümkün. Bu, yasağın süresini, bir başka mahkemenin kararını kullanarak uzatmanın mümkün olduğu anlamına geliyor. Aynı zamanda mahkemeler ilgili web sitelerini, onlarla ilgili herhangi bir karar vermeden önce veya karar verdikten sonra bilgilendirmekle yükümlü değiller. Web siteleri yasaklandıklarını ancak kullanıcılarının siteye erişim sağlayamadıkları yönünde şikâyette bulunmalarının ardından öğrenebiliyorlar. Bu da konulan bir yasağın kaldırılmasını daha da geciktiriyor.

Türkiye’deki bilgisayar uzmanlarını temsil eden turk.internet.com web sitesi, halihazırda bu ülkedeki başlıca uluslararası internet erişimi sağlayıcısı ve bu nedenle getirilen yasaklamaların uygulayıcısı olan Türk Telekom’un, 2005’te 153, 2006’da 886, 2007’de 549 ve 2008’in ilk yarısında 420’ye yakın yasaklama kararını uygulamaya koyduğunu bildirdiğini söylüyor. (Bu yasaklamaların bazıları, özellikle sayının zirveye ulaştığı 2006 yılında, gerek Türk müzik sektöründe yapımcıları temsil eden MÜYAP’ın yürüttüğü çalışmalara gerekse de 2006’nın sonlarından itibaren hükümetin çocuk pornografisine karşı yürüttüğü kampanyaya bağlanabilir. Ancak yasak sayısındaki genel artış eğilimi açıkça görülebiliyor.)

Uluslararası Af Örgütü, 2008 yılı Türkiye raporunun özet bölümünde şöyle diyor: "Artan siyasi belirsizlik ve askeri müdahalelerin ardından ülkede milliyetçi duygular ve şiddette artış görüldü. İfade özgürlüğü kısıtlanmaya devam etti."

Türkiye’de YouTube’un sansür edilmesi bilgi edinme özgürlüğüne yapılmış bir saldırıdır ve buna kararlı bir biçimde karşı çıkılması gerekiyor. Türk yetkililerin internet erişimini kısıtlamaya yönelik girişimleriyle, bu ülkede derinleşmekte olan siyasi kriz arasında doğrudan bir bağlantı var. Türkiye’de işsizlik hızla artıyor ve işsizlik oranı kısa bir süre önce, 2001 yılında yaşanan yıkıcı krizle ulaşılmış olan işsizlik düzeylerini bile geride bırakmış durumda. Genç işçiler işsizlikten çok daha fazla etkileniyorlar. Aynı zamanda enflasyon da şimdi iki haneli rakamlara erişmiş durumda.

Bu ekonomik sıkıntılar işçi sınıfını derinden etkiliyor, yaygın bir biçimde toplumsal mücadeleleri ateşliyor ve YouTube da bu mücadelelerin yayınlanması için birçok kişi tarafından kullanılıyor.

Youtube’a konan son yasak, İstanbul’da 1 Mayıs gösterilerinin çevik kuvvet polisi tarafından vahşice bastırılmasının üzerinden sadece birkaç gün geçtikten sonra geldi. Bu saldırının görüntüleri derhal YouTube’da yayınlandı. Burada şunu belirtmek gerekir ki, televizyon kanallarından farklı olarak, YouTube’da içerik sürekli olarak erişilebilir bir durumda oluyor.

Türkiye’de, milliyetçilikleri ve şovenistlikleri ile kötü bir üne sahip olan medya ve televizyon kuruluşlarının egemen olduğu bir ortamda, son birkaç yıl içinde internete ve YouTube’a yönelen insanların, özellikle de gençlerin sayısında belirgin bir artış olması hiç de şaşırtıcı değil.

2008 yılının başlarında eBay tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre Türkiye’de internet kullanımı 2006’daki yaklaşık 12 milyon kişiden (yüzde 20’lik kullanım oranından) 2007’de 26 milyon kişiye (yüzde 37 kullanım oranına) çıkmış durumda ve Türkiye dünya sıralamasında 11. sırada (kullanım oranında 14. sırada) yer alıyor. Bu kullanıcıların yaklaşık olarak 20 milyonu 16 ile 34 yaş arasında. Aynı zamanda Türkiye şimdi, popüler bir sosyal haberleşme ağı sitesi olan FaceBook’un aktif kullanıcıları arasında dördüncü sırada yer alıyor. YouTube’un kendisi, google.com.tr ve google.com gibi sitelerin ardından Türkiye’deki en popüler siteler arasında beşinci sırada yer alıyor.

Bu istatistikler paylaşımlı erişim sunan internet kafeler aracılığıyla internet kullanımını içermiyor.

Bugünkü siyasi atmosfer içinde ne iktidardaki İslamcı AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi) ne de Kemalist muhalefet YouTube’a yönelik yasaklamaya karşı herhangi bir itirazda bulundular. Hatta AKP’ye yakınlığıyla bilinen Zaman gazetesi 2007 yılının Ekim ayında PKK (Kürdistan İşçi Partisi) propagandası yaptığı öne sürülen videoların YouTube’dan kaldırılması için bir kampanya yürüttü.

Bu yasağı, demokratik olarak seçilmiş AKP’nin kapatılması ve bu partinin aralarında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da yer aldığı 71 önde gelen üyesine beş yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesi istemiyle bir süre önce açılmış olan bir davaya destek vermiş olan ana muhalefet partisi Kemalist CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) de destekledi. YouTube’a getirilen yasak aynı zamanda web sitesine yönelik kınama korusuna en başından itibaren katılmış olan Kemalist,Maoist İşçi Partisi tarafından da desteklendi.

AKP hükümeti ve Kemalist muhalefet etki alanlarının ve kendi yandaşlarının sahip oldukları mevkilerin paylaşımı konusunda kendi aralarında mücadele ederlerken, konu internete herhangi bir kısıtlama olmadan erişim sağlanması dahil, temel demokratik hakların bastırılmasına geldiğinde birleşiyorlar.

İnternetin bir haber ve bilgi kaynağı olarak sahip olduğu demokratik potansiyel karşısında giderek daha fazla korkuya kapılan yetkililer yalnızca Türk mahkemeleri ve hükümeti değil. Dünyanın dört bir yanında hükümetler, büyük sermayenin doğrudan emri altına kolayca sokulamayacak bu tür bir kitle iletişim aracı karşısında, giderek daha fazla endişeye kapılıyorlar. Bu durum onları, bu kitle iletişim aracını kontrol altına almanın yollarını aramaya itiyor.

Uluslararası, demokratik ve kitlesel bir iletişim aracı olarak internetin gelişimi, birbiriyle rekabet eden ulus devletlerin oluşturduğu varolan üstyapıyla ve özel ellerdeki İYS’ler [İnternet Yer Sağlayıcısı-ç.n.] ve telekom şirketleriyle bağdaşmamaktadır. İnsanlık böyle bir teknolojinin sahip olduğu bütün potansiyeli ancak küresel ölçekte, rasyonel bir ekonomik planlama çerçevesi içinde harekete geçirebilir. Bu da ancak işçi sınıfının gerçekten enternasyonalist ve sosyalist bir programı temel alan, siyasi olarak bağımsız bir hareketinin inşa edilmesiyle mümkün olabilir.

Makalenin İngilizce orijinali
(6 Ağustos 2008)
Uluslararası Af Örgütü demokratik haklara yapılan saldırıları belgeliyor
( 4 Mart 2008)
Profesör Yayla Türkiye’nin kurucusunu eleştirdiği için mahkûm oldu
( 20 Şubat 2008)
İfade özgürlüğüne yönelik saldırılar sürüyor
( 20 Aralık 2007)

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır