World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

Sol Parti Alman Gizli Servisini Savunuyor

Christoph Dreier
14 Temmuz 2012
İngilizce’den çeviri (7 Temmuz 2012)

Alman iç istihbarat örgütü (Anayasayı Koruma Teşkilatı-VS) ile Neo-Nazi teröristler arasındaki bağlantıları gösteren gerçekler sürekli olarak ortaya seriliyor. Fakat, nüfusun geniş kesiminin Gestapo'nun yeni bir örneğinin ortaya çıkmasından kaygılandığı koşullar altında, Almanya'daki Sol Parti, açıkça istihbarat örgütünü savunuyor ve onun faaliyetlerini optimize etmeyi amaçlayan yapısal değişikliklerin yapılmasını istiyor.

Geçtiğimiz yılın sonlarında medyada yer alan haberler, 2000 yılından beri faaliyet gösteren Nasyonal Sosyalist Yeraltı [Örgütü] (NSU) adlı neo-faşist bir örgütün ırkçı güdülerle işlenmiş en az dokuz cinayetin yanı sıra bir kadın polisin öldürülmesinden sorumlu olduğunu açığa vurmuştu.

Soruşturma, VS'nin, NSU'nun faaliyetleri hakkında başlangıçtan itibaren haberdar olduğunu gösterdi ve istihbarat örgütünün NSU üyelerini kasıtlı olarak adli kovuşturmadan koruduğunu belirtti. Örgütün çevresine gizli ajanlar yerleştirmiş olan VS, NSU üyelerini bomba imalatı faaliyetine yönlendirdiği ve en az bir NSU teröristinin pasaport edinmesine yardımcı olduğu gerçeğini şimdiye kadar reddetti.

Bütün bunlar açığa çıkmasına rağmen, hiçbir ciddi araştırma yapılmadı. Alman parlamentosu (Bundestag), kapsamlı bir araştırma başlatmak yerine, örgütün gücünü arttırmaya karar verdi. VS, şimdi, polise ve eyalet istihbarat güçlerinin önemli verilerine ulaşma yetkisiyle donatıldı. Polis ve istihbarat örgütünün bu yolla bağlantılandırılması, Hitler'in Gestapo'sunun işlemiş olduğu suçlar nedeniyle II. Dünya Savaşı'ndan bu yana Almanya'da resmen yasaklanmıştı.

Haziran ayının sonunda, geçtiğimiz Kasım ayında NSU'ya yönelik ilk ifşaatların ardından, bir VS görevlisinin NSU içinde faaliyet gösteren yedi gizli ajanın kişisel bilgilerini imha ettiği ortaya çıktı. Bu kanıtları kasıtlı olarak imha etme eylemi bir hafta öncesine kadar gizlenmişti.

Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) üyelerinden Heinz Fromm, bu hafta başında, VS'nin yöneticiliği görevinden ayrıldı. Bundan birkaç gün sonra, VS'nin Thüringen eyaletindeki başkanı da istifa etti. Bu adımlar, neler olup bittiğine ışık tutmayı değil, içeriden gelen eleştirileri yatıştırmayı amaçlıyordu.

NSU'nun üyelerinin istihbarat örgütünün maaşlı elemanları olup olmadığı belirsizliğini koruyor. Bununla birlikte, VS'nin, NSU'nun kurulmasında merkezi ve aktif bir rol oynadığına ilişkin çok sayıda belirti söz konusu. En son olgular, neo-Naziler ile işbirliğinin birkaç ajanın girişiminden ibaret olmadığı; VS'nin tepe noktalarında koordine edildiği izlenimi uyandırıyor.

Bu ilişkileri açığa çıkarma yönündeki çabalar, yalnızca VS tarafından değil ama parlamentoda bulunan siyasi partiler tarafından da engellenmektedir. Bu partilerin hepsi, Alman istihbaratının bütün birimlerini inceleme ve onların bütün verilerine ulaşma yetkisine sahip olan parlamento izleme organı PKGr'de temsilcilere sahiptir. Ama PKGr'nin hiçbir üyesi herhangi bir önemli belgeyi açıklamış değil.

Bunun yerine, bütün partiler istihbarat örgütünü destekliyor ve olup bitenleri basitçe "beceriksizlik" ve "hata" olarak önemsiz gibi gösteriyorlar. Onlar, tam bir soruşturma başlatılması ve istihbarat örgütünün dağıtılması yerine, Yeşiller Partisi'nden Claudia Roth'un sözleriyle "yapısal reform" ya da SPD'den Thomas Oppermann tarafından önerildiği üzere "köklü reform" yönünde çağrı yapıyorlar.

Bu tür bir reformun amacı istihbarat örgütünün gücünü arttırmaktır. Aşağı Saksonya'nın Hristiyan Demokrat İçişleri Bakanı Uwe Schünemann, bu yönde adımlar atacağını daha şimdiden ilan etmiş durumda. O, geçtiğimiz Çarşamba günü, [VS'nin] "somut güvenliğe ve yasaların uygulanmasına daha fazla dahil edilmesi" gerektiğini açıkladı.

Bununla birlikte, istihbarat örgütünün en coşkulu savunusu, Bundestag'daki Sol Parti grubundan geldi. Partinin PKGr'deki temsilcisi Wolfgang Neskovic, Almanya Radyosu'nda, Almanya'nın istihbarat örgütüne ihtiyacı olduğunu açıkladı: "Eleştirileri anlıyorum ve bu meşru ama bir yangını söndürmeyi başaramadığı için itfaiye teşkilatını lağvedemeyiz."

Neskoviç ve Sol Parti, böylece, VS'nin NSU ile işbirliğini, etkili ve meşru bir makamın üzücü bir hatası olarak sunma yönündeki partiler üstü çabanın arkasında saf tutmaktadır.

Gerçek şu ki, VS, varlığının ilk gününden beri, bir itfaiyeci değil ama kundakçı rolü oynamaktadır. O, 1955'ten sonra, SA fırtına birlikleri üyesi ve başsavcı olarak hizmet etmiş olan Hubert Schrübbers tarafından kuruldu. Wikipedia'ya göre, o, istihbarat örgütünün çok sayıda makamını eski SS'in ve istihbarat örgütü SD'nin üyeleriyle doldurdu.

1990'ların başlarından bu yana, VS'nin birçok gizli ajanının Almanya'daki neo-Nazi çevreler içinde önder rol oynadığına ilişkin çok sayıda haber yayımlandı. Bunlar, suçu kanıtlanmış kişileri ve onların bağlantılarını içeriyordu. Aşırı sağcı Ulusal Demokratik Parti'nin (NPD) yedi görevlisinden birinin VS'den maaş aldığı açığa çıkartılmış durumda.

Bu gerici kuruluş, başlangıçtan itibaren asıl olarak solcu örgütlere ve işçi sınıfının bağımsız hareketlerine karşı yönlendirilmiştir. Radikallere karşı kararnamenin SPD'li başbakan Willy Brandt tarafından 1972'de yürürlüğe konmasının ardından, VS'nin ajanları, sol örgütlerle bağlantısı olanların kamu sektöründe çalışmasını önlemek için, çoğu gençlerden oluşan 1,4 milyon kişinin bilgilerini taramışlardı. Bu yasaklama, solcuların anayasanın düşmanı, yani vatan haini oldukları iddiasıyla gerekçelendirildi.

Benzeri bir sav, şimdi, istihbarat örgütüne karşı olanları susturmak için Neskoviç tarafından sürdürülmektedir. O, istihbarat örgütünün dağıtılması yönündeki çağrılara karşı çıkışını, "bizzat anayasayı koruma görevine karşı çıkmanın anayasal bir suç" olacağını belirterek gerekçelendirmektedir. Onun seçtiği sözcükler, devletin, anayasayı koruma adına yalnızca bireylerin belirli işlere girmesini engellemekle kalmayıp siyasi örgütleri de yasaklama yetkisine de sahip olduğu Almanya'da son derece önemlidir.

Sol Parti'nin benimsemiş olduğu duruş, onun burjuva düzenin bir partisi olarak rolünü açık bir şekilde göstermektedir. Sol Parti, sendika bürokraltarının egemen olduğu Emek ve Toplumsal Adalet-Seçim Alternatifi (WASG) ile Doğu Almanya'daki Stalinist yönetici partinin devamı olan Demokratik Sosyalizm Partisi'nin (PDS) birleşmesinden doğdu. Bu itibarla, o, işçi sınıfını bastırmaya yönelik uzun bir polis devleti önlemleri tarihini kendisinde cisimleştirmektedir.

Kötülüğüyle ün salmış gizli polis örgütü Stasi'yi yaratmış olan Stalinist partiden doğan PDS, Almanya'nın kapitalist birleşmesi sırasında, bağımsız grevleri, fabrika işgallerini ve gösteri yürüyüşlerini bastırmada çok önemli bir rol oynadı. Partinin İhtiyarlar Meclisi'nin başkanı Hans Modrow, partinin en önemli rolünün o patlamaya hazır aylarda "düzeni korumak" olduğunu sıkça övünerek belirtmişti.

Sol Parti'nin şimdi VS olayında böylesi açık şekilde köklerine dönmesi ve kendisini "Anayasa düşmanlarına" karşı mücadeleye adaması olgusu, toplumsal eşitsizliğin artmasıyla ve işçi sınıfına yönelik artan saldırılarla bağlantılıdır. Bankalar kamu fonlarından yüz milyarlar alırken, işçiler, Avrupa'nın dört bir yanında yoksulluğa sürüklenmektedir.

Bu, kaçınılmaz olarak toplumsal sarsıntılara ve sınıf mücadelesinin patlamaya hazır şekilde büyümesine yol açacaktır. Almanya'daki yönetici sınıf, Avrupa'nın her yerinde, ABD'de ve uluslararası düzeyde olduğu gibi, devletin baskı güçlerini takviye ederek, bu olasılığa hazırlanıyor.

Temel demokratik haklar, her siyasi renkten burjuva hükümetlerin gözetiminde aşınmakta ve gerektiğinde, aşırı sağcı partiler devletin koruması altında devreye girerken, Yunanistan'da ve İtalya'da olduğu gibi, seçilmiş hükümetlerin yerini seçilmemiş teknokratlar almaktadır. Almanya'daki istihbarat örgütünün faşist teröristlerle katilleri yetiştirip korumadaki rolü, yönetici seçkinlerin ne kadar ileriye gidebileceğini göstermektedir.

Sınıfsal güçlerin kutuplaşması, her siyasi eğilimi gerçek rengini göstermeye ve sınıf karakterini ortaya koymaya zorlamaktadır. Bu durum, Sol Parti'nin sağcı burjuva karakterini açıkça ortaya çıkarmıştır.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır