World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

Lutte Ouvrière Fransız seçimlerinde Hollande’a nasıl destek oldu

Francis Dubois
17 Mayıs 2012
İngilizce’den çeviri (14 Mayıs 2012)

Fransız seçimlerinin bu ay yapılan ikinci turunda, Sosyalist Parti’nin (PS) yörüngesinde faaliyet gösteren bütün grupların hızla onun adayı Francois Hollande’ın arkasında saf tuttuğuna tanık olundu. Bu süreç, beklenmedik olmamakla birlikte bu örgütlerin doğasını ve rolünü göstermesi açısından öğreticiydi.

Lutte Ouvrière’in (İşçi Mücadelesi, LO) başkanlık adayı Nathalie Arthaud, başkanlık seçimlerinin 22 Nisan’da yapılan ilk turundan sonra yaptığı dolambaçlı bir açıklamada, görevdeki Nicolas Sarkozy karşısında 6 Mayıs’taki ilk turu kazanan Hollande’a oy verilmesine karşı olmadığı izlenimini verdi.

LO’nun bu seçimlerde yüzde 0,56 oranında oy aldı ki bu 2007’dekinden daha azdır ve onun 2002’de almış olduğu oyların onda birini oluşturmaktadır. Arthaud, ilk turda kendisine oy vermiş olanlara, ikinci turda "vicdanlarının sesini dinleyerek" oy vermelerini tavsiye ettğini açıkladı. Ardından da, Hollande’a oy verilmesini uygun bir tercih olarak gördüğünü belli etti. Arthaud, açıklamasında şunları yazdı: "Açıkçası, hiçbir bilinçli işçi, beş yıllık görevi sırasında büyük şirketlerin ve bankerlerin güvenilir hizmetçisi olan, zenginlerin başkanı Nicolas Sarkoy’ye oy vermez. İşçilerin açık düşmanı ile sahte dostu arasında hileli bir tercih yapmak durumunda kalan bazı seçmenlerim seçime katılmayacak ya da boş oy kullanacak; diğerleri ise Sarkozy’den kurtulmak için François Hollande’a oy verecekler."

Böylece Arthaud, ona benzer düşüncelerden hareketle Hollande’a oy verme çağrısı yapan Jean-Luc Mélenchon’nun Sol Cephesi’nin ve Yeni Anti-kapitalist Parti’nin basın kampanyası ile uzlaşmıştır.

Bu, Arthaud’nun kampanyasının, sonuçta, bütçe disiplini dayatma, Avrupa mali sözleşmesini yeniden görüşme ve Libya ile Suriye’de emperyalist savaşların sürmesi temelinde kampanya sürdürmüş olan François Hollande’ın arkasında hizaya girmeye dönüşmesini özetlemektedir. LO’nun konumu özellikle siniktir. O, Hollande’ın zaferinin kemer sıkmaya ve neo-faşist Ulusal Cephe’nin (FN) ilerlemesine yol açacağını kabul ederken, Hollande’a oy verilmesini destekleyebileceği sinyalini vermektedir. Arthaud, 22 Nisan akşamı yaptığı açıklamada şunu kabul etmişti: "Hollande’ın mali çevrelerin baskısı altında benimseyeceği kemer sıkma önlemleri hoşnutsuzluğu arttırdığı ölçüde aşırı sağ güçlenecektir."

Bu, önemli bir soruyu ortaya koymaktadır: LO, Hollande yönetiminin işçilerin sosyal haklarına saldıracağını ve neo-faşistleri güçlendireceğini biliyorsa, neden işçileri bu tür bir hükümetin oluşturacağı tehdit ve burjuva "solcusu" PS’den bağımsız bir siyasi programa duyulan gereksinim konusunda uyarmadı? PO, neden Hollande’ı açıkça suçlamadı, ona oy verilmesine karşı çıkmadı ve onun zaferinin yol açacağı işçilere yönelik sosyal saldırılar konusunda uyarıda bulunmadı?

Sendika bürokrasisinin ve kafası karışık öğrenci çevrelerinin içine yerleşmiş olan LO, Hollande’ın yükselmesine karşı her türlü mücadele perspektifini engellemeye çalışıyor. Bu tabakalar, gerçekte, işçi sınıfının sosyal kazanımlarına yönelik olarak Hollande’ın önceli Başkan Nicolas Sarkozy tarafından gerçekleştirilen saldırıları birlikte örgütlemişlerdir.

Seçimlerden sonra, LO, aşırı sağa karşı mücadele bahanesi altında PS’yi destekleyen güçlerle bir ittifak oluşturmaya niyetlidir. Neo-faşist oyların artmasını yorumlayan Arthaud şunları söylüyor: "Aşırı sağın güçlenmesine bir karşı ağırlık oluşturabilecek ve onun muhalefet tekeline sahip olma iddiasını önleyebilecek tek şey, işçi sınıfının siyasi çıkarlarını savunan güçlerin takviye edilmesidir."

Ne Arthaud ne de LO işçi sınıfı tarafından verilecek bağımsız bir mücadeleyi destekliyor. Onlar işçilerin mücadelelerinin sendika bürokrasisi ve Fransız siyaset kurumunun müflis "sol" partileri tarafından sınırlandırılmasını ve etkisiz hale getirilmesini istemektedirler.

LO, PS’yi bir sol parti olarak tanımlamayı sürdürmektedir ki bu ifade, PS’nin, sendikaların başını çektiği gösteriler ve belki de grevler dolayımıyla ifade edilecek halk basıncına yanıt vereceği yanılsamasını yaratmak için tasarlanmıştır. Bu, gerçekte, LO’nun bir PS yönetimi altında destekleyeceği tek "mücadele" biçimidir. LO’nun 26 Mart’taki başyazısında işçi sınıfından "büyük ve karşı konulamaz bir güç" olarak övgüyle söz edilmesinin ardında, yaygın muhalefeti sona erdiren ve moral bozucu bir pratik yatmaktadır.

Arthaud’nun adaylığına ilişkin olarak sunduğu gerekçe bile, bir devrim hariç her şeyin olabileceğini düşünen bir partinin tutuculuğunu yansıtıyordu. Ona göre, işçi sınıfının belirsiz, varsayımsal bir gelecekte "yeniden bir mücadele ortamına" girebilmesi için yapılabilecek tek şey komünizm "meşalesini taşımak" idi.

Arthaud, 13 Nisan’da Le Monde’da yayımlanan bir röportajda, "meşaleyi taşıma" kavramını şöyle açıkladı: "LO’da, onu devreden bizler böyle yaşıyoruz. Büyük devrim gününün yarın olmasını, elbette, ben de isterim ama aynı anda mücadele ederim. Marx, işçilerin devrimine değil ama Paris Komünü’nün ezilmesine tanık oldu; bana gelince, belki de hiçbir şey görmeyeceğim."

Arthaud’nun 42 yaşında olduğu ve istatistiksel olarak 40 yıl daha yaşayabileceği göz önünde bulundurulduğunda, bu açıklama dikkat çekici. Ona göre, ekonomik kriz ve kemer sıkma eliyle yaratılmış sefalet ve Fransa ile ABD’nin ve diğer emperyalist güçlerin savaşlarının yol açtığı felaketler 2050’ye kadar sürecek. Hiçbir şey LO’nun demoralize ve iflas etmiş bakış açısını bundan daha tam olarak sergileyemez.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır