World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

ABD-NATO’nun savaşı haklı gösterme kampanyası dağılıyor

Thomas Gaist ve Alex Lantier
30 Ağustos 2013
İngilizce’den çeviri (29 Ağustos 2013)

Savaşın yasadışı olduğu ve Washington’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın yönetiminin Guta’da kimyasal silah kullandığına ilişkin iddialarını destekleyecek hiçbir kanıta sahip olmadığı iyice açığa çıkarken, Suriye’ye karşı savaşı haklı gösterme yönündeki kampanya dağılıyor. Eli kulağında bir ABD-NATO saldırısına ilişkin haberlere rağmen, ABD’li ve Britanyalı yetkililer, dün, savaşın başlamasını erteleyebileceklerini ima ettiler.

Siyaset kurumu içinde, Irak’ın 2003’teki nefret edilen istilasını model alan Suriye’ye yönelik bir savaşın nasıl ambalajlanacağı konusunda giderek artan kaygılar söz konusu. Washington ve Londra, bir kez daha, kitlesel imha silahlarına ilişkin yalanlar üzerine kurulu ve BM Güvenlik Konseyi’nden hukuksal yaptırım kararı olmayan -yani uluslararası yasaları çiğneyen- bir savaş başlatmaya yöneliyor.

Obama yönetimindeki görevliler, daha savaş başlamadan darmadağın durumdalar. Obama, dün gece PBS televizyon kanalına verdiği bir röportajda, hemen saldırı tehditlerinden geri adım atmaya çalıştı: “Henüz karar vermedik ama kimyasal silahların kullanılmasına ilişkin uluslararası kuralın korunması gerekiyor. Eğer bunu açık ve kesin ama son derece sınırlı şekilde söylüyorsak, ‘bunu yapmaktan vazgeç’ diyerek bir uyarı gönderiyoruz. Bunun, bizim ulusal güvenliğimiz üzerinde uzun vadede olumlu bir etkisi olabilir.”

Obama’nın, ABD yönetiminin Esad’a karşı harekete geçmeye henüz karar vermediği iddiası, boş bir yalandır. Washington, bir yıldan uzun süredir Esad’ın devrilmesi yönünde çağrı yapmaktadır. Bu arada CIA, Esad yönetimine karşı El Kaide bağlantılı İslamcı muhalefet milislerini yoğun bir şekilde silahlandırdı.

Önde gelen bir ABD’li yetkili, dün, NBC’ye, Suriye’ye ABD müdahalesi yönündeki hamlelerin “dönüşü olmayan noktaya” ulaştığını ve saldırıların birkaç gün içinde başlayacağını anlatarak Obama’yı yalanladı.

Obama, aynı zamanda, ABD Anayasası’nı çiğneyerek, Kongre’de oylama olmaksızın savaş başlatma yönündeki girişimine yönelik muhalefetle de karşı karşıya. Meclis’in, 94’ü Cumhuriyetçi, 17’si Demokrat 111 üyesi tarafından imzalanmış bir dilekçede, bunun “güçler ayrılığının çiğnenmesi” olacağı uyarısında bulunuldu. Dilekçede, Kongre’nin toplanması istendi. Böylece, Kongre’nin, savaşın arkasında durması ve “ABD’nin hızla kontrol dışına çıkan Suriye’deki çatışmaya müdahalesine ilişkin karar alma yükünü paylaşması” mümkün olacak.

Dün, Britanya’daki Muhafazakar-Liberal Demokrat hükümet, Suriye ile savaşı desteklemek amacıyla Avam Kamarası’nda bugün bir oylama yapma niyetinden vazgeçti. Savaşa yönelik halk desteğinin kamuoyu yoklamalarında yüzde altı ile dokuz arasında gidip gelmesi, kitlesel savaş karşıtı protesto beklentileri ve ordu -hatta hükümet- içindeki anlaşmazlıklarla birlikte, İşçi Partisi, Avam Kamarası’nda yeni bir bir oylama yapılmaması durumunda Birleşik Krallık güçlerinin doğrudan askeri harekatını desteklemeyeceğini açıkladı.

İşçi Partisi, savaşa kılıf uydurmak için, BM Güvenlik Konseyi’nin iddia edilen kimyasal silah saldırısını araştırmakla görevli denetçilerinden gelecek raporu değerlendirmesine izin verilmesi ve “herhangi bir askeri eyleme girişmeden önce, onu destekleyen bir Güvenlik Konseyi Kararı’nın alınması için her türlü çabanın gösterilmesi” gerektiğini vurguladı.

BM, denetçilerin Suriye’deki işlerini bitirmelerinin en az dört gün sürebileceğini söyledi.

Milletvekillerine, uluslararası topluluğun “güçlü bir insani tepki”sine ihtiyaç olduğu ve bunun, “yasal, orantılı ve Suriye’nin kimyasal silah kullanmasını önleyip cesaretini kırma yoluyla hayat kurtarma üzerine odaklanmış askeri bir harekatı gerektirebileceği” konularında aynı fikirde olup olmadıklarını soran önerge, kapıyı müdahaleye açık bırakmaktadır.

ABD’nin ve Britanya’nın böylesi pervasız ve halk tarafından kabul görmeyen politikaları (önce İslamcı muhalefet milislerini silahlandırma, ardından yasadışı şekilde Suriye’ye saldırma) benimsemiş olması, onların halkın düşüncesine aldırmadıkları gerçeğini doğrulamaktadır. Obama ve Cameron, ardı ardına yaptıkları kışkırtıcı konuşmalarla, siyasi saygınlıklarını bu savaşa bağlamış durumda. Onlar, halk tarafından istenmemesine ve artan uluslararası bakılara rağmen, ne pahasına olursa olsun, savaşı ilerletmeye çalışacaklar.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, bu hafta, Washington’ın Esad güçlerinin Guta’daki Suriyeli sivillere karşı gaz kullanmış olduğuna ilişkin iddialarını destekleyen hiçbir kanıta sahip olmadığı suçlamasında bulundu. “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararı olmaksızın güç kullanımı, uluslararası hukukun kaba bir şekilde çiğnenmesidir” diyen Lavrov, sözlerini şöyle sürdürdü: “Onlar kanıt sunamıyor ama ‘kırmızı çizgi’nin aşılmış olduğunu söylemeye devam ediyor ve daha fazla bekleyemiyorlar.”

Obama yönetiminin, denetçiler daha Guta’da inceleme yapmadan savaşta ısrar ederek BM’nin saygınlığını zedelediğinden kaygılanan BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, dün, “Ekibin, işini yapmak için zamana ihtiyacı var. Barışa bir şans verin; diplomasiya bir şans verin; çatışmayı durdurup konuşmaya başlayın” diye yalvardı.

Bununla birlikte, Obama yönetiminin yetkilileri, BM’ye denetçileri geri çağırmalarını söylediler. Wall Street Journal’a göre, yönetim, Ban’a, BM denetçilerinin Suriye’deki çabalarının “boşuna” olduğunu söylemiş. CNN ise Çarşamba günü, “ABD yetkilileri, Suriye’deki Birleşmiş Milletler denetçilerinin yoldan çekilmesinden başka bir şey söylemiyorlar.” dedi.

Washington, açıkça, Guta’da olup bitenlere ilişkin gerçeklerin açığa çıkmasını istemiyor. Bu kimyasal silah olayı, savaşa bahane sağlamayı amaçlayan bir faaliyet içinde, ABD istihbaratı tarafından üretilmiş olabilir. Bu ayın ortalarından beri, CIA’in eğittiği militanlar, ABD’li, İsrailli ve Ürdünlü komandoların öncülüğünde, kimyasal olayının yaşandığı yere yakın bölgelere akıyor.

BM’nin önceki araştırmalarında, Suriye’deki kimyasal silah saldırılarından ABD destekli asilerin sorumlu olduğu tespit edilmişti.

Devlet ve medya propagandası, ABD’nin saldırı planlarının, uluslararası hukukun Esad tarafından çiğnenmesine yönelik sınırlı bir tepki olduğunda ısrar ediyor. Devlet denetimindeki medya tarafından görev aşkıyla yayılan bu iddialar, halkın kafasını karıştırmayı amaçlayan yalanlardır. Planlanmış ABD saldırılarının amacı Esad’ı öldürmek ve onun ordusunu felç etmek; böylece, Suriye içinde Esad yönetimi ile ABD destekli İslamcı muhalif milisler arasında güç dengesi kurmaktır.

ABD saldırısı, Suriye yönetiminin askeri yeteneklerini imha etmeye yönelik özenle hazırlanmış bir plan üzerine kuruludur. CNN’e göre, “füzelerin kimyasal silah depolarını hedefleyeceğine ilişkin herhangi bir belirti yok.” Gerçekte, “askeri komutanlık sığınakları”nın ve havaalanlarının vurulması planlanmaktadır.

ABD, bölgeye, Akdeniz’deki en az bir nükleer denizaltı ve dört destroyer ile Pasifik Okyanusu’nun batısındaki iki uçak gemisi dahil, önemli bir güç kaydırıyor. Britanya’nın Kıbrıs yakınlarındaki savaş ve bombardıman uçakları ve askeri donanım yığınağıyla birlikte, bu sevkiyatlar, medyada yer alan, Suriye savaşının sınırlı bir “iğneleme” harekatı olacağına ilişkin iddiaların yalan olduğunu ortaya koymaktadır. ABD ile müttefikleri, binlerce insanı öldürecek ve Suriye’nin altyapısını imha edecek yıkıcı saldırılara hazırlanıyorlar.

ABD ile müttefiklerinin saldırısı, bölgesel hatta küresel ölçekte bir savaşı başlatma tehlikesi yaratmaktadır. ABD’li şahinler ve savaş planlayıcıları, on yıldır, ABD emperyalizminin başlıca bölgesel hedefi İran’a yönelik bir saldırının önünü açmak ve ABD’nin Rusya ve Çin ile karşı karşıya gelmesine zemin hazırlamak amacıyla, Suriye’ye karşı savaş ve “rejim değişikliği” için can atıyorlar.

İran, savaş tehditlerine, misilleme olarak İsrail’e saldıracağı uyarısında bulunarak yanıt verdi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Arakçı, “Suriye’ye yönelik herhangi bir askeri saldırı konusunda güçlü bir uyarıda bulunmak istiyoruz. Bunun, bölge için kesinlikle çok tehlikeli sonuçları olacaktır. Bu sonuçlar ve karışıklıklar Suriye ile sınırlı kalmayacak; bütün bölgeyi içine çekecektir.”

İsrail, açıkça İran’dan gelen açıklamalara tepki olarak, Çarşamba günü, yedeklerini silah altına aldı ve füze savunma sistemlerini güçlendirdi.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır