World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2013/aug2013/syr2-a30.shtml

ABD Suriye’ye askeri saldırı hazırlıyor

Thomas Gaist
30 Ağustos 2013
İngilizce’den çeviri (29 Ağustos 2013)

Obama yönetimi Suriye’ye yönelik yoğun askeri saldırı hazırlıklarının son aşamasında. Başkan ObamaPentagon tarafından geçtiğimiz iki yıl boyunca geliştirilmiş olan çeşitli senarolardan birini resmen onaylıyor. Büyük olasılıkla, saldırının başlangıç aşamasında, Suriye sınırlarının dışındaki ABD donanmasına bağlı gemilerden güdümlü füzeler ateşlenecek ve savaş uçakları tarafından saldırılar düzenlenecek.

NBC News’ün 27 Ağustos Salı akşamı verdiği habere göre, ABD, Suriye’yi, Perşembe günü başlayan ilk üç gün içinde füzelerle vurabilir. Adı belirtilmeyen önde gelen bir yetkili, NBC’ye “diğer saldırılarda vurulmamış hedeflemek üzere” sonradan saldırı dalgalarının başlatılabileceğini söyledi.

ABD Savunma BakanıChuck Hagel, Salı günü, BBC’ye, “gitmeye hazırız” dedi.

Temsilciler Meclisi’nin New York’tan üyesi Peter King, CNN’e, “Benim görebildiğim kadarıyla, bu, Suriye’ye karşı bir eylem olmakla birlikte, aynı zamanda İran’a yapılmış bir uyarıdır” dedi.

Yönetim ve medya, askeri operasyona siyasi bir kılıf uydurmak ve halkı yanıltmak için, saldırının sınırlı olacağını iddia ediyor. Bu bir yalandır. Yoğun nüfusa sahip bir başkente karşı bombaların ve füzelerin kullanılması, yoğun can kayıplarına yol açacaktır; bununla birlikte, bu ilan edilmemiş savaşın siyasi ve askeri hedefleri geniş kapsamlıdır.

ABD ile onun Britanya’daki, Fransa’daki ve Almanya’daki emperyalist suç ortakları, Esad yönetiminin askeri yeteneklerini imha etmek, onun ABD’nin çıkarlarına hizmet eden vekil “asi” güçlere direnme yeteneğini ortadan kaldırmak ve rejim değişikliğini gerçekleştirmek niyetindeler. Bu sonuç, en geç gelecek bir ya da iki yıl içinde İran’a karşı bir savaşa zemin hazırlayacaktır.

Suriye açıklarına konuşlanmış olan dört ABD savaş gemisi, ülke içindeki hedefleri vuracak 160 güdümlü füze taşıma kapasitesine sahip. Saldırı başladığında, ABD saldırısı, büyük ihtimalle Suriye’nin savunma sistemleri büyük ölçüde ortadan kaldırılana ve karadaki durum, büyük ölçüde, ABD destekli El Kaide ile bağlantılı sağcı İslamcılardan oluşan milisler yararına değişene kadar sürecektir. Suriye’nin altyapısı, Irak’ta ve Libya’da olduğu gibi yıkıma uğratılacak ve binlerce Suriyeli yaşamını yitirecek.

ABD subayları tarafından hazırlanmış askeri müdahale önerileri, ABD saldırısının olabildiğince sınırlı olacağına ilişkin iddiaları açığa çıkarmaktadır. ABD Genelkurmay Başkanı General Martin Dempsey, Haziran ayında Kongre’ye yazdığı bir mektupta, “öncelikle hava savunma, hava, kara, füze ve deniz kuvvetlerinin yanı sıra destekleyici askeri tesisleri ve komuta noktaları”nı hedefleyen; “uzaktan hava ve füze sistemlerinin yüzlerce hedefi dilediğimiz tempoda vurmakta kullanılabileceği uzaktan vuruşlar”ı içeren bir senaryo önermişti.

ABD müdahalesinin öncelikli hedefi, 2011’de Libya’da Muammer Kaddafi’ye yapılmış olan şeyi korkunç bir şekilde tekrarlayarak, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı öldürmek olacaktır. Bret Stephens, Salı günü Wall Street Journal’da yayımlanan “Hedef Esad” başlıklı kana susamış ve faşizan makalesinde şunları yazdı:

“Başkan Obama’nın Suriye’ye karşı askeri saldırıya karar vermesi durumunda, onun başlıca gündeminin Beşar Esad’ı öldürmek olması gerekir. Beşar’ın kardeşi ve güvenilir yardımcısı Mahir de öldürülmeli. Bu, Esad ailesi içinde iktidar talebinde bulunan herkes için geçerli olmalı. Buna, Esad ailesinin iktidarının, onların resmi ya da gayrıresmi konutlarında bulunanlar da dahil, bütün siyasi sembolleri eklenmeli.”

Libya’ya yönelik ABD-NATO savaşı, ileride yalnızca İran ile değil ama Rusya ve Çin ile de gerçekleşecek çatışmalara girişten başka bir şey olmayan yaklaşan Suriye savaşının kostümlü bir provasıydı.

İsrail’de yayımlanan Haaretz’e göre, üst düzey İsrail savunma ve istihbarat elemanlarının “İran’ın nükleer programı”nı ve “Hizbullah ile İran’ın Suriye krizindeki rolü”nü tartışmak için Washington DC’de olması bir rastlantı değildir.

Halk, savaşa yönelik muhalefeti, Obama yönetiminin gelişmelere ilişkin açıklamalarındaki büyük çelişkileri ve açık yalanları yok sayan bir medya eliyle uyutmak için tasarlanmış kesintisiz bir kampanyaya maruz tutuluyor. New York Times, Salı günkü bir makalede, Dışişleri Bakanı John Kerry’nin Esad’a yönelik ikiyüzlülük kokan ve gerçeklikten yoksun ahlaki kınamalarını “zorla gerekçelendirme” olarak tanımladı.

Medya, yönetimden iddialarını bilimsel olarak onaylanmış kanıtlarla desteklemesini talep etmek şöyle dursun, onlarının gerçek temellerine bütünüyle ilgisiz durumda. PBS News, en küçük kaygı taşımaksızın, Salı gecesi, Obama yönetiminin askeri saldırı emri vermek için Birleşmiş Milletler araştırmacılarının kimyasal silah kullanımı iddialarına ilişkin raporu tamamlamalarını beklemeyeceğini bildirdi. Esad yönetimine karşı iddiaların yalnızca savaşa gerekçe sağlamak için üretilmiş olduğunun bundan daha iyi bir kanıtı olabilir mi?

Eğer bir kimyasal saldırı olduysa, onun, ABD’nin yardımıyla, Suriyeli “asiler” tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu düşünmek için haklı nedenler var. ABD’nin yönettiği asilerin kimyasal silahların kullanıldığı iddia edilen yerlerde faaliyetlerini sürdüklerine ilişkin kanıtlar ortaya çıkmaya devam ediyor.

Söylentilere göre, ABD Özel Kuvvetleri, geçtiğimiz iki hafta boyunca, Şam yakınlarında, tam da Obama yönetiminin kimyasal saldırının gerçekleştiğini iddia ettiği bölgedeki rejim yanlısı hedeflere karşı operasyonlarda muhalif savaşçı gruplara öncülük ediyordu.

Le Figaro, geçen hafta, CIA ajanları tarafından Ürdün sınırında eğitilen gerillaların Ağustos ortasından başlayarak Suriye’nin başkenti yakınlarında toplanmaya başladıklarını bildirdi. Söylentilere göre, yeni eğitim görmüş yüzlerce savaşçı, 17 Ağustos’ta sınırı geçerek Dera’ya geçmiş durumda.

İsrail’de yayımlanan Jerusalem Post, “asiler, aylarca, Ürdün-Suriye sınırındaki bir kampta CIA ajanlarının yanı sıra Ürdün ve İsrail komandoları tarafından eğitildiler” diye yazdı.

Suriye Dışişleri Bakanı Velid El Muallim, Salı günü yaptığı bir açıklamada, Suriye dışında eğitilen “asi” savaşçılar Şam’ın kenar mahallelerine akıyor ve “dört farklı cephede” saldırıya hazırlanıyor diyerek, bu iddiaları güçlendirdi.

ABD’nin bölgedeki müttefikleri ve Avrupalı emperyalist devletler, Suriye’ye yönelik saldırıyı desteklemede sıraya diziliyorlar. Kahire’de toplanan Arap Birliği, iddia edilen kimyasal silah saldırısını kınadı ve bundan Esad’ın sorumlu olduğunu açıklayarak, bir ABD-NATO saldırısını destekleyeceğinin işaretini verdi. Arap Birliği’nde yer alan Katar, Suudi Arabistan ve Ürdün gibi devletler, Suriye’de savaşan Esad karşıtı güçlerin en önemli destekleyicileri.

Esad’ı devirmek için mezhep temelli bir iç savaşı beslemekte merkezi rol oynayan Türkiye, bir ABD-NATO müdahalesine tam desteğini açıkladı.

Almanya, Britanya ve Fransa, Suriye’ye karşı eylem çağrılarına katıldılar. Obama ile Britanya Başbakanı David Cameron arasında haftasonu süren görüşmeler, “ciddi bir yanıt” verilmesi gerektiği konusunda anlaşmayla sonuçlandı. Bu hafta, ABD, Britanya ve Fransa hükümetleri arasında, Suriye ile bağlantılı ek tartışmalar ayarlanıyor. Britanya Başbakanı Cameron, Salı günü, parlamentonun yaz tatilini kısa tutacağını ve Perşembe günü, Suriye’ye karşı askeri müdahaleye yetki vermek için toplanacağını açıkladı.

Pazar günü, Amman’da, General Martin Dempsey’in yanı sıra Britanya’dan, İtalya’dan, Almanya’dan, Fransa’dan, Kanada’dan, Türkiye’den, Suudi Arabistan’dan, Katar’dan ve Ürdün’den ordu komutanlarının dahil olduğu üst düzey subaylar toplantısı yapıldı. Perşembe günü, Brüksel’deki NATO merkezinde acil bir toplantı düzenlenmesi planlanıyor.

ABD Kongresi, savaşın patlamasını geciktirebilecek ya da Obama yönetiminin iddialarını eleştirel bir sorgulamaya tabi tutabilecek bir açık oturum düzenlemeyi planlamıyor. Aslında, Kongre’den, hükümete savaş yetkisi verecek yasal bir kılıf için bile, bir talep gelmedi. En son kamuoyu yoklamalarına göre halkın yalnızca yüzde 9’u Suriye’ye karşı savaşı desteklerken, kongrede savaş yanlısı bir hava egemen.

Bush yönetiminin Irak ve Afganistan’daki savaşlarına yönelik öfke dalgası üzerinde 2008’deki seçimleri kazanmış olan Obama, yalnızca beş yıl sonra, ülkeyi, bir kez daha kitlesel imha silahları hakkındaki yalanlar temelinde, Suriye’ye karşı savaşa sürüklemek üzere.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır