World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2013/dec2013/port-d04.shtml

Portekizli kamu çalışanları grevi

Jordan Shilton
4 Aralık 2013
İngilizce’den çeviri (14 Kasım 2013)

Portekiz genelinde hastahanelerde, okullarda, belediye hizmetlerinde ve toplu taşıma hizmetlerinde çalışan binlerce işçi, hükümetin 2014 bütçe tasarısını protesto etmek için, geçtiğimiz Cuma günü, 24 saatlik bir greve katıldı.

2014 bütçesi, harcamalarda 3,9 milyar avro kesinti içeriyor.

Grev, bütçenin 15 Ekim’de Sosyal Demokrat Parti (PSD) ile Halk Partisi’nin (CDSPP) oluşturduğu sağcı koalisyon hükümeti tarafından parlamentoya sunulmasından beri düzenlenen çok sayıda gösterinin ardından gerçekleşti.

Komünist Parti'ye yakın bir çizgide olan başlıca sendika konfederasyonu CGTP tarafından düzenlenen grev, çalışanların yüzde 70'inin desteğini aldı. Grev, hafta ortasında Lizbon'daki feribot işçileri tarafından bazı hizmetlerin iptal edilmesiyle sonuçlanan ve otobüs ve demiryolu çalışanlarının grevlerine yol açan bir haftalık grevin ortasında gerçekleştirildi.

26 Kasım'da parlamentoda son halini alacak olan bütçe tasarısı, Lizbon’un AB Komisyonu, Uluslarası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Merkez Bankası'ndan oluşan Troyka ile yaptığı kurtarma anlaşmasının bir parçası olarak en ağır kesintileri yürürlüğe koyacak. Önlemler, kamu sektöründe yüzde 12'ye varan ücret kesintilerini, kamuda çalışan işgücünde yüzde 2’lik bir azalmayı, emekli maaşlarında kesintileri ve kamu sektörü işçilerinin haftalık çalışma saatinin 35'den 40 saate yükseltilmesini kapsıyor.

Kamu sektörünün yıkımı, ardı ardına gelen hükümetler tarafından hedef alınmıştır. İstatistikler, sadece 10 milyonluk bir ülkede, 2005'ten beri kamu sektöründe çalışanların 173.000'inin işini kaybettiğini ortaya koyuyor. Cuma günü, işçiler "kamu sektörünün imhasına karşı çık" gibi sloganları içeren pankartlar taşıdılar.

Altı oyulan kamu sektörünün yanı sıra, tassarruf hamlesi, emek piyasasında maliyetlerini kısmayı ve esnekliği arttırmayı amaçlayan köklü değişiklikleri hayata geçirmeyi amaçlamaktadır. Daha önce ugyulanmış olan reformlar, işçilerin işten çıkarma tazminatında üçte ikilik bir kesintiyi uygulamaya koymuştu. Böylece çalışılan her yıl için 37 günlük ödeme yerine, sadece 12 günlük ödeme mümkün oldu. İşsizlik parasının en üst diliminde kesintiye gidildi, dört resmi tatil kaldırıldı ve fazla mesai ücret oranları düşürüldü.

İşsizlik parasındaki kesintiler, işsizleri eğitim programlarında yer almaya zorlayan yeni düzenlemelerle birleştirildi. Böylelikle, 56.000 kişi eğitim bu tür yeniden eğitim programlarına kaydedildi.

Ortalama ücretler keskin biçimde düşmüş durumda. Bu sadece hükümetin harcama kesintileriyle değil ama aynı zamanda iş sözleşmelerinin yapısında gerçekleşen değişiklerle gerçekleştirildi. İşverenlere ücretleri düşürme yönünde daha fazla baskı yapma özgürlüğü veren şirket çapında ücret düzenlemeleri, ilk kez 2013 yılında, toplu sözleşmelerden daha fazlaydı.

Kurtarma programını gelecek Haziran'da sona erecek olmasına rağmen, hükümet, bunun ötesinde katı bütçe tedbirlerine sadık kalma niyetinde. Geçtiğimi yaz koalisyondan ayrılmasını engellemek için yapılan bir görüşmede Troyka'nın programının uygulanmasından sorumlu tutulmuş olan Başbakan yardımcısı ve Halk Partisi’nin (CDSPP) önderi Paulo Portas, kısa süre önce, Portekiz'in kamu harcamalarının hala Avrupa ortalamasının yüzde 30 üzerinde, vergi yükünün de standardın yüzde 20 fazla olduğundan söz etti. Portas, International Business Times'a "devletin reformunun başlıca faydası ve nedeni, vergi yükünü azaltmak ve devlet bürokrasisini küçültmektir" dedi ve ekledi: "Gelirlerimize baktığımızda, Portekiz'in harcamaları oldukça fazla."

Portas, gelecek hükümetleri anayasal olarak katı harcama sınırları içinde tutacak bir borç freninin yasalaşmasını savundu. O, maliye bakanı Maria Luis Albuquerque ile birlikte kurumlar vergisi seviyesinin mevcut yüzde 31'den önümüzdeki 4 ya da 5 yıl içerisinde yüzde 2 veya 2,5 puana kadar düşürüleceği sözü verdi. Portas, borç freni "Portekiz'in ulusal menfaatlerine olacak ve Avrupalı ortaklar ile piyasalara açık bir güven mesajı verecek" açıklamasında bulundu.

Uzatmalı küresel kriz ve Portekiz’in harcama kesintileri eliyle üretilmiş devlet borçlarındaki artış, Portekiz’in daha fazla yardım almadan önümüzdeki yıl kurtarma paketinden çıkıp çıkamayacağına ilişkin kaygılara yol açıyor. Geçtiğimiz Cuma günü [8 Kasım], kredi değerlendirme kuruluşu Moody’s, Lizbon’un borçlarına ilişkin bakışını olumsuzdan durağana değiştirdi. Ama devlet borçları, yatırım durumunun üç puan altında olmaya devam ediyor ve devlet tahvillerinin faizleri kalıcı biçimde geçtiğimiz aylardakinin yüzde 6 üzerinde. Bu oranlar, geçtiğimiz Perşembe günü, Maria Draghi Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) temel faiz oranını tarihsel olarak en düşük düzey olan yüzde 0,25’e indirme kararını açıkladığında, bu seviyenin biraz altına düştü.

Portekiz Cumhurbaşkanı Anibal Cavaco Silva, Draghi’nin 2012 yazında piyasalarda Avro Bölgesi’nin parçalanmasına ilişkin kaygıları yatıştırmak için açıklamış olduğu Avrupa Merkez Bankası'nın Tahvil Alım Programı’nı (OMT) desteklemeyi savunuyor. OMT uyarınca, Avrupa Merkez Bankası, serbest piyasadaki sürdürülemez yüksek faiz oranlarını önlemek amacıyla, üye bir devletin borcunu satın alabiliyor.

Lizbon'daki politikacıların, İrlanda'nın AB ile olası kurtarma sonrası paket üzerine sürdürdüğü ve kendilerinin de izleyebilecekleri müzakerelerin sonucunu beklediği söyleniyor.

Hükümetteki kimileri, çok daha kapsamlı reformların ve harcama kesintilerinin dayatılmasına izin vereceği için, piyasaların ek baskısını memnuniyetle karşıladılar. Portas'ın belirttiği gibi, "Sadece bazıları Troyka'nın baskısı altında yaşamak zorunda ama herkes piyasaların baskısıyla yaşıyor ve bu baskı benim açımdan çok daha tercih edilebilir."

1974 Karanfil Devrimi'nden sonra, küresel ölçekte rekabet edebilirlik uğruna verilmiş sınırlı toplumsal ödünlerin tamamını ortadan kaldırma ihtiyacı üzerine tartışmalar yaşanıyor. Alman Die Welt gazetesinde kısa süre önce yayımlanmış bir makale, Portekiz'deki krizi, "kaçırılan fırsatlardan biri ve yaratıcı dürtü eksikliği" olarak tanımlıyor.

Portekiz, 1974'ten beri, "ihraç ettiğinden çok daha fazla ithal etmiş" ve AB'ye katıldıktan sonra, " bu ithalatı, borçlanması ucuz olan bu parayla finanse etmiş"; hükümet, ülkenin yurttaşlarını ve işletmelerini “küreselleşmenin zorlukları”ndan koruyabilmişti.

Bunların hepsi artık değişmiş durumda. AB fonlarının dağıtımından sorumlu olan bölgesel kalkınma ile ilgili devlet bakanı Miguel Poiares Maduro, Die Welt’e, "Biz ekonomimizin yapısını değiştireceğiz. Bİz ulusalarası ölçekte rekabet edebilir olmak istiyoruz" dedi.

Hükümetin toplumsal saldırıları, muhalefet tarafından bütünüyle destekleniyor. Sosyalist Parti (PS) lideri Antonio José Seguros, en son protestoları ve grevleri, "Ben diyalog adamıyım. Protesto çözüm değil." dediği bir bildiriyle yanıtladı.

Bir önceki Sosyalist Parti hükümetinin iktidarı kaybetmeden önce üzerine anlaştığı kurtarma paketine ilişkin kararlılığını yineleyen Seguros, "Troyka ile anlaştığımız yükümlülüklerin yerine getirilmesi bir dürüstlük sorunudur." diye belirtti.

Bütün siyaset kurumu tarafından benimsenmiş olan toplumsal karşı-devrim politikasının olası sonuçlarından giderek daha fazla korkuluyor. Katolik yardım örgütü Charitas, Portekizliler’in beşte birinden fazlasının yoksulluk koşullarında yaşadığını ve toplumun daha geniş katmanlarının hükümetin saldırıları nedeniyle yoksullaştığını tahmin ediyor. Örgüt, ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyen bir ücretle çalışanlara bile, giderek artan miktarda yiyecek kolisi dağıtımı yapıyor.

Charitas'ın Portekiz'deki başkanı, Die Welt'e verdiği bir röportajda, böylesi bir gelişmenin kaçınılmaz bir toplumsal ve siyasi istikrarsızlığa yol açacağı uyarısında bulundu. O, "kriz, ülkeyi birarada tutanları; yanlızca emekleriyle yaşamak zorunda olan orta sınıfı zayıflatmıştır" dedi.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır