World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2013/jan2013/syri-j05.shtml

Washington El Kaide’nin Suriye’nin kimyasal silahlarını ele geçireceği kaygısı yaratıyor

Bill Van Auken
5 Ocak 2013
İngilizce’den çeviri (19 Aralık 2012)

Daha önce kimyasal silahlar konusunda belirsiz istihbarat bilgilerine dayanarak Beşar Esad yönetimini tehdit etmiş olan Obama yönetimi, şimdi, bu silahların, bizzat Washington’ın desteklemekte olduğu "asiler"in eline geçebileceği konusunda uyarı yapıyor.

Washington Post tarafından bu hafta birinci sayfada yayımlanan bir makalenin anlamı buydu. Makale, "ABD yetkilileri, Suriye’nin kitlesel imha silahlarının aşırı İslamcıların, düzenbaz generallerin ya da diğer denetlenemez hiziplerin eline geçmesinden giderek daha fazla kaygılanıyor"diye yazıyordu.

Adı verilmeyen ABD yetkililerinden alıntı yapanWashington Post’a göre, Washington’ın resmen "yabancı terörist örgüt" olarak tanımladığı ve El Kaide’nin şubesi olmakla suçladığı İslamcı milis El Nusra’nın üyeleri, "Halep yakınlarında, kimyasal silahlar üzerine araştırmaların yapıldığı Şeyh Süleyman askeri üssü"nü yağmalamışlar ve "Halep yakınlarındaki, Safirah olarak bilinen ve bu tür silahların başlıca üretim merkezlerinden olan bir diğer üsse yaklaşıyorlar."

Washington, on yıl önce, Irak’ın işgalini, Saddam Hüseyin yönetiminin El Kaide ile işbirliği içinde olduğu ve bu terörist örgüte "kitlesel imha silahları" sağlamasının bir tehdit oluşturacağı yalanlarının propagandasını yaparak hazırlamıştı. Bugün, Obama yönetimi, savaş için yeni ve tersi bir mazereti piyasaya sürüyor. O, Suriye’de rejim değişikliği uğruna savaşının, bu tür silahları, Esad’ı devirmek amacıyla bizzat ABD’nin silahlandırıp güçlendirdiği El Kaide bağlantılı güçlerin eline verebileceği kaygısı yaratıyor.

Obama, Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve diğer yetkililer, açıkça, Esad yönetiminin Suriye’deki ayaklanmaya karşı kimyasal silah kullanmasının ABD "tepkisini" harekete geçirecek bir "kırmızı çizgi" olduğundan söz ederken, ABD yönetimi, bu silahlara El Kaide bağlantılı "asiler" tarafından el konulmasına vereceği yanıt konusunda bu tür açıklamalar yapmamaktadır.

Türkiye’nin güneyinde, Suriye sınırına 60 kilometre kadar uzakta bulunan büyük üsteki ABD askeri personeline konuşan Savunma Bakanı Leon Panetta, Pentagon’un Suriye’ye kimyasal silah meselesi üzerinden müdahale hazırlıklarından söz etti. O, "Başkan karar verdiğinde, harekete geçebilmek için, gerektiğinde kullanabileceğimiz bir dizi seçeneğe sahibiz"dedi.

Pentagon’un şefi, şunları ekledi: "Ayrıntılara girmeyeceğim. Ama size şunu söyleyebilirim ki, sizler, ABD’nin, bir şeyler yapmaya karar vermesi durumunda, onu haydi haydi yapacağını biliyorsunuz."

Wahington Post’a göre, adı belirtilmeyen Pentagon yetkilileri, ABD’li subayların "son haftalarda, Suriye’ye kaos egemen olduğunda uygulanacak beklenmedik durum planlarını yeniliyor" olduklarını söylemiş. Onlar, Washington’ın "Suriye’nin kimyasal silahları barındırdığı varsayılan onlarca tesisi gözetlemek ve gerektiğinde müdahale etmek üzere seçenekleri koordine etmek için İsrail, Ürdün ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu NATO müttefikleri ile yakın bir şekilde çalıştığını" belirtiyorlar.

Monterey Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü’ndeki ‘James Martin Silahların Yayılmasını Önleme Araştırmaları Merkezi’nin başkan yardımcısı Leonard Spector,Washington Post’a, Suriye’deki "bütün[kimyasal silah] tesisindeki durumu gözlemek ve dökümünü yapmak" için 1.000 müfettişin ve uzmanın gerektiğini söylüyor.

Washington Post’taki makale şunu ekliyor: Bu tesislerde güvenliği sağlamak için, düşman güçlerle uğraşacak olandan çok daha az insana gerek olacağı varsayılıyor. Pentagon, Suriye ordusunun kendi halkına karşı kimyasal silah kullandığı en kötü senaryoda, müdahale etmek için 75.000 askeri harekete geçirebileceğini planlıyor.

Bu arada Esad yönetimi kendi uyarılarını yayınlıyor. Suriye halkına karşı hiçbir zaman kimyasal silah kullanmayacağında ısrar eden yönetim, gerçek tehdidin "asiler"den ve onların Washington’daki emperyalist patronundan geldiğini iddia ediyor.

Suriye’nin Birleşmiş Milletler’deki temsilcisi, Güvenlik Konseyi’ne ve Genel Sekreter Ban Ki-moon’a yazdığı bir mektupta, Şam’ın, ABD ile müttefiklerinin İslamcı milislere kimyasal silah sağlayıp, ardından, doğrudan bir müdahaleye bahane oluşturmak için Suriye yönetimini onları kullanmakla suçlayabileceği yönündeki kaygılarını ifade etti.

Temsilci Beşar Caferi, "Suriye’nin sahip olabileceği kimyasal silahları hiçbir koşul altında kullanmayacağını; çünkü onun, kendi halkını, başında Amerika Birleşik Devletleri’nin yer aldığı malum devletlerin desteklediği teröristlere karşı savunduğunu açıkça ve diplomatik kanallar yoluyla defalarca belirttik"diye yazdı. 8 Aralık tarihli bu mektup, ilk olarak [17 Aralık] Pazartesi günü açıklandı.

Caferi, mektubuna şöyle devam ediyor: "Terörizmi ve teröristleri destekleyen belirli devletlerin silahlı terörist gruplara kimyasal silahlar sağlayabileceğinden ve bunun ardından, onların Suriye hükümeti tarafından kullanılmış olduğunu iddia edeceğinden gerçekten kaygılıyız."

Temsilci, Washington’ın sözde Suriye yönetiminin bu silahları halka karşı kullanacağı tehlikesi karşısında müdahale tehditlerine yanıt olarak, "kimyasal ve benzeri silahları kullanmış olan Amerika Birleşik Devletleri gibi devletler, bu tür bir saldırı başlatma durumunda değildir; çünkü onlar, kendi istilalarını ve işgallerini haklı göstermek için, 2003’te Irak’ın kitlesel imha silahlarına sahip olduğu bahanesini kullanmışlardı"diye yazdı.

Geçen hafta, Obama yönetimi, Fas’taki "Suriye’nin Dostları" toplantısı ile bağlantılı olarak, önderliği geçen ay ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yönetimi altında Doha’daki lüks bir otelde oluşturulmuş olan Suriye Ulusal Koalisyonu’nun tanınması ve El Nusra Cephesi’nin "yabancı terör örgütleri" listesine dahil edilmesi biçiminde birleşik adımlar attı.

Biri rejim değişikliği uğruna sonuna kadar savaş politikasına işaret ederken diğeri Washington’ın bu savaştaki önde gelen savaşçı güç olduğu büyük ölçüde kabul edilen El Nusra ile arasına mesafe koyması biçimindeki bu iki önlemin uzlaşmazlığı, ABD’nin açıkça desteklediği sözde "ılımlılar" içinde protestolara yol açtı.

Washington’ın bu adımlarını eleştirenler arasında, yeni Suriye muhalefet cephesi girişimini başlatmada Dışişleri Bakanlığı ile birlikte çalışan sürgündeki zengin Suriyeli iş adamı Riad Seif de bulunuyor. Fransa’da yayımlanan günlük gazeteLe Figaro’ya, "Onların hiç kimseye zararı yok. Suriyeli İslamcılar genel olarak ılımlılıklarıyla tanınırlar"diyen Seif, terörist tanımlamasına itiraz etti.

Seif, bu açıklamayı, Suriye’nin resmi haber ajansı Sana tarafından yeniden yayımlanarak Suriye’de yaygın bir şekilde izlenmiş olan bir videonun YouTube’da yeralmasından sonra yaptı (bununla birlikte, söz konusu videonun, ABD’deki şirket medyasında adı bile geçmedi). Bu video, ele geçirilmiş iki Suriyeli Alevi subaya fiziksel işkence yapan ve ardından kafalarını kesen Sünni İslamcı "asiler"i gösteriyor. Onlar arasında, söz konusu subaylardan birinin kafasına arkadan ilk darbeyi vurması için eline kılıç tuturulmuş, 10 yaşlarında görülen bir çocuk da vardı.

Bu video, Suriye’nin, ABD’nin ve Batılıların müdahalesi eliyle içine sürüklendiği iç savaşın amansız mezhepsel karakterinin simgesidir.

Washington’ın, sözde kimyasal silah tehdidi karşısında Suriye halkına yönelik sahte kaygısı bir yalan ve bahanedir. ABD emperyalizmi, kendi çıkarları adına Ortadoğu’yu yeniden düzenleme biçimindeki daha kapsamlı bir saldırının parçası olarak Suriye toplumunu harap etmeyi amaçlayan ortak bir çaba içinde, aralarında El Kaide’nin de bulunduğu en gerici İslamcı güçlerle fiili bir ittifak içinde çalışıyor.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır