World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Amerika Birleşik Devletleri

Yazıcıya hazırla

ABD’li üst düzey yetkili Mısır cuntasıyla buluştu

Chris Marsden
18 Temmuz 2013
İngilizce’den çeviri (17 Temmuz 2013)

Kahire’deki Müslüman Kardeşler üyelerinin şiddetli bir şekilde bastırılmasına, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı William Burns’ün iki günlük Kahire ziyareti eşlik etti.

ABD Dişişleri Bakanlığı’ndaki ikinci en üst düzey diplomat, devrik cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin serbest bırakılmasını isteyen göstericiler dövülür, tutuklanır ve öldürülürken, geçici Cumhurbaşkanı Adli Mansur, geçici Başbakan Hazem el-Beblawi ve darbenin önderi General Abdel Fattah el-Sisi ile buluştu.

Mursi’nin destekleyicileri Kahire’nin kuzeyindeki Rabaa Al-Adawiya Camisi’ndeki oturma eyleminin ardından Ramses Meydanı’nda toplanıp başkente giden anayollardan biri olan 6 Ekim Köprüsü’nü ulaşıma kapadıktan sonra gece boyu süren çatışmalarda en az yedi kişi öldürüldü.

Araba lastikleri yakılır ve polise taşlar fırlatılırken, göstericilere karşı göz yaşartıcı gaz kullanıldı. Polis, gece saat 01:00’de ateş açmaya başladı.

Köprüde iki, başkentin Giza semtinde ise 5 kişi öldürüldü. Polis yetkilileri, bu beş ölümden dördünün, Kahire Üniversitesi’nin ana yerleşkesinin yakınında bir oturma eylemi düzenleyen Mursi destekleyicilerinin orada kalanlarla çatışmasının ardından gerçekleştiğini söylediler.

Devlet medyası, sağlık bakanlığı görevlisi Halid el-Hatib’in ağzından, 216 kişinin yaralandığını ve 124 kişinin halen hastanede olduğunu aktardı. Mısır’ın resmi haber ajansına göre, 400’den fazla kişi tutuklandı.

Göstericiler, Tahrir Meydanı yakınında bir oturma eylemi başlatmak istemişti.

Müslüman Kardeşler, polisin barışçıl göstericilere karşı gerçek mermi kullandığını belirtti.

Göstericilerden Adil Asman, Reuters’e, "Biz ibadet ediyorduk. Aniden çığlıklar duyuldu. Yukarıya baktığımızda, polisin köprünün üstünde olduğunu ve bize göz yaşartıcı gaz attığını gördük." dedi.

Bu, geçen hafta, Mursi’nin gözaltında tutulduğu sanılan Cumhuriyet Muhafızları’nın yerleşkesinin dışında gerçekleşen ve 50’den fazla Mursi yandaşının öldürüldüğü çatışmalardan bu yana yaşanan en sert çatışma.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Burns, daha önce, ABD’nin, ordunun gergin ve bölünmüş bir halk üzerinde düzen kurma çabalarını engellemek için herhangi bir şey yapma niyeti olmadığını açıklamıştı.

"Buraya bir Amerikan çözümüyle ya da birilerine ders vermek için gelmedim" demiş ve eklemişti: "Biz Mısır’a kendi modelimizi dayatmaya çalışmayacağız."

Burns, gazetecilere, "Mısır’daki büyük partilerden bazılarının temsilcileri gözaltına alınmış ve dışlanmışken, diyalog ve katılım nasıl mümkün olsun?" biçiminde baştan sona sinik bir açıklama yaptı; ardından da, "Bütün siyasi akımları kapsamak istediğini bizzat hükümet söyledi." dedi ama garip bir biçimde, Mursi’nin ve Müslüman Kardeşler’in adını mümkün olduğu ölçüde anmadı.

O, yüzlerce tutuklama gerçekleşirken bile, "Orduya siyasi nedenlerle tutuklamalar yapılmaması çağrısında bulunduk" dedi.

Mısırlı bir gazeteci, Amerikalılar Mursi’nin serbest bırakılmasını talep ettiklerinde yeni hükümetin nasıl tepki verdiğini sorunca, Burns, onu, "bu konudaki görüşümüzü açıklamıştık" diyerek geçiştirdi.

Burns, Washington’ın, yeni geçiş hükümetinin "Mısır’ın olabildiğince kısa süre içinde demokratik olarak seçilmiş sivil bir hükümete dönüşünü hızlandıracağını" umduğunu belirti ve ekledi: "Öyle hissediyorum ki, halk en önemli şeyin bu sürecin şeffaflığı ve kapsayıcılığı olduğunun farkında."

Bunun ardından, durumdan hoşnut Mısırlı bir subay, kendi Facebook sayfasında, Burns ile Sisi’nin, Washington ve Kahire arasındaki "işbirliğini güçlendirmenin yolları"nı tartışmış olduğunu belirtti.

Bununla birlikte, Obama yönetimine karşı, darbe önderlerinin ondan yardım aldıklarını itiraf etmesini zorlaştıran yaygın bir muhalefet var. Milyonlarca Mısırlı, Washington’ın Müslüman Kardeşler ile olan önceki sıcak ilişkilerini unutmuş değil.

Bu nedenle, Tamarod hareketi ve diğerleri Burns ile buluşmadılar. Tamarod’un örgütleyicilerinden İslam Hammam, görüşme davetini, "ABD en başından itibaren Mısır halkının yanında yer almadığı için" reddetmiş olduklarını söyledi.

Selefi El Nur partisinin bir sözcüsü, partisinin, Burns ile buluşma davetini, "Mısır’ın iç meselelerine ve politikalarına haksız müdahale"den dolayı reddettiklerini belirtti.

Müslüman Kardeşler’in Özgürlük ve Adalet Partisi’nin bir sözcüsü, BBC’ye, "Bu tür bir ziyaret bizim için herhangi bir anlam ifade etmiyor; çünkü biz Amerika’nın bu askeri darbeyi desteklediğine inanıyoruz." dedi.

Bu yapmacık tavır alışlara karşın, ABD, ordu destekli yönetimin onun çıkarlarını savunmasını garanti altına almak için, Mısır’daki bütün ilgili partilerle gizli görüşmeler içinde olacaktır.

Mursi’nin 3 Temmuz’da devrilmesinden önceki haftalarda, ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel ve başkaları, el-Sisi ve Mursi cephesi ile düzenli ilişki içindeydi. Bu görüşmeler, Mısır kapitalizminin rakip temsilcileri olan ordu, göstermelik liberaller ve İslamcılar arasında geçici bir uzlaşma sağlamak umuduyla sürmektedir.

İsrailli askeri uzman Roni Daniel’in, El-Sisi’nin darbe gerçekleşmeden üç gün önce -Mursi’yi devirmeye yönelik çabaları konusunda- İsrail’i bilgilendirdiğini ortaya koyması, darbeyi destekleyen liberal önderlerin rüşvetçi karakterinin bir diğer kanıtını sunmaktadır. El-Sisi’ye, Ulusal Kurtuluş Cephesi’nden ve şimdi askeri yönetimde dış ilişkilerden sorumlu olan geçici cumhurbaşkanı yardımcısı olan Muhammed El Baradey eşlik ediyordu.

İsrail’de yayımlanan Kanal 2 televizyonunda konuşan Daniel, el-Sisi’nin İsrail’den Filistinli İslamcı hareket Hamas’a göz kulak olmasını istediğini ve İsrail’in ona Mısır ile Gazze Şeridi’ni birleştiren tünelleri imha etmesini tavsiye ettiğini söyledi.

Askeri uzman, ardından, El Baradey’in, darbeden önce ve sonra birer kez Başbakan Benyamin Netanyahu ile buluştuğunu ekledi. İsrail, El Baradey’e, Mursi sonrası hükümetin Batı tarafından tanınması için lobi faaliyetlerine yardımcı olma sözü vermiş. Mısır ordusu, darbenin gerçekleşmesinden günler önce, Gazze’ye giden tünelleri yıkmaya başlamıştı.

Bölünmenin diğer yanına gelince;The Guardian, kısa süre önce, Müslüman Kardeşler’de açık çatışmadan kaçınma çağrısı yapan bir bölünme yaşandığını ve örgütün orduyla gizli görüşmeler yaptığını bildirdi. 1.400 taraftara sahip olan Müslüman Kardeşler Şiddetsiz grubu, Müslüman Kardeşler’in önderi Muhammed Bedii aleyhine bir güvensizlik dilekçesi vermiş. Grubun sözcülerinden avukat Ahmed Yehia, basına, "Onlar [Mursi yönetimi], iktidara geldikten sonra değiştiler ve İslam’ı, hoşgörüyü ve İslam’a seslenmeyi unuttular..." dedi.

ABD, esas olarak, ordunun, mevcut durumu istikrara kavuşturma ve ardından işçi sınıfını hedefleyen yoğun kemer sıkma önlemlerini kararlı bir şekilde uygulama konumunda olmasını garantiye almak istiyor.

Dün, Mısır’ın yeni geçici hükümeti yemin etti. Bu hükümette, ordunun ve polisin temsilcileriyle yan yana oturan Batı yanlısı kişiler egemen durumda.

Dünün en çarpıcı gelişmesi, el-Sisi’nin başbakan birinci yardımcısı olarak atanmasıydı. El-Sisi, aynı zamanda, ülkedeki gerçek iktidarı kimin temsil ettiğini ortaya koyacak şekilde, savunma bakanı konumunu da koruyor.

Bu, hükümetin, el-Sisi ile ABD’nin piyonu El Baradey’den oluştuğu anlamına gelmektedir. Onların yanında şu kişiler oturuyor:

* 12 yıl süreyle Mısır’ın İhracatı Geliştirme Bankası’nı yönetmiş ve Ortadoğu’daki bölgesel ekonomi kurumlarında çalışmış olan Başbakan Hazem el-Beblawi.

* 2007’den bu yana Kahire merkezli Ekonomik Araştırma Forumu’nun sorumlu müdürlerinden ve Dünya Bankası’nın araştırmacılarından olan Maliye Bakanı Ahmed Celal.

* London School of Economics’de bankacılık hukuku üzerine doktora yapmış ve 2004-2007 yılları arasında Mısır’ın yatırım kurumunu yönetmiş olan Başbakan Yardımcısı Ziad Bahaa El-Din.

Polis Güçleri Generali Muhammed Abu Şadi, Mısır’ın tedarik bakanlığını yönetme görevini kabul etti. Abu Şadi, milyonlarca insanın bel bağlamış olduğu sübvansiyonları kesmekle görevlendirilecek. Mısır, halka uluslararası fiyatların altında benzin sağlamak için, her yıl 15 milyar dolara varan para harcıyor. Temel gıda maddesi olan ekmek, halen yılda 3 milyar dolardan fazla sübvanse ediliyor. Yaşam standartlarının şimdiden serbest düşüşte olduğu bir ülkede, bunların hepsinin ortadan kaldırılması hedefleniyor.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır