World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2013/mai2013/fail-m20.shtml

Kapitalizmin başarısızlığı

Nick Beams
20 Mayıs 2013
İngilizce’den çeviri (3 Mayıs 2013 )

Avrupa ekonomisinin durumuna ilişkin geçen hafta boyunca yayımlanan rakamlar, yalnızca derinleşen ekonomik ve toplumsal bir krizin ifadesi değildir. Onlar, kapitalist ekonomik düzenin iflasını gösteren tarihsel bir anlam taşıyorlar.

Uluslararası Para Fonu, son ekonomik tahmininde, bu yıl, Fransa’nın, İtalya ve İspanya’ya katılmasıyla durgunluk içinde üç büyük ekonomiye sahip olan avro bölgesinin, bir bütün olarak yüzde 0,3 küçüleceğini öngördü. Bir başına bu çelişki çarpıcı ama onun mali krizin başlangıcından beş yıl sonra gerçekleşmesi olgusu, onu üreten asıl süreçlere işaret etmektedir. Avrupa ekonomisi, aşağıya doğru derinleşen bir sarmala yakalanmıştır.

İspanya, şimdi, genç nüfus içinde yüzde 57’yi bulan, yüzde 27’lik -depresyon düzeyinde- bir işsizliğe sahip durumda. Altı milyondan fazla İspanyol işçisi işsiz. Fransa’da, önceki aylarda hiçbir şekilde çalışmamış olan iş arayanların sayısı, 3,2 milyonluk rekor bir düzeye ulaştı. Tüm Avrupa Birliği’nde, işgücünün yüzde 12’sine denk düşen 26 milyon insan işsiz.

Britanya’da, geçtiğimiz çeyrekte gerçekleşen ekonomik büyüme, yalnızca yüzde 0,3’tü. Bu, Britanya "üç dipli" durgunluktan çıkmış olduğu için resmi çevrelerde bir rahatlamaya yol açmakla birlikte, Britanya ekonomisinin hala krizin başladığı dönemden yüzde 2,6 daha küçük olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Britanya, gayrısafi yurt içi hâsılada yüz yıl içinde tanık olduğu en derin ve en uzun süreli düşüşe maruz kalmış durumda. Bir karşılaştırma yaparsak, Büyük Bunalım, 1970’lerdeki sıkıntılı dönem ve 1990’ların başlarındaki durgunluk sırasında, aynı aşamada (krizin yaklaşık 51. ayında), ekonomik büyüme yeniden toparlanmaya başlamıştı.

Dahası, Avrupa ekonomisinin görünümü kötüleşiyor. Uluslararası Para Fonu’nun birinci başkan yardımcısı David Lipton, geçen hafta yaptığı bir konuşmada, Avrupa’nın bir "durgunluk durumu" riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. "Yatırımlar geriliyor ve işsizlik artmaya devam ediyor; mali piyasalar parçalı olmayı sürdürüyor."

Bununla birlikte, Avrupa’daki durum, yalnızca, bir bütün olarak küresel kapitalizmin içinde bulunduğu durumun en keskin ifadesidir. ABD ekonomisinin sönük büyüme oranı yüzde 2,5 ve işsizlik, artan yoksulluğun ve yaygınlaşan toplumsal eşitsizliğin ortasında, bunalıma yakın bir düzeyde olmayı sürdürüyor. Federal Reserve (ABD Merkez Bankası) mali piyasalara şirket kârlarını arttıran paralar akıtırken, geniş halk kitlelerinin gerçek gelirleri azalmaya devam ediyor.

Burjuva medyaya, onun başındakilere ve uzmanlarına göre, halkın geniş kesimlerinin giderek kötüleşen toplumsal konumu, yalnızca, "yeni normal"in bir diğer ifadesidir. Onların hiçbiri, tarihteki en büyük bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin ortasında halkın giderek büyüyen kesimlerinin neden yoksullaştığını açıklama gereği duymuyor.

Ama bu tür bir gelişmenin anlamı, Karl Marx tarafından, 160 yıldan uzun süre önce, ayrıntılı bir şekilde incelenmişti. O, bu tür bir durumun, "burjuvazinin artık toplumda yönetici sınıf olma ve kendi varlık koşullarını egemen bir yasa olarak topluma dayatma becerisine sahip olmadığını"gösterdiğini açıklamıştı.

Bank of England’ın Londra’da düzenlediği son toplantılardan birinde, IMF’nin baş ekonomisti Olivier Blanchard, krizden çıkartılan dersler olarak adlandırdığı şeyleri özetledi. Bu, entellektüel ve siyasi bir iflasın itirafıydı.

Blanchard, bu tür şeylerin artık gerçekleşmeyeceğine inanarak, 2008’de mali krizin patlamasına bütünüyle hazırlıksız yakalanıldığını kabul etti. Blanchard, mali sistemin "düzeltilmesini" anlayamamış ve dünya ekonomisinin, 2009’da dünya ticaretinde çöküşe yol açan karşılıklı bağlılığını hesaba katmamıştı.

Dahası, o, geleneksel parasal ve mali araçların, mali sistemdeki son derece özgün sorunların üstesinden gelmeye yetecek kadar iyi olmadığını kabul ettikten sonra, mali sistemi düzenlemek için ileriye yönelik makro araçların gerçekten işe yarayıp yaramayacağı konunda emin olmadığını söyledi.

Blanchard, bu düşüncelerinde kesinlikle yalnız değil. Geçtiğimiz Eylül ayında, ABD Merkez Bankası’nın parasal gevşeklik politikasını genişletme kararının hemen ardından, Federal Açık Pazar Komitesi’nin üyelerinden Richard Fisher, "ekonomiyi yeniden yola sokmak için neyin işe yarayacağını" hiç kimsenin bilmediğini ve hiçbir merkez bankasının "şimdi bulunduğumuz yerden geri dönmede bize yol gösterecek yeterli dümen tutma deneyimine sahip olmadığını" kabul etmişti.

Benzeri bir kafa karışıklığı, IMF tarafından geçtiğimiz ay Washington’da düzenlenen ilkbahar toplantılarının ardından üst düzey ekonomistlerin bir araya getirildiği bir toplantıda sergilendi. Nobel ödülü sahibi George Akerlof, ekonomik krizi, bir ağaca tırmanıp, nasıl geri ineceğini bilmeyen ve şimdi düşmek üzere olan bir kedinin durumuyla bağlantılandırdı. Bir diğer ekonomist, beş yıl sonra kediyi ağaçtan indirmenin zamanının gelmiş olabileceğini söyleyerek araya girerken, Nobel ödüllü Joseph Stiglitz şunları söyledi: "Kedinin neden hala ağaçta olduğunu açıklayan iyi bir ekonomi kuramı bulunmuyor."

Ortaçağ’a özgü skolâstik felsefenin ve onun altında yatan feodal toplumsal düzenin iflası, ifadesini, bir toplu iğnenin başında kaç adet meleğin dans edebileceğine ilişkin tartışmalarda buluyordu.

Kapitalizmin günümüzdeki ilahiyatçıları ve onların ağaca çıkmış kedi üzerine tartışmaları en az bu kadar saçma görünüyorsa, bu onların kişisel zayıflıklarının ürünü değildir. Son tahlilde, onlar, savundukları toplumsal-ekonomik sistem her türlü tarihsel ilerlemeye uzlaşmaz biçimde karşıt hale gelmiş olduğu için, 75 yıl içinde karşılaşılan bu en derin krize herhangi bir açıklama getiremiyorlar.

Egemen sınıfın ideologları, sosyalizmin sonunu ilan etmek için SSCB’nin çökmesine sarılırken, ekonomistler ve medya uzmanları, kapitalizmin başarısızlığı hakkında hiçbir şey söylemiyorlar.

Yine de, onların görünen kafa karışıklığının altında, bu ekonomik çöküşün büyük toplumsal kabarışlara ve sınıf mücadelelerine yol açacağı yönündeki artan korku yatmaktadır. Kısa süre önce, Time dergisinde yayımlanan bir baş makalede, Marx "kaçınılmaz olarak ekonomik krizlere yol açan kapitalist sistem, dünyadaki zenginlikler küçük bir azınlığın elinde toplanırken, kitleleri yoksullaştıracağını kuramlaştırmıştı... Giderek artan sayıda kanıt, onun haklı olabileceğini akla getiriyor." diye yazılmıştı.

Avrupa’dan ve başka yerlerden çıkan istatistikler, kapitalizmin, devrimci sonuçlar içeren ölümcül bir krize girmiş olduğunu göstermektedir.

Burjuva düzenin savunucularının entellektüel çürümesi, işçi sınıfının sosyalist enternasyonalizm programı temelinde girişeceği bilinçli siyasi mücadelenin, ona, kâr sisteminin çöküşünü ifade eden toplumsal çürüme sarmalından çıkmak için topluma önderlik etme yolunu açacağını göstermektedir.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır