World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

Haiyan tayfununun yol açtığı toplumsal felaket

Joseph Santolan
18 Kasım 2013
İngilizce’den çeviri (13 Kasım 2013)

Yıkıcı bir tayfunun ardından, Filipinler’de en az 10.000 kişi öldü. İnsanlık, Hint Okyanusu’ndaki tsunamiden 9, Katrina Kasırgası’ndan 8 ve Haiti’deki depremden üç yıl sonra, bir kez daha, bir felaket manzarasıyla ve büyük can kaybıyla karşı karşıya kaldı.

Şimdi bir milyon kişi tahliye merkezlerine yerleştirilmiş durumda; yüzbinlerce insan yiyecekten ve sudan mahrum; tayfundan sağlam kalan hastaneler, tıbbi malzemelerin sağlanması durumunda iyileştirilebilecek hastalıklardan acı çeken ve ölen hastalarla dolu. Bölgenin enerji, iletişim ve ulaşım altyapısı çökmüş durumda.

İnsanların Haiyan gibi yıkıcı fırtınalardan sağ kurtulmasını sağlayacak sığınakları yapma ve bu tür felaketlerin vurduğu kentleri yeniden inşa etme görevinin çok zor olduğu ortada. Haiyan, saatte 195 millik kesintisiz rüzgarıyla ve saatte 235 mile ulaşan ani fırtınalarıyla, karaya ulaşan, tarihte kaydedilmiş en kötü fırtınaydı. Bununla birlikte, Guardian’dan New York Times’a kadar uluslararası basının, saatte 200 millik bir tayfuna hiçbir şeyin karşı koyamayacağına ilişkin iddialarının altında belirli bir siyasi gündem yatıyor.

Tayfunun vurduğu Takloban kentine ve çevresine ait görüntüler farklı bir hikaye anlatıyor. İşyerleri, alışveriş merkezleri, resmi daireler ve konaklar hala ayakta. Kentin golf kulübü neredeyse zarar görmemiş durumda.

Haiyan’ın öfkeli rüzgarları durdurulamazdı ama büyük ölü ve yaralı sayısı ile Takloban’daki yoksunluğun çapı, doğal değil, toplumsal bir felaketti. Tayfunun kurbanlarının ezici çoğunluğu, güvenli yerlerde inşa edilmiş ve önceden stoklanmış gerekli malzemelere sahip sağlam korunaklardan yararlanma olanağına sahip olsaydı, yaşayacaktı.

Takloban’daki tahliye merkezleri arasında, kentin kapalı spor salonu da bulunuyordu. Fırtınadan kaçan yüzlerce insan, yerel yöneticiler tarafından, korunmaları için bu salona yönlendirildi. Takloban’daki bütün sağlam yapılar gibi, o da fırtınaya dayandı. Bununla birlikte, salon, deniz düzeyinden yeterince yüksekte değildi ve içi su doldu. İçindekiler, ya boğuldular ya da aniden içeriye dolan suyun üstüne çıkma mücadelesi verirken ayaklar altında ezildiler.

Şimdi çökmüş ve sular altında kalmış olan, işçilerle yoksulların kendi evlerini yapmaya zorlandığı mahalleler, ucuz ve dayanıksız malzemelerden yapılmıştı. Filipinler nüfus sayım verilerine göre, Takloban’daki evlerin üçte birinden fazlası ahşap dış duvarlara, 7’de biri de ottan çatılara sahip. Miami Üniversitesi’nden kasırga araştırmacısı Brian McNoldy, bu evlerin “daha güçsüz bir fırtınanın da hemen hemen böylesi bir yıkıma yol açabileceği... dayanıksız yapılar” olduğunu söyledi.

Dünya Bankası’nın 2012’de yapmış olduğu bir araştırma, 100.000’den fazla nüfusa sahip bir kentte yaşayan 10 Filipinli’den dördünün fırtınalar karşısında korunmasız olduğunu gözler önüne sermişti. Buna rağmen, hassas bölgelerde hiçbir hazırlık yapılmadı. Tahliye merkezleri denilen yerler, sağlık tesislerinden ve kurtarma malzemelerinden yoksun kiliseler, yerel yönetimlere ait konser salonları ve okullardır.

Emekçilerin Takloban’dan Port-au-Prince’e ve New Orleans’a kadar, dünyanın dört bir yanında, büyük bir fırtınanın ya da bir başka felaketin insafına kalmış şekilde, kötü inşa edilmiş evlerde yaşamak zorunda bırakıldığı gerçeği, şimdi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Bu durumun sorumluluğu alınyazısına değil, kapitalizme aittir. İnsanlık, tayfunlara hazırlanmaya, büyük fırtınalara dayanıklı korunaklar inşa etmeye ve bütün kentleri yeniden kurmaya yetecek teknolojik imkanlara sahiptir.

Bunun için gerekli kaynaklar, kapitalist piyasanın akıldışılığı, tüm toplumsal uğraşlara egemen olan kar dürtüsü, dünyanın çağdışı ve yıkıcı rakip ulus devletlere bölünmüşlüğü ve dünyada hüküm süren kaba toplumsal eşitsizlik düzeylerinden dolayı harekete geçirilemiyor. Gerekli fonlar, trilyonlarca dolar, büyük ölçüde, dünya çapında 27 trilyon ABD Dolarlık şaşırtıcı bir serveti tekelinde tutan “yüksek gelirli bireyler”in banka hesaplarına akıtıldığı için bulunamıyor.

Filipinler’de uygun konutların ve fırtına sığınaklarının inşa edilememesi, bu zamanını doldurmuş ve akıldışı sistem tarafından işçi sınıfına dayatılan daha kapsamlı yoksunluk koşulları ile benzer özellikler taşımaktadır.

Ulusal Beslenme Merkezi’ne göre, Filipinler’de, 10 insandan yalnızca dördü yeterince beslenebiliyor. Halkın yüzde 27’si, isteği dışında sürekli açlık içinde. Şimdi Haiyan tarafından yerle bir edilmiş olan Samar adasındaki erkeklerin ortalama yaşam süresi, 2012 yılında 64,5 yıl idi (Batı Avrupa’dakinden tam 15 yıl az).

Bu koşullar, işçi sınıfının, süper zenginler tarafından biriktirilmiş olan servetin yönetimini eline alması ve onu toplumsal olarak ilerici amaçlar doğrultusunda kullanması gerekliliğini vurgulamaktadır. Bunu yapma yönündeki her girişim, onu, bu günlerde özel mülkiyeti korumak ve tayfunun kurbanlarını sindirmek için ordusunu harekete geçiren kapitalist devletin sert muhalefetiyle karşı karşıya getirecektir.

Hükümetin kurtarma malzemelerinin hiçbir yerde görülmediği Filipinler’de, yüz binlerce fırtına kurbanı, yiyecek bulma mücadelesi verirken, ihtiyaç duyduğu yiyeceği, suyu ve malzemeleri, kepenkleri kapalı mağazalardan ve alışveriş merkezlerinden sağlamaya çalışıyor.

Filipinler Devlet Başkanı Aquino, bu duruma, kentte devriye gezmek ve özel mülkiyeti korumak için, zırhlı araçlarla donanmış ağır silahlı 1.300 polisi ve askeri personeli kente gönderip orada sokağa çıkma yasağı uygulayarak ve fırtına kurbanlarını keyfi aramalara tabi tutarak yanıt verdi. O, kurtarma çalışmalarının çoğunu, özel kuruluşlara ve uğursuz bir şekilde Filipinler’deki eski sömürgeci güç olan ABD’nin ordusuna bıraktı.

Şimdiki kurtarma çalışmalarıyla bağlantılı karmaşık lojistik harekatlar, bu tür fırtınalara karşı koyabilecek bir toplum yaratmak için gerekli büyük ekonomik girişimlerin yanında hiçbir anlam ifade etmemektedir. Bu, yalnızca, tüm bölgenin ve dünyanın endrüstriyel ve bilimsel kaynaklarının işçi sınıfının önderliği altında planlı uluslararası seferberliği yoluyla yapılabilir.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır