World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2013/nov2013/spai-n29.shtml

Madrid temizlik işçileri kesintilere ve işten çıkarmalara karşı grevde

Alejandro López
29 Kasım 2013
İngilizce’den çeviri (14 Kasım 2013)

Kamu Temizlik Şirketleri Birliği (ASELIP) içinde bir araya gelen FCC, OHL, Sacyr ve Ferrovial gibi şirketlerde çalışan binlerce temizlik ve park işçisi, İspanya’nın başkenti Madrid’de, 5 Kasım’dan beri süresiz grevde.

6.000 işçi, toplu işten çıkarmalara ve ücret kesintilerine karşı. Bu şirketler, geçtiğimiz ay, 6,500 işçiden 1.400’ünün (yüzde 28’inin) işten çıkarıldığını, yüzde 43’e varan ücret kesintilerinin yaptıklarını açıklamışlardı. Ortalama aylık ücret 1.000 ile 1.300 avro arasında değişirken, genç işçiler ayda 900 avro kazanıyor.

Grevin başladığı gün, 8.000 işçi, Madrid’de, “Madrid’in temizlikçileri ve bahçıvanları mücadelede! Kesintilere ve işten çıkarmalara karşı! Çalışma koşullarını savunmak için!” bayrağı altında yürüdü.

FCC, OHL, Sacyr ve Ferrovial, inşaat sektörü kökenli büyük şirketlerdir. Bu şirketler, emlak balonunun 2008’de çökmesinin ardından faaliyetlerini farklı alanlara yönlendirdiler ve kamu temizliği ile bakım sektörlerine giriş yaptılar. Bununla birlikte, gelirler, Sosyalist Parti (PSOE) hükümeti ve Halk Partisi (PP) tarafından ardı ardına uygulanan ve yerel yönetimlerin fonlarının kısıtlanmasına yol açan kemer sıkma politikaları sonucunda azaldı. Ağustos 2012’de Madrid belediye meclisi, temizlik ve bakım harcamalarını yüzde 30 oranında kısmaya karar verdi.

İşçi sendikalarının rolü, en baştan itibaren, işçilerin direnişini zayıflatmak ve mücadeleyi açıkça sabote etmek oldu.

4 Ekim’de, toplu sözleşme komitesindeki 15 temsilciden sekizine sahip olan PSOE çizgisindeki Genel İşçi Sendikası (UGT), ASELIP’in çağrısının ardından, herhangi bir gün belirlemeden, ayın sonunda süresiz genel grev çağrısında bulundu. İlgili diğer iki sendika, komitede dört üyesi olan Komünist Parti çizgisindeki İşçi Komisyonları (CCOO) ile komitede üç üye ile temsil edilen anarko-sendikalist Genel İşçi Konfederasyonu (CGT), UGT’nin grev kararını “acelecilik” olarak adlandırdı. CCOO sözcüsü Félix Carriòn, “henüz bir şey görmüş değiliz, [ASELIP’den] herhangi bir kesin teklif yok ve işten çıkarmalara alternatifler olduğunu düşünüyoruz.” açıklamasını yaptı.

16 Ekim’de, 3.000 işçinin oybirliğiyle 26 Ekim’de greve çıkılması için oy kullandığı UGT iki kitlesel UGT toplantısı gerçekleşti. CCOO da iki toplantı düzenledi ama 1.300 işçi, sendika yetkililerinin patronlarla görüşmeler için hala alan olduğunda ısrar etmelerinin ardından, grevin 15 Kasım’a kadar ertelenmesi yönünde oy verdi.

CCOO’nun, 8 Kasım’da yayımladığı açıklamada, “sendikalar işten çıkarmalara karşı, ücretlerin dondurulması, boşalan işlere yeni işçi alınmaması, bir erken emeklilik planı, bir işten çıkarmaları teşvik programı ve giyim gibi harcamalarda kesintiler gibi, alternatif ve akla uygun öneriler formüle etti. Bunların hiçbiri kabul edilmedi.” dedi.

Şirketler, 1.134 işçiyi işten çıkarma kararlarını tekrarladıklarında, sendikalar, grevi 26 Ekim’den 4 Kasım’a erteleyeceklerini açıkladılar ve bunun ardından, o grevin gerçekleşmesini engelleme yönünde umutsuz bir çabayla, dört kez şirketlerle görüşmelere katıldılar.

Sendikalar, grev başladığından beri, benzeri saldırılarla karşı karşıya olan diğer işçileri harekete geçirmeyi reddediyorlar. Onlar, bunun yerine, şirketleri görüşmeye zorlaması ve temizlik sözleşmelerine bağlı kalmadıkları için onlara yaptırımlar uygulaması için PP tarafından yönetilen Madrid belediyesine baskı yapmayı amaçlayan kampanyayı sınırladılar.

Şehir yönetimi, saldırılara bütünüyle suç ortağı olmuş durumda.

Geçtiğimiz Ağustos ayında, Madrid özelleştirilmiş yeni hizmet anlaşmalarını denetleyen kontrol sistemini değiştirme konusunda anlaşmıştı. Şirketler, artık bu işler için gereken minimum insan ya da ekipman kaynağını sağlamak zorunda değiller. Sendikalar, işten çıkarmaların yolunu açan bu adıma karşı çıkmadılar.

Ağustos ayında, 350 işçinin sözleşmesi yenilenmedi. Sendikalar onlara sahip çıkmadı. Onların çoğu işsizlik parası alamadı; çünkü, resmi olarak işten çıkarılmamışlardı.

Madrid belediye meclisi, ayrıca, temizlik hizmetlerinin, İspanya’nın acımasız asgari hizmetler yasasına göre uygulanmasına izin verilen yüzde 40’ının sürdürülmesi gerektiğini karara bağladı. Sendikalar, bu karara uygun davranma konusunda anlaştılar ve rastgele seçilen işçilere bu işleri yerine getirme çağrısı yaptılar. İşçiler, işyeri girişlerine gözcü koyarak ve bazı iş araçlarının lastiklerini patlatarak, asgari hizmetlerin gerçekleştirilmesine engel olmaya çalıştılar. Madrid Belediyesi, asgari hizmet işçilerine eşlik etmek üzere, 60 polis minibüsü ve 4 toma gönderdi.

Sendikalar, şirketlerle, diğer sektörlerde yapmış oldukları gibi, kaçınılmaz şekilde işten çıkarmalara ve ücret kesintilerine neden olacak bir anlaşmaya varmak için görüşmelere devam ediyorlar.

Sahte sol gruplar, sendika bürokrasilerinin grevleri kontrol altına almaya adanmış emek polisi rolünü desteklerken zararlı bir rol oynuyorlar. Onlar, grevin, çürümüş sendika aygıtları içerisinde, canlı sol yapıların hala var olduğunu kanıtladığında ve bunu sorgulamaya kalkışan herkesi mahkum etmekte ısrar ediyorlar.

Britanya Sosyalist İşçi Partisi’nin İspanyol şubesi En Lucha (Mücadelede), şunları yazdı: “gördüğümüz gibi CCOO ve UGT... ulusal ölçekteki son genel grevden bu yana bir yıl geçmiş olması olgusuna ters düşen bir süresiz grev çağrısı yaptı. Bu, onların, bazan belli koşullarda sergilediklerini utanç verici icraatlarına rağmen, kararlı eylem çağrısı yapabildiklerini göstermektedir. Bu yüzden, çoğu zaman onları eleştirmek zorunda kalsak bile, bu örgütlere karşı sekterlikten kaçınmak önemli.”

Bu açıklama, İspanyol ve uluslararası işçi sınıfının geçtiğimiz on yıllar boyunca sendikalarla yaşadığı stratejik deneyimleri görmezden gelmektedir. Sendika bürokrasisi, kendi ayrıcalıklı varlığını korumak için, her ülkede, ücretlerin sistematik olarak düşürülmesine, işlerin ve çalışma koşullarının yıkımına iştirak etmiştir.

En Lucha, “sekter” pozisyonlar geliştirdiği varsayılanların kim olduğunu asla belirtmiyor ama onların bizzat işçiler olduğunu tahmin edebiliyoruz. Her 100 işçiden yalnızca 16’sı sendikalarda örgütlü ve sendikalardan hoşnutluk üzerine son yapılan ankete katılanların yarısından fazlası, onları ya “kötü” (yüzde 19) ya da “çok kötü” (yüzde 34) olarak değerlendirdi.

Uluslararası Marksist Eğilim’in eski İspanya şubesi El Militante (Militan), Pablocu Anticapitalista (Kapitalizm Karşıtı Sol) ve eski Morenocu eğilim Clase contra Clase (Sınıfa Karşı Sınıf), işçiler arasındaki “dayanışma”yı, “birliği” ve “koordinasyon”u öven yazılı açıklamalar yaptı. Onlar, bir kez olsun, sendikaların, egemen sınıfın işçi sınıfını bölmedeki başlıca aletleri olarak rolünden söz etmediler. Onlar böylece, sendikalara, ihanetlerini gerçekleştirmeleri için açık çek veriyorlar.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır