World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

Almanya’daki seçimleri Merkel kazandı

Stefan Steinberg
26 Eylül 2013
İngilizce’den çeviri (23 Eylül 2013)

Almanya’daki seçimleri Başbakan Angela Merkel kazandı. Onun Hristiyan Demokrat Birlik -Hristiyan Sosyal Birlik ittifakı, oy oranını yaklaşık yüzde 8 dolayında arttırarak toplamda yüzde 41,5’e ulaştı.

Bu tutucu partilerin halen koalisyon ortağı olan serbest piyasa yanlısı Hür Demokrat Parti (FDP) ise bozguna uğradı. Merkel hükümet kurmak için gerekli çoğunluğa sahip değil ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) ya da Yeşiller ile koalisyon görüşmesi yapmak zorunda.

SPD ve Yeşiller, Sol Parti’yi de kapsayan bir koalisyon oluşturma yönündeki önerileri kategorik olarak reddetmiş durumda. Böylesi bir koalisyon, yeni parlamentoda az farkla çoğunluk elde edecekti.

Oyların yalnızca yüzde 4,8’ini alabilen FDP, 2009’a göre oylarının üçte ikisini yitirdi. Bu, onun, Alman seçim yasasına göre parlamentoya girmesi için gerekli olan yüzde beşlik barajı aşamadığı anlamına geliyor. Hür Demokratlar, geçen hafta sonu Bavyera’da yapılan eyalet seçimlerindeki son derece kötü sonucun ardından, ikinci oylarını FDP’ye verip onun parlamentoya girmesini sağlamaları için CDU seçmenlerine yalvararak dilencilik yaptılar.

Merkel ve parti önderliği, destekleyicilerine her iki oylarını da CDU’ya vermeleri gerektiği çağrısı yaparak müdahale etti.

Bu, savaş sonrası dönemde çok sayıda hükümette önemli bakanlıkları elinde bulundurmuş olan ve bankalar ve iş dünyası lobileriyle en sıkı ilişkide olan parti olarak kabul edilen FDP’nin II. Dünya Savaşı sonrasında parlamentoya giremediği ilk seçimdir.

Muhalefetteki SPD, geçtiğimiz dört yıl boyunca toplumsal eşitsizlikte büyük bir artışa nezaret etmiş olan Angela Merkel başkanlığındaki hükümete darbe indiremedi. SPD, 2009’daki seçimlerde elde ettiği en kötü sonuçtan yüzde 3 düşük oy alarak, oyların yüzde 25,7’sini topladı. Bu, SPD’nin savaş sonrası tarihinde elde ettiği en kötü ikinci sonuçtur.

Seçmenler, Almanya’daki sosyal yardım harcamalarında savaş sonrası dönemde yaşanan en yoğun kesintilerden (Gündem 2010 ve Harz IV yasaları) sorumlu tutmakla kalmadılar. Seçmenler, SPD’nin başbakanlık adayı Peer Steinbrück’ün, 2005-2009’daki son büyük koalisyon hükümetinde maliye bakanı olduğunu biliyorlar. Steinbrück, 2008’de, küresel mali krizin patlamasının ardından Alman bankalarının kurtarılmasından sorumlu olan bakandı.

Seçim kampanyasının son döneminde, SPD’nin tutuculara karşı herhangi bir gelişme gösteremeyeceği ortaya çıktığında, partinin önderliği, asgari ücret ve emeklilere ödünler verme çağrısı yaparak sosyal profilini yükseltmeye çalıştı. SPD’nin Pazar günü aldığı oy, seçmenlerin onun vaatlerini ciddiye almadığını gösterdi.

Seçimlerde, Yeşiller de ciddi bir yenilgi yaşadı. Yeşiller, 2009’daki seçimlerde yüzde 10’un üzerine çıkmıştı. Onların önderleri, bu seçim kampanyasında, sürekli olarak, partinin, SPD ile koalisyon kurmasını mümkün kılacak şekilde iki basamaklı rakamlara ulaşma peşinde koştuğunu vurguladılar. Sonuçta, parti yüzde 8’in biraz üstünde oy aldı.

Alman Yeşiller’i, geçtiğimiz on yıl boyunca, Alman militarizminin ateşli savunucusu, sağcı ekonomi politikalara sahip bir parti olarak ortaya çıktı. Kentli orta sınıfların hali vakti yerinde kesimlerini temsil eden Yeşiller, geçmişte onu desteklemeye hazır olmuş geniş genç seçmen kitlesi tarafından açık bir şekilde reddedilmiştir.

2009 seçimlerinde elde etmiş olduğu yüzde 11,9’dan yüzde 8,6’ya gerilemiş olan Sol Parti de, yüzde 3’ten fazla oy kaybına uğramış durumda. O, bütün seçim kampanyasını SPD ve Yeşiller ile bir koalisyon hükümeti kurma önerileri üzerinde yoğunlaştırmıştı ve o iki partinin yaşadığı oy kaybına kendisi de maruz kaldı.

Sol Parti, yönetiminde olduğu kentlerde ve eyaletlerde, seçim afişlerinde eleştirdiği toplum karşıtı politikaları canı gönülden uygulamıştı. O, bu siyasi ikiyüzlülüğün bedelini ödedi.

Daha önce Sol Parti’ye oy vermiş olan 300.000’in üzerinde seçmenin bu seçimlerde sağcı milliyetçi ve Avrupa karşıtı Almanya İçin Alternatif’e (AfD) kaymış olması, bu partinin sağcı doğasının en önemli göstergelerinden biridir. Önceki seçmenlerinin bundan daha büyük bölümünü AfD’ye kaptıran tek parti FDP oldu.

Sol Parti’nin Sahra Wagenknecht gibi önderleri, seçim kampanyası boyunca, AfD’nin programının kimi unsurlarını desteklediklerini açıkça ifade ettiler.

Sekiz aydan kısa bir süre önce kurulmuş olan AfD, katıldığı ilk seçimlerde, yüzde beşlik barajın hemen altında, yüzde 4,7 oy aldı. Bu, 1983’te parlamentoya girmiş olan Yeşiller hariç, yeni kurulmuş bir partinin Federal Almanya Cumhuriyeti’nin tarihinde ilk kez parlamentoya girmesi olacaktı. Sol Parti ile onun önceli olan PDS, eski Demokratik Alman Cumhuriyeti’nin iktidardaki partileridir.

Dört sandalye ile çoğunluğu elde edemeyen CDU-CSU, şimdi, yeni hükümete, kendi kemer sıkma, sosyal kesintiler ve militarizm programını uygulama gücü sağlayacak bir koalisyon ortağı bulmak durumunda.

SPD, kendi adına, böylesi bir koalisyona katılmaya istekli olduğunu ortaya komuş durumda. Seçim sonuçlarını değerlendiren Peer Steinbrück, gazetecilere, “Top, Bayan Merkel’in sahasında, o kendisine bir çoğunluk bulmak zorunda.” dedi. Yeşiller de Merkel’in CDU-CSU’su ile bir koalisyon oluşturmaya hazır olduklarının işaretini vermiş durumda.

CDU’nun önderliği, seçim sonuçlarını tartışmak ve yeni bir hükümeti nasıl oluşturacaklarını belirlemek için Pazartesi günü toplanıyor. Bununla birlikte, Merkel’in SPD ile bir büyük koalisyon oluşturmaya karar vermesi durumunda, bu, 2005’ten 2009’a kadar Almanya’yı yönetmiş olan hükümetin basit bir tekrarı olmayacak.

İki gün önceki perspektif yazısında uyarmış olduğumuz gibi, “O, yalnızca, Almanya’nın Avrupa’ya dayattığı acımasız kemer sıkma politikalarını yoğunlaştırmakla kalmayacak, bizzat Almanya içinde işçi sınıfına karşı savaş ilan edecek. Yeni hükümet, aynı zamanda, her türlü askeri sınırlamadan vazgeçecek ve uluslararası düzeyde Alman emperyalizminin çıkarlarını saldırgan biçimde takip edecektir.”

Seçimlere işçi sınıfını için gerçek bir alternatifi temsil eden bir programla giren tek parti, Sosyalist Eşitlik Partisi’dir (Partei für Soziale Gleichheit-PSG). Önümüzdeki günlerde yayımlanacak makalelerde, Alman hükümeti çözümlenecek, PSG tarafından gerçekleştirilen kampanya ve oy dağılımı yorumlanacak.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır