World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2014/dec2014/mold-d13.shtml

Moldova seçimleri: AB yanlısı koalisyona olan destekte keskin düşüş

Andrei Tudora ve Tina Zamfir
13 Aralık 2014
İngilizce’den çeviri (3 Aralık 2014)

30 Kasım’da, eski Sovyet Cumhuriyeti Moldova’da parlamento seçimleri yapıldı. Bu yoksullaştırılmış Doğu Avrupa ülkesi, NATO güçlerinin Rusya’ya karşı askeri saldırganlığının bir parçası olarak, gittikçe artan bir oranda, Batı önderliğindeki provokasyonların odağı haline gelmiş durumda.

NATO’nun resmi üyesi olmamakla birlikte, Moldova’nın bu örgütle bağlantıları, onun Kuzey Atlantik İşbirliği Konseyi’ne katıldığı 1992 yılına kadar gidiyor.

Seçim sandıklarının yüzde 98’inden gelen oyların sayılmasının ardından, Rusya yanlısı Moldova Cumhuriyeti Sosyalist Partisi (PSRM) yüzde 20,71 oy oranıyla ilk sırayı aldı; onu, yüzde 20’nin çok az altında bir oy oranıyla, başlıca Avrupa yanlısı oluşum olan Moldova Liberal Demokrat Partisi (PDLM) takip etti. AB yanlısı diğer partiler olan Moldova Demokratik Partisi (PDM) ve Liberal Parti (PL), sırasıyla, oyların yüzde 16’sını ve 9,5’unu alırken, Komünist Parti (PCRM) yüzde 17,76 oranında oy elde etti.

Bu sonuçlar, Liberal Demokratlar, Demokratlar ve Liberal Parti’den oluşan, Başbakan Iurie Leanca’nın yönetimindeki AB yanlısı koalisyonun izlediği politikaların toplumun geniş kesimleri tarafından reddedildiğini gösteriyor. 2009’daki Avrupa yanlısı sert protestoların ardından iktidara gelen PDLM önderliğindeki koalisyon hükümeti, kamu sektöründeki devlet kontrollerinin adım adım kaldırılmasını ve kapsamlı özelleştirmeleri içeren sert kemer sıkma önlemlerini yöneterek, bu eski Sovyet cumhuriyetini Avrupa’ya entegre etmek için acımasız bir yol izledi.

Hükümet, ayrıca, saldırgan bir şekilde Romence’yi ve Moldova’nın sözde “ikinci Romen ülkesi” kimliğini teşvik ederek, Rusça konuşan nüfusu yalıtma politikasını benimsemiş durumda. Moldova parlamentosu, geçtiğimiz Haziran ayında AB ile İşbirliği Anlaşması’nı onayladı. Moldova ordusu, Eylül ayında Galler’de yapılan NATO zirvesinin ardından, bölgedeki NATO operasyonlarıyla büyük ölçüde bütünleşmiş durumda.

PDLM’nin oyları, ona 2010 seçimlerinde parlamentoda 32 koltuk kazandıran yüzde 29,4 oranından, 23 koltuğa karşılık gelen yüzde 19,97’ye düştü. Liberaller 2010’daki oranlarını korurken, kampanyalarında Rusya’ya yönelik daha az çatışmacı bir duruş sergileyen Demokratlar, oylarını arttırdılar ve yeni parlamentoda dört tane fazla koltukla temsil edilecekler.

Seçimlerde üçüncü sırayı alan Komünist Parti’nin oyları büyük ölçüde geriledi. PCRM, önceki seçimlerde en fazla oy alan partiydi. Şimdi o, yeni parlamentoda sadece 21 koltuk işgal edecek ki önceki seçimlerde 42 koltuk elde etmişti. Sağcı AB yanlısı partilere geleneksel bir alternatif olarak görülmekle birlikte, PCRM, seçim kampanyası boyunca İşbirliği Anlaşması’na yönelik muğlak bir tavır almış; partinin önderi Vladimir Voronin, “Bu anlaşmanın siyasi yönüne ilişkin sorularımız var ama onun ekonomik yanına fazla itirazımız yok” demişti. Eleştirmenler, yaygın bir şekilde, Voronin’e, yardımına gereksinim duyulması halinde AB yanlısı bir koalisyona katılmayı öğütlediler.

Seçimlerin galibi PSRM oldu. Komünist Parti’nin eski üyelerinin önderlik ettiği parti, seçimlerde, İşbirliği Anlaşması’nın reddedilmesi ve Rusya’nın gümrük birliğine katılma temelinde bir kampanya yürüttü. Seçimlerden önce yapılan kamuoyu yoklamalarının birçoğunun partiyi yüzde 10’un altında göstermesine rağmen, PSRM, seçimlerden sonra başkent Kişinev ile diğer büyük şehirler dahil, oyların büyük kısmını almasının ardından, yeni parlamentoda 25 koltuğa sahip olacak.

PSRM, Gagavuz özerk bölgesindeki oyların yüzde 57’sini aldı. Onu, Rusya yanlısı seçim bloğu “Moldova’nın tercihi: Gümrük Birliği” takip ederken, Komünist Parti üçüncü oldu. Bağımsızlığını ilan eden Transdinyester ili ile olan çatışmaya barışçıl yollarla son verme vaadinde bulunan PSRM’nin önderi Igor Dodon, ayrıca, ülkenin federalleştirilmesi çağrısı yapmıştı.

PSRM’nin seçim başarısı, AB yanlısı güçler tarafından kışkırtılmış yoğun bir Rusya karşıtı histerinin ardından gelmektedir. Uluslararası medyayı tekrarlayan bu kampanya, Rusya’yı, Ukrayna’da ve bölgede saldırgan, Moldova için ise varoluşsal ve çok yakın bir tehdit gibi göstererek, gerçekliği tersyüz etti. Kamuoyu yoklamalarında yüzde 9 civarında oy alacağına inanılan popülist Renato Usatii ile ilişkili Rusya yanlısı Anavatan Partisi’nin seçimlere katılması, görünüşte seçim kampanyası için Rusya’dan para yardımı aldığı için, 27 Kasım’da yasaklandı.

Polis, bir gün önce, Anavatan Partisi ile bağlantılı bir anti-faşist örgütün üyelerinin evlerine bir dizi baskın düzenlemişti. Muhtemelen arama yapılan yerlerde bulunmuş antika silahları gösteren polis fotoğrafları, medya ve politikacılar tarafından, Moldova’da şiddet yoluyla kontrolü ele geçirmeye yönelik bir hazırlığın kanıtı olarak sunuldu.

İktidardaki Avrupa Birliği yanlısı partiler yeni bir koalisyon hükümeti kurmaya hazırlar ve Avrupa ile bütünleşme programını uygulamaya girişecekler. Seçim sonuçlarını, Liberal Parti’nin başkanı Mihai Ghimpu’nun sözleriyle, “Moldova Cumhuriyeti’nin AB’ye ve NATO’ya katılması için bir güven, bir destek oyu” olarak sunan, iktidardaki üç partinin liderleri, yeni koalisyon görüşmelerine başlayacaklarını duyurdular.

NATO Sekreteri Jens Stoltenberg’in seçimden hemen sonra yaptığı, “Moldova halkı seçimini yaptı ve herkes buna uymak zorunda” açıklaması, yeni hükümete herhangi bir muhalefetin Rus saldırganlığı olarak damgalanacağını gösteriyor.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır