World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2014/feb2014/croa-f18.shtml

AB Hırvatistan’a sert kemer sıkma politikaları dayatıyor

Ognjen Markovic
18 Şubat 2014
İngilizce’den çeviri (15 Şubat 2014)

Avrupa Birliği (AB) maliye bakanları, birliğe geçtiğimiz Temmuz ayında katılmış olan Hırvatistan’a “aşırı bütçe açığı kuralları” koydu. Önlemler, Avrupa Komisyonu’nun tavsiyelerine uygun olarak, bütçe açığı yüzde 3’ü geçen ve Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 60’ından fazla borcu olan ülkeleri AB’nin ekonomik denetimi altında alıyor ve halen 16 başka üyeyi etkiliyor.

Daha fazla kemer sıkma önlemi talep eden ekonomik ve mali işlerden sorumlu AB komiseri Olli Rehn, “Hırvatistan’ın, buna ulaşmak için, ekonominin güvenirliğini yeniden sağlamak için kararlı davranması son derece önemli... Bu, Hırvatistan’dan, çok büyük bütçe açığının ve borçlarının düzeltilmesi yönünde ilerlemesini sağlamak için, Nisan ayına kadar, gerekli ve özellikle belirtilmiş önlemleri alması isteniyor.” dedi.

Rehn, sözlerine, Hırvat hükümeti tarafından uygulanan önlemlerin yeterli olup olmadığına AB’nin karar vereceğini ve ülkenin, onların yetersiz sayılması durumunda, olası yaptırımlarla karşılacabileceğini ekledi.

Dünya Bankası da Zagreb’deki bürosundan yaptığı bir açıklamayla sürece dahil oldu: “Aşırı bütçe açığı kuralları, makro istikrarı yeniden sağlamak ve makro dengesizlikleri azatlmak için iyi bir disiplin aracı. Ekonomik güçsüzlük sorununun sürdürülebilir mali düzenleme ve kurumsal reformlar yoluyla çözülmemesi durumunda, Hırvatistan AB üyeliğinden tam olarak yararlanamayacak ve gelecekteki refah arayışı muhtemelen başarısız olacak.”

Hırvatistan’daki Sosyal Demokrat Parti (SDP) önderliğindeki koalisyon hükümeti, kurallara uymaya fazlasıyla istekli. Kuralları parlamentoda “neredeyse tüm AB üyelerinin geçtiğimiz yıl katlandığı” bir şey olarak savunan ve “program Hırvatistan’ın bütçesini düzene sokmasına ve reformları gecikmeksizin uygulamasına yardımcı olacağını” diyen Başbakan Zoran Milanoviç hizaya gelmiş durumda.

SDP, 2011 sonunda Hırvatistan Halk Partisi (HNS) ve Istriya bölgesindeki Istriya Demokratik İttifakı (IDS) ile koalisyon kurarak iktidara gelmesinden bu yana, sürekli olarak, kamu harcamalarını kısan, katma değer vergisini (KDV) yüzde 25’e çıkartan (Avrupa’daki en yüksek oranlardan biri) işçi sınıfı karşıtı politikalar uyguluyor ve kamu işletmelerinin özelleştirilmesini ilerletiyor. Özelleştirmeleri savunan Maliye Bakanı Slavko Liniç (SDP), “birilerinin, özelleştirmelerin bizim dış borçlarımızı azaltma ve bu yılki bütçe açığını kapatma işlevi gördüğü mesajını vermesi gerekiyor; çünkü kredi derecelendirme kuruluşları ve kredi veren kurumlar buna bakıyorlar.” dedi.

Üç büyük kredi değerlendirme kuruluşu, Standard & Poor’s’un 24 Ocak’ta bir alt düzeye indirdiği Hırvatistan’ı yatırım yapılabilir düzeyin altında değerlendiriyor.

Hükümet, geçtiğimiz Kasım ayında bütçe taslağını hazırladıktan sonra, tarım sübvansiyonlarında ve sağlık harcamalarında kesintileri, turizm sektöründe KDV arttırımını ve tütün ürünleri ile gazda vergileri arttırmayı içeren kapsamlı bir kemer sıkma önlemini yürürlüğe koymuştu. O, bu önlemlerin, bütçe açığını 2014’te yüzde 5,5’e indireceğini iddia etti. AB “aşırı bütçe açığı kuralları”nı tetikleyen bu önlemleri yetersiz buldu.

Kasım ayındaki bütçe taslağını haklı çıkarmaya çalışan Liniç, “Bizim amacımız ekonomik sıkıntıyı önlemekti” dedi. O, AB’nin bütçe açığında bu yıl bir milyar avro daha kesinti içeren ve Hırvatistan’ın 2014, 2015 ve 2016 bütçe açığı hedeflerini yüzde 4,6, 3,5 ve 2,7 olarak tespit eden taleplerine hemen uydu. Yeni önlemler, çok sayıda kamu çalışanının, yerleri doldurulmaksızın erken emekli olmasını dayatacak; emekli edilmeyenlerin gelirlerinde de düşüş yaşanacak. Yeni vergiler geleceği konusunda spekülasyonlar yapılırken, devlet yardımlarında, sağlık harcamalarında ve emekli maaşlarında yeni kesintiler olacağı açıklandı.

AB’nin tüm kıtaya dayattığı kemer sıkma önlemleri, Hırvatistan’da son derece etkili olmuş durumda. GSYİH’si 2012’de neredeyse yüzde 20 küçülmüş olan ülke, 2009’dan bu yana sürekli bir durgunluk içinde. Gerileme 2013’te de sürdü. Hükümet, AB’nin en son kesinti taleplerinden dolayı, 2014 yılına ilişkin büyüme tahminini yüzde 1,3’ten yüzde 0,2’ye indirmek zorunda kaldı.

Resmi işsizlik, Aralık 2013’te yüzde 21,6’ya ulaşmış durumda. Dünya Bankası’na göre, gençler arasındaki işsizlik, yüzde 50’nin üzerinde ve bu, “Avrupa’daki en yüksek oranlardan biri.” Dünya Bankası, “kentlerdeki eğitimli ve genç nüfusun artık daha fazla etkilenmesiyle birlikte, yoksulların profili değişti” vurgusunu yaparken, yoksulluğun 2012 yılı sonuna gelindiğinde keskin bir şekilde, yüzde 14’ten fazla arttığını belirtti.

En son istatistikler, tamgün çalışan bir insanın ortalama aylık ücretinin Ocak-Kasım 2013 arasında 5.511 kunas (720 avro / 2.160 TL) olduğunu ve bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,7 azaldığını gösteriyor. Çalışanların yüzde 55’i ise 5.000 kunastan (1.950 TL’den) az kazanıyor. Bu rakamlar, yarım gün çalışanları içermedikleri için, gerçek koşulları göstermemektedir. Büyük siyasi partiler ve AB karşısındaki yaygın hayal kırıklığı, Economist dergisinin “[AB’ye] katılım konusundaki coşku yerini asık suratlılığa bırakıyor” başlıklı bir makalesinde belirtildiği gibi, ortada.

Egemen çevreler içinde, sonu gelmeyen kemer sıkma önlemlerine yönelik yoğun muhalefetin komşu Bosna-Hersek’te olduğu gibi şiddetli protestolarla patlamasından kaygılanılıyor. Egemen sınıf, işçilerin direnişini ezmekte sendikalara güvenebileceğini biliyor ama korkulan şey, kitlesel hoşnutsuzluğun sendikalardan bağımsız ve onlara karşı patlaması olasılığıdır.

İş dünyasının internet portalı SEEbiz.eu, geçtiğimiz ay, Economist dergisinin Hırvatistan’ı 2014’te toplumsal çalkantılar yaşama riskinde olan ülkeler listesinde üst sıraya koymasının ardından, kitlesel protestoları kontrol altına alma olanaklarını ve stratejilerini tartışan bir makale yayımladı. SEEbiz.eu, biri sendikaların egemen sınıfın danışmanları ve iş polisi olarak rolünü çarpıcı biçimde gözler önüne seren iki sendika önderiyle görüşme yaptı. Bağımsız Hıvat Sendikaları’nın başkanı Kresimir Sever, olabildiğince açık bir şekilde, “İktidarda olanların kendiliğinden gelişen ve sokaklara taşan çalkantılardan korkması gerekiyor. Buna karşın, [protestolar], sendikalar tarafından örgütlendiklerinde gözetim altındadırlar.” dedi.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır