World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2014/jan2014/germ-j25.shtml

Alman hükümeti Afrika’daki askeri misyonunu genişletiyor

Ulrich Rippert
24 Ocak 2014
İngilizce’den çeviri (23 Ocak 2014)

Süddeutsche Zeitung ile Spiegel Online’a göre, Berlin, Almanya’nın Afrika’daki harekatlara katılımını büyük ölçüde genişletmek istiyor. Haberler, Hristiyan Demokratlar ile Sosyal Demokratlar’dan oluşan koalisyon hükümetinin Mali’deki Alman misyonunun büyük bir artışa hazırlandığını belirtiyor.

Bundeswehr (Alman kara kuvvetleri), şu ana kadar, bir Fransız-Alman birliğinin parçası olarak, 20 kadar askerle Mali’ye bulaşmış durumda. Onların şimdiki görevi, Mali ordusunu eğitmekle sınırlı. Alman askerleri, daha önce silahsızdı ve Fransız koruması altındaydı.

Yeni planın, Alman askerlerinin kampların ve başkent Bamako’daki havaalanının korunmasında kullanılmasını öngördüğü söyleniyor. Bu, eğitim görevini sözde “zinde” bir askeri operasyona dönüşmesi anlamına geliyor.

Bundeswehr’in Mali’ye daha fazla müdahil olması, Fransız ordusunun rahatlatılmasını ve böylece, onun Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki (OAC) harekatlara daha fazla yoğunlaşmasını amaçlamaktadır. Fransa, halen, Mali’de binlerce askere sahip ama oradaki İslamcı grupların direnişi son haftalarda hızla artmış durumda.

Almanya’nın Mali’deki desteğine ek olarak, Brüksel’deki Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları Konferansı, kısa süre önce, Fransa’nın OAC’deki askeri harekatlarına yardım konusunda anlaştı. Brüksel’in kararının hemen ardından, tek tek AB üyesi devletlerin katkılarını ve birliklerinin sayılarıyla görevlerini tespit etmek için askeri misyonun planlaması başladı. Kısa süre içinde bir Birleşmiş Milletler (BM) onayı istenecektir.

Berlin, aynı zamanda, bu harekata katılımını da arttırmak istiyor. Şimdiye kadar herhangi bir savaşçı birlik kullanma planı yapılmamış da olsa, Alman Luftwaffe’si (Hava Kuvvetleri), AB misyonunun lojistiğinin büyük bölümünü üstlenmiş durumda ve birlikler ile ulaşım malzemelerini destekleyecek. Söylentilere göre, Luftwaffe’nin Airbus A310 uçakları şimdiden bu tür operasyonlar için donatılıyor.

Berlin, Afrika’daki artan askeri müdahalesiyle, Fransız hükümetinin yardımına koşuyor. Durum, Aralık ayındaki AB Zirvesi’nde, biraz farklı görünüyordu. O zaman, Fransız Devlet Başkanı Afrika’daki askeri harekat için destek aradığında, Almanya Başbakanı Merkel, kaba bir şekilde, “Biz, karar alma sürecinde yer almadığımız herhangi bir askeri misyonu finanse edemeyiz ya da destekleyemeyiz” diye yanıtlamıştı.

Başbakanlık’taki düşünce değişikliğinin nedeni, Elysée Sarayı’nda Salı günü düzenlenen bir basın toplantısında Fransız Devlet Başkanı Hollande tarafından ilan edilen sert sosyal saldırılardır. Hollande’ın orada ortaya koyduğu sözde “sorumluluk anlaşması”, Berlin ile sıkı işbirliği içinde hazırlanmıştı. O, Gerhard Schröder başkanlığındaki Sosyal Demokrat-Yeşiller koalisyonu (1998-2005) tarafından uygulanmış olan “Gündem 2000” ve Hartz yasalarında cisimleşen, sosyal yardımlara ve işgücüne yönelik saldırılara dayanmaktadır.

Adını bu yasaya veren ve savaş sonrası Alman devletinin kurulmasından bu yana gerçekleşen en kapsamlı sosyal kesintileri özenle hazırlamış olan Sosyal Demokrat ve IG Metall sendikasının üyesi Peter Hartz, geçtiğimiz haftalarda, Paris’te, François Hollande ile uzun tartışmalar yaptı ve hükümetine onun yaklaşımı konusunda tavsiyelerde bulundu. Hollande tarafından ilan edilen önlemlerin çoğu Hartz Komisyonu’ndan kaynaklanmaktadır.

İşletmeler ve kendi hesabına çalışanlar, 2017’ye kadar, toplam 35 milyar avroluk vergi ve sosyal güvenlik katkılarından muaf tutulacak. Hollande, aynı zamanda, RSA (Aktif dayanışma Gelirleri) üzerinden finanse edilen işsizlik yardımlarında ve sosyal harcamalarda kapsamlı kesintiler yapılacağını açıkladı. Ayrıntılar, ilkbaharda, yasayla belirlenecek.

Hollande, “Eğer Fransa etkisini korumak ve yazgısını kendi elinde tutmak istiyorsa, ekonomik gücünü yeniden kazanmak zorunda.” dedi. O, Fransız ekonomisinin rekabet edebilirliğini arttırmak için işçilik maliyetlerinde önemli bir kesintinin gerekli olduğuna işaret etti.

Hollande, defalarca, Almanya ile işbirliğine vurgu yaptı. O, sosyal yardım sisteminin reformunda, bu güne kadar olduğu gibi “gelişigüzel değil” ama “sistematik ve kalıcı biçimde” ilerleyeceğini açıkladı.

İşçi sınıfına yönelik bu açık tehdit, Almanya’da, işveren birlikleri ve hükümet tarafından alkışla karşılandı.

Önceki sosyal yardım kesintileri Fransız halkı içinde şimdiden sert bir muhalefeti ateşlemişken ve devlet başkanına olan halk desteği rekor düzeyde azalmışken, Berlin, işçi sınıfına meydan okumasında Hollande yönetimine yardım sunmaktadır.

Mali’deki ve OAC’deki Alman askeri yardımı bu bağlamda değerlendilmeli. O, Fransız devlet başkanını dış cephede desteklemede kullanılmakta ve onun içeride işçi sınıfına yönelik sert toplumsal saldırılarını daha iyi gerçekleştirmesini mümkün kılmaktadır.

Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier’in (Sosyal Demokrat Parti – SPD), bunun, Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki sığınmacıları İslamcı terörizm karşısında korumak için gerçekleşen bir insani yardım operasyonu olduğu yönündeki iddiaları, ikiyüzlülükten ve basmakalıp propagandadan başka bir şey değildir.

Şimdi Kuzey Mali’de faaliyette olan aynı İslamcılar, 2011’de, Libya’daki Muammer Kaddafi yönetimine karşı savaşta, Avrupa ve ABD tarafından önemli müttefikler olarak değerlendiriliyordu. Suriye’de, Beşar Esad yönetimini devirip Batı yanlısı kukla bir rejim kurmaya çalışan Batılı güçler, aynı gerici güçleri destekliyorlar.

Mali’deki savaş, Afganistan’da olduğu gibi “terörizmle mücadele”den çok, önemli jeostratejik ve ekonomik çıkarlarla ilgilidir.

Bu savaş, Afrika’nın, iki yıl önce Libya’ya yönelik NATO savaşı ile başlamış olan yeniden sömürgeci fethi uğruna başlatılmış emperyalist seferin bir parçasıdır. Mali, bütün Kuzey Sahra bölgesi gibi, emperyalist devletlerin, özellikle Mali ve bu bölgeyle sıkı ekonomik ilişkilere sahip olan Çin ile rekabette kendileri için güvence altına almak istedikleri zengin mineral kaynaklarına sahip.

Savaşın yeni-sömürgeci karakteri kendisini açık bir şekilde dışa vurdukça ve Alman hükümetinin desteğinin Hollande yönetimini Fransız işçilerine karşı güçlendirmeyi amaçladığı açıklık kazandıkça, Sol Parti, kararlı bir biçimde Berlin’deki yönetimin yanında yer alıyor.

Hafta sonunda, Sol Partili parlamenter Stefan Liebich ile Yeşiller Partisi’nden Agnieszka Brugger, “barış yönelimli dış politika” üzerine ortak bir strateji belgesi yayımladı. Bütün partilerin, “bizimkiler de dahil, burada yapacakları daha çok şey var.” denilen belge, “insan haklarını güçlendiren barış politikası” çağrısı yapıyor.

Dahası, bu ortak açıklamada, “Bize göre, Bundeswehr’in Birleşmiş Milletler’in onayı olmaksızın gerçekleştireceği yurtdışı misyonlar dışta bırakılmaktadır” deniyor. Yani, bir BM onayının alınması durumunda, savaş görevleri bütünüyle mümkündür.

Sol Parti’nin bildirgesi şöyle devam ediyor: “Biz, Bundeswehr’in bütün savaş görevlerine derhal son verilmesini talep ediyoruz. Bu, Almanya’nın BM Sözleşmesi’nin VII. Maddesi’ne göre BM’nin denetiminde olan askeri operasyonlarını da kapsamaktadır.” Bu barışsever ifadeler, şimdi, sahte insan hakları örtüsü altında emperyalist savaşa açık desteğe dönüşüyor.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır