World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

“Cenevre II” ve ABD’nin Suriye’de rejim değişikliği dürtüsü

Patrick O'Connor
25 Ocak 2014
İngilizce’den çeviri (23 Ocak 2014)

Suriye krizi üzerine görüşmelerin Çarşamba günkü açılışına, Obama yönetiminin, “Cenevre II” tartışmalarının amacının Devlet Başkanı Beşar Esad’ın görevden alınması ve ABD yanlısı kukla bir yönetimin kurulması olduğuna ilişkin ısrarı egemen oldu.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, bir sömürge efendisi havasında, “Biz tek bir seçenek görüyoruz; bu, karşılıklı onay yoluyla oluşturulacak bir geçiş hükümetini görüşmektir.” dedi.

Kerry, “karşılıklı onay”ın Amerikan emperyalizmi tarafından dayatılmış bir sonuç anlamına geldiğini belli etti. O, sözlerini, “Bu, Beşar Esad’ın o geçiş hükümetinde yer almayacağı anlamına gelir. Kendi halkına yönelik acımasız bir tepkinin başındaki birinin yönetme meşruiyeti elde edebilmesi mümkün değildir.” diye sürdürdü.

Bu tür eşkiya küstahlığı, dünyanın bütün bölgelerindeki ABD politikasının alameti farikasıdır. Amerikan egemen sınıfının jeopolitik çıkarlarının önünde engel olarak görülen her hükümet, örtülü ya da açık yollarla istikrarsızlaştırılmak ya da devrilmek için hedef haline getirilmektedir. Kerry konuşurken, Ukrayna’da ABD ve onun Batı Avrupa’daki müttefikleri tarafından desteklenen aşırı sağcı ve faşizan güçler, Rusya’ya fazlasıyla bağlı olduğu düşünülen yönetimi devirmek amacıyla gösterileri arttırdılar.

Washington, neredeyse üç yıldır Suriye’de şiddet kullanarak bir rejim değişikliği gerçekleştirmeye çalışıyor. ABD ile onun Avrupa’daki, Suudi Arabistan’daki ve Katar’daki müttefikleri, etnik ve dinsel azınlıklara vahşet uygulayan köktenci İslamcı unsurların egemen olduğu bir ayaklanmayı finanse ettiler. Çatışma, 100.000’den fazla insanın ölümüne ve milyonlarcasının yerinden yurdundan olmasına yol açtı. Bu çatışma, bölge çapında bir iç savaşa dönüşme tehlikesi oluşturuyor.

Suriye’deki ABD saldırısı, ABD’nin Afganistan ile Irak’ı yıkıma uğratmış, milyonlarca değilse yüzbinlerce insanın ölümüne yol açmış olan yasadışı savaşlarının ardından geldi. O, Libya’da Kaddafi’yi devirmek için ABD önderliğinde girişilen savaşın hemen ardından gerçekleşti.

Obama yönetimi, Suriye’deki saldırısını, yüzsüzlükle, demokrasi ve insan hakları söylemiyle gizlemektedir. İktidarı “asi” güçlere devretmeleri yönündeki ısrarı protesto eden Suriyeli yetkililerin değerlendirmelerine yanıt veren ABD Dışişleri Bakanlığı, Suriye yönetimini “kışkırtıcı söylem” benimsemekle ve “Suriye’nin geleceği için, farklılıklarıyla birlikte herkesin haklarını kapsayan ve onlara saygı duyan olumlu bir vizyon tasarlama”da başarısız olmakla suçladı.

Obama yönetimi, geçtiğimiz Eylül ayında, Suriye’ye askeri bir saldırı başlatmanın eşiğindeydi ama 2011’de Libya’da olduğu türde bir uluslararası koalisyon oluşturmada başarısızlığa uğradıktan sonra ve geniş halk muhalefeti karşısında sonuçta geri çekildi. Washington, son dakikada gerçekleştirdiği taktik değişiklikte, Rusya’nın arabuluculuğuyla, Suriye’nin kimyasal silah stoklarının imhası konusunda anlaştı. Bununla birlikte, “Cenevre II” görüşmeleri, Washington ‘ın ana stratejisinden vazgeçmemiş olduğunu açığa vurmaktadır.

Amerikan emperyalizminin kendi çıkarları doğrultusunda izlediği yöntem haydutluktan ve yalanlardan oluşmaktadır. En son gerginlik, Esad yönetiminin, 11.000 tutuklunun işkence görmesini ve öldürülmesini içeren “sistematik ve kitlesel cinayetler” gerçekleştirdiği yollu iyi zamanlanmış iddialar üzerine kuruludur. Amerikan medyası, Suriye’deki İslamcı milislere parasal kaynak sağlamada önemli rol oynayan Katar tarafından görevlendirilmiş bir ekibin hazırlamış olduğu rapordan sağlanmış korkunç iddialarla dolu. Varsayılan kanıtların tamamı, Eylül 2011’den beri Suriye’deki muhalif gruplarla çalışmakta olan “Sezar” kod adlı bir ajanın iddialarından kaynaklanmaktadır.

“Sezar”ın Suriye içindeki duruma ilişkin ifadesi, en fazlasından, 11 yıl önce, Irak’ın istilasının öngününde sürgündeki muhalif ajan “Curveball” [falsolu/yanıltıcı/şaşırtıcı vuruş anlamına gelen bir kod adı] tarafından sağlanmış ve Beyaz Saray tarafından desteklenmiş olan Irak’ın hareketli kimyasal silah laboratuvarlarına ilişkin hikayeler kadar inandırıcıdır.

ABD geçtiğimiz yaz sonlarında savaşa hazırlanırken, Kerry ve yönetimin diğer önde gelen yetkilileri, Şam’ın kenar mahallesi Guta’daki kimyasal silah saldırısından dolayı Suriye yönetimini sorumlu tutmuşlardı. Gaz saldırısı, Kerry’nin, aylardır askeri başarısızlıklara uğramış olan ve ABD’den daha doğrudan askeri yardım alma peşinde koşan Suriyeli muhaliflerle buluşmasından kısa bir süre sonra gerçekleşmişti.

Washington’ın, gaz saldırısının Suriye yönetimine bağlı güçler tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin iddialarının baştan sona yalan olduğu açığa çıktı. BM kimyasal silah uzmanlarının geçen ay yayımladığı bir rapor, Guta’daki katliamların yaşandığı günlerde gerçekleşen çok sayıda doğrulanmış saldırı da dahil, pek çok sarin gazı saldırısının muhalif milis güçler tarafından gerçekleştirildiğini ayrıntılı biçimde açıkladı. Yine geçen ay, araştırmacı gazeteci Seymour Hersh, Obama yönetiminin bu olaya ilişkin istihbarat raporlarını manipüle ettiğini açığa çıkardı.

Şimdi, iki Amerikalı uzman (BM silah denetleyicisi Richard Lloyd ile Massachusetts Institute of Technology’den Profesör Theodore Postol) Wahington’ın iddialarını boşa çıkartan bir rapor yazmış durumda. 30 Ağustos 2013’te Beyaz Saray tarafından yayımlanan ve o zaman hükümetin ve muhalefet güçlerinin kontrolünde olan bölgeleri ayrıntılı biçimde gösteren bir Şam haritasından yararlanan Lloyd ve Postol, kimyasal silahların hedefe 20 kilometre uzaktan ateşlenmiş olması gerektiği ve her durumda ateşleme noktasının asilerin elindeki bölge olduğu sonucuna vardı. O saldırılardan, Suriye yönetimi ve ordusu sorumlu tutulamazdı.

Postol, McClatchy Haber Ajansı’na şunları söyledi: “Bu çalışmaya başladığımda, saldırıların ardında Suriye yönetiminden başka bir gücün olamayacağını düşünüyordum. Ama şimdi, böyle bir şeyden emin değilim. Yönetimin açıklaması, gerçeğin yakınından bile geçmiyordu.”

Suriye’ye yönelik en son iddialar, sarin gazı konusunda söylenmiş yalanlardan daha inandırıcı değildir.

ABD dış politikasının sinikliği ve demokrasiyi ve insan haklarını desteklediği yollu bayat iddiası, Ukrayna’da yaşanmakta olan gelişmelerde daha da açığa çıkmaktadır. Muhalefetin Rusya’nın müttefiki yönetimi devirmeyi amaçlayan protestoları, her ikisi de muhalefet içindeki faşist örgütler tarafından oynanan başlıca rol karşısında istifini bozmayan ABD ve Almanya tarafından organize edilmiştir. Bu faşist gruplar, doğrudan doğruya, İkinci Dünya Savaşı’nda Ukrayna’nın Naziler tarafından işgalinde işbirliği yapmış ve ülkedeki Musevi soykırımının gerçekleşmesine yardımcı olmuş komünizm karşıtı vekil güçlerin soyundan geliyorlar.

Bugün, neo-faşistler, önde gelen ABD’li yetkililer tarafından olası devlet adamları olarak selamlanıyorlar. Yalnızca birkaç hafta önce, Senatör John McCain, alenen, Svoboda (Özgürlük) Partisi’nin kötü ünlü Musevi düşmanı önderi Oleg Tyagnibok ile buluştu.

Ukrayna’daki ve Suriye’deki krizler, Obama yönetiminin, Amerikan egemen sınıfının yağmacı ve jeo-stratejik çıkarlarını ilerletmek için aşırı sağcı güçleri pervasızca desteklemedeki kararlılığını göstermektedir.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır