World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

Alman militarizmi ve ABD’nin Irak’taki bozgunu

Johannes Stern
24 Haziran 2014
İngilizce’den çeviri (21 Haziran 2014)

Alman burjuvazisi, ABD emperyalizminin Irak’taki bozgununa kendi militarizm ve savaş kampanyasını yoğunlaştırarak yanıt veriyor.

Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, ABD’ye yaptığı resmi ziyaret sırasında, 17 Aralık Salı günü, Bundeswehr’in (Alman ordusu) uluslararası bir askeri müdahaleye daha güçlü katılımından yana konuştu. Leyer, Almanya’nın “diğer ülkelerin sahip olmadığı önemli konumlara ve becerilere” sahip olduğunu söyledi. Birleşmiş Milletler (BM) ondan, “Almanya’nın da bir gün BM’nin barış için askeri müdahalesine önderlik etmesini” istemişti ve Savunma Bakanlığı, Bundeswehr’in bu müdahalelere nasıl daha güçlü bir şekilde katılabileceğini düşünüyordu.

Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, geçtiğimiz haftasonu, daha saldırgan dış politika ve daha fazla askeri müdahale çağrısını yineledi. Cumhurbaşkanı, Deutschlandfunk radyosuna, “ülkemizin önceki on yıllardaki suskunluğunu, daha fazla sorumluluk duygusu adına bir yana bırakması gerektiği düşünüyorum” dedi.

Gauck, ordunun daha fazla kullanılması için defalarca çağrı yaptı. O, “insan hakları ya da masum insanların yaşaması uğruna mücadelede, bazen silahların kullanılması gerekir... Son çare, askeri varlıkların en baştan beri konuşlanmasını” dışlayamaz demişti.

Alman burjuvazisinin savaşçı saldırganlığının ABD emperyalizminin tarihsel krizi ile yakından bağlantılı olduğu giderek daha açık hale geliyor. Alman medyası, ABD’nin Irak’taki bozgununu korku, öfke ve şaşkınlık karışımı bir ruh haliyle yorumladı.

Spiegel Online, “Amerika’nın tehlikeli duraksaması” başlığı altında, ABD’nin, Obama yönetiminde, “dış politika yöneliminde tarihsel bir değişimi tamamlıyor” olduğunu yazdı. Dergi, Washington’ın artık “dünya polisi olmasının istenmediğini” ve onun daha ölçülü bir konum benimsediğini; Amerika’nın, İslamcı militanlar Bağdat üzerine yürürken bile arka planda kaldığını, kara birlikleri yerine “bir avuç asker” gönderdiğini ve bunun, Irak’taki “iş” tamamlanmaktan çok uzak olmasına rağmen gerçekleştiğini yazdı.

Josef Joffe, Die Zeit’ın son sayısında, “Irak: Bir savaşın olduğunu ama hiç kimsenin müdahale etmediğini düşünün” şeklindeki kışkırtıcı bir başlık altında, “Amerika’nın kısa süreli üstünlüğü”nün sona ermiş olmasından yakınıyor. Joffe, ABD’nin, “Ortadoğu’daki 30 yıllık savaşın, 5.000 ölünün ve dört trilyon dolar”ın ardından “yorgun” olduğunu ve “kendine hakim olma”yı uyguladığını yazıyor. O, ABD’nin, Avrupa’da da artık “askeri bir seçeneğe” sahip olmadığından ve önceki 300.000 askerin “onda bire gerilemiş” olduğundan söz ediyor.

Joffe, her krize kapsamlı askeri müdahale çağrıları yaparak tepki gösteren Amerikan yeni-muhafazakarları ile yakın ilişkilere sahip, sinik bir savaş propagandacısıdır. O, Obama’yı, “sözünden dönmek” ve “kararsızlık” ile suçluyor. Joffe, Rusya, Çin ve İran gibi “haydut devletler”in meydanı boş bulacağını ve kendi “güç politikaları”nı geliştireceklerini söylüyor. Almanya’daki yaygın savaş karşıtı duyarlılık karşısında gözle görülür biçimde çaresiz ve kızgın olan Joffe, kışkırtıcı biçimde, “Amerika artık dünya polisi olmak istemezse ne olacak?” sorusunu ortaya atıyor.

ABD’nin sözde “eylemsizliği” hakkında Alman medyasındaki yorumlarda yeralan sürekli şikayet, açıkça saçmadır. Obama, bölgeye savaş gemilerini göndermiş durumda ve NATO’nun Libya’yı bombalamasının ardından, yeniden, tüm Ortadoğu’yu kana boğmakla tehdit eden bir savaşa hazırlanıyor.

Alman burjuvazisinin ABD’yi “eylemsizlik” ile suçlamasının nedeni, onun ABD’nin gölgesinde kendi jeo-politik ve ekonomik çıkarları peşinde koşabildiği dönemin sonuna gelindiği sonucuna varmış olmasıdır.

Alman militarizminin geri dönüşü, tarihsel sorunları gündeme getirmektedir. Alman burjuvazisi, kendi büyük güç özlemlerini barışı koruma, insan hakları ve istikrar maskesi altında gizlemeye çalışırken, tarih, bize, Alman emperyalizminin dünya politikasındaki en istikrarsız unsurlar arasında olduğunu öğretiyor. Almanya, 20. yüzyılda, iki kez kendi emperyalist çıkarlarını rakiplerine dayatmaya çalışmış ve dünyayı yakıp yıkmıştı.

Alman burjuvazisi, şimdilik, ABD ya da bir başka büyük güç ile açık bir çatışma içinde kendi emperyalist hedefleri peşinde koşacak askeri kapasiteye sahip değil. Almanya Cumhurbaşkanı Gauck, Dışişleri Bakanı Steinmeier ve Savunma Bakanı Von der Leyen, sürekli olarak, Almanya’nın tek yanlı olarak harekete geçemeyeceğini ve yalnızca varolan ittifaklar içinde daha fazla rol arayışı içinde olduğunu vurguluyorlar. Bununla birlikte, kendi mantıklarını izleyen temel tarihsel güçler iş başında.

Alman militarizminin geri dönüşünün nedeni, kapitalizmin, 20. yüzyılda iki dünya savaşına yolaçmış olan krizidir. Lev Troçki, 1934’te yazmış olduğu “Savaş ve Dördüncü Enternasyonal”de, “katlanılmaz çelişkileri ve yenilginin sonuçları eliyle yönlendirilen” Alman kapitalizminin “demokratik pasifizm deli gömleğini parçalamaya zorlanmış” olduğunu belirtiyordu. Bunun berbat sonuçları çok iyi biliniyor.

Bugünkü etki alanları uğruna mücadelede, emperyalist güçler uzun vadede barışık kalamazlar. ABD’nin, şimdi, İkinci Dünya Savaşı’ndaki düşmanları olan Almanya’ya ve Japonya’ya, Washington’ın Rusya’yı ve Çin’i kuşatmasına yardımcı olmak için yeniden silahlanma çağrısı yapıyor olması, tarihin bir ironisidir. Washington ile Berlin Ukrayna’daki darbeyi kışkırtmada sıkı işbirliği içindeydiler. Ama Doğu Avrupa’nın ve Avrasya’nın denetimi uğruna bir sonraki mücadelenin Almanya ile ABD arasında çatışmalara yol açacağından kuşku duyulabilir mi?

Alman egemen sınıfı, şimdiden, hammaddelerin, pazarların ve ucuz emek alanlarının denetimini ele geçirme planlarını özenle hazırlıyor. Frankfurter Allgemeine Zeitung, Çarşamba günü, Almanya’nın bir “Afrika stratejisi” geliştirmesi ve “Almanya’nın çıkarları konusunda bir tartışma” çağrısı yaptı. Gazeteye göre, söz konusu olan, “hammaddelere, topraklara, petrole, doğalgaza ve pazarlara erişim” idi. Dışişleri Bakanlığı’nın resmi internet sitesinde, bir kez daha “önderlik” iddiası ortaya atıldı. Sitede yeralan bir strateji belgesi, “Almanya’nın yazgısı: Dünyaya yol göstermek için Avrupa’ya önderlik etmek” başlığını taşıyor.

Israrlı savaş ve Alman “önderliği” çağrılarında iyi olan en azından bir yan var. Onlar, egemen sınıfın pozisyonlarını değiştirmemiş olduğunu ortaya koyuyor. Hiç kimse hayal kurmamalı. Alman burjuvazisi, en son dünyaya egemen olma peşinde koştuğunda Hitler’i iktidara getirmişti. O, bugün, halkın direnişini ezmek ve yeniden silahlanmayı kabul ettirmek için, en az onun kadar vahşi yöntemlere başvuracaktır.

İşçi sınıfının, gelişmelerin o düzeye ulaşmasına izin vermemesi gerekiyor. İşçi sınıfı, savaş kışkırtıcıları dünyayı bir kez daha cehenneme çevirmeden önce onları durdurmalıdır. Önümüzde tek bir yol bulunuyor. Sosyalist Eşitlik Partisi (PSG-Almanya), Alman emperyalizminin geri dönüşüne karşı muhafeletin merkezi olarak inşa edilmelidir. Savaşa ve onun nedeni olan kapitalizme karşı mücadele, uluslararası işçi sınıfının sosyalist bir program temelinde seferberliğini gerektiriyor.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır