World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

Kerry, Bağdat’ta ABD askeri harekatı tehditinde bulundu

Patrick Martin
25 Haziran 2014
İngilizce’den çeviri (24 Haziran 2014)

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, bir günlük uzun görüşmelerin ardından, Pazartesi günü, Başkan Obama’nın, Irak hükümetinin Washington’ın talep ettiği siyasi yeniden yapılanmasını beklemeden, Sünni militanlara karşı askeri saldırı emri verebileceği uyarısında bulundu.

Kerry, ülkenin üçte biri üzerindeki denetimini, başını El Kaide bağlantılı köktenci İslamcı bir grup olan Irak - Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) çektiği bir Sünni ayaklanmasına kaptırmış olan Irak Başbakanı Nuri el-Maliki yönetiminin karşı karşıya olduğu bozguna dikkat çekti.

ABD askeri harekatının hızla gerçekleşebileceğini belirten Kerry, Obama’nın herhangi bir bir saldırı emri verme kararının, “mevcut başbakanı ya da herhangi bir mezhebi diğerine karşı desteklemek” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Pentagon yetkilileri, yine Pazartesi günü, Irak hükümetinin, mevcut kriz sürecinde Irak’a sevkedilen ABD askeri personeline adli takibattan muafiyet sağlama konusunda hemfikir olduğunu bildirdiler. Bu, 2011’de ABD ile Irak arasında bir Güçler Statüsü Anlaşması’nın imzalanmasını engelleyen ve ülkedeki ABD birliklerinin bütünüyle çekilmesine yolaçan başlıca konuydu.

ABD ordusu, herhangi bir ABD’li subayın ve askerin savaş suçlarından dolayı kovuşturma ile karşılaşmamasını garantiye almak için, Irak parlamentosu tarafından onaylanmış böylesi bir anlaşmada ısrar ediyordu. Bu engelin aşılmasıyla birlikte, Obama, 300 ABD Özel Kuvvetler askerinin Irak’a gönderilmesi emri verdi. Bu güçler, Irak ordusuna bağlı birliklerin durumunu gözden geçirmek ve bomba ve füze saldırılarının hedefleriyle ilgili bilgiler toplamak üzere bu hafta içinde ülkeye ulaşmaya başlayacak.

Kerry, IŞİD’in saldırısı ile ilgili olarak, “Onlar bir tehdit oluşturuyorlar. Onlara hiçbir yerde güvenli bölge sağlanamaz” dedi. Bu grubun doğu Suriye’de ve batı Irak’ta önemli bir bölgeyi kontrol ettiği düşünülürse, sözkonusu açıklama, ABD’nin aynı zamanda Suriye’ye karşı bir askeri harekata hazırlandığının ilanı anlamına geliyor.

İsrail savaş uçakları ve füzeleri, daha geniş bir savaş tehlikesinin altını çizecek şekilde, Pazartesi günü, Suriye içindeki dokuz hedefe saldırdı. Bu, İsrail’in, Suriye’deki iç savaşın başlamasından bu yana bu ülkede gerçekleştirmiş olduğu en büyük askeri harekat. İsrail Silahlı Kuvvetleri, saldırının, genç bir İsrailli’nin, iddialara göre, bir tanksavar füzesiyle öldürülmesine misilleme olarak gerçekleştirildi. İsrail ordusunun politikası, Esad’ın destekleyicileri ya da asiler tarafından Suriye’den gerçekleşen her saldırıyı resmi bir devlet eylemi olarak değerlendirmek ve yanıt olarak Suriye ordusunu hedeflemektir.

Kerry’nin Irak’ın başkentini ziyaret ettiği gün, IŞİD güçleri, Cumartesi ve Pazar günkü bir dizi kanlı çatışmada önemli mevzileri ele geçirdikten sonra, Irak’ın neredeyse tüm batı sınırındaki konumlarını sağlamlaştırıyordu. Asiler, Suriye’ye giden yol üzerinde Bağdat’ın kontolündeki son önemli yer olan Qaim ve El Walid kasabalarını ele geçirdiler.

IŞİD’e bağlı bir diğer güç, Anbar bölgesinin güneybatı köşesinde bulunan Rutba’yı ele geçirdi ve Ürdün’e başlıca geçiş noktası olan Turabil’e saldırdı.

Eğer IŞİD güçleri güneye doğru ilerlemeyi sürdürürlerse, Suriye’deki operasyonun bir parçası olarak ABD ile birlikte onu ve diğer Sünni İslamcı grupları finanse edip silahlandırmış olan Suudi Arabistan sınırına ulaşacaklar.

Artık ortada, tüm Suriye sınırı boyunca etkili bir Irak askeri gücü bulunmuyor. Irak ile Suriye sınırında IŞİD’in denetiminde olmayan tek geçiş noktası, kuzey Irak’taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bağlı milis gücü olan peşmergenin elinde.

Iraklı subaylar, güçlerini Haditha kasabasında yoğunlaştırarak, Sünniler’in yaşadığı Anbar bölgesindeki son savunmalarını yapmaya çalıştıklarını söylediler. ABD’nin en berbat savaş suçlarını işlemiş olduğu yerlerden biri olan Haditha, aynı zamanda, Irak’ın, vadisi ülkenin tarıma uygun topraklarını kapsayan Fırat Nehri’nin sularını kontrol eden en büyük barajının da bulunduğu yer.

ABD Dışişleri Bakanı’nın Bağdat’ı ziyaret etme biçimi, Maliki yönetiminin ve onun Amerikalı patronlarının içinde bulunduğu tehlikeli durumu gösteriyor. Kerry kentin merkezine gizlice getirildi ve Vietnam’daki ABD kuklası yönetimin son günlerini anımsatan şekilde, kurşun geçirmez yelek giymiş olarak helikopterinden inerken filme alındı. O, geceyi Irak’ın başkentinde geçirmedi ve silahlı saldırıların daha az olduğu düşünülen Ürdün’ün başkenti Amman’a uçtu.

Maliki ve onun üst düzey askeri ve siyasi yardımcıları ile buluşan Kerry, bildirildiğine göre, Başbakan’ın yerini Sünni azınlığın daha az nefret ettiği birinin almasını ve muhtemelen Sünni aşiret reisleri ile siyasi önderlerinin hükümete dahil edilmesini içeren siyasi bir yeniden yapılanmanın gerekliliğini vurguladı. Kerry, ardından, Maliki’nin hem müttefiklerini hem de amansız düşmanlarını kapsayan Sünni, Kürt ve Şii partilerin önderleri ile görüştü.

Darmadağın olan askeri aygıtı sağlamlaştırmak için Şii dini liderleri ve mezhepçi milisleri seferber etmeye çalışan Maliki, istifa etmesine yönelik talepleri şimdiye kadar geri çevirdi. Cumartesi günü, Şii din adamı Muktada El Sadr’a bağlı bir milis gücü olan Mehdi Ordusu’nun onbinlerce üyesi, silahlı bir güç gösterisi yaparak Bağdat’ın doğusunda yürüdü.

ABD’nin Maliki’nin çekilmesi için tercih ettiği işleyiş, Irak anayasasının, parlamentonun 30 Nisan’da yapılmış olan seçimlerin ardından toplanmasını ve Temmuz ayı itibarıyla yeni bir hükümetin kurulmasını gerektiren hükmünün kaldırılmasıdır. Maliki’nin Dava Partisi’nin önderliğindeki Şii temelli Hukuk Devleti İttifakı, seçimlerde, meclisteki 325 sandalyeden yalnızca 92’sini kazanmıştı. Bu, meclisteki en büyük blok ama o, çoğunluğu elde edebilmek için, Kürtler’in, Sünniler’in ya da rakip Şii hiziplerin desteğine gerek duyuyor.

Maliki, 2010 yılında, parlamento seçimlerindeki benzeri parçalanmışlığın ardından, anayasal hükmü basitçe yok saymış ve rakipleri onun ikinci bir dönem için görevde kalmasını onaylayana kadar iktidarda kalmıştı.

Pazartesi günkü görüşmelerin ardından ABD ve Irak tarafından yapılan resmi açıklamada, Kerry’nin “Iraklı önderlerin siyasi sürece ve anayasa tarafından belirlenmiş tarihlere bağlılığını takdirle karşılamış” olduğu belirtildi. Cuma namazları sırasında okunan mesajında, parlamentoya, anayasanın yeni hükümetin kurulması için şart koştuğu zaman sınırına uyma çağrısı yapan en yüksek Şii din adamı Büyük Ayetullah Ali el-Sistani, bu manevraya destek veriyor gibi görülüyor.

Bununla birlikte, ABD’nin, anayasal girişimin başarısız olması durumunda Maliki’nin hukukdışı yöntemlerle görevden alınmasına destek vermesi, elbette mümkün. Kerry’nin Bağdat’a giderken, ABD’nin kana bulanmış önceki askeri egemen ve yeni devlet başkanı, eski general Abdel Fattah el-Sisi’yi kutsayacak şekilde Kahire’de durmasının bir nedeni, Maliki’ye bir mesaj vermekti.

El Sisi, seçilmiş devlet başkanı Muhammed Mursi’nin, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ısrarla bir darbe olarak tanımlamadığı devrilmesinin ardından önemli bir gücü elinde tutuyor. Maliki’nin dik başlılık yapması durumunda, aynı şey Irak’ta da gerçekleşebilir.

Bununla birlikte, Irak ordusu, şimdilik, hükümeti devirmek şöyle dursun, kendisini savunacak durumda bile değil. Pazartesi günü Washington Post’ta yayımlanan iğneleyici bir haber, “Irak ordusu, kayıpların ve firarların ardından ‘psikolojik çöküş’ ile karşı karşıya” başlığını taşıyordu. Haberde, Irak ordusunun topyekün dağılmasının münkün olduğunu söyleyen ABD’li uzmanlardan alıntılar yapılıyor.

Bu arada, ABD’li bir senatör, pazar sabahları televizyonlarda yayımlanan iki sohbet programı sırasında, Irak ve Suriye’deki Amerikan politikasının kirli sırlarını ağzından kaçırdı. NBC’nin “Basınla Buluşma” ve CNN’in “Ulusa Sesleniş” programlarında konuşan Kentucky’den Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, Irak’taki krizin, ABD’nin Suriye’de Esad yönetimine karşı IŞİD’i silahlandırmasının ürünü olduğunu söyledi.

Paul, CNN’de, “Bana göre, önce buraya nasıl geldiğimizi anlamamız gerekiyor. Biz, Suriye’de IŞİD’i silahlandırıyorduk. Biz, Suriyeli asileri silahlandırdığımız için bu noktadayız. Biz, El Kaide ile, IŞİD ile yanyana savaşıyorduk. IŞİD şimdi cesaretlenmiş durumda ve iki ülkede. Ama anormallik burada. Suriye’de IŞİD ile birlikteyiz. Savaşın aynı cephesindeyiz. Dolayısıyla, IŞİD’i Irak’ta durdurmak için müdahale edenler, Suriye’de onun ile beraberler. Bütün bu politikanın gerçek çelişkisi budur.”

Paul, konuşmasının devamında, Obama’nın şimdi Irak’ta sürdürdüğü, hava saldırılarına hazırlık amacıyla özel güçler gönderme politikasını onayladı. Böylece o, Washington’daki her bir Demokrat’ın ve Cumhuriyetçi’nin, Amerikan emperyalizminin hazırlamakta olduğu yeni suçlara verdiği desteği gösterdi.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır