World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2014/mai2014/ukra-m06.shtml

Odessa’daki faşist katliamın sorumlusu Washington’dır

Mike Head
6 Mayıs 2014
İngilizce’den çeviri (3 Mayıs 2014)

Faşistler önderliğindeki güçlerin yalnızca katliam olarak adlandırılabilecek bir şekilde Ukrayna’daki ABD ve Avrupa destekli yönetimin karşıtlarının barındığı Odessa Sendikalar Binası’nı ateşe vermesinin ardından 38 hükümet karşıtı eylemci öldürüldü.

Görgü tanıklarına göre, yanan binadan atlayarak yaşamayı başarabilenler neo-Nazi Sağ Sektör'den haydutlar tarafından kuşatıldı ve dövüldü. Video görüntüleri, saldırıya uğrayan kanlar içindeki yaralıları gösteriyor.

Bu vahşet, hem Batılı güçler tarafından Kiev’de iktidara getirilen sağcı yönetimin hem de ABD ile müttefiklerinin bu iktidarın asıl olarak Ukrayna’nın Rusça konuşulan doğu ve güney bölgelerinde yoğunlaşan halk muhalefetini ezmek için giriştiği kanlı bastırma hareketini desteklemesinin insanlıktan uzak karakterini vurgulamaktadır.

Odessa’daki saldırı yaşandığında, ABD Başkanı Barack Obama, Beyaz Saray’da Almanya Başbakanı Angela Merkel ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Kiev’deki seçilmemiş yönetimin doğu Ukrayna’daki devlet dairelerini işgal eden protestoculara karşı gerçekleştirdiği askeri saldırıyı açıkça onayladı.

Batı medyasının, “olayların tam olarak nasıl geliştiği hala net değil” diyen haberlerle Odessa’da olup bitenlerin üstünü örtmeye yönelik çabalarına rağmen, ülkenin güneyindeki bu liman kentinde gerçekleşen cinayetlerin, Svoboda partisi ile birlikte Kiev yönetiminde bakanlıkları elinde tutan Sağ Sektör’ün sembollerini taşıyan çeteler tarafından başlatıldığından kuşku yok.

Sendikalar Binası, hükümet karşıtı eylemcilerin haftalardır Odessa’nın Kulikovo Alanı’ndaki binanın önünde kurulu olan çadır kampının Kiev yanlısı unsurlar tarafından kuşatılıp yakılmasının ve kimi hükümet karşıtı protestocuların binanın içinde barikatlar kurmasının ardından ateşe verildi.

Twitter’da yayımlanan fotoğraflar, binayı alevler sararken, bir çok katta, muhtemelen aşağıya atlamak üzere pencerelerden sarkan ve pervazlarda oturan insanlar olduğunu gösteriyordu. Başka fotoğraflarda da bu cehennemi kutlayan yönetim yanlısı unsurlar yer alıyordu. Kimileri, Twitter’da, St. George’un rozetini taşıyan Rusya yanlısı eylemciler için kullanılan küçültücü ifadeyle, “Colorado kum böcekleri Odessa’da kızarıyor” yazarak dalga geçiyordu.

Kurbanlardan 30’u, binanın çeşitli katlarında dumandan boğulmuş bir şekilde bulundular. Sekiz kişi ise, yerel polise göre, alevlerden kaçmak için pencerelerden atladıktan sonra ölmüş. Ukraynalı yetkililer, Cuma günü Odessa’da toplam 43 kişinin öldüğünü, 25’i hala kritik durumda olan 174 kişinin ise yaralandığını söylediler.

Şiddet, Kiev yönetiminin kente kısa süre önce gelmiş olan 1.500 dolayında destekleyicisinin Odessa’nın merkezindeki Sobornaya Alanı’nda toplanmasıyla başladı. Zincirlerle ve sopalarla silahlanmış, kalkanlar taşıyan bu grup, “Ukrayna’ya şan olsun”, “düşmanlara ölüm” ve “Moskoflar’ı [Ruslar için kullanılan aşağılayıcı kavram] bıçakla” sloganları atarak kenti boydan boya yürüdü.

Odessa, Şubat ayındaki darbeden bu yana protestolarla sarsılan güney Ukrayna kentlerinden biridir. Mart ayının sonunda, kentte, darbeyle gelmiş yönetimin meşruiyetine meydan okuyan ve bir özerklik referandumu talep eden binlerce insan toplanmıştı.

Odessa’daki katliam, Ukrayna’daki hükümetin Obama yönetiminin teşvikiyle protestolara ve işgallere karşı kapsamlı bir askeri saldırı başlatmasından bu yana en fazla ölümün gerçekleştiği olaydır.

Ukrayna’nın Geçici Devlet Başkanı Oleksandr Turçinov Cuma günü erken saatlerde, hükümete bağlı güçlerin Slavyansk’daki saldırısında çok sayıda ayrılıkçının öldürülmüş olduğunu söyledi. Kiev’deki yetkililer, birliklerin gün ağarmadan önce 130.000 kişinin yaşadığı kenti çevreleyen isyancı kontrol noktalarına saldırdığını ve kentin artık “sıkı bir şekilde kuşatılmış” olduğunu belirttiler.

Bununla birlikte, saldırı helikopterlerinin kullanılmasına rağmen, saldırı, yerel direniş yüzünden hız kesti. Öğleden sonra, Ukrayna birlikleri, halkın askerlerle tartışmak ve onları savaşmamaya teşvik etmek için harekete geçtiği Bilbasovka ve Andreyevka’da durduruldu.

Andreyevka’da, 200 dolayında kişi, zırhlı personel taşıyıcılarını ve kamyonları durdurmak için bir insan zinciri oluşturdu. Bilbasovka yakınlarındaki Kramatorsk sakinleri, “Utanın! Utanın! Utanın!” sloganları atarak, ordunun girmesini engellemek için, yolları tramvaylarla ve otobüslerle kapattılar.

Obama, Merkel ile birlikte katıldığı basın toplantısında, iki Ukrayna helikopterinin yerden açılan ateş sonucunda düşürüldüğüne ilişkin haberleri değerlendirdi. O, Rus güçlerinin olaya dahil olduğunun kanıtı olarak, Ukrayna istihbarat örgütü SBU’nun helikopterlerden birinin ısı güdümlü bir füze tarafından vurulduğuna ilişkin doğrulanmamış iddialarını aktardı. Bununla birlikte, öğleden sonra, New York Times bile olaya ısı güdümlü füzelerin yol açtığına ilişkin herhangi bir kanıt olmadığını kabul etti.

Hem Obama’nın bu kışkırtıcı iddiası hem de Kiev’in askeri saldırısını desteklemesi, ABD’nin ve onun Avrupalı ortaklarının Ukrayna’da iç savaş koşulları yaratma ve Rusya’ya yönelik felç edici ekonomik yaptırımlara ve NATO’nun Rusya ile karşı karşıya gelmesine bahane yaratmak için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yönetimini müdahaleye kışkırtma yönelimine işaret etmektedir.

Washington, en az 17 kente ve kasabaya yayılmış olan devlet daireleri işgallerini durdurmaktan “aciz” olduğunu söyleyen Kiev yönetiminin kapsamlı bir saldırıdan geri çekilmiş görünmesinden yalnızca birkaç gün sonra yeni saldırı talebinde bulundu.

Putin, iki hafta önce, ABD, Avrupa Birliği ve Ukrayna ile resmi dairelerdeki işgallere son verilmesini ve askeri ezme planlarının durdurulmasını sağlayan sözde bir barış anlaşması imzalayarak, ABD önderliğindeki saldırıyı önlemeye çalışmıştı. Bu anlaşma, Kiev ve destekleyicileri tarafından bir kenara atıldı. Dün, Putin’in sözcüsü, Ukrayna tarafından başlatılmış olan “cezalandırma operasyonu”nun bu anlaşmayı ortadan kaldırmış olduğunu söyledi.

Rusya, Ukrayna’nın eylemlerini kınamak için Cuma günü acil bir BM Güvenlik Konseyi toplantısı çağrısında bulundu. Moskova’nın BM temsilcisi Vitaliy Çurkin’in askeri operasyonun sürmesinin “çok kötü sonuçları” olacağına ilişkin uyarısı, yalnızca saldırıyı “orantılı ve makul” olarak adlandıran ABD’li meslektaşı Samantha Power tarafından eleştirilecekti.

Libya’daki ve başka yerlerdeki ABD askeri müdahalelerini “insan hakları” ve “sivilleri koruma” adına savunmasıyla ün kazanmış olan Power, Rusya’nın istikrarsızlığa ilişkin kaygılarının “sinik ve samimiyetsiz” olduğunu açıkladı. O, ABD yönetiminin krizin başlangıcından bu yana sürdürdüğü propagandaya uygun olarak, açıkça, istikrarsızlığın nedeninin Rusya olduğunu iddia etti.

Kiev’de Şubat ayında gerçekleşen aşırı sağcı darbeyi düzenlemiş ve ardından, Rusya’yı Ukrayna’yı tehdit etmekle suçlamak için Moskova ile Ukrayna’nın Rusça konuşan halkının tepkisini kendi çıkarları için kullanmış olanlar, Washington ile onun müttefikleri, özellikle de Alman hükümetidir.

Kiev’deki yönetimi şiddet içeren paramiliter operasyonlar üzerinden iktidara getirmek için ülkeye 5 milyar dolar para akıtmış olan Washington, şimdi, hiçbir ciddi kanıt sunmaksızın, Rusya’yı aynı şeyi yapmakla suçluyor.

Ukrayna’nın ilk askeri saldırısı, geçen ay, CIA Başkanı James Brennan’ın gizlice Kiev’i ziyaret etmesinin ardından başlamıştı. İkinci saldırı, ABD Başkan Yardımcısı Joseph Biden’in ziyaretinden sonra geldi.

ABD’nin sürmekte olan müdahalesinin kanıtları var. ABD’li askeri yüklenici şirket Greystone’un Ukrayna ordusunun yanında faaliyet gösterdiği yollu önceki iddiasını yineleyen Rusya Dışişleri Bakanlığı, Cuma günü Slavyansk’daki saldırıyı başlatan Ukrayna güçleri arasında İngilizce konuşan yabancıların görüldüğünü belirtti.

ABD operasyonu, kısmen, Kiev karşıtlarının 11 Mayıs’ta yapmayı planladığı özerklik referandumunu önlemeye yönelik görünüyor. Buna ek olarak, 25 Mayıs’ta yapılacak Ukrayna devlet başkanlığı seçimi, Batılı güçler tarafından, Kiev’deki darbe yönetimine meşruiyet kazandırmanın aracı olarak değerlendiriliyor. En geniş şekilde desteklenen devlet başkanlığı adayı milyarder oligark Petro Poroşenko, Ukrayna’nın NATO üyeliğini ve ülkenin Avrupa Birliği ile Uluslararası Para Fonu’na tabi kılınmasını savunuyor.

Ama Washington, Kiev yönetiminin muhalefeti ezmeyi başaramamasıyla birlikte, bir çatışmayı kışkırtmaya ve ardından Rusya’yı başkanlık seçimlerinin gerçekleşmesini engellemekle suçlama niyetinde görülüyor. Bu arada, ABD birlikleri, eğitim tatbikatları bahanesiyle, NATO güçlerini doğrudan Rusya’nın sınırlarına taşıyacak şekilde, Baltık devletleri Litvanya’ya, Letonya’ya, Estonya’ya ve Polonya’ya sevk ediliyor.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır