World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2014/mai2014/ukra-m20.shtml

Ukrayna hükümeti, yuvarlak masa görüşmelerine rağmen baskıyı arttırıyor

Johannes Stern
20 Mayıs 2014
İngilizce’den çeviri (16 Mayıs 2014)

ABD ve Avrupa Birliği, Kremlin’in Çarşamba günü Kiev’de gerçekleşen sözde “yuvarlak masa” toplantılarına desteğini ifade etmesine ve protestocular ile arasında mesafe koymasında rağmen, Kiev yönetiminin Doğu Ukrayna’daki Rusya yanlısı protestoları ezmeye yönelik “terör karşıtı” operasyonlarına destek işareti verdi.

Perşembe günü, geçici Devlet Başkanı Oleksandr Turçinov, Ukrayna ordusunun bir gecelik operasyonda Rusya yanlısı savaşçıların üslerini imha etmiş olmasıyla övündü. O, hükümet güçlerinin, biri Slavyansk’ta, diğeri ise Kiev’in bir ay önce sözde “terör karşıtı” operasyonlarını başlatmış olduğu Donetsk bölgesinin kuzeyindeki sanayi kenti Kramatorsk’ta bulunan iki üsse saldırdığını öne sürdü. Herhangi bir can kaybının yaşanmadığını belirten Kiev’deki Savunma Bakanlığı, ordunun üç kişiyi tutukladığını açıkladı.

Kiev yönetimi, doğudaki operasyonlarını sürdürmek için, giderek daha fazla, seçilmiş Devlet Başkanı Victor Yanukoviç’e karşı 22 Şubat’ta düzenlenen darbede başı çeken faşist güçlere yaslanıyor.

Britanya’daki Guardian gazetesi, Perşembe günü, “Gönüllü birlikler silahlanırken, Ukrayna’da iç sava korkusu artıyor” başlıklı uzun bir makale yayımladı. Makalede, “Kiev, Donetsk ve Luhansk bölgelerinin kontrolünü Rusya yanlısı savaşçılardan geri alma mücadelesi verirken, düzensiz birlikler ortaya çıkmaya başlıyor. Doğudaki mücadelede her türlü yardımı memnuniyetle karşılayan Ukraynalı yetkililer, onlara yarı-yasallık tanımış durumda.” deniyor.

Ukrayna’da kapsamlı bir iç savaş tehlikesi, Batılı hükümetler ve medya tarafından iddia edildiği gibi, sözde bir “Rusya komplosu”nun sonucu değildir. Emperyalist güçler ve onların Kiev’deki maşaları, Ukrayna’yı istikrarsızlaştırmak ve Rusya’ya karşı jeo-stratejik çıkarlarını ilerletmek için, kasıtlı bir etnik ve kültürel gerilimleri kışkırtma politikası izliyorlar.

O zamanlar ABD’nin Rusya Büyükelçisi olan William Burns’ün yazdığı ve WikiLeaks tarafından kısa süre önce yayımlanmış olan altı yıllık bir diplomatik mesaj, şimdiki olayların ayrıntılı bir planı gibi.

Burns şunları yazmış: “NATO’nun, özellikle Ukrayna’yı kapsayacak şekilde genişlemesi, Rusya için ‘duygusal ve sinir bozucu’ bir konu olmaya devam ediyor ama stratejik siyasi değerlendirmelerin altında, aynı zamanda Ukrayna ile Gürcistan’ın NATO üyeliğine güçlü bir şekilde karşı çıkmak yatıyor. Bu, Ukrayna’da, meselenin ülkeyi şiddete, hatta kimilerine göre Rusya’yı müdahale edip etmeme konusunda karar vermeye zorlayacak bir iç savaşa yol açacak şekilde ikiye bölebileceği kaygılarını içeriyor.”

Mesaj, ABD’nin ve onun -Almanya dahil- Avrupalı müttefiklerinin, Kiev’de Avrupa ve NATO yanlısı bir yönetimin iktidara getirilmesinin hem Ukrayna içinden hem de Rusya’dan bir karşı çıkışa yol açacağını bildiklerini ortaya koyuyor. Ülkenin doğusunda ayrılıkçı bir ayaklanma ve Kırım’ın Rusya Federasyonu’na katılması biçimini almış olan bu tepki, şimdi, Rusya’ya karşı arttırılmış bir emperyalist saldırının bahanesi olarak kullanılıyor.

“Yuvarlak masa” görüşmeleri sürerken, Bratislava’daki bir güvenlik konferansında konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Victoria Nuland, “Eğer 25 Mayıs seçimleri ilerlemezse, eğer Rusya [Ukrayna’yı] istikrarsızlaştırmaya devam ederse... Rusya’ya karşı daha fazla, daha derin ve sektörel ekonomik yaptırımlar gerçekleşecek... Biz, şimdiye kadar yapmış olduklarımızın [Rusya’nın] canını acıtmaya başladığına inanıyoruz.” tehditinde bulundu.

Avrupa Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy, Gürcistan Başbakanı Irakli Garibaşvili ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, Gürcistan’ın ve Moldova’nın, 27 Haziran’da, Avrupa Birliği Ortaklık Anlaşmaları imzalayacaklarını açıkladı. AB’nin Rusya ile sınırı olan iki eski Sovyet Cumhuriyeti ile doğrudan birleşme yönündeki hamleleri -ki bunlardan Gürcistan, Rusya ile kısa bir savaşa yol açacak şekilde 2008’de Rus güçlerine saldırmıştı- Rusya’yı kuşatmayı ve sonunda parçalamayı amaçlayan emperyalist saldırganlığın pervasızlığını vurgulamaktadır.

Washington, Perşembe günü, NATO’nun Polonya’da kalıcı bir askeri üs açmayı planladığını açıkladı. ABD’nin Polonya Büyükelçisi Stephen Mull, “ABD, Ukrayna’nın ülkede NATO askeri üslerinin konuşlanmasını istediğinin farkında ve bana göre bu inisiyatifi değerlendirmek çok önemli.” dedi.

Mull, “Burada söz konusu olan yalnızca ABD değil ama tüm ittifaktır. Bu, Eylül ayında Britanya’da tartışılacak olan önemli bir konu. Eğer Rusya, Avrupa’nın bu parçasındaki güvenlik ortamını köklü bir şekilde değiştirirse, bu NATO’dan bir tepkiyi gerektirir.” tehditinde bulundu.

Mull, aynı zamanda, ABD’nin geçtiğimiz haftalarda Polonya’ya göndermiş olduğu ek güçleri en az 1014 yılı sonuna kadar orada tutacağını belirtti. ABD, geçtiğimiz birkaç hafta içinde, Doğu Avrupa’daki kapsamlı NATO askeri yığınağının bir parçası olarak, Polonya’ya 12 ABD F-16 savaş uçağı ile 450 asker göndermişti.

Bu önlemler, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) gözetiminde gerçekleşen sözde “yuvarlak masa” görüşmelerinin aldatıcılığını ortaya koymaktadır. Bu görüşmeler, Ukrayna’nın doğusundaki ayaklanmayı kontrol altına almak ve 25 Mayıs’taki devlet başkanlığı seçimlerini kabul ettirmek için başlatılmıştır. Başkanlık seçimleri, Kiev’deki halk tarafından tutulmayan Batı kuklası yönetime demokratik meşruiyet cilası kaplamakta son derece önemli görülüyor.

Bununla birlikte, ilk yuvarlak masa görüşmesi yalnızca üç saat sürdü. Ona, darbe hükümetinin önde gelen unsurları, oligarklar, Ukrayna’nın eski devlet başkanları Leonid Kravçuk ile Leonid Kuçma, dini kişilikler, önde gelen AGİT görevlileri ve ABD ile Almanya’nın Ukrayna büyükelçileri katıldı.

Görüşmelerde, Rusya’ya ve Ukrayna’nın doğusundaki yönetim karşıtı protestoculara yönelik sürekli tehditler söz konusuydu. Bununla birlikte, görüşmelere, aynı zamanda, Kiev yönetimi karşıtı muhalefetin denetim dışına çıkabileceği, durumun tam bir iç savaşa dönüşebileceği ya da tüm ülkede toplumsal bir patlamayı ateşleyebileceği korkusu da yön veriyordu.

Görüşmelere katılan doğu Ukraynalı yetkililer, ülkenin doğusunda, Kiev’deki hükümet karşıtı yoğun bir muhalefet olduğu uyarısında bulundular. Kiev yönetimi tarafından Donetsk valiliğine atanmış olan milyarder oligark Sergei Taruta, “[Donetsk havzasındaki] Donbass halkının çoğunluğu Ukrayna’nın birliğinden yana ama aynı zamanda Kiev’deki mevcut yöneticilere karşı.” dedi.

Ukrayna Başbakan Yardımcısı Volodimir Groysman, “hiç kimse bize ikinci bir şans tanımayacak. Ya batıdaki ve doğudaki halkın güvenini geri kazanacağız ya da kötü bir kaderi paylaşacağız” uyarısında bulunarak, bütün katılımcılara “bugün sahip olduğumuz zorlukların üstesinden gelme” çağrısı yaptı.

Bu kaygılar, hem Rusya’da hem de Ukrayna’da, Stalinist bürokrasinin Sovyetler Birliği’ni dağıtıp kapitalizmi yeniden kurmasının ardından önceki ulusal mülkiyeti yağmalayarak akıl almaz bir servet elde etmiş olan oligarşik seçkinlerin temsilcisi Putin yönetimi tarafından da paylaşılıyor.

Batılı güçler ve Kiev yönetimi çok daha saldırgan önlemleri hazırlamak için “yuvarlak masa görüşmeleri” örtüsünden yararlanırken, Moskova, emperyalist devletlerle ve Kiev yönetimiyle bir anlaşma arayışı içinde.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, “Eğer Ukraynalılar’ın çoğunluğunun desteğine sahip birisi ortaya çıkarsa, böylesi bir muhatapa sahip olmak, elbette, kendi kendini atamış insanlardan daha kolay.” dedi. Ukrayna’nın “bir iç savaşa, düşünebileceğimizden daha yakın” olduğu uyarısında bulunan Lavrov, “biz herkesle iş yapabiliriz” diyerek, Rusya’nın planlanan seçimleri destekleyeceğini ve Batı destekli devlet başkanı adayı milyarder oligark Petro Poroşenko’yu kabulleneceğini ifade etti.

Moskova’nın bir anlaşmaya varma yöneündeki çaresiz girişimleri bir yana, dünyanın büyük güçleri arasındaki askeri gerilimler artmaya devam ediyor. Çarşamba günü, Rusya’nın Pasifik Filosu’na bağlı bir grup gemi, Güney Çin Denizi’nde yapılacak üçüncü Rusya-Çin ortak tatbikatına katılmak üzere, altı Çin savaş gemisiyle buluşmak için Vladivostok’tan Şanghay’a doğru yola çıktı. Güney Çin Denizi, ABD ile Çin arasındaki gerginliğin odak noktası haline gelmiş durumda.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır