World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2014/oct2014/germ-o04.shtml

Alman hükümeti Irak’a silah gönderiyor ve Suriye'deki ABD hava saldırılarını destekliyor

Johannes Stern
4 Ekim 2014
İngilizce’den çeviri (27 Eylül 2014)

Perşembe günü, Bundeswehr (Alman Silahlı Kuvvetleri) Irak’a ilk Alman silah sevkiyatına başladı. Hollandalı bir kargo uçağı, Leipzig Havaalanı’ndan 27 tonluk mühimmatla yola çıktı. Uçak, 50 roketatar artı mühimmat, 520 tüfek ve 20 makineli tüfek nakletti.

Alman hükümeti, önümüzdeki günlerde, Irak’a, toplamda, yaklaşık 70 milyon avro değerinde silah teslim etmek istiyor. Bu [sevkiyat], 30 “Milan” tanksavar silah sistem ile toplam 500 roketin, 16.000 G3 ve G36 saldırı tüfeğinin yanı sıra, 10.000 el bombasını içerecek. Buna ek olarak, 40 makineli tüfek ve 4.000 koruyucu yelek ve kask, Arazi Araçları (SUV) ve beş adet “Dingo 1” zırhlı devriye aracı gönderilecek.

Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, silah sevkiyatının başlamasından birkaç saat sonra, Irak’ın kuzeyindeki Erbil’e sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Bakan, Kürt özerk bölgesinin başkentinde, Başkan Mesut Barzani ve haftalardır Irak’ın kuzeyinde konuşlanmış bulunan Alman askerleriyle bir araya geldi. Onlar, hep birlikte, Bundeswehr’in, Suriye’nin kuzeyinde ve Irak’ta faaliyet gösteren İslam Devleti (IŞİD) militanlarına karşı savaşmak için 10.000 Kürt peşmergeyi eğiteceği eğitim tesisine gittiler.

Silah sevkiyatı ve Von der Leyen’in ziyareti, Alman hükümetinin, 11 yıl önce Irak’a karşı ABD tarafından başlatılan savaşın aksine, bugün, ABD önderliğindeki Ortadoğu savaşının bütünüyle arkasında durduğu gerçeğinin altını çizmektedir.

Çarşamba günü, New York’ta, Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier (Sosyal Demokrat Parti) Suriye’deki IŞİD hedeflerine yönelik hava saldırısını destekledi. Steinmeier, Başkan Barack Obama’nın Birleşmiş Milletler’deki savaş kışkırtan konuşmasının ardından, IŞİD’in, yalnızca “Suriye’de hiçbir güvenli sığınak bulamadığı zaman” yenilgiye uğratılabileceğini söyledi. Alman heyetinden kaynaklar, Suriye topraklarına yönelik saldırının “basit bir mesele” olmadığını söylediler. Bununla birlikte, ABD’nin, “eylemlerini, [muhtemelen] mevcut uluslararası hukuk doğrultusunda düzenliyor” olduğu ifade edildi.

Gerçekte, Alman hükümeti, Suriye ve Irak’a yönelik hava saldırılarının, emperyalist güçlerin bir diğer yasadışı savaşını oluşturduğunu bilmektedir.

Die Zeit’in, son sayısının baş sayfasındaki konuya ilişkin makale şaşırtıcı bir şekilde dürüst: “Soğukkanlılıkla ve aklı başında olarak değerlendirdiğimizde, hava saldırılarının uluslararası hukukla bağdaştırmak gerçekten zor. Bu saldırılar, uluslararası hukukun iki temel düşüncesi olan güç kullanımının yasaklanması ve egemenlik ilkesini ihlal etmektedir. Dahası, Başkan Barack Obama, IŞİD’e karşı saldırı emri verdiğinde, bunu Güvenlik Konseyi’nin onayı olmadan yaptı; gerçeği söylemek gerekirse, bu onayı almayı bile denemedi.”

Dahası, gazete, “IŞİD’e karşı hava saldırıları, muazzam manevi duyarlılıkla ve sağlam olmayan meşruiyetle gerçekleştirilen uzun bir Batı müdahaleleri dizisine dahildir. Defalarca, uluslararası hukuk gerilmiş, bükülmüş ya da aynı derecede çiğnenmiştir.” diye belirtiyor.

Tüm bunlar, kuşkusuz, her hafta savaş tamtamları çalan Die Zeit’ın savaşı reddetmesi için bir neden değildir. Tam aksine! Gazete, utanmazca, “Evet, hukuk gözardı edildi ama iyi ya da en azından doğru bir amaç için; ‘Tanrı’nın askerleri’nin zaferini durdurmak, en azından onları frenlemek ve Suriye’deki iç savaşa, insani ve manevi felakete umarız en kısa sürede son vermek için.” diye yazıyor.

Bu, yalan propagandadan başka bir şey değildir. Gerçekte, burada söz konusu olan şey, daha önceki Batı müdahalelerinde olduğu gibi, “iyi bir amaç” ya da “insani ve manevi felakete son verilmesi” değil emperyalist çıkarlardır. Emperyalist güçler, 2003’teki Irak savaşında ve Libya’nın 2011’de NATO tarafından bombalanmasında olduğu gibi, zengin kaynaklara sahip ve stratejik açıdan önem taşıyan bölgeyi paylaşmak ve kontrol etmek istiyorlar.

IŞİD’in, şimdi yeni bir Ortadoğu savaşı için bahane olarak kullanılan yükselişi, büyük güçler tarafından gerçekleştirilen önceki müdahalelerin doğrudan sonucudur. Bunlar, Irak’ın, Libya’nın ve emperyalist devletler ile onların bölgesel müttefiklerinin Esad yönetimini devirmek ve Batı yanlısı bir kukla yönetim kurmak için 2011’den beri bir iç savaşı kışkırttığı Suriye’nin yıkımını da kapsamaktadır. Emperyalist devletler ve bölgesel müttefikleri, bu savaşlarda uzun süre destekledikleri aynı İslamcı güçleri, şimdi, doğrudan bir askeri müdahalenin bahanesi olarak kullanıyorlar.

Suriye’de ve Irak’ta gelişen savaş, aynı zamanda, yönetici seçkinlere, askeri kapasitelerinin içeride ve dışarıda büyük çapta arttırılmaları için bir bahane işlevi görmektedir.

Hükümet, haftalardır, “Suriye’den her şeyi yapmaya hazır olarak yurda dönenler” hakkında uyarıda bulunuyor ve kendi yarattığı terör tehdidini devletin baskı aygıtını güçlendirmek için kullanıyor. Basında çıkan haberlere göre, hafta sonu, Berlin polisinin özel bir birimi, IŞİD’i desteklediğinden şüphelenilen, iddiaya göre “Suriye’den dönmüş” bir kişiyi yakaladı. Hükümet, 12 Eylül’de, IŞİD’i yasadışı ilan etmişti.

Aynı zamanda, istihbarat örgütleri, toplumun yasadışı gözetimini genişletiyorlar. İki hafta önce, Federal İstihbarat Örgütü’nün (dış istihbarattan sorumlu olan BND) Bavyera kentindeki Bad Aibling’deki dinleme merkezinin Afganistan’a, Somali’ye ve Ortadoğu’ya yönelik tüm görüşmeleri elde ettiği ve birçok veriyi doğrudan Amerikan Ulusal Güvenlik Bürosu’na (NSA) aktardığı açığa çıktı.

Irak’a silah sevkiyatına, planlanmış bir propaganda kampanyası eşlik ediyor. Basın, her gün, Bundeswehr’in sözde “hasta” ve “çok kötü durumu” hakkında haberler piyasaya sürüyor (Süddeutsche Zeitung). Her şeyin eksik olduğu; diğer şeylerin yanı sıra, kullanıma hazır çok az tank, helikopter ve savaş ve nakliye uçağı olduğu iddia ediliyor. Spiegel Online’e göre, Von der Leyen’in Irak gezisinin bir “inceleme görevi”ne dönüşmesinin nedeni buydu. Silahlar ve ek [askeri] eğitmenler, bir hata nedeniyle, onların Erbil’den ayrılmasından sonra oraya ulaşmış.

Der Spiegel’ın yayın kurulu üyesi Nikolaus Blome, bir yorumunda, yönetici seçkinler için meselenin Bundeswehr’in büyük çapta yeniden silahlanması ve savunma bütçesinde bir artış olduğunu açıkça belirtti. O, Bundeswehr’in durumu “özellikle, haklı olarak dünyadaki rolünü tartışması gereken ama şimdi, bu tartışmanın, pratik silahlanma mevcut durumu daha fazla etkilemedikçe yapılamadığını gören bir ülke için acı.” diye yazıyor.

Blome, yazısını, eğer Von der Leyen “Almanya’nın dünyadaki rolü konusunda şimdi varsayılandan daha ciddiyse, en azından, savunma bütçesinin düşük seviyesine itiraz etmelidir” diye sürdürüyor ve ekliyor: Bu, “konunun ana hatlarını belirten konuşmalar yapmanın yarısı kadar kolay ya da anaokullarının ihtiyaçlarını kapsamlı şekilde karşılamanın yarısı kadar bile popüler değil. Britanyalılar’ın söylediği gibi, lafı bırakıp işe bak. Ya söylediklerini hayata geçir ve lafta bırakma ya da sus.” diyor.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır