World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

IŞİD’e karşı mücadele ABD’nin petrolü gaspını örtüyor

Jean Shaoul
29 Eylül 2014
İngilizce’den çeviri (23 Eylül 2014)

Şimdi Obama’nın savunma bakanı olan ABD’li Senatör Chuck Hagel, yedi yıl önce, Irak’ın işgali hakkında, “İnsanlar bizim petrol uğruna savaşmadığımızı söylüyor. Elbette petrol uğruna savaşıyoruz. Onlar Amerika’nın ulusal çıkarları hakkında konuşuyorlar. Onların neden bahsettiğini sanıyorsunuz? Orada önemsiz şeyler için bulunmuyoruz.” demişti.

Başkan Barack Obama’nın ve Hagel’in, bölgesel müttefiklerinin Suriye’deki Esad yönetimini devirmek için bir vekil güç olarak finanse ettiği Irak Şam İslam Devleti’ni kovalama konusundaki konuşmaları, onların Esad’ı devirme planları için bir örtüdür. Bununla birlikte, ek bir mesele olarak, Irak’ın geniş enerji kaynaklarının ve onun topraklarından geçen tedarik yollarının kontrolü söz konusu.

Irak, dünyadaki beşinci büyük belirlenmiş petrol rezervlerine sahip ve Washington ile müttefikleri, şimdi Batılı şirketlerin denetiminde olan petrol sözleşmelerinden vazgeçmeye niyetli değil. ABD, bu yaşamsal enerji kaynaklarının ne kadarının diğer ülkelere (özellikle rakipleri Rusya ile Çin’e) ulaştığını saptarken, petrole ve doğalgaza sınırsız ulaşımını koruma peşinde koşuyor.

IŞİD, doğu Suriye ile Irak’ın, ülkenin ikinci büyük kenti Musul’un da dahil olduğu kuzeybatısını ve onların petrol altyapısını denetimi altına almış durumda. O, şimdi, ayrı bir ülke olması durumunda rezervleri onu dünyada 10. sıraya yerleştirecek olan özerk Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) başkenti Erbil’i ve Irak’ın başkenti Bağdat’ı tehdit ediyor.

IŞİD’in batı Irak’a ve Sünni Üçgeni’ne doğru ilerlemesi, onun iki önemli petrol boru hattının bir kısmını kontrol etmesi anlamına geliyor. Bunlardan birincisi olan 804 kilometrelik Kerkük-Banyas (Suriye’de bir liman) hattı, 2003’teki savaş sırasında ABD hava saldırılarıyla büyük ölçüde imha edilmişti ama yine de Ayn Zalah ile Suweidiva arasındaki bölüm faaliyette. İkinci petrol boru hattı, Kerkük’ten Türkiye’deki Ceyhan’a uzanıyor. IŞİD, Suriye’ye giden petrol akışını durdurmuş durumda ama Türkiye’ye olan akışın sürmesine izin verdi.

ABD’nin IŞİD’e ve onun müttefiki Sünni aşiretlere yönelik saldırısının ve KBY’nin peşmerge güçleri ile Suriyeli ve Türkiyeli Kürt savaşçıların karadaki varlığı, Irak’ın Kerkük’teki en büyük petrol alanlarının (KBY, bu alanları daha önce Irak güçlerinden almıştı) IŞİD’in denetimine geçmesini engelledi. Irak ordusu, IŞİD’i, ülkenin en büyük petrol rafinerisinin ve elektrik santralinin bulunduğu Bayji’den çıkardı. ABD, aynı zamanda, Irak ordusunun Anbar eyaletinde Ramadi’nin kuzey batısında bulunan Haditha’daki K3 rafinerisinin ve kısa süre önce yeniden ele geçirilmiş olan Musul barajının aşağısındaki önemli bir barajın kontrolünü yeniden ele geçirmesi için hava koruması sağladı.

BP’nin önceki CEO’su Tony Hayward tarafından yönetilen Britanya-Türk ortaklığı Genel ile Kanadalı Oryx Petroleum gibi enerji şirketleri, Tak Tak, Tawke ve Hawler petrol sahalarının güvencede olduğunu ve çalışanların güvenle geri dönebileceğini söyledi.

Irak’ın güneyinde bulunan ve BP, Şimdiye kadar, Exxon-Mobil, Shell, Rus Lukoil, Angola’nın Sonangol, İtalya’ın ENI ve Norveçli Statoil ile küçük başka şirketler tarafından denetlenen devasa petrol alanları, petrol boru hatlarına yönelik kimi saldırılar olsa da, çatışmalardan şimdiye kadar etkilenmedi. Bu, bir dizi şirketin ve yüklenicinin hisselerinin en azından bir kesimini satmasına; diğerlerinin ise dikkatlerini KBY’nin petrol sahalarına yöneltmesine yolaçmış durumda.

Saddam Hüseyin yönetiminin 2003’teki savaşta yenilgiye uğramasının ardından, ABD petrol patronları, Irak’ın petrol sanayisini yönetmek üzere buraya yerleşti. Onlar, Irak petrollerinin tam kontrolünü elde etmelerini sağlayacak olan hidrokarbon yasasının çıkmasını sağlayamamakla birlikte, Irak’ın petrolünü, 30 yılın ardından, son derece uygun koşullarla Batılı şirketlere açabildiler.

Bunlar, uzun süreli ödünleri ve büyük mülkiyet paylarını kapsıyor. Petrol ihracatı ya da karların okyanus ötesine aktarılması konusunda herhangi bir sınırlama ya da şirketlerin çoğunlukla Iraklı işçileri çalıştırması ve yerel ekonomiye yatırım yapması yönünde herhangi bir zorunluluk bulunmuyor.

Bu sektör, şimdi, BP, Exxon-Mobil, Shell, Chevron, Fransız Total şirketi ve Rusyalı, Çinli, Malezyalı ya da bir dizi küçük şirket tarafından işletiliyor.

Bu yılın başlarında, Rus petrol devi Lukoil, Basra’nın güneyindeki, 20 milyar varil dolayında olduğuna inanılan petrol rezerviyle dünyanın muhtemelen en büyük delinmemiş petrol alanı olan Batı Kurna-2’de üretime başladı. Başlangıçtaki üretim günlük 120.000 varil iken, bunun gelecek yıl 400.000 varile, birkaç yıl içinde de muhtemelen 1,2 milyon varile çıkması kararlaştırıldı.

Rusya tarafından 1980’lerde keşfedilmiş olan petrol sahasındaki üretim, önce ABD’nin 1990’lardaki yaptırımlarıyla, ardından da, Rusya’nın Irak’ın 13 milyar dolarlık borcunu silmesi karşılığında imzalanan 2004’teki bir anlaşmaya rağmen, işgal güçleri tarafından engellenmişti. Irak hükümetinin Washington’ın baskısı altında özgün anlaşmayı iptal etmeye zorlanmasının ardından, 2007’de, Lukoil, üretim hakları konusunda BP’nin üstesinden geldi. Lukoil’in Devlet Başkanı Putin’e yakın olan CEO’su Vagit Alekperov, bugüne kadar, Ukrayna konusundaki ABD yaptırımlarından kurtulmuş durumda.

Kürt özerk bölgesinde, 2003’ten önce büyük ölçüde ihmal edilmiş olan petrol alanları devreye girdi. İki büyük Kürt partisini kontrol eden rakip Barzani ve Talabani ailelerinin egemenliğindeki rüşvetçi bölgesel yönetim, federal hükümeti hiçe sayarak, petrol projelerindeki payının yüzde 25’ini özel şirketlere satmasına izin veren ihaleler düzenliyorlar. Genel’in ve Oryx Petroleum’un yanı sıra, dört büyük petrol şirketi (Chevron, Exxon-Mobil, Hess ve Total) ile 30 küçük şirket, KBY ile anlaşmalar imzaladı. Arttırılması planlanan KBY’deki üretim, Irak petrolünün yüzde 10’unu oluşturuyor.

KBY, petrolü önceden varolan ve Ceyhan’a giden boru hattına bağlamak ve doğrudan ihraç etmek için kendi bölgesindeki yeni açılmış bir boru hattından yararlanmaya çalışmış; bu, Bağdat tarafından yasadışı sayılmıştı. Sonuçta, Kürt petrolü, Irak hükümeti tarafından davalar açılacağı korkusuyla, dünya piyasalarına satılmadı ve Türkiye içinde kullanıldı. KBY, aynı zamanda, Genel’in Türkiye’ye günde 700 tanker göndermesine izin verdi ve böylece petrol akışı için Musul’dan izlenen boru hattını kullanmaktan kaçındı. ABD, KBY’nin petrolü Bağdat’tan bağımsız şekilde satmasına karşı çıkıyor ama federal hükümeti kendi dayatmalarına razı olmaya zorlamak için KBY’yi piyon olarak kullanıyor.

Petrol sanayisi, artık, 2003 savaşından ve ABD işgali sırasında kasten gerçekleştirilen yıkımdan bu yana büyük ölçüde iyileştirilmiş durumda. Petrol üretimi, Irak’ı dünyanın yedinci büyük petrol üreticisi yapacak şekilde, 1979’daki devlet elindeki işletmelerin günlük 3,5 milyon varillik üretiminin biraz altına, günde 3,3 milyon varile ulaştı.

Irak petrolünün yarıya yakını, son zamanlarda dünyanın en büyük petrol ithalatçısı haline gelmiş olan Çin’e ihraç ediliyor. Çin’in devlet mülkiyetindeki dört petrol şirketinden PetroChina, geçen yıl, Exxon’dan, Irak’ın güneyindeki Batı Kurna’daki bir hisseyi ve üç başka büyük petrol alanının hisselerini satın aldı. Irak’ta, Sinopec ile CNOOC’nin de imtiyazları var. Çinliler, genellikle, Batılı büyük petrol şirketler ile ortak ya da düşük karlı sözleşmeler alıyorlar. Çin, 10.000 işçiyi petrol sahalarına taşımak için, Irak’ın güneyinde, İran sınırı yakınında kendi havaalanını inşa etti.

Irak halkı, bu petrol patlamasından hemen hiçbir yarar görmüyor. Petrol ve doğalgaz sektörü, uluslararası şirketler kendi elemanlarını getirdikleri için, istihdam edilen işgücünün yüzde 2’sinden azını oluşturuyor. Petrolün yüzde 8’i (günde 2,7 milyon varil) ihraç ediliyor ve iç piyasa için pek bir şey kalmıyor. Yakıt sıkıntısı ve elektrik kesintileri yaygın. Dünya Bankası’na göre, yoksulluk artıyor; ailelerin yüzde 28’i (9,5 milyondan fazla Iraklı) yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Binlerce aile, çöplerde yiyecek arıyor ve çöp alanları ile gecekondularda yaşıyor.

Hükümet, devlet gelirleri 2010’daki 50 milyar dolardan 2013’te 100 milyar dolara yükselmiş olmasına rağmen, işsizlik yardımı sağlayacak sosyal güvenlik yasasını çıkartamadı. Bu 50 milyar dolarlık artış, Irak halkının yararına kullanılması durumunda, beş milyon aileden her birine 10.000 dolarlık yardım ve hizmet sağlayabilirdi. Bu tür altyapı ve hizmet iyileştirmeleri, Sünni olmayan, Şii bölgelerde yaşandı. Irak’ın petrol üretiminin bir kısmının denetimini ele geçirmek için Aralık 2012’den beri Sünni bölgelerdeki Şiiler’i ve petrol tesislerini hedefleyen Sünni militanları yönlendiren etmenlerden biri budur.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır