World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

İsrailli yedek askerler Filistinlilere komplo kurmayı reddediyor

Jean Shaoul
27 Eylül 2014
İngilizce’den çeviri (18 Eylül 2014)

İsrail’in prestijli askeri istihbarat toplama birliği Birim 8200’deki 43 yedek asker ve subay, Batı Şeria’daki Filistin toplumu ile ilgili bilgi toplama faaliyetinde daha fazla yer almayı reddetti.

Onların bu tutumu, silahlı kuvvetler içinde Filistin halkının üzerindeki süregelen baskıya karşı artan muhalefetin son ifadesidir.

Orduya katılmanın reddedilmesi, aşırı Ortodokslar içindekinden farklı olarak, İsrailli Musevi gençlik arasında eskiden düşünülmez bir şey iken, şimdi genç bir retçi olan Shaked Harari, “reddediyor olmamızdan utanmıyoruz. Bu açıklamanın ideolojik bir değişiklik yapabileceğine inanıyoruz ve bu, arkasında durmamamız ve samimi olmamamız durumunda gerçekleşmeyecek” diyor.

Birim 8200, İsrail Silahlı Kuvvetleri’nin (IDF) ABD’deki Ulusal Güvenlik Bürosu’na (NSA) benzer bir görevi olan Askeri İstihbarat Başkanlığı’nın denetimi altında. Kurum, elektronik postalardaki, cep telefonu mesajlarındaki ve telefon konuşmalarındaki gizli dinlemeleri de içeren muhabere istihbaratını (SIGINT) topluyor. IDF’nin en büyük parçası olması nedeniyle, ifade edilen bu görüşler, fiilen mektubu imzalayanların sayısından çok daha geniş bir katmanı yansıtıyor olmalı.

Birim, kısmen onun teknik uzmanlığının sonucu olarak, 8200’ün bazı mezunları, İsrail’in genç yenilikçi ileri teknoloji şirketlerinin bazılarını kurduğu ve yönettiği için, , kalıcı bir konum kazanmış durumda. Baştaki personelinin kimlikleri asla açıklanmadığı için, onun operasyonları gizli ve sansüre tabi tutuluyor.

Bu nedenle, birimin çalışmalarının siyasi ve etik özelliği ve öncelikle de kamuoyunun dikkatini çeken yöntemleri son derece anlamlıdır. Bazı pilotlar, askerler ve memurlar, günlük olarak Filistinlileri tutuklama ve aşağılama göreviyle karşı karşıya kalır ve daha kötüsü görevi reddederken, ilk kez elektronik gözetimden birisi açıkça konuştu ve orduya katılmayı reddetti.

İsrailli Musevi erkekler, 18 yaşından sonra 3 yıllık askerlik yapmak, sonrasında da 40 yaşına kadar her yıl en az bir ay yedeklik hizmetini yerine getirmek zorunda. Onlar, genellikle, her yıl birkaç haftayı aktif hizmette geçiriyorlar. Askerlik yapmak zorunda olan kadınların ise savaş biriminde hizmet etmeleri de zorunlu değil ve hizmet ve yedeklik görev süreleri daha kısa.

Başbakan Benyamin Netanyahu’ya ve IDF ile SIGINT şubesinin başkanlarına açık mektubu yazmak için bir yılı aşkın sürede toplanan 43 imzacı, topladıkları bilgilerin, sıkça, Filistinli masum siviller üzerinde denetim uygulamak ve Batı Şeria’da yaşayanları birbirine düşürmek için kullanıldığına inandıklarını vurguladı. İmzacılar, ayrıca, bunun Filistinliler’in özel yaşamlarını ihlal olduğunu belirttiler.

Yedek askerler “Askeri egemenlik altındaki Filistinli nüfus, tamamen İsrail istihbaratının gözetim ve casusluk faaliyetlerine maruz durumda. Toplanan istihbarat, masum insanlara zarar veriyor; [Filistinlileri] siyasi olarak sıkıştırmak için ve işbirlikçileri harekete geçirip Filistin toplumunu kendisine karşı yönlendirerek Filistin toplumunda bölünme yaratmanın aracı olarak kullanılıyor.” diye yazdı.

Mektupta şu ifadeler yer alıyor: “İstihbarat, milyonlarca insan üzerinde sürmekte olan denetimin devam etmesine, kapsamlı ve izinsiz gözetlemeye ve hayatın pek çok alanına yönelik saldırılara olanak sağlamaktadır. Bunlar, normal bir yaşama izin vermemekte, şiddeti daha da arttırmakta ve çatışmaya son verilmesine engel olmaktadır.”

Yedek askerlerin mektubu, yaygın bir şekilde gösterilen Filistin filmi Omar’ı hatırlatıyor (filmin WSWS’de yayımlanan eleştirisi için buraya tıklayın). Film, İsrail yetkililerinin, gizli aşklar ya da eşcinsel ilişkiler yaşayan veya sevdikleri için tıbbi tedaviye ihtiyaç duyan Filistinliler üzerinde, komşuları ve arkadaşları hakkında bilgi taşımaları için uyguladığı yoğun baskıyı detaylı şekilde betimliyordu. Bu, kimsenin kimseye güvenmediği, bugün arkadaş olanın yarın İsrail yetkilileri ile işbirliği içine girdiği için dövülebileceği, işkence görebileceği ve şantaja maruz kalabileceği bir duruma yol açıyor.

Mektup, “istihbarat ve izleme yöntemleri ile şiddetle bağlantısı olup olmadığına bakılmaksızın Filistinlilere karşı istihbarat bilgilerinin kullanımı üzerinde hiçbir gözetim” olmadığı da belirtiliyor.

Mektup “Biz, ahlaken, milyonlarca insanın haklarını ihlal eden böylesi bir sisteme hizmet edemeyiz.” Sonucuna varıyor.

Bununla birlikte, imzacılar, “Biz, kendimizi savunma ihtiyacını anlıyoruz; istihbarat tanımı gereği kirli bir şey ve bu, diğer ülkelere kıyasla gerçekten meşru savunmadır.” açıklamasını yaparak, düşman devletler hakkında bilgi toplayabileceklerini ekliyorlar.

Yedek askerlerden biri, Siha Mekomit dergisine, “Ama Filistinliler ile birlikte, asıl amaç Batı Şeria’da askeri egemenliği sağlamaktır. Biz bunu, bazı gazetelerde ve bloglarda okuduğumuz için değil; bizim görev sırasında yapmak zorunda olduğumuz şey olduğu için söylüyoruz.” dedi.

Yedeklerin ifadeleriyle birlikte yayımlanan mektubu buradan okuyabilirsiniz.

Bu ifadelerde, yedekler, Birim’in eğitim yöntemlerini anlatıyor ve istihbarat ve güvenlikle ilgisi bulunmayan bilgileri de topladıklarını belirtiyorlar. Onlar, suikastlere hedef gösterilenler hakkında bilgi toplayanlar da dahil, tamamen masum kişileri hedef almışlar. Bu bilgilerin bazıları, güvenlik aygıtına değil; kendi siyasi gündemlerini tamamlamaları için siyasetçilere aktarılmış.

Bir ifadede, “Bütün Filistinliler, hiçbir yasal koruma olmadan, aralıksız izlemeye maruz kaldılar” ve “kıdemsiz askerler, bireylerin haklarının ihlalinin meşru olup olmadığını belirlemek için hiçbir işlem yapılmadan, birinin ne zaman bilgi toplamaya hedef olabileceğine karar verebiliyor. Filistinliler’in hakları düşüncesi artık söz konusu değil.” deniyor.

IDF’nin yöneticileri, alışıldığı üzere, monoton bir sesle “rakipsiz” ahlaki standartlara bağlı oldukları biçimindeki standart dizelerini okudular. Bunun, komik bir şekilde, 1967 savaşı sırasında ele geçirilmiş olan Doğu Kudüs’ü de içeren Filistin ve Suriye topraklarını yasadışı olarak işgal ve ilhak etmiş olan; yargısız tutuklamalar yapan; evlerin yıkılması ve Gazze’nin kuşatılması dahil, toplu cezalandırma ve işkence uygulayan; seçilmiş kişilere karşı suikastler düzenleyen uluslararası olarak yasaklanmış silahlar kullanan ve savunmasız sivillere karşı soykırımsal savaşlar yürüten bir ordudan gelmesi gülünç.

Bu suçların hepsi, İsrail’in insanlığa karşı işlenen suçlardan ve savaş suçlarından dolayı kovuşturulmasını gerektirir ama uluslararası arenada Washington tarafından sağlanan diplomatik ve siyasi koruma bunu engelliyor.

İsrail ordusu ve İşçi Partisi’ni de içeren siyasi önderliği, onları “asılsız iftira” ile suçlayan Netanyahu ile birlikte retçilere saldırdı. Savunma Bakanı Moshe Ya’alon, onları “suçlu” ilan etti ve hangi suçlamalarla karşılaşabilecekleri net olmamasına rağmen kovuşturma ile tehdit etti. Retçiler, en azından, IDF’den onur kırıcı bir şekilde atılma ile karşı karşıyalar.

8200’ün komutanı, Birim’e, her hangi bir ahlaki kaygının üstesinden kurumun içinde gelinebileceğini söyleyerek, şikayetlerini medya ile paylaşmamaları konusunda onları uyaran bir yazı yazdı. Birim 8200’ün 200 diğer üyesi de, onun faaliyetlerini savunan bir karşı mektup imzaladı.

43’lerin bu mektubu, Gazze’deki en son acımasız saldırı sırasında da askerlik yapmayı reddeden ve bu yüzden hapse giren, az ama giderek artan sayıda genç yedeğin ve askere ait. Bu yılın başlarında, askerlik çağına gelmiş onlarca genç, Netanyahu’ya, askerliğe karşı vicdani retçi olduklarını açıklayan ve IDF’yi şiddetle suçlayan bir mektup yazmıştı. Onlar, “Batı Şeria’nın süren işgali” ve ordunun “ ülkedeki şovenizmi, militarizmi, şiddeti, eşitsizliği ve ırkçılığı derinleştiren sivil yaşama sızmasına” karşı olduklarını belirtmişlerdi.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır