World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

Macaristan hükümeti faşist Jobbik partisi ile yakın çalışıyor

Markus Salzmann
7 Nisan 2015
İngilizce’den çeviri (28 Mart 2015)

Ipsos Toplumsal Araştırmalar Kurumu'nun son anketine göre, Macaristan'daki neo-faşist Jobbik partisi, iktidar partisi Fidesz'i sadece üç puan geriden takip ediyor. Başbakan Viktor Orban'ın hükümeti, Şubat ayında mutlak çoğunluğu kaybettiğinden beri, aşırı sağ ile yakın çalışmaya başladı.

Şu anda, kayıtlı seçmenlerin yüzde 18'inin Jobbik'e oylarını vermesi bekleniyor. Jobbik, 30 yaş altı seçmenler arasında en popüler parti. Ankete katılanların yüzde 37'si hiçbir partiye oy vermek niyetinde olmadığını söylerken, yüzde 21'i Fidesz'e oy verecek.

Bir partide karar kılmış seçmenlerin yüzde 28'i Jobbik lehine konuştu ki bu, bu partinin şu ana kadar kaydettiği en yüksek rakam. Ankete katılanların yüzde 37’si ise son seçimlerden beri ilk kez yüzde 40'ın altına düşmüş olan Fidesz'i destekliyor.

Sosyal demokrat partiler oldukça geride. Kayıtlı seçmenlerin, yüzde 12'si Sosyalist Parti'yi (MSZP), yüzde dördü eski Başbakan Ferenc Gyurcsany'nin partisi Demokratik Parti'yi (DP), yüzde üçü ise Yeşiller'i destekliyor. Bir sonraki parlamento seçimleri 2018'de gerçekleşecek.

Sağcı aşırılığın güçlenmesinden, doğrudan doğruya resmi "sol" partilerin sağcı politikaları sorumludur. Onlar, Orban'ın, nüfusun geniş katmanları arasında artan düşmanlığın hedefi olan politikalarına karşıt hiçbir şey sunmuyorlar. Hükümet, 2010'dan beri, sosyal yardım programlarında derin kesintiler uyguluyor ve temel demokratik haklara saldırıyor.

Geçtiğimiz yılın sonunda, on binlerce kişi hükümetin internet kullanımını denetleme çabalarına karşı gösteriler düzenledi. 2015 bütçesiyle şiddetlendirilen toplumsal sefalet çarpıcı oranlara ulaşmış durumda. Hükümet, gelecek üç yıl boyunca, devlet tarafından finanse edilen tüm sübvansiyonları yavaş yavaş azaltmayı planlıyor.

Bütçe yasasının ilk bölümünün etkileri 1 Mart'ta görüldü. Yasa, çalışma çağındaki insanlara yönelik gelir desteğini yarı yarıya azaltıyor ve onları sadece özel koşullar altında veriyor. Hiçbir geliri olmayan ailelere yapılan ödeme, aylık en fazla 150 avroda sınırlandırılıyor. Ailesinden biri işsizlik yardımı alanlara ise en fazla 75 avro verilecek. Buna ek olarak, ödemeler, artık çok daha büyük ölçüde yetkililerin takdirine bırakılıyor.

Avrupa'da yoksulluğun geçtiğimiz yıl Macaristan'dan daha fazla arttığı tek ülke Yunanistan'dır. Hükümet politikalarının sonuçları, en açık şekilde çocuk yoksulluğu istatistiklerine yansıtılıyor.

1,7 milyon Macaristanlı çocuğun 730 binden fazlası (yüzde 43) yoksul. UNICEF'e göre Macaristan, Avrupa'da çocuk yoksulluğunun en fazla arttığı ülke. Macaristan'daki çocukların 170.000’i tuvaletsiz evlerde, 600.000’den fazlası ise yüksek oranda solunum rahatsızlıklarına yol açan küflü dairelerde ve evlerde yaşıyor. Buna paralel olarak, çocuklar arasındaki astım oranları oldukça yaygın. Yaklaşık 200 bin çocuk rutubetli odaların, sızdıran çatıların olduğu ve güneş almayan evlerde yaşıyor.

Bu koşullar altında, Orban'ın popülaritesi, sürpriz olmayan bir şekilde azalıyor. Fidesz, 10 ay önce seçilmesinden bu yana, kendi seçmenlerinin yüzde 50'sinin desteğini kaybetti ve yerel yönetim düzeyinde yapılan her seçimi kaybediyor. Jobbik’in bir adayı, Ózd belediye başkanlığı seçimini üçte ikilik çoğunluğu alarak kazandı.

22 Şubat'ta, hükümet Veszprém seçim bölgesindeki doğrudan yetkisini de kaybetti. Bağımsız bir aday seçimi kazandı ve Fidesz, parlamentodaki üçte ikilik çoğunluğunu yitirdi.

Birçok yasanın geçmesi üçte ikilik çoğunluğu gerektirdiği için, Orban aşırı sağa dayanmanın yollarını arıyor. Bu, hiçbir parti resmi koalisyona girmek istemediği için açık biçimde gerçekleşmiyor. Bununla birlikte, parlamentodaki toplam milletvekili sayısının üçte ikilik çoğunluğunun onayını gerektiren anayasa değişiklikleri dışında, muhalefetteki bir parlamento üyesinin yokluğu Fidesz'in oturuma katılanların üçte ikilik çoğunluğunu elde etmesini için yeterli.

Son federal seçimlerden bir hafta sonra, Fidesz, bir Jobbik üyesinin meclis oturumunda olmaması sayesinde bir oy kazanmıştı. Bu Orban'nın neo-faşistlere bel bağlayabileceğini gösteriyor. Jobbik, 2010'dan beri, Fidesz ile birlikte oy kullanmak için birçok fırsat buldu. Örneğin, anayasa mahkemesine Fidesz yandaşlarının atanmasını destekledi.

Üçte ikilik çoğunluk anayasanın ve yasaların otoriter biçimde yeniden şekillendirilmesinde son derece önemli. Parlamentoda yalnızca 2014'te gerçekleşen 200 oylamada, üçte ikilik çoğunluk gerekmişti.

Macar hükümeti ile aşırı sağın gayri resmi bütünleşmesi hafife alınmaması gereken bir tehlikedir. Jobbik, resmen yasak olan ama açıkça aktif olmayı sürdüren Macar Muhafızları'na önderlik ediyor. Bu paramiliter örgüt, Roman azınlık içinde korku ve terör yayıyor. O, Romanların yaşadığı bölgelere yürüyüşler düzenliyor ve aileleri yıldırıyor. Macar Muhafızları'nın üyeleri ve sempatizanları, küçük bir çocuğun öldürülmesi dahil, bir çok cinayetten sorumlu.

Hükümet, otoriter ve toplum karşıtı politikalarına karşı büyüyen muhalefetin ortasında, Jobbik'in hükümet ile bütünleşmesini toplumun süprüntülerini kendi çıkarları adına seferber etmek için fırsat olarak görüyor.

Jobbik, Orban hükümetinin radikal kemer sıkma yönelimini, ulusal bütçenin sağlamlaştırılmasını ve düşük ve orta gelirliler üzerinde ağır bir yük oluşturan sabit [bütün gelir dilimlerine eşit oranda]verginin sürdürülmesini destekliyor. O, aynı zamanda, Orban’ın yabancı bankaları vergilendirmesini de destekliyor.

Macaristan'ın Rusya'ya yakınlığı, Ukrayna krizinin başlamasından bu yana, Avrupa Birliği (AB) içerisinde gerilimlere neden olmuş durumda. Bu gerilimlerin, Jobbik'in etkisinin artmasıyla birlikte şiddetlenmesi olası. Parti, "Euro-Atlantik" ilişkilerini, Rusya, İran ve Türkiye gibi ülkeler ile daha güçlü ilişkiler kurmak adına sınırlamak istediğini söylüyor ve aynı zamanda, AB'nin "sömürgeci politikalarını" kınıyor.

Jobbik’in önderi Gabor Vona, Berner Zeitung ile kısa süre önce yaptığı bir röportajda, Rusya ile daha güçlü ilişkilerin kurulmasını savundu. Vona, "Rusya konusunda, Jobbik'in iki ayağı da yere basıyor. Biz Rusya'nın en fazla tercih ettiği partiyiz." dedi.

Orban, kısa süre önce, Rusya ile milyarlar değerinde bir nükleer enerji anlaşmasını onaylamıştı. Macaristan nükleer enerji üreticisi Paks, Rusya’nın fonlarıyla büyütülecek; iki yeni reaktör inşa edilecek. AB Komisyonu’nun temsilcileri, şimdi, Macaristan'nın Rusya'ya olan bağımlılığının giderek artmasından korkuyor ve şimdiden bu anlaşmanın yasaklanması olasılığını tartışıyorlar.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır