World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2015/apr2015/pers-a14.shtml

Syriza devlet baskısı ihtiyacını tartışıyor

Chris Marsden
14 Nisan 2015
İngilizce’den çeviri (8 Nisan 2015)

Yunanistan’ın Kamu Düzeni ve Koruma Bakan Yardımcısı’nın protestoların polis zoruyla önlenmesi yönündeki talepleri, Başbakan Alexis Tsipras’ın, Syriza hükümetinin “yasa ve düzen”i korumak için ne gerekiyorsa yapacağına ilişkin bir güvence vermesine yol açtı.

Yiannis Panousis, geçtiğimiz Cuma günü To Vima gazetesinin ilk sayfasında yayımlanan bir makalesinde, üniversitelerin, Syriza merkezlerinin ve parlamentonun bulunduğu alanın “saf kan solcu” eylemler için anarşist gruplar tarafından işgal edilmesine atıfta bulundu.

Bir “sol hükümetin, korumasız (kişisel, toplumsal, ulusal güvenliğin; bir ordunun, polisin ve belki de hakimlerin ve hapishanelerin olmadığı) bir ülke ve kent anlamına geldiğini” düşünenleri kınayan Panousis,“Yunanistan’da sol dönem, geleceği olmayan ideolojiler ve yüzeysel sloganlar değil ama kurumsal sağlamlaştırma, siyasi meşruluk ve toplumsal uyum dönemidir.” diye yazdı.

Panousis’in ifadeleri, şimdiye dek hükümet politikası üzerine bir iç tartışmanın açığa çıkmasını ifade etmektedir.

Kriminoloji uzmanı ve eski bir Demokratik Sol (Syriza’dan kopan sağcıların oluşturduğu parti. 2012’de kurulan koalisyon hükümetinin parçası olarak kemer sıkma önlemlerinin dayatılmasına yardım etti) üyesinin kamu düzeni bakanı olarak atanması, tam da, Yunanistan’daki ve dünyadaki egemen seçkinlerin Syriza önderliğindeki hükümetin “yasa ve düzen”i koruma kararlılığına ilişkin kaygılarını gidermek için gerçekleşmişti.

Bu karar, Syriza’nın yabancı düşmanı Bağımsız Yunanlılar ile ittifakını ve bu partinin lideri Panos Kammenos’un, daha çok gündeme gelen, silahlı kuvvetlerden sorumlu Savunma Bakanı olarak atanmasını yansıtıyordu.

25 Ocak seçimlerinden sonra, Syriza’nın çevik kuvveti lağvedeceği yönündeki önceki vaadini reddederek,“Polis, protestolarda silahlı olacak” açıklamasını yapan kişi Panousis idi.

O, son haftalarda, önceki Yunan hükümeti tarafından lağvedilen belediye zabıtasının, Toplum Arabuluculuk Kurumu olarak yeniden adlandırılmasını önererek, yeniden yapılandırılması çağrısı yapıyor. Panousis, Mora Yarımadası’ndaki Bölgesel Polis Müdürlüğü’nde, faşizan düşüncelere sahip izleyicilerine, “Herkese, Yunan polisinin yeni kimliğini açıklamaya çalışıyoruz. Bizler, sadece suç ile mücadelede değil ama aynı zamanda, polisin yeni toplumsal ve önleyici rolünde de fikir birliği istiyoruz.” dedi.

Panousis, “Yunanistan daha fazla göçmenle başa çıkamaz” vurgusu yaptı.

Panousis’in To Vima’da yayımlanan makalesi, Eğitim Bakanı Aristides Baltas ve onun görüşlerini “apaçık” gerçekler olarak tanımlayan Adalet Bakanı Nikos Paraskevopoulos gibi partinin önde gelenleri tarafından desteklendi. Tsipras’ın ofisi, yalnızca, Panousis’in “hükümetin politikasını, kabinedeki bakanları ya da [hükümeti] destekleyen siyasi güçleri” eleştirmediğini ve Syriza’nın “hukuk devletine, haklara ve düzeni koruma vaadine sıkı sıkıya bağlı olduğu”nu açıklamak istiyordu.

Syriza’nın en üst kademeleri içinde polis baskısının açıkça savunusu, ciddi bir uyarı işlevi görmeli.

Syriza’nın Ocak ayındaki genel seçim zaferinin öncesinde, troyka (Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu) tarafından dikte edilen kemer sıkma gündemine yönelik muhalefet, PASOK’un sosyal demokratları ile 2012’de kurulan koalisyon dahil, muhafazakar Yeni Demokrasi önderliğindeki hükümetlere karşı 30’dan fazla genel greve yol açmıştı.

Protestolar, defalarca, faşist Altın Şafak ile derin bağlantıları olan çevik kuvvet gücünün sert engellemesi ile karşılaştı. Bu tür bağlantılara yönelik resmi bir soruşturma, Aralık 2013’te, 10’u polis yetkilisi olan 50 kişinin tutuklanması sonucunu doğurdu. Bu, polis şiddetini durdurmada hiçbir işe yaramadı. Uluslararası Af Örgütü,“çoktandır devam eden bir dokunulmazlık kültürü, köklü ırkçılık ve protestoculara karşı aşırı güç kullanımı ile göçmenlere ve sığınmacılara yönelik kötü muameleyi içeren yaygın şiddet” olduğunu belirten bir rapor yayınlamıştı.

Atina’daki kemer sıkma politikası karşıtı protestolar, 2013 ve 2014 yılları boyunca defalarca yasaklandı, protestocular ve gazeteciler kötü bir şekilde dövüldü.

Kırılma noktasındaki toplumsal gerilimlerle birlikte, Syriza, Yunan medyası tarafından, Yunanistan’ın Avrupa Birliği üyeliğini sürdürür ve Yunan sermayesinin egemenliğine çatmak için hiçbir şey yapmazken, kemer sıkma önlemlerine karşı çıkabileceği varsayılan bir siyasi alternatif olarak göklere çıkarıldı.

Fransa’daki Yeni Anti-Kapitalist Parti, Britanya’daki Sosyalist İşçi Partisi ve ABD’deki Uluslararası Sosyalist Örgüt dahil sahte sol gruplar, bu tür iddiaları desteklemede önemli bir rol oynadılar. Onlar, Syriza’yı yeni modelleri; kemer sıkma politikalarına karşı mücadelenin, Yunanistan’da kapitalizme karşı -Avrupa işçi sınıfının sosyalist bir Avrupa uğruna birleşik saldırısının parçası olarak- devrimci bir mücadeleyi gerektirmediğinin kanıtı olarak göklere çıkardılar.

Onların, Syriza’ya yönelik “sekter” eleştirilere yönelik sonu gelmez suçlamaları, öncelikle ve en fazla, Syriza’nın burjuva sınıf karakterini ve sağcı politikalarını çözümleyip teşhir etmiş olan Dünya Sosyalist Web Sitesi’ne ve Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’ne yöneltildi. Onların hepsi, Syriza’nın Bağımsız Yunanlılar ile ittifakının “reel politika”nın gerekli bir uygulaması olduğunu iddia ederek onayladılar.

Syriza, troykanın kemer sıkma önlemlerinin çok büyük kısmını uygulamayı ve tüm kredileri geri ödemeyi taahhüt etmiş, emeklilik fonunu yağmalamış ve özelleştirme programını yeniden yürürlüğe koymuşken bile, Yunan işçilerinin iyi niyetinden ve Yunanistan’a kredi verenlerle devam eden müzakerelerden muhalif bir duruş sergiliyor izlenimi yaratmak için yararlanmayı becerdi. Ama bu dönem sona eriyor.

Syriza’nın, Yunanistan’ın alacaklılarını tatmin edecek bir kesintiler listesini sunmak için sadece iki haftalık bir süresi var. İster Syriza başarılı olsun ve Yunanistan avro bölgesi içinde kalsın, isterse başarısız olsun ve Yunanistan avro bölgesinden çıksın, yaşamını zaten zar zor sürdüren milyonlarca emekçiye yönelik yeni acımasız saldırılar gerçekleşecek.

Syriza, savunucularının sağladığı sis perdesinin arkasında, söz sanatının onun kemer sıkma politikası uygulamasını gizlemeye artık yetmeyeceği günlere hazırlık yapıyor.

Tsipras, “ülkenin toprak bütünlüğünü ve ulusal bağımsızlığını” korumaya hazır olduğunu açıklamak için, Haziran 2012’de, Yunanistan Savunma Bakanlığı ve ordunun üst düzey komutanları ile görüşmeler yapmıştı. O, Ekim 2014’te, Yunanistan’ın jeostratejik hedeflerini görüşmek üzere Savunma Bakanlığı ile bir araya geldi ve askeri personelin “özverili duruşu”nu övdü. Tsipras, Ocak ayındaki seçimlerin ardından iktidara gelmeden önce, Yunanistan Ordusu Genelkurmay Başkanı’na ve polis şefine, hiçbir “iktidar boşluğu” olmayacağının güvencesini verdi.

Her zaman Yunan burjuvazisinin sadık bir savunucusu; Panousis, Paraskevopoulos ve Maliye Bakanı Yanis Varoufakis’in somut örneğini oluşturduğu ayrıcalık bir küçük-burjuva tabakanın siyasi aracı işlevini gören Syriza, daha şimdiden, ikiyüzlülüğün ve ihanetin sembolü haline gelmiş durumda. Syriza şimdi, Panousis’in yönlendirmesiyle, işçi sınıfından gelen toplumsal muhalefetin ezilmesi için devlet şiddeti kullanmaya fazlasıyla hazır olacağını açıklıyor.

Bunun olması durumunda, Syriza’nın sahte soldaki savunucularının ellerine kan bulaşacaktır. Çoğu Syriza’nın içinde kendi hiziplerine sahip olan sahte solcu savunucuları, işçi sınıfının siyasi olarak silahsızlandırılmasında ve egemen sınıfa devletin baskı aygıtını karşı-devrim için hazırlamasına izin verilmesinde doğrudan rol oynadılar.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır