World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz

Yazıcıya hazırla

Kapitalizm ve küresel mülteci krizi

Robert Stevens
26 Ağustos 2015
İngilizce’den çeviri (21 Ağustos 2015)

Birleşmiş Milletler’e göre, günümüzde, dünyada, insanlık tarihinde herhangi bir zamanda kaydedilmemiş sayıda sığınmacı bulunuyor.

2014’ün sonunda, yaklaşık 60 milyon insan zorla yerinden edilmişti ve bu, bir önceki yılda kaydedilenden yaklaşık üç kat fazlaydı. Küresel ölçekte, her 112 insandan biri, ya sığınmacı, ülke içinde yerinden edilmiş ya da sığınma peşinde koşuyor. Yeryüzündeki sığınmacıların çoğu (yüzde 51’i) 18 yaşın altında.

Afganistan’daki, Irak’taki, Suriye’deki ve Libya’daki emperyalist destekli savaşlar sonucunda, milyonlarca insan evinden edilmiş ve ezici bir yoksulluğa itilmiş durumda. Dünyanın en büyük sığınmacı krizi, diğer ülkelere kaçanların sayısının şimdi dört milyonu aştığı Suriye’de odaklanıyor. Yapabilenler, Avrupa’ya sığınmaya çalışıyor. Bu, sıkça, Akdeniz’i aşmaya yönelik son derece tehlikeli bir yolculuğu, binlerce erkeğin, kadının ve çocuğun yaşamına malolan bir yolculuğu kapsıyor.

Bu hafta, bir balıkçı motorunun ambarında gaz soluyarak ölmüş 49 göçmenin bedeni bulundu. Bu, denizde bu yıl içinde şimdiye kadar mahvolmuş 2.300’den fazla insana eklendi.

Avrupa Birliği’nin sınırları koruma dairesi Frontex, geçtiğimiz ay içinde kendi sınırlarında 107.500 göçmenin tespit edildiğini bildirdi. Bu, Temmuz 2014’tekinin üç katı kadardır.

Çoğu Suriye, Afganistan ve Irak’taki savaş bölgelerinden kaçan binlerce sığınmacı ve sığınma peşinde koşan insan, güneydeki Yunanistan, İtalya ve İspanya üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışıyor. Ocak ayından bu yana, 20.000’den fazlası geçtiğimiz hafta olmak üzere, toplam 160.000 sığınmacı ve göçmen Yunan adalarına ulaşmış durumda. Bu yıl, yüz binden fazla insan kurtarıldı ve İtalya’ya getirildi.

Bu, ülkelerindeki dehşet verici koşullardan kaçmaya çalışanların yalnızca küçük bir bölümü. Örneği, Suriye’den kaçan milyonlarca sığınmacı, Ürdün’deki ve Türkiye’deki kent boyutunda sığınmacı kamplarında yaşamaya çalışıyor. Avrupa’ya yolculuk etmeye kalkışan sığınmacılar, tekneleri kullanan insan kaçakçılarına ödenecek parayı güçlükle bir araya getirebilenler.

Dünyadaki sığınmacıların bu görece küçük bölümüne, Avrupalı egemen seçkinler tarafından, bir varlık tehdidi gibi davranılıyor. Hükümetler ve bütün siyasi partiler, sürekli olarak, göçmenleri ve sığınmacıları suçluyor ve onları, bütün toplumsal hastalıklardan sorumlu suçlular olarak gösteriyorlar.

Calais limanında ağır şartlarda yaşayan yalnızca 5.000 göçmenden söz eden Britanya Dışişleri Bakanı Philip Hammond, “Avrupa, Afrika’dan milyonlarca göçmeni içeri alması durumunda kendini koruyamaz, yaşam standartlarını ve toplumsal altyapısını sürdüremez” dedi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, bu hafta, bir televizyon röportajında, binlerce sığınmacının kıtanın sahillerine ulaşması, “Avrupa’yı Yunanistan ve avronun istikrarı sorunlarından çok ama çok daha fazla meşgul edecektir” dedi.

Yunanistan’da, sahte-solcu Syriza hükümetinin sığınmacılara yönelik vahşi tavrı, onun kapitalizm yanlısı, işçi düşmanı karakterinin doğrulanmasıdır (elbette, böyle bir doğrulamaya hala ihtiyaç varsa).

Resmi çevrelerdeki sağcı nefret, histerik bir medya eliyle sığınmacılara ve göçmenlere yöneltilen giderek artan açık yabancı düşmanı bir dışavurumda yankılanıyor ve büyütülüyor. Bu iğrenç atmosfer eliyle cesaretlendirilen sağcı ve faşist çeteler sığınmacılara ve sığınma arayışı içinde olanlara yönelik saldırılarını arttırdılar. Örneğin Almanya’da, bu yıl içinde, göçmenlerin evlerini kundaklama da dahil, 200’den fazla olay kayda geçti.

Özellikle Müslümanlar, bu düşmanlığın tüm gücüyle karşı karşıyalar. AB’nin yeniden yerleştirme planının bir parçası olarak yalnızca 200 Suriyeliyi alacak olan Slovakya hükümeti, bu hafta, yalnızca Hristiyanları kabul edeceğini açıkladı.

“Göçmen sorunu” olarak sergilenen şey, gerçekte, emperyalist egemenliğin ve kapitalist sistemin bir sorunudur. Ağır sığınmacı krizinin başlıca iki nedeni bulunuyor.

Bunlardan birincisi, emperyalist güçler ve onların vekilleri tarafından sürdürülen artan sayıda yağmacı savaşlardır. ABD, müttefiklerinin desteğiyle, 1991’den bu yana, milyonlarca insanı yerinden eden ve toplumları tüketen kalıcı bir savaşa girmiştir.

İkinci önemli etmen, yeryüzünün, milyarlarca insanı son derece kötü bir yoksulluğa sürükleyen büyük kapitalist devletler tarafından kontrolü ve ekonomik yıkımı.

Avrupalı güçler, kendilerini, kendi hazırladıkları katliamın sonuçlarından, bir “Avrupa kalesi”nin yaratılması yoluyla korumaya çalışıyorlar. AB, Haziran ayında sığınmacılar konusunda düzenlenen zirvesinde, Akdeniz’de binlerce ölüm karşısında artan halk tepkisi karşısında sorumluluk kabul etmediler. Onlar, yalnızca halen İtalya ile Yunanistan’da bulunan sığınmacıları yeniden yerleştirme konusunda anlaşırken, artan sayıda çaresiz sığınmacıyı kabul etmek için ülkelere herhangi bir pay belirmediler.

Bunun yerine, bütün çabalar sınır kontrollerinin sıkılaştırılması üzerinde yoğunlaşıyor. Macaristan’ın güney sınırı, AB’nin, pasaportsuz serbest dolaşımın yapıldığı Şengen Bölgesi’nin sınırına işaret ediyor. Oradaki sağcı hükümet, Sırbistan ile olan 175 kilometrelik sınırı boyunca yoğun bir tel örgü inşa ediyor. Başbakanlık sözcüsü, bu hafta, tel örgünün, giderek daha “saldırganlaşan” göçmenlere karşı binlerce polis tarafından “korunacağını” açıkladı.

Yunanistan, Bulgaristan, İspanya ve Britanya (Kanal Tüneli’nin bulunduğu Calais limanında) ve başka ülkeler tarafından, sınırlara metrelerce yükseklikte yeni dikenli teller inşa ediliyor ve varolanlar güçlendiriliyor.

Küresel ekonominin tarihte tanık olunmadık ölçüde sıkı biçimde birbirine bağlandığı ve karmaşıklaştığı koşullarda, yeryüzünün zamanını doldurmuş rakip ulus devletlere bölünmüşlüğü ve üretim araçlarının özel mülkiyeti üzerine kurulu kapitalist sistem, dünya üzerinde bir cehennem yaratıyor.

Büyük devrimci Lev Troçki, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, Dördüncü Enternasyonal’in kuruluş programında, “Kapitalizm, insan soyunu bitirmeden ya da kanını akıtmadan önce, dünya atmosferini zehirli bir milli ve ırkçı nefret buharı ile kirletiyor.” diye yazmıştı.

Bu sözcükler, günümüze, o gün olduğu kadar uygundur.

İnsanlığın karşılaştığı bütün büyük sorunlarda olduğu gibi, on milyonlarca ve yüz milyonlarca insanın daha sığınmacı haline gelmesini önleyebilecek tek akılcı çözüm, işçilerin, ekonomik yaşamın sosyalist yeniden örgütlenmesi uğruna mücadelede uluslararası ölçekte birleşmesidir. Kar için değil ama insan ihtiyaçlarının karşılanması üzerine kurulu bir toplum olan sosyalizm, dünyanın zengin kaynaklarını herkese yaşanası bir hayat sağlamak için akılcı biçimde kullanacak ve geliştirecektir.

İşçi sınıfı, bu hedefi gerçekleştirmeye çalışırken, bütün kolektif gücüyle, değişmez bir şekilde, sığınmacıların ve göçmenlerin sığınma ve diledikleri yerde yaşama demokratik haklarını savunmak zorundadır.

Yeryüzündeki tek devrimci güç olan uluslararası işçi sınıfı, emperyalizmin ve kapitalist sistemin dehşetlerine bir son vermek için harekete geçirilmelidir. Bu görev, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin, dünya Troçkist hareketinin inşasını gerektirmektedir.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır