World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2015/dec2015/pers-d10.shtml

Ortadoğu’nun yeni emperyalist paylaşımı

Joseph Kishore
10 Aralık 2015
İngilizce’den çeviri (7 Aralık 2015)

Geçtiğimiz haftanın olayları, 21. yüzyıl emperyalizminin gelişiminde bir dönüm noktası olarak tarihe geçecektir. Birkaç günlük süre içinde, Fransa’nın geçtiğimiz ay Suriye’de kendi bombardıman harekatını yoğunlaştırmasını takiben, ABD, Britanya ve Almanya da Suriye’deki askeri müdahalelerini tırmandırdılar.

Bu operasyonların bahanesi olan Paris’teki 13 Kasım terör saldırılarını, şimdi, Çarşamba günkü California - San Bernardino’daki korkunç katliam izledi. Bununla birlikte, kamuoyuna sunulan nedenlerin, ordu ve istihbarat birimlerinin üst düzeylerinde gerçekleşen stratejik tartışmalarla çok az ilgisi bulunuyor.

Paris’te 130, San Bernardino’da 14 insanın katledilmesinin trajik boyutları, büyük emperyalist güçler eliyle Ortadoğu’daki ani ve sarsıcı askeri tırmanmayı açıklayamaz. 1915’te, RMS Lusitania’nın 1.198 kişinin hayatını kaybetmesiyle batırılmasının ardından, Amerika Birleşik Devletleri’nin I. Dünya Savaşı’na girmekten çekinmiş olduğunun hatırlatılması gerekir. O noktada, Amerikan egemen sınıfı, hala, Büyük Savaş’a müdahale etmenin uygunluğu üzerine bölünmüş durumdaydı.

Suriye’deki savaşın arkasındaki temel güç, bir bütün olarak Ortadoğu’nun emperyalist paylaşımını harekete geçiren güçle aynıdır: uluslararası mali sermayenin çıkarları. Büyük emperyalist güçler, ganimetin paylaşımında söz sahibi olmak istiyorlarsa, katliamdaki paylarını yerine getirmeleri gerektiğini biliyorlar.

Ortadoğu’daki bu savaş yönelimi, halk tarafından açık bir şekilde desteklenmemektedir ki bu, eylemleri mümkün olduğunca hızlı bir şekilde kabul ettirmek için medya eliyle kışkırtılan bir korku atmosferinin yanı sıra, son saldırılardan yararlanma yönündeki çılgınca aceleyi açıklamaktadır. Geçtiğimiz haftanın olaylarını düşünelim:

Salı günü, Obama yönetimi, sözde, Irak ve Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı yönlendirilen yeni bir Özel Operasyon Kuvveti birliği konuşlandıracağını duyurdu. Obama, aynı günkü bir basın toplantısında, Suriye’deki savaş üzerine herhangi bir çözümün, Rusya’nın asli müttefiklerinden Devlet Başkanı Beşar Esad’ın görevden ayrılmasını içermek zorunda olduğunu yineledi.

Çarşamba günü, Britanya Parlamentosu, İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’in kendi milletvekillerinin “serbest oy” kullanmasını kabul ederek savaşın önünü açmasının ardından, Suriye’de askeri harekata destek oyu verdi. Başbakan David Cameron savaşa karşı çıkan herkesi bir “terörist sempatizanı” olarak suçlarken, Britanya savaş uçakları Çarşamba gecesi Suriye’deki hedefleri bombalamak için hızla harekete geçtiler.

Cuma günü, Almanya Federal Meclisi, hemen hemen hiç tartışma olmaksızın Suriye savaşına katılma kararını hızla meclisten geçirdi. Parlamentonun savaşı onaylaması, hükümetin hafta başında bölgeye 1.200 asker, altı Tornado jeti ve bir savaş gemisi gönderme kararının ardından geldi.

Daha sonra, ABD medya ve siyaset kurumu, hafta sonu boyunca, California - San Bernardino’daki cinayetleri, genişletilmiş savaş için baskı kurmada faydalanmak üzere harekete geçti. ABD’nin “kapıdaki dünya savaşı” ile karşı karşıya olduğu (New Jersey Valisi Chris Christie), “ulusun bir savaş dönemi başkanına ihtiyaç duyduğu” (Texas Senatörü Ted Cruz) ve “onlar bize karşı savaş açtılar ve bizim de onlara savaş açmamız gerekiyor” (Florida eski Valisi Jeb Bush) diye ısrar eden Cumhuriyetçi başkan adayları savaşçı açıklamalar yayınladılar.

Hızlandırılmış hava saldırılarından, Suriye içindeki grupların finanse edilmesinden ve komşu ülkelerden askerlerin kullanılmasından yana olan, Irak ve Suriye’de büyük çaplı bir kara gücü konuşlandırmaya karşı çıkışını yineleyen Obama, Cuma gecesi yaptığı konuşmada, Cumhuriyetçilerden gelen eleştirilere karşı Suriye’deki kendi politikasını savundu. Fransa’nın, Almanya’nın ve Britanya’nın hamlelerinden övgüyle söz eden Obama, “En yakın müttefiklerimiz, Paris’teki [13 Kasım] saldırılardan bu yana… IŞİD’i ortadan kaldırma çabamızı hızlandırmaya yardım edecek şekilde bizim askeri eylemimize desteklerini arttırdılar.” diye konuştu.

Ne Obama ne de siyaset kurumunun herhangi bir kesimi, savaş için baskı yaparlarken, 15 yıldır ABD dış politikasının dayanağı olan “terörle mücadele” bahanesini çürüten IŞİD’in gerçek kökenleri hakkında herhangi bir şey söyleme kapasitesine sahip değildir.

Obama, Pazar günkü konuşmasında, IŞİD’in “Irak’taki ve ondan sonra Suriye’deki savaş kaosunun ortasında” büyümesinden, sanki bizzat ABD politikasıyla ilişkili değilmiş gibi dolaylı olarak bahsetti. Gerçekte, ABD ve müttefikleri, önce, Irak’ı işgal edip enkaz haline getirdiler, daha sonra, IŞİD’in Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı savaşın öncüsü olarak ortaya çıktığı Suriye’deki İslamcı köktendinci grupları desteklediler.

Paris saldırılarına önderlik eden IŞİD savaşçıları Suriye’nin içinde ve dışında serbestçe dolaşabildiler çünkü benzeri binlerce genç Esad’a karşı savaşa katılmak için yetkililerin desteğiyle Avrupa’dan Suriye’ye yolculuk ediyordu.

San Bernardino saldırısına gelince; yetkililer, bir terör saldırısının çıkış noktasını gerekçelendirmek için, iki saldırganın Suudi Arabistan’a seyahatinden ve El Nusra Cephesi’ndeki bireylerle bağlantısından bahsettiler. Ortadoğu genelindeki İslamcı köktendinci grupların finanse edilmesinin ve desteklenmesinin merkezi olan Suudi Arabistan, ABD’nin bölgedeki asli bir müttefikidir ve El Kaide’ye bağlı El Nusra Cephesi de, ABD’nin Suriye’de fiili müttefikidir.

Emperyalist güçlerin eylemleri, son saldırılara bir karşılıktan ziyade, uzun süredir var olan planların ve emellerin gerçeklik kazanmasıdır. Britanya’da, bu haftaki oylama, 2013’te Avam Kamarası’nda, Esad rejimiyle ABD önderliğinde planlanmış bir savaşa katılmanın reddedilmesini tersine çevirmektedir. Alman egemen sınıfı da, kendisini Avrupa’nın baskın gücü olarak ileri sürmek için çok daha aktif bir askeri rol oynama yaygarası koparıyordu.

Amerika Birleşik Devletleri’nde, San Bernadino saldırıları öncesinde, siyaset kurumu ve medya içinde, kara birliklerinin konuşlandırılması ve Suriye’de bir uçuşa yasak bölge uygulanması yönünde ısrarlı çağrılar söz konusuydu.

Emperyalist devletler, ABD öncülüğünde, Ortadoğu’da ve Orta Asya’da yoğunlaşan, çeyrek yüzyıldır sonu gelmeyen bir savaşa girdiler. Bir milyondan fazla insan katledilirken, milyonlarcası sığınmacı haline getirildi. Bush yönetimi altında Afganistan ve Irak’taki savaşların ardından, Obama, Libya’daki savaşı ve Ukrayna ile Suriye’deki CIA destekli rejim değişikliği harekatlarını yönetti. Her bir operasyonun feci sonuçları, savaşın genişlemesi ve şiddetlenmesi için zemin hazırladı.

Gerçekleşmekte olan şey, dünyanın bir yeniden paylaşımı ve yeniden sömürgeleştirilmesidir. Bütün eski güçler, kendi paylarını talep etmek için yığınak yapıyor. [Yığınak] şu anda petrol zengini Ortadoğu’da yoğunlaşırken, Suriye’deki çatışma Rusya ile bir vekil savaşı haline geliyor. Avrasya tarafından ise, ABD, Güney Çin Denizi’nde Çin’e karşı giderek artan ölçüde provokatif eylemler başlatıyor.

Günümüzün jeopolitik durumu, II. Dünya Savaşı’nın arifesinden bu yana herhangi bir zamandakinden daha paylayıcıdır. Hiçbir ilerici çözüme sahip olmadıkları zorlu bir ekonomik ve toplumsal krizle kuşatılmış olan egemen sınıflar, savaşı ve yağmayı giderek tek olası yanıt olarak görüyorlar.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır