World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

İrlanda’daki Sosyalist Eşitlik Grubu ilk açık toplantısını düzenledi

Paul Mitchell
14 Şubat 2015
İngilizce’den çeviri (7 Şubat 2015)

Yeni kurulan Sosyalist Eşitlik Grubu (SEG) “İrlanda’da Troçkizm uğruna mücadele” adlı ilk açık toplantısını 3 Şubat günü Dublin’de düzenledi.

Toplantı, onu yöneten Dermot Byrne’un “Dublin’de bir grup Marksistin, işçi sınıfının bağımsız siyasi seferberliğini faaliyetlerinin merkezine yerleştirmek üzere bir araya gelmesine yıllardır tanık olmadığını” anlamanın ne kadar önemli olduğunu belirtmesiyle başladı. Byrne, SEG’in, kurulmasının ardından, İrlanda’da Troçkist bir partinin inşası konusunda bir tartışmaya başlamak için Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi (DEUK) ile ilişki kurduğunu açıkladı.

Sosyalist Eşitlik Partisi’nin (Britanya) Ulusal Sekreteri Chris Marsden, raporuna, 2008 küresel ekonomik krizinin, yüksek büyüme oranlarından dolayı Kelt Kaplanı ve “Avrupalı mali çevrelerin Vahşi Batısı” övgülerini almış olan İrlanda üzerindeki etkisini ana hatlarıyla belirterek başladı.

Ekonominin nasıl küçüldüğünü, işsizliğin nasıl arttığını ve gayrimenkul fiyatlarının nasıl yarıya indiğini anlatan Marsden, “kriz patladığında yıkıcı oldu.” dedi. O, “şaşırtıcı” 150 milyar avro ile bankaların kurtarıldığını; bunun için, işçi sınıfının “ücret kesintileri, vergi artışları… ve sıcak su ücretlerini de içeren vergiler eliyle kanının emildiğini” anlattı ve eşitsizliğin “uğursuz boyutlar edinmiş” olduğunu ekledi.

Marsden, ardından, İrlanda’daki, “sosyalist ya da zaman zaman devrimci hatta Troçkist bir alternatifi” temsil ettiğini iddia eden iki büyük örgütün, Sosyalist Parti (SP) ile Sosyalist İşçi Partisi’nin (SWP) rolünü sorguladı.

O, bu örgütlerin, birbiri ardına grev yapmama anlaşmalarını imzalamış olan sendika bürokrasisinin, İşçi Partisi içindeki küçük “solcu” grubun, Sinn Feincilerin ve sözde “bağımsızlar”ın nasıl gözüne girmeye çalıştığını açıkladı.

“Onların başında yer alan, [SP’den] Joe Higgins ve [SWP’den] Richard Boyd-Barrett gibi kimileri, resmi protestonun sesi olarak medya tarafından sonu gelmez şekilde alıntı yapılmak üzere parlamentoda bulunuyorlar.

“Onlar, sosyalizmden değil ama genellikle ‘Halk İktidarı’ndan, boykotlardan ve ‘Teknik Gruplar’dan söz ediyorlar. Onlar, yalnızca kemer sıkma politikalarının en kötü etkilerini düzeltmeyi taahhüt eden Yunanistan’daki Syriza’ya öykünmekten ve [parlamentoda] iktidara gelmekten fazlasını istemiyorlar.”

Marsden, toplantının başlığı olan “İrlanda’da Troçkizm uğruna mücadelenin”, kendilerini kar sisteminin korunmasına ve iyileştirilmesine bel bağlayan bütün sahte sol eğilimlere karşı, işçi sınıfının siyasi bağımsızlığı uğruna mücadele anlamına geldiğini belirtti.

SEG, amaç bildirgesinde yazmış olduğu gibi, bunu kavramıştı:

“Sosyalist bilincin geliştirilmesi, en ileri işçiler ve gençlik içinde, sınıf mücadelesinin ve sosyalist devrimin uluslararası karakterine ilişkin bir kavrayışı aşılamak demektir. Bu, işçi sınıfının 20. yüzyıl boyunca yaşamış olduğu stratejik deneyimlerin özümsenmesini gerektirir ki bunlar, Troçkist hareketin tarihinde ve teorik mirasında, her şeyden önce onun işçi sınıfı üzerindeki küçük-burjuva egemenliğe karşı onlarca yıl süren mücadelesinde barındırılmaktadır.

“DEUK, 1950’lerde, uluslararası düzeyde Michel Pablo ile Ernst Mandel’in ve Britanya ile İrlanda’da Tony Cliff ile Ted Grant’ın başını çektiği bu tür güçlere karşı uzlaşmaz bir mücadeleden doğmuştur.

“Bugün, Pablocuların ve eski SSCB’de devlet kapitalizmi olduğunu savunanların ardılı örgütler, işçi sınıfını felç etmeyi amaçlayan sahte sol bir siyaset türünü yayıyorlar. Yunanistan’daki Syriza; İrlanda’daki Sosyalist İşçi Partisi/Kârdan Önce Halk ile Sosyalist Parti ve Fransa’daki Yeni Antikapitalist Parti, işçilerin kafasını karıştırmak için kulağa solcu gibi gelen bir söylem kullanıyor ama onlar, kapitalist sistemin en kararlı savunucularıdır…

“İrlanda’da ve uluslararası düzeyde, işçi sınıfı, yalnızca bu örgütlerle siyasi ilişkilerini keserek kapitalizme karşı başarılı bir mücadeleye girişebilir.”

Marsden, “Bu, bu akşam burada bulunanlar tarafından tam olarak anlaşılmış olsun ya da olmasın, bu mücadelenin merkezi öneminin az sayıda işçi komünist tarafından bile olsa kavranması, tüm İrlanda işçi sınıfının onu yanlış yönlendiren mevcut önderlikler tarafından içine sokulduğu açmazdan ileriye doğru bir çıkışa sahip olduğu anlamına gelir.” dedi.

İrlanda’nın modern siyasi tarihi, işçi sınıfının devrimci çabalarının, yıkıcı bedeller pahasına ulusal burjuvaziye tabi kılınmasına yönelik çabalar eliyle karakterize edilmiştir. Marsden, “DEUK İrlanda yurtseverliğini savunmuyor. Bölünme ve İrlanda Cumhuriyeti’nin kurulması, İrlanda burjuvazisinin emperyalizm karşıtı bir güç oluşturduğu iddiasına sonsuza dek son vermiştir.” diye konuştu. O, “İrlanda’nın [bölünme]sonrası tarihi, üstesinden gelinmesi gereken temel sorunun sınıfsal baskı olduğunu kanıtlamaktadır. Ulusal baskıya karşı mücadele, işçi sınıfının sosyalizm uğruna mücadelesine dahil olmuştur.” dedi ve ekledi:

“İrlanda işçi sınıfı onurlu sosyalist geleneklere sahiptir. Ama bunlar, bir başına ve kendiliğinden şekilde yeni bir devrimci önderliğin geliştirilmesine temel oluşturmazlar.”

“Bu, aynı düşünceyi paylaşan diğer ülkelerdeki kişilerle günlük işbirliğini, dünya işçi sınıfının stratejik deneyimlerini hep birlikte incelemeyi ve en ileri devrimci teorinin özümsenmesini gerektirmektedir. Sosyalist devrim ki bu görevlerin en karmaşığıdır, kendiliğinden gerçekleşmez. Onun bilinçli bir şekilde hazırlanması; ona kendi uluslararası partileri tarafından Marksistler olarak yetiştirilmiş en ileri ve en özverili işçiler ile gençlerin önderlik etmesi gerekir. Sosyalist Eşitlik Grubu’nun inşa etmeye çalıştığı şey budur.”

Marsden, medyanın gücüne ilişkin bir soruyu yanıtlarken, sahte solun rolünü anlamanın daha önemli olduğunu açıkladı. Su vergilerine karşı kitlesel öfkeyi “Halk İktidarı” olarak süslenmiş bir “politikasızlığa ve öndersizliğe” verdikleri destek yoluyla sistematik olarak sona erdiren, medya değil onlardı.

Marsden, bir SWP üyesinin Yunanistan’daki yeni Syriza iktidarının “işçi sınıfının bilincinde yeni liberal düşüncelerden belirli bir kopuşu” temsil ettiği ve desteklenmesi gerektiğinden yola çıkan sorusuna, bunun son derece tehlikeli olduğunu vurguladı. O, Syriza’nın “işçi sınıfının yaşaması gereken bir deneyim” olduğu düşüncesine katılmadı. Syriza, kapitalizm yanlısı olduğunu açıkça ilan etmişti ve sağcı, milliyetçi Bağımsız Yunanlılar ile bir koalisyon kurdu. Marsden, “Syriza, bütün seçim vaatlerini çöpe atacak. Sahte sol partilerin hepsi bunu biliyor ve onlar Yunanistan’da Syriza yönetimi altında yaşanacak olan her şeyden siyasi olarak sorumludurlar.” dedi.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır