World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2015/feb2015/muni-f14.shtml

Münih Güvenlik Konferansı: Ukrayna üzerinden Rusya’ya karşı tehdit ve provokasyonlar

Johannes Stern
14 Şubat 2015
İngilizce’den çeviri (9 Şubat 2015)

Hafta sonu Almanya’nın Bavyera eyaletinin başkentinde düzenlenen 51. Münih Güvenlik Konferansı’na emperyalist güçlerin Rusya’ya karşı savaş kışkırtıcılığını tırmandırması damgasını vurdu.

Tüm çatışma taraftarları (Almanya Başbakanı Angela Merkel, Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko, ABD Başkan Yardımcısı Joseph Biden ve ABD Dışişleri Bakanı John Kerry) lüks Bayerischer Hof otelinde bir araya geldiler. Onlar, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un katıldığı konferansı, Moskova ile çatışmayı tırmandırmak için bir platform olarak kullandılar.

Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, Cuma günkü açılış konuşmasında, Almanya’nın, NATO’nun Doğu Avrupa devletlerini silahlandırmasındaki ve Rusya’ya karşı bir acil müdahale gücü kurulmasındaki önder rolünü övdü. Von der Leyen, “Almanya sadece bir çatı ulus ve yeni NATO öncü gücünün önemli bir destekleyicisi değildir. Bizler, aynı zamanda, NATO’nun doğu ve güneydeki üye devletlerde kurduğu üslerin yanı sıra Çokuluslu Kuzeydoğu Kolordusu’nun oluşturulmasına da yardım ediyoruz.” dedi. O, “[Alman] federal hükümetinin OSCE’nin [Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı] rolünü güçlendirme ve AB’nin Rusya’ya karşı ortak bir tutum benimsemesini sağlama yönündeki yorulmak bilmez kararlılığını” övdü.

Onu, NATO Genel Sekreteri Jens Stontelberg izledi. Stontelberg, NATO savunma bakanlarının geçtiğimiz Perşembe günkü toplantısındaki Doğu Avrupa’daki güçlerin arttırılması kararını, “ortak savunma gücümüzün Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana en büyük güçlendirilmesi” olarak övdü ve bu önlemlerin Rusya’ya yönelik olduğu konusunda hiçbir kuşkuya yer bırakmadı.

Emperyalist güçlerin Ukrayna krizini kışkırtmalarına ve Rusya’ya karşı askeri, ekonomik ve diplomatik saldırılarını sistematik olarak tırmandırmalarına rağmen, Stoltenberg, Rusya’yı saldırgan ülke olarak sundu. O, “Biz, Avrupa’da, tehlikeli bir Rus davranış modeli görüyoruz: ilhak, saldırgan eylemler ve gözdağı. Ukrayna’daki çatışma, sivillere yönelik korkunç bir maliyetle birlikte derinleşiyor. Bunun nedenleri açık ve inkar edilemez. Rusya, ayrılıkçıları desteklemek için eğitim, donanım ve güç sağlamaya devam ediyor. Ve o, Ukrayna’yı istikrarsızlaştırmak için ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tamamen ayaklar altına almayı sürdürüyor.” dedi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Cumartesi günü konuştu. O, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile birlikte, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Moskova’daki “barış” görüşmelerinden henüz dönmüş olmasına rağmen, sert bir şekilde Rusya’ya saldırdı. Merkel, Moskova’nın eylemlerinin, “önce Kırım’da, ardından Doğu Ukrayna’da, bizim Avrupa’da birlikte yaşamamızın temellerini ihlal etmiş” olduğunu söyledi. Merkel, sözlerini, “Ukrayna’nın egemenliğinin yanı sıra toprak bütünlüğü ihlal edilmiş” ve uluslararası hukuk çiğnenmiştir diyerek sürdürdü.

Merkel, Putin ile görüşmelere ilişkin beklentileri azaltmaya çalıştı. “[Görüşmelerin] başarılı olup olmadığı belirsiz” dedi ve ekledi: “Ama bana ve Fransız cumhurbaşkanına göre, her durumda bu çabaya değerdi. Bunun, en azından Ukrayna’da zarar gören insanlara borcumuz olduğunu düşünüyorum.”

Gerçekte, Alman hükümeti, şimdiden 5.000 yaşama mal olmuş, yüz binlerce insanı kaçmaya zorlamış ve NATO ile ABD’yi bir nükleer güç olan Rusya ile savaşın eşiğine getiren Ukrayna’daki çatışmadan büyük ölçüde sorumludur. Berlin, geçtiğimiz Şubat ayında Ukrayna’da gerçekleşen ve Doğu Ukrayna’ya karşı acımasız bir savaş başlatmak ve Rusya ile çatışmayı beslemek için Batı yanlısı bir yönetimi iktidara getirme uğruna faşist güçleri kullanan darbeyi desteklerken Washington ile işbirliği yapmıştı.

Ukrayna Devlet Başkanı ve oligark Petro Poroşenko’nun Münih’teki konuşması, adeta Rusya’ya savaş ilanıydı. O, konuşmasına, Doğu Ukrayna’da Rus askerlerinin varlığının kanıtı olduğunu iddia ettiği Rus pasaportlarını sallayarak başladı. Poroşenko, ardından, Batı’ya, özellikle de Almanya’ya, Ukrayna ordusuna silah sağlama çağrısı yaptı.

Poroşenko, Batılı yetkililerin “sağlam, pratik destek” sağlamayı reddettikleri sürece, Ukrayna sorununun çözümsüz kalacağını iddia etti. O, Ukrayna’nın “ateşkesi sağlamak ve saldırganlığı önlemek için savunma amaçlı askeri desteğe” ihtiyaç duyduğunu ekledi.

Konferans süresince, şimdi askeri yenilgiyle karşı karşıya olan Ukrayna ordusuna silah tedarik edilmesinin gerekip gerekmediği üzerine bir anlaşmazlık doğdu. Öldürücü silahlar gönderilmesini savunan ABD kampı büyürken, Alman hükümetinin temsilcileri, güvenlik konferansını bu tür planlara karşı uyardı.

Merkel, Tennessee’den Cumhuriyetçi ABD Senatörü Bob Corker’dan gelen bir soruya verdiği yanıtta, silah gönderme tepkisini anladığını söyledi. O, bununla birlikte, yalnızca silah sevk etmenin Ukrayna ordusunun üstün bir muhalefete karşı ilerlemesini mümkün kılacağı düşüncesinin yanıltıcı olacağını söyledi. Merkel, “Ukrayna, askeri olarak kazanamaz. Acı gerçek budur.” dedi.

Merkel, yine de, Rusya’ya karşı koyanların zayıf ya da savunmasız olmadığını; çünkü onların gücünün ekonomiden kaynaklandığını söyledi ve yaptırımların etkililiğinden şüphe duymanın yanlış olduğunu vurguladı. Merkel, “Ben, ilkelerimizle kazanacağımızdan yüzde yüz eminim” dedi ve ekledi: “Avrupa Birliği’nde bazıları sadece iki ay sonra yaptırımların herhangi bir etkisini göremiyoruz dediğinde, o zaman yalnızca şunu söyleyebilirim: Mücadeleyi böyle kazanamazsınız.”

Alman hükümeti çatışmanın askeri olarak kazanılamayacağını vurgular ve Rusya’ya ekonomik baskı yoluyla boyun eğdirmeyi önerirken, Amerikan seçkinlerinin bir kesimi, hiç olmadığı kadar saldırgan bir şekilde silah sağlamayı savunuyor. Arizona’dan Cumhuriyetçi ABD Senatörü John McCain, Merkel’in konuşmasının ardından ZDF ile yaptığı bir röportajda Alman hükümetine saldırdı.

Cumhuriyetçilerin eski başkan adayı ve Silahlı Hizmetler Komitesi başkanı McCain, “Eğer birisi Alman hükümetinin tutumuna bakarsa, onun Ukrayna’da katledilen insanlar hakkında hiçbir fikri olmadığını ya da onları umursamadığını düşünebilir.” dedi. O, Merkel’e, “Avrupa’daki bir ülke, II. Dünya Savaşı’ndan beri ilk kez yerle bir edilmişken” sadece seyretmek isteyip istemediğini sordu. McCain, Avrupalılardan hayal kırıklığına uğradığını ama “başka hiçbir şey beklemediğini” ekledi.

ABD ile Almanya arasında, Rusya’ya karşı daha ileri adımlar konusunda artan gerilimlere rağmen, her iki taraf da, Merkel ile Obama’nın [9 Şubat] Pazartesi günü Washington’daki toplantısı öncesinde mümkün olduğunca birleşik görünmeye hevesliydi. Dışişleri Bakanı John Kerry, silah sevkiyatları ile ilgili farklılıkların önemini azaltmaya çalıştı.

Kerry, Pazar günkü konuşmasında, “Sizi temin ederim ki bir bölünme yok, sadece onu yaratmaya çabalayan insanlar var.” dedi ve ekledi: “Biz yakın bir şekilde birlikte çalışıyoruz.” Ona göre, ABD de Ukrayna çatışmasında bir diplomatik çözüm arıyordu. Kerry, “Hepimiz bu sorunun askeri olarak çözülemeyeceği konusunda hemfikiriz.” diye konuştu.

Bundan önce, onun Alman mevkidaşı, Dışişleri Bakanı Steinmeier, Rusya’ya bir kez daha sert bir şekilde saldırdı. O, Moskova’nın, “Rusya için iyi bir geleceğin Avrupa’ya karşı değil ama sadece Avrupa ile birlikte söz konusu olduğu konusunda net olması” gerektiğini belirtti. Steinmeier, ABD’yi ve AB’yi Ukrayna’daki çatışmayı tırmandırmakla suçlayan Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un konuşmasının, “hiçbir katkıda bulunmamış” olduğunu söyledi.

Alman egemen seçkinleri, kutsal bir söz gibi tekrarladıkları “diplomatik çözüm” kavramının arkasında savaşa hazırlanıyorlar. Federal Silahlı Kuvvetler Birliği’nin başkanı André Wüstner, Deutsche Presse-Agentur’a, “Barış istiyorsanız, savaşa hazırlanmalısınız.” diye konuştu.

O, büyük çapta bir askeri yığınak çağrısı yaptı. Wüstner, “Alman Silahlı Kuvvetleri’nin en yüksek konuşlanma kapasitesine ulaşması için”, hükümetin, “savunma bütçesini, 2016’dan itibaren, önümüzdeki yıllarda, başlangıçta bir milyar avro olmak üzere, kademeli olarak arttırması” gerektiğini söyledi.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır