World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2015/feb2015/pers-f02.shtml

Syriza’nın sınıf karakteri açığa çıktı

Robert Stevens
2 Şubat 2015
İngilizce’den çeviri (30 Ocak 2015)

Yunanistan’da devlet yönetimini üstlenmesinin ardından, Syriza’nın radikal görünümünün açığa çıkması uzun sürmedi.

Syriza’nın destekleyicileri, yıllardır bu örgütü kemer sıkma önlemlerine karşı mücadelede bir yol gösterici ve uluslararası ölçekte işçiler için parlak bir örnek olarak göklere çıkartıyorlardı. Bununla birlikte, ABD’nin ikinci başkanı John Adams’ın herkesçe bilinen sözünde olduğu gibi, “Gerçekler inatçı şeylerdir. Bizim isteklerimiz, eğilimlerimiz ne olursa olsun ya da tutkularımız neyi dikte ederse etsinler, durumu ve olguları değiştiremezler.”

Syriza’nın bütünüyle düzen yanlısı burjuva karakteri, öncelikle, muhafazakar Yeni Demokrasi’den (ND) sağcı, yabancı düşmanı bir ayrılmanın ürünü olan Bağımsız Yunanlılar (ANEL) ile oluşturduğu siyasi ittifakta açığa çıkmaktadır. Syriza’nın önderi Alexis Tsipras’ın ANEL ile koalisyon kurma kararı, bütünüyle bir tercih meselesidir. O, önemli girişimlerinde, pekala, Yunan Komünist Partisi’nin (KKE) ve başkalarının desteğine güvenen bir azınlık hükümeti kurabilirdi.

Syriza, ANEL ile işbirliğine girerek, Yunanistanlı ve uluslararası burjuvaziye hükümetinin onların temel çıkarlarına yönelik bir tehdit olmadığı işaretini verirken, politikasını sağa kaydırmanın en iyi koşullarını yaratmaya çalışıyordu.

Savunma Bakanlığı’nın kontrolü, Bağımsız Yunanlılar’ın önderi ve ordu ile sıkı bağlantılara sahip olan Panos Kammenos’a verildi. Kammenos, bakan olarak yaptığı ilk açıklamada, mevcut silahlanma programını sürdürmek ve yenilerini uygulamak için fonlar bulma ve yeni güvenlik tehditlerini gözden geçirme sözü verdi.

Syriza ve Tsipras, bu tür bir siyasi görevin etkilerinin bütünüyle farkındadır. Yunanistan, 1967 ile 1974 yılları arasında askeri bir cuntanın demir yumruğu ile yönetilmişti. Ordu, iktidarı aldıktan sonraki bir hafta içinde, önceden titizlikle hazırlanmış olan listelere dayanarak 8.000’den fazla insanı tutuklamıştı. Binlerce insan, askeri yönetimin elinde, özel olarak kurulmuş kamplarda dehşet verici işkencelere maruz kalmıştı.

20 yıldır ND’nin milletvekili olan Kammenos, kısa süre önce görevden ayrılmış ND’li başbakan Antonis Samaras’ın eski kabine sekreteri Panayiotis Baltakos ile sıkı ilişkilere sahip. Baltakos, geçtiğimiz yıl, “Ortodoks Kilisesi, İstihbarat Örgütü ve Silahlı Kuvvetler”e dayanan aşırı sağcı bir parti olarak Rizes’i (Kökler) kurmaya kalkışmıştı.

Syriza, bu güçlere başvuruyor. Müstakbel içişleri bakanı Nikos Voutsis, seçim sandıkları kapanır kapanmaz, ordunun ve polis örgütünün başındakilere telefon etti. BBC’den Paul Mason, Voutsis’in onlara, “Size güveniyoruz” dediğini haber yaptı. Mason, bu sözlerin, “Yunan ordusunun ve polis güçlerinin Soğuk Savaş’tan beri solculuğu ezmek için yapılandırılmış olmasına ve memurlarına Marksizm tehlikesi hakkında siyasi eğitim vermelerine” rağmen söylendiğini belirtti.

Syriza, seçimlerden önce, çevik kuvvet birimlerini dağıtmayı ve onları genel polis güçlerine katmayı planladığını söylemişti. Bu vaat, Syrizalı içişleri bakan yardımcısının “Polis protestolarda silahlı olacak” açıklamasıyla birlikte, bir gün bile sürmedi.

Yunanistan’daki polis güçlerinin faşizmin destekleyicileri ile doldurulmuş olduğu herkesçe biliniyor. Geçen hafta yapılan seçimlerde, aynı 2012 seçimlerinde olduğu gibi, polislerin yüzde 40 ile 50’si faşist Altın Şafak’a oy verdi.

Voutsis’in açıklaması, siyasi bir saflık ifadesi değildir. O, polise ve orduya, Syriza’nın, derinleşen ekonomik ve toplumsal kriz koşullarında kendi kemer sıkma versiyonunu uygular uygulamaz hükümet karşıtı kitlesel protestolarla karşı karşıya kaldığında, muhalefeti ezmek için devlet güçlerine güveneceği ve onları kullanacağı bilgisini veriyor.

Uluslararası politikada, Syriza, dünkü Avrupa Birliği dışişleri bakanları toplantısında Rusya’ya yönelik yaptırımları destekleyerek, Avrupalı emperyalistler ile genel ittifakına işaret etti. Tsipras’ın, eski bir KKE üyesi olan ve 1980’lerde Polonya’daki Dayanışma hareketinin Stalinist rejim tarafından ezilmesini destekleyen Dışişleri Bakanı Nikos Kotzias, “Hakim düşünceye katılıyoruz. Biz kötü çocuk değiliz.” dedi.

İç politikaya gelince, Syriza’lı bakanlar, görevdeki ilk günlerinde halkın hoşuna gidecek bir şeyler yapmak için, bir sürü kemer sıkma karşıtı laf ettiler. Ama Tsipras’ın hükümetinin bir “ulusal kurtuluş” hükümeti olacağını açıkladığı ve tüm hakaretlerin yalnızca bir emperyalist güce, Almanya’ya ayrıldığı bu kemer sıkma karşıtlığı, öncelikle milliyetçi kavramlarla ifade edildi.

Syriza, Yunanistan işçi sınıfına yönelik saldırılara son vermekle ilgilenmiyor. O, Almanya’daki Angela Merkel hükümetinin savunduğu kemer sıkma önlemlerinin hem Yunanistan hem de Avrupa kapitalizmi için zararlı olduğundan şikayet ediyor.

Syriza hükümeti, yeniden küresel durgunluğa sürüklenmeyi önlemek için Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından ilan edilmiş olan bir tür reflasyonist parasal genişleme stratejisini teşvik etmeleri için İtalya ve Fransa gibi Avrupa ülkelerine, öncelikle de ABD’ye çağrı yapıyor. Syriza’nın açıklanmış programı, denk bütçeyi koruma ve borçların bütünüyle ödenmesi için zemin yaratma sözü verirken, uluslararası alacaklılara, Yunanistan’ın 300 milyon avroluk borcunu geçici olarak dondurmayı kabul etmeleri yönünde bir başvuru üzerine kuruludur.

Syriza’nın kapitalist sömürü için en iyi koşulları yaratmayı amaçlayan bir ekonomi politikası geliştirme niyetini ifade eden Başbakan Yardımcısı Giorgos Dragasakis, dün, “Yunan ekonomisi birçok imkana sahip; hükümetimiz yeni yatırımları çekmekle ilgileniyor… Uzun bir projeler ve yatırım imkanları listesi hazırlıyoruz.” dedi.

Aynı gün, ABD Başkanı Barack Obama, seçim başarısından dolayı Tsipras’ı kutladı ve ABD, “uzun süreli bir dost ve müttefik olarak, Yunanistan’ın uzun vadeli refah yoluna geri dönmesine yardımcı olmak için yeni Yunan hükümeti ile yakın çalışma içinde olmayı iple çekiyor.” dedi.

Syriza’nın kapitalizm ve emperyalizm yanlısı politikaları, onun yakın gelecekte işçi sınıfı ile doğrudan çatışmaya girmesini kesinleştirmektedir. Devlet içindeki en gerici kesimler bu tür bir çatışmaya hazırlanırken, Syriza’nın, onu uluslararası düzeyde destekleyen siyasi sahtekarların ve sahte sosyalistlerin arka çıktığı rolü, bağımsız bir işçi sınıfı hareketinin doğmasını engellemek, işçilerle gençlerin kafasını karıştırmak ve onların yönünü şaşırtmaktır.

Yunanistan işçi sınıfı, Syriza önderliğindeki hükümetin ve onun siyasi savunucularının aksine, dikkatini kendi devrimci partisini, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin şubesini inşa etmeye vermelidir.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır