World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

Alman Verdi sendikası posta işçileri grevini sattı

Gustav Kemper
16 Temmuz 2015
İngilizce’den çeviri (9 Temmuz 2015)

Verdi sendikası, Alman posta işçilerinin dört haftalık grevinin ve üst düzey militanlığının ardından, işçilerin çıkarlarına doğrudan karşı olan ve Deutsche Post’un emirlerini dayatan bir sözleşmeyi kabul etti.

Yeni kurulan bölgesel DHL Delivery şirketleri, son derece düşük ücretlerle var olmaya devam edecekler. Sözleşmeye dahil edilen asgari ücret artışları, enflasyon dikkate alındığında bir ücret dondurma anlamına geliyor. Ayrıca, haftada iki buçuk saat daha az çalışma talebinden bütünüyle vazgeçildi.

Haftalık çalışma saati, arttırılmış çalışma hızıyla birlikte, 38,5 saat olmaya devam edecek.

Verdi’nin baş görüşmecisi ve sendikanın başkan vekili Andrea Kocsis, Pazar akşamı, Bad Neuenahr’daki görüşmelerin bitiminde, akıl almaz bir siniklikle, “Anlaşmadan çok memnunuz.” dedi. O, hem kendisi hem de yüksek maaşlı sendika bürokratları tabakası ile başkan vekilliği makamına sahip olduğu Deutsche Post’un yönetim kurulundaki çalışma arkadaşları adına konuşuyordu.

Kocsis, aynı zamanda hissedarlar adına da konuşuyordu. Bu, Pazartesi sabahı borsanın açılmasından iki saat sonra, Dax Yunan krizi nedeniyle düşerken bile Post AG hisselerinin yüzde 4 fırlamasında kanıtlandı.

Frankfurt’taki Equinet Bank’ın uzmanlarından Jochen Rothenbacher, Handelsblatt gazetesine, “Bu anlaşma oldukça olumlu; çünkü Deutsche Post yeni şirketler ile birlikte ana talebini güvence altına aldı.” dedi.

Çalışanlar arasındaki yaygın öfke duygusunu ve düşmanlığı ifade eden Berlin’deki bir kadın posta işçisinin Dünya Sosyalist Web Sitesi’ne (WSWS) verdiği yanıt, “Hepimiz son derece kızgınız!” oldu. Bu kadın işçi, posta hizmetinde 15 yıldır çalışıyor ve teslimat bölgelerine sayısız mektup teslim ediyor.

O, “çalışma arkadaşlarımızın bunun için dört hafta grev yapmasına gerek yoktu” dedi ve ekledi: “Yüzde 1-2’lik bir ücret artışı nedir? 1 Ekim 2016’ya kadar, tüm yıl için 400 avro; bir sonraki yıl için yetersiz bir yüzde 2, 1 Ekim 2017’den itibaren de yüzde 1,7… Tüm bunlar, biz mektup teslim işçilerine, 2018’in sonuna kadar paket teslim işçileri için olduğu gibi yüzde 20 daha düşük ücretlerle DHL Delivery’ye taşeron işçisi yapılmayacağımız sözü verildiği için oluyor. Peki ya sonra? Üç yıl nedir? Çabucak geçecek ve o zaman, sendika, aynı şimdi paket teslimat işçilerine yaptığı gibi, bizi yüzüstü bırakacak.”

Deutsche Post, bu yılın başında, DHL Delivery GmbH adı altında, sözleşmeleri taşımacılık ve lojistik işkoluna denk düşen ve Deutsche Post’taki sözleşmeden yüzde 20 daha düşük ücretlerin olduğu 49 yeni şirket kurdu. Bugüne kadar, orada, 6.500 paket teslimat işçisi istihdam edildi ki bunların üçte ikisi daha önce ana şirkette geçici sözleşmelerle istihdam ediliyordu. Şirket, ileride yalnızca DHL Delivery’de çalıştırmayı önererek işçilerin kafasına bir silah doğrulttu; aksi halde sözleşmeleri sona erdirilecekti.

Bir teslimat işçisi, WSWS’ye, “Seçenek, kabul et ya da öl şeklindeydi.” dedi ve ekledi: “Bugün, mektup teslimat işçileri bisikletlerimizle en azından üç çuval mektup taşıyabildiği için, posta servisi, taşeronlarla da çalışıyor. Çuvallar boşaldığında, Berlin’de çeşitli yerlerde bulunan gri dağıtım kutularından bir sonraki yükü almak zorundayız. Bu kutular, postayı dağıtım merkezlerinden toplayan ve onları farklı bölgelere götüren taşeronlar tarafından dolduruluyor. Onlar zaten düşük ücret alıyorlar. Onlar böyle bir sonucu bir zafer olarak tanımlarken, neden bir sendikada olayım ki?”

Sadece üç haftadır DHL Delivery’de çalışan genç bir paket teslimat işçisi, saat ücreti olarak 10 avronun biraz üstünde aldığını söyledi. Büyük yükünü teslim etmek zorunda olduğu ve bir mola bile veremediği için, durmaya pek istekli değildi. O, greve büyük umutlar bağlamış ve sonuçtan büyük hayal kırıklığına uğramış. “Şimdi ne yapacağım? Çalışmak ve deneme süresi sırasında başarılı olmak için gerekeni yapmalıyım.”

Deutsche Post yönetimi, çoğu güvencesiz bir şekilde istihdam edilen işçilerin çaresizliğini sömürüyor ve onları DHL Delivery’deki yeni işlere doldurmada hiçbir güçlük çekmiyor. Deutsche Post’un insan kaynakları müdürü Melanie Kreis, çalışanların sayısının 2020’ye kadar, mevcut 6.500’den 20.000’e genişlemesinin “çok gerçekçi” olduğunu belirtti.

Güçlü büyüme, internet üzerinden alışverişten ve Deutsche Post’un genişleme planlarındaki önemli artıştan kaynaklanmaktadır. Firma, önüne, yeni piyasaları garanti altına alarak dünyanın en büyük lojistik şirketi haline gelme hedefini koymuş durumda. Bu nedenle, o, çalışanların ücretlerini, rakiplerinin çalıştırdığı taşeronların düzeyine indirmeyi planlıyor.

Deutsche Post yönetimi, greve aşırı bir sertlikle müdahale etti. Müdürler grev kırıcı olarak kullanıldı. Pazar günü paketleri acilen teslim etmek için, özel şahışlara ve müdürlerin yakınlarına başvuruldu ki bu, grev boyunca birçok Alman eyaletinde kabul edilen Pazar günü çalışma yasağının bir ihlaliydi. Aynı zamanda, geçici sözleşmeli çalışan işçiler, greve katılmamaları durumunda sürekli istihdam edilme önerisiyle baskı altına alındılar.

Verdi, hiçbir yerde, yönetimin bu sert yaklaşımı ile mücadeleye hazırlanmadı ve 140.000 işçinin tüm gücünü seferber etmedi. Grev, başından itibaren, birkaç alanla sınırlandırıldı.

Verdi, toplu sözleşme görüşmelerinin yedi turu boyunca, ödün verme yoluyla anlaşmaya istekli olduğunun işaretini verdi ve böylece, yönetimin saldırgan eylemlerini kuvvetlendirdi. Bundan daha fazlasının elde edilemeyeceği iddiası düzmecedir. Gerçekte, Verdi, şirketin rekabet edebililik gücünü arttırma anlayışını kabul ettiği için, işçilerin mücadele ruhunu sistematik olarak sabote etmiş ve eylemi sınırlamıştır.

Verdi’nin, şimdi, sonucu övmeye çalışmasının nedeni budur. Sendikanın başkan vekili Kocsis, Pazar günü, görüşmelerin sonuçlanmasının hemen ardından, “adil bir uzlaşma”dan söz etti. Fakat sonucu bir zafer olarak sunma yönündeki tüm girişimler, apaçık bir yalandır. Kırsal alanlardaki mektup ve paket teslimatında aynı sevkiyat şirketinin taşeron olarak kullanılması, 2018’in sonuna kadar devre dışı bırakıldı. Bu, mektup kuryelerinin aynı paket kuryeleri gibi büyük bir ücret kesintisini kabul etmesiyle birlikte, bu bölümlerin o tarihten sonra tasfiye edileceğinden başka bir anlam taşımıyor.

Yalnızca 2015’te işe başlayan stajyerler sürekli tam zamanlı sözleşmelerle çalıştırılacaklar. Bu, üç yıllık bir sözleşmeye rağmen, bunun son yıl olacağı ve gelecekte, bütün stajyerlerin tam zamanlı olarak çalıştırılmayacakları anlamına gelmektedir.

Deutsche Post’taki mevcut 7.650 dolayındaki paket teslimat işçisi sürekli olarak sigortalanmış durumda ve personel olarak kalacak. Bu arada, halen DHL Delivery’de istihdam edilen paket teslimat işçilerinin herhangi bir iş güvencesi bulunmuyor. Başka bir ifadeyle, Verdi, işgücünü bölme konusunda anlaşmış durumda ki bu, gelecekte işçilere şantaj yapmak için kullanılacak bir bölünmedir.

Çalışanlar için, 2019’un sonuna kadar herhangi bir zorunlu işten çıkarmaya ve geçici işten çıkarmaya karşı bir güvence üzerinde anlaşıldı. Bu, işgücünün bölünmesi göz önünde bulundurulduğunda, içi boş bir sözdür; kaldı ki şirketin işçileri işten ayrılmaya zorlamak için çok sayıda seçeneği bulunuyor. İş yükünde belirgin bir artış, bunlardan sadece birisidir.

WSWS, grev boyunca, “Posta işçilerinin ücretlerin azaltılmasına karşı bir mücadeleyi, Verdi ile birlikte değil ama yalnızca ona ve onun kokuşmuş toplumsal ortaklık politikasına karşı çıkarak başarıyla hayata geçirebileceği, her zamankinden daha fazla netleşiyor ” uyarısında bulunmuştu.

Verdi’nin, posta işçilerini üç yıl boyunca düşük ücretlere ve daha hızlı çalışmaya mahkum ettiği sefil satış anlaşması, son haftalarda sonuçlanmış diğer sözleşmelerle doğrudan bağlantılıdır. Bunlar, yalnızca en son ihanetlerden söz edersek, Deutsche Bahn yönetimi ile tren sürücüleri sendikası tarafından sonuçlandırılmış beş yıllık grev yasağının yanı sıra, çocuk bakım işçilerinin ve Post Bank çalışanlarının grevlerinin sona erdirilmesini ve sonuçsuz Berlin Charité [Tıp Üniversitesi] grevini kapsamaktadır.

Verdi’nin posta işçileri grevini geçtiğimiz Pazar günü sona erdirmesinin, AB’nin acımasız kemer sıkma önlemlerine karşı Yunanistan’daki referandum oylaması ile aynı zamanda gerçekleşmesi anlamlıdır. Verdi ve diğer sendikalar, Alman hükümetinin, ülkenin bütünüyle harap olmasına yol açan Yunanistan’daki politikasını destekliyor. Onlar, can havliyle, Almanya’daki işçi sınıfının, Yunanistan’daki işçiler ve gençlik ile ittifak kurabilecek bir mücadelesini önlemeye çalışıyorlar.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır