World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

Rusya Doğu Avrupa’daki ABD askeri yığınağına karşılık vermekle tehdit ediyor

Niles Williamson
22 Haziran 2015
İngilizce’den çeviri (17 Haziran 2015)

Devlet Başkanı Vladimir Putin, Salı günü, gazetecilere, hükümetinin silahlı kuvvetlerini Rusya’ya karşı askeri yığınak yapan herhangi bir ülkeye yönlendirmek zorunda olacağını söyledi. O, geçtiğimiz hafta çıkan, Obama yönetiminin üzerinde düşündüğü, Baltık devletlerinde ve diğer Doğu Avrupalı NATO üyelerinde 5.000 kişilik bir kuvveti korumak için yeterli savaş tanklarını ve diğer ağır askeri donanımı Doğu Avrupa’ya kalıcı olarak yerleştirme planları haberine tepki veriyordu.

Pentagon’un planını, Savunma Bakanı Ashton Carter tarafından onaylanması halinde, silahların ve tankların Litvanya, Letonya, Estonya, Polonya, Romanya, Bulgaristan ve Macaristan’a yerleştirilmesi izleyecek. Bu, bir zamanlar Sovyetler Birliği’nin parçası olan NATO üyelerine ilk kalıcı ABD askeri donanımı konuşlandırılmasına işaret edecek.

Putin’in ve diğer Rus yetkililerin tepkisi, Doğu Avrupa’da kayda değer bir askeri yığınak yapma yönündeki ABD planlarının, yalnızca, iki nükleer silah sahibi gücü her zamankinden daha fazla savaşın eşiğine ittiğini açıkça ortaya koymuş durumda.

ABD yetkilileri silahların yerleştirilmesinin yalnızca askeri eğitim tatbikatlarını kolaylaştırmak anlamına geldiğini iddia ederken, bu ülkelere silah konuşlandırılmasının mantıki bir yorumu, ABD’nin ve müttefiklerinin Rusya’ya karşı bir savaş başlatmaya hazırlandıklarıdır. Silahlı kuvvetlerini destekleyen ve gerici Rus milliyetçiliğini kamçılama yoluyla savaş hazırlıkları yapan Putin yönetimi, kendi payına, aynı doğrultuda karşılık veriyor.

Putin yönetiminin Batılı emperyalist saldırganlığa yönelik tepkisinde ilerici hiçbir şey yoktur. Putin, savaş tehditlerini ve Rusya’nın silahlı kuvvetlerinin takviyesini, ABD ve Avrupa ile bir tür anlaşma yönünde yinelenen çağrılarla birleştirmiş durumda. Askeri gerilimler artarken doymak bilmez Batılı emperyalistler ile uzlaşma olasılığı hayalleri yayan böylesi bir politika, sadece Rusya’da değil ama dünya genelinde, işçi sınıfı için yalnızca felakete yol açabilir.

Putin, Salı günü, Finlandiya Devlet Başkanı Pauli Niinistö ile ortak basın toplantısında, gazetecilere, “Silahlı kuvvetlerimizi, tehdidin geldiği bu bölgelere yöneltmek zorunda kalacağız.” dedi.

Putin, yinelenen Rus saldırganlığı iddialarına yanıt olarak, Rusya sınırlarına kadar genişleyenin NATO olduğuna dikkat çekti. O, “Sınırlarımıza doğru hareket eden NATO’dur ve biz hiçbir yere hareket etmiyoruz.” dedi. Ayrıca, kendisinin, NATO’nun eskiden beri süregelen, Doğu Avrupa’da Rusya’ya yönelik bir füze savunma sistemi kurma planlarına yönelik muhalefetinden bahsetti.

Putin, Salı günü erken saatlerde, Ordu-2015 Uluslararası Askeri-Teknik Forum’da, Rusya’nın nükleer cephaneliğini yılsonu itibarıyla genişletme planlarını duyurdu. O, kısa süre önce resmi olarak açılışı yapılan Moskova’nın bir saat dışındaki Yurtseverlik Parkı’nda toplananlara, “Bu yıl, nükleer gücümüze 40 adet yeni kıtalararası balistik füze [ICBM] sağlayacağız” dedi. Putin, yeni ICBM’lerin, “teknik olarak en gelişmiş füze savunma sistemlerinin bile üstesinden gelebilecek kapasitede” olacağını belirtti.

Putin, Rusya’nın nükleer cephaneliğini genişletmeyi planladığını, Rus askeri yetkililerinin, ABD’nin planlarına devam etmesi halinde, buna ülkenin batı sınırı boyunca askeri bir yığınakla karşılık vereceklerini açıkça ortaya koymalarından bir gün sonra ilan etti.

Rus ordusundan Orgeneral Yury Yakubov, Pazartesi günü Interfax’a yaptığı açıklamada, hükümetinin, ABD planlarına, aynı şekilde, ülkenin batı sınırına geniş çaplı bir asker, ağır askeri donanım ve füze sistemleri yığınağı ile karşılık vermek dışında seçeneği olamayacağını söylemişti.

Yakubov, ağır silahların, tankların ve diğer askeri araçların Baltık devletlerine yerleştirilmesinin, “Soğuk Savaş’tan beri atılan en saldırgan adım” olarak görüleceğini belirtti. O, Doğu Avrupa’da herhangi bir donanım ya da asker yığınağının, Rus birliklerinin tüm Avrupa sınırı boyunca güçlendirilmesine yol açacağını açıkladı. “Rusya’nın, batıdaki stratejik harekat alanındaki kuvvetlerini ve kaynaklarını güçlendirmekten başka yapacak bir şeyi olmayacak.”

Yakubov’a göre, Rusya, ABD konuşlandırmalarına, Baltık Denizi’nde bulunan, Polonya ve Litvanya ile kuşatılmış ve Rusya ile kara bağlantısı bulunmayan Kaliningrad bölgesinde yeni bir Iskander taktik füze sistemi yerleştirme planları ile karşılık verecek. O, ayrıca, Rusya’nın, Polonya, Litvanya, Letonya ve Ukrayna ile sınırları bulunan Beyaz Rusya’daki askeri kuvvetlerini güçlendireceğini söyledi.

Yakubov, konuşmasını, “Batı sınırlarımızı kuvvetlendirmek üzere misilleme niteliğinde adımlar atmak için tamamen özgürüz” diye bitirdi.

Norveç’in eski başbakanı ve NATO’nun Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Putin’in açıklamalarının ardından, Salı günü, Rusya’yı “nükleer savaş tehditleri”nden dolayı açıkça suçladı. O, gazetecilere, Rusya’nın, [ABD’nin] Doğu Avrupa’ya askeri donanım yerleştirme planlarına yönelik tepkisinin “istikrar bozucu ve tehlikeli” olduğunu söyledi.

Stoltenberg, Rusya’nın ileri sürdüğü karşı önlemlerin, NATO’nun savaş planlarını engellemeyeceğini açıkça ortaya koydu. “Bizim irdelediğimiz şey budur ve o, aynı zamanda, kuvvetlerimizin hareketliliğini ve hazırlığını arttırmamızın nedenlerinden biridir. Bizler, NATO’nun, tüm müttefiklerine herhangi bir tehdit karşısında gelecekte de caydırıcılık ve koruma sağlayan bir ittifak olmasını sağlayarak karşılık veriyoruz.”

NATO, Sovyetler Birliği’nin 1991’de çökmesinden bu yana, Rusya’nın batı sınırında yekpare bir askeri blok kurmaya çalışıyor. Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya 1999’da; Baltık devletleri, Bulgaristan, Slovokya, Slovenya ve Romanya 2004’te ve Arnavutluk ile Hırvatistan ise 2009’da NATO’ya katıldı. Ukrayna’da geçtiğimiz yıl gerçekleşen ABD ve Almanya destekli faşistler önderliğindeki darbe, ülkeyi Rusya’nın etki alanının dışına çıkarmayı, Batı’ya doğru çekmeyi amaçlıyordu. Aşırı sağcı kukla hükümet, Ukrayna’nın 2010’da kabul edilen tarafsız konumunu ortadan kaldırdı ve NATO üyeliği yönünde ilerliyor.

ABD önderliğindeki NATO, çoktandır, Kuzey Buzdenizi’nden Karadeniz’e kadar, Rusya’nın tüm batı sınırı boyunca provokatif askeri tatbikatlar yapıyor. Geçtiğimiz aylarda, NATO savaş gemileri ve uçakları ile Rus uçakları arasında sayısız “tehlikeli yakınlaşma” bildirildi. Şubat ayında, ABD zırhlı personel taşıyıcıları, Rusya sınırından sadece birkaç yüz metre uzakta, Estonya’nın Narva kentinde geçit töreni yaptı.

ABD ve NATO kuvvetlerinin Doğu Avrupa’da giderek artan yığınağı ile birlikte, herhangi bir taraftan gelecek bir yanlış adım, gezegendeki en büyük iki nükleer silahlı güç arasında, dünyayı harap edecek bir çatışmayı tetikleyebilir.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır