World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2015/mai2015/pers-m23.shtml

Çin’e karşı artan ABD savaşı tehlikesi

James Cogan
23 Mayıs 2015
İngilizce’den çeviri (15 Mayıs 2015)

Obama yönetimi, Amerika Birleşik Devletleri’ni Güney Çin Denizi’nde Çin ile bir askeri çatışma yoluna yerleştirmiş durumda. Washinton’ın pervasız ve kışkırtıcı gerilim tırmandırma politikası, bölgeyi girdabına çekecek ve milyonlarca insanın yaşamını tehdit edecek olan savaş tahlikesinin, uluslararası işçi sınıfının farkında olduğundan çok daha fazla ilerletilmiş olduğunun altını çiziyor.

Obama yönetimi, Salı günü, Savunma Bakanı Ashton Carter’ın, Çin’in işgal ettiği bölgeyi çevreleyen 12 deniz mili içinde “denizyolu serbestliği”ni ileri sürmek için ABD deniz ve/veya hava varlıklarını konuşlandırma planları [hazırlanmasını] istediğini sızdırdı. Böylesi bir konuşlanmanın tek hedefi, Pekin’i, limanlar ve uçak pistleri inşa ettiği adalar ve sığ kayalıklar üzerindeki egemenlik iddialarını geri çekmeye zorlamak olacaktır.

Çin Dışişleri Bakanlığı, Çarşamba günü, Çin’in “ulusal egemenliğini ve güvenliğini” koruyacağı uyarısından bulunarak karşılık verdi ve “konuyla ilgili ülkelerin risk almaktan ve kışkırtıcı eylemlerden sakınmaları” uyarısını yaptı. Devlet kontrolündeki İngilizce yayımlanan Global Times, Çarşamba günü, “…savaş onların görmek istediği en son şey olmasına rağmen, aslında her iki ülke de bu olasılığı gözönünde bulunduruyor.” yorumunu yaptı.

Global Times’ın “ABD’nin deniz provokasyonuna karşı sert bir yanıt” başlıklı ikinci bir yayın kurulu yazısında, “O [Washington], Çin’in nükleer silah sahibi büyük bir güç olduğunu ve ABD kuvvetlerinin Güney Çin Denizi’nde gözükara eylemlere girmesinin mümkün olmadığını unutmamalıdır.” diye belirtti.

ABD Savunma Bakanı Yardımcısı David Shear, bir Senato oturumunda, ABD’nin “etkin ve uygun eylemde bulunmayı taahhüt etmiş” olduğunu söyleyerek misilleme yaptı. O, Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki iddialarına meydan okuma hazırlıklarının bir parçası olarak, gözetleme ve B-1 bombardıman uçaklarının (nükleer veya konvansiyonel yük taşıyabilen en uzun menzilli ABD bombardıman uçağı) kuzey Avustralya’ya konuşlandırılacağını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, görünüşte Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Eylül ayı için planlanmış Washington ziyaretini konuşmak için, 16 Mayıs Cumartesi günü Pekin’de olacak. Bununla birlikte, Kerry’nin gündemine, açık çatışma olasılığı üzerine endişe verici tartışmalar hakim olacak.

Kerry’nin ve Çinli yetkililerin açıklamalarında, Washington’ın, tartışmalı bölgelere gemiler ve uçaklar göndermekten -şimdilik- vazgeçmesine olanak sağlayan bazı diplomatik sözler bulunabilir. Bununla birlikte, ABD emperyalizmi içi boş bir duruş sergilemiyor. O, savaşa hazırlanıyor.

Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden beri, yirmi yılı aşkın süredir, küresel ekonomik hegemonyasının uzun süreli gerilemesinin önüne geçmek için ezici askeri üstünlüğünden faydalanmaya çalışıyor. O, önemli pazarlar ve kaynaklar üzerindeki egemenliğini ileri sürmek için Ortadoğu’da, Afrika’da ve Orta Asya’da sonu gelmeyen şiddete ve entrikalara girişmiş durumda.

Küresel üretimin merkezi olarak ortaya çıkmış olan Çin, şimdi, Washington’ın askeri gündeminin başlıca hedefidir. ABD Dış İlişkiler Komitesi’nin son günlerde yayımlanan bir raporunda ayrıntılı bir şekilde açıklandığı gibi, Çin’in artan ekonomik ağırlığı ve etkisi, o ABD’ye meydan okumaya çalışsın ya da çalışmasın, Amerika’nın emperyalist çıkarlarına yönelik kabul edilemez bir tehdit olarak görülüyor. Geçtiğimiz yıl boyunca Ukrayna üzerinden Rusya’ya uygulanan askeri baskı, doğrudan doğruya, Pekin’in olası bir müttefikini zayıflatmayı, bir çatışmanın ve Çin’in yarı-sömürge statüsüne indirgenmesinin koşullarını hazırlamayı amaçlıyordu.

Obama yönetiminin Mart ayında, Avrupalı güçler Washington’a karşı kafa tutup yeni Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın (AIIB) kurulması için Pekin’in yanında yer aldığında maruz kaldığı aşağılanma, Washington’da, Çin’in olabildiğince erken dizginlenmesi gerektiğinin doğrulanması olarak yorumlandı.

Bölgedeki her ülke, bu artan gerilimlere ve savaş hazırlıklarına şu ya da bu ölçüde bulaşmış durumda. Avustralya siyaset kurumu, bir askeri ittifak ve üs anlaşmaları yoluyla ABD emperyalizmi ile tümüyle bütünleşmiş durumda ki, ABD yetkilisi Shear, B-1 bombardıman uçaklarının konuşlandırılmasını, öyle görünüyor ki Avustralya hükümetine bile danışmadan açıkladı. Sadece iki hafta önce, Japonya Başbakanı Shinzo Abe, ABD Kongresi’nde konuşmuş ve Washington ile yaptığı, Japon silahlı kuvvetlerini ABD’nin yanında savaşmaya zorlayacak olan “ortak öz-savunma” antlaşmasını övmüştü.

ABD, Hint-Pasifik bölgesi genelinde, ittifaklarını ve stratejik ortaklıklarını sistematik olarak güçlendiriyor, yeni üs anlaşmaları yapıyor ve kendi askeri konuşlanmalarını arttırıyor. Hem Asya’daki hem de Batı Avrupa’daki tüm hükümetler ve ordu komutanlıkları, Güney Çin Denizi’ndeki bir ABD-Çin çatışmasının sonuçlarını değerlendirmek için uzmanlarını sığınaklara indirecekler. Diplomatik tabloda giderek daha fazla ortaya çıkan soru şu: açık çatışma durumunda, her bir devletin egemen sınıfları nerede yer alacak?

Çin Komünist Partisi (ÇKP) yönetiminin Washington’ın tehditlerine yanıtı tümüyle gericidir. Onun, Çinlilerin “gücü” hakkındaki millyetçi böbürlenmesi ve bir nükleer savaşa ve milyonlarca Amerikalıyı katletmeye hazır olduğunu ifade eden karşı tehditleri, yalnızca, Washington’dan ödünler koparmaya çalışma amacına yöneliktir. ÇKP’nin tek kaygısı, onun temsil ettiği ve karları ile ayrıcalıkları Çin işçi sınıfının acımasızca bastırılmasına ve sömürülmesine bağlı olan yozlaşmış kapitalist oligarşinin korunmasıdır. ÇKP’nin politikaları bir felakete yol açacaktır.

Savaş yönelimini engelleyebilecek tek toplumsal güç, savaş tehlikesinin kaynağı olan kapitalist kar sistemini sona erdirme devrimci perspektifi üzerinde birleşmiş uluslararası işçi sınıfıdır. ABD emperyalizminin eylemleri, dünya kapitalizminin, küresel olarak bütünleşmiş bir ekonomi ile onun üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetten kaynaklanan rakip ulus-devletlere bölünmüşlüğü arasındaki içsel çelişkiler sonucunda çöküşünün yalnızca en patlayıcı ifadesidir. Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi (DEUK) tarafından düzenlenen Uluslararası Çevrimiçi 1 Mayıs Toplantısı, işçi sınıfının birleşmesi ve uluslararası kitlesel bir savaş karşıtı hareketin geliştirilmesi için zemin oluşturan, tarihsel olarak edinilmiş sosyalist ve enternasyonalist programı etkili bir şekilde özetlemişti.

Günümüzün stratejik görevi, var olan şubelerinin geliştirilmesi ve Çin’de, Japonya’da, bölge genelindeki ülkelerde ve dünya çapında yeni şubelerinin kurulması yoluyla, DEUK’u inşa etmektir.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır