World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2015/nov2015/syri-n08.shtml

Obama Suriye’ye Özel Kuvvetler’i gönderiyor

Bill Van Auken
8 Kasım 2015
İngilizce’den çeviri (31 Ekim 2015)

Beyaz Saray’ın 50 kadar ABD Özel Kuvvetler askerinin Suriye’de karada konuşlandırılması duyurusu, Washington’ın savaştan harap olmuş bu ülkedeki yasadışı savaşında niteliksel bir tırmanmayı temsil etmektedir.

Beyaz Saray basın sözcüsü Josh Earnest, Cuma günkü basın konferansında, “özel operatörler” olarak tanımladığı konuşlandırmayı doğruladı. Earnest, toplantısının çoğunu, gün gibi ortada olan şu gerçeği inkar etme girişimine harcadı: bu son askeri tırmanma, Obama’nın Amerikan halkına bir konuşmasında “Amerikan çizmelerinin Suriye’de karaya basmayacağı” taahhüdü verdiği 2013’ten bu yana yinelenen sözleriyle doğrudan çelişmektedir.

Earnest, son tırmanma Irak ve Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı yönelirken, önceki açıklamaların, “Esad rejimine dair ve rejim değişikliği ihtiyacının yerine getirilmesi hakkındaki kaygılarımızın gerçekleştiğini kesinleştirmek için ne yapmaya hazır olduğumuzla ilişkiliydi” iddiasında bulundu.

Bu, bütünüyle safsata ve karartmadır. Washington, Devlet Başkanı Beşar Esad yönetimini devirme ve onun yerine ABD çıkarlarına uygun bir kukla yerleştirme temel amacıyla, dört yılı aşkın süredir Suriye’de müdahale etmektedir.

Washington, başlangıçta, CIA’in Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar ile eşgüdümlü çabalarıyla, Şam’da hükümete karşı kanlı bir mezhepsel iç savaş kışkırtmak için IŞİD ve El Nusra Cephesi gibi El Kaide bağlantılı İslamcı milislere milyarlarca dolar değerinde silah ve para akıtırken, rejim değişikliği harekatını “insan hakları” bayrağı altında yürüttü.

IŞİD Suriye’nin doğusuna yöneldiğinde ve ülkenin üçüncü büyük kenti Musul dahil, Irak’ın kabaca üçte birini istila ettiği zaman, Obama yönetimi, hava saldırıları düzenleyip, Irak’a yaklaşık 3.500 ABD askerini yeniden konuşlandırarak, her iki ülkede de doğrudan müdahalesini başlattı. Müdahale, artık, IŞİD’e karşı “Doğal Kararlılık Operasyonu” adlı bir savaşa dönüşmüştü.

Bu “savaş”ın başlatılmasından bir yıldan uzun bir süre sonra, IŞİD’in hem Irak'ta hem de Suriye’de kontrol ettiği geniş topraklar, esas itibariyle değişmeden kalmaya devam ediyor. ABD harekatının tutarsız karakteri, yalnızca, Washington’ın, ABD’nin temel hedefi olmaya devam eden rejim değişikliği savaşında hala başlıca savaşçı güçlerden biri sayılan bu İslamcı milisi [IŞİD] yok etme yönünde hiçbir isteğe sahip olmamasıyla açıklanabilir.

Suriye’de şimdi muharip birliklerin konuşlandırılmasına yol açan şey, Viyana’daki son diplomatik faaliyetin aniden canlanmasıyla birlikte, Rusya’nın Esad hükümetini destekleme yönündeki askeri müdahalesidir. Rusya ordusu, sadece bir aylık hava saldırılarında, IŞİD’e ve diğer İslamcı milislere, ABD’nin ve sözde koalisyonun bir yılı aşkın süre boyunca verdiğinden çok daha fazla zarar verdi.

ABD'nin Özel Kuvvetler’i göndermesi, onun, gidişatı Washington ve bölgesel müttefikleri tarafından desteklenen El Kaide bağlantılı milislere karşı tersine çevirmeye başlayan Rus harekatına yanıtıdır.

Washington, aynı zamanda, ABD ile müttefiklerinin Suriye’deki uzun süreli katliam yoluyla dayatamadıkları şeye, Esad’ın başlıca destekçileri olan Moskova ve Tahran ile Viyana’da sürdürülen görüşmeler aracılığıyla erişmeye çalışıyor.

Suriye’de çok daha kapsamlı bir ABD askeri konuşlanmasının başlatılması dışında, 50 Özel Kuvvetler askerinin konuşlandırılmasının altında yatan herhangi bir tutarlı strateji ayırt etmek zordur. Yaygın bir şekilde, bu askerlerin, Suriyeli Kürt milis gücü YPG’yi ve önemli ölçüde daha küçük olan Suriyeli Arap aşiret gücünü eğitmek, danışmanlık yapmak, koordine etmek ve daha fazla silahlandırmak için ülkenin kuzeydoğusuna gönderiliyor oldukları söyleniyor.

YPG, bölgede Esad hükümetinin sessiz onayıyla faaliyet gösteriyor. Onun başlıca amacı, kontrol ettiği sınır kenti Kobani ile kuzeydoğudaki Türkiye sınırına yakın bölgeyi, özerk bir Kürt bölgesi oluşturmak amacıyla, daha batıdaki bölge ile birleştirmektir.

Washington’ın NATO müttefiki Türkiye, bu hafta, silahlı kuvvetlerinin YPG’ye iki kez saldırı gerçekleştirdiğini kabul etti ve Suriyeli Kürt milis gücünün hedeflerine ulaşmasını engellemek için askeri olarak müdahale etmeye hazırlıklı olduğunu açıkça ortaya koydu.

Dolayısıyla, ABD Özel Kuvvetler birimi, yalnızca IŞİD ile, Suriye hükümet güçleriyle ve onun Rus destekçileriyle değil; Amerika’nın müttefiki Türkiye ile de çatışmaya girme olasılığıyla karşı karşıyadır.

Buna ek olarak, YPG’nin IŞİD’den toprakları geri almak için bir vekil ordusu olarak kullanımı, Kürt milisinin, Uluslararası Af Örgütü tarafından Ekim ayının başında, kendi kontrolü altındaki bölgelerde yaşayan Araplara ve Türkmenlere karşı “savaş suçları” işlemekle suçlanması olgusuyla birlikte, karmaşıklaştı. Af Örgütü’nün raporuna göre, YPG, bazı durumlarda, köylerin tamamını ortadan kaldırmış ve ABD'yi onlara karşı hava saldırıları düzenlemeye çağırma tehdidiyle, oralarda yaşayanları sürmüş.

Bu koşullar altında, YPG’ye danışmanlık ve eğitim misyonunun, Suriye’deki çatışmayı çözüme kavuşturmada, nasıl olup da Pentagon’un adı çıkmış başarısız “dikkatle incelenmiş isyancılar”ı eğitme girişimden daha etkili olacağını anlamak zor.

Bu misyonun amacı, her şeyden önce Rusya’ya yönelik bir güç gösterisidir. Bu nedenle, o, yalnızca, dünyanın en büyük iki nükleer gücü arasında silahlı bir çatışma tehdidi taşıyacak şekilde, ABD müdahalesinin giderek daha fazla ve tehlikeli bir tırmanmasının habercisi olabilir.

ABD emperyalizmi, çeyrek milyon insanın ölümü ve nüfusun yarısının yerinden edilmesiyle birlikte, Suriye’nin harap edilmesinden sorumludur. İslamcı milisleri destekleyen ve silahlandıran ABD, hükümetin devrilmesi, Muammer Kaddafi’nin öldürülmesi ve ülkenin kaosa ve dört yıl sonra devam eden iç savaşa sürüklenmesi ile sonuçlanan Libya’daki rejim değişikliği operasyonu “başarı”sını tekrarlamaya çalıştı.

ABD müdahalesinin tırmanması, uluslararası hukuka göre bir suçtur. Bu müdahaleye ne Birleşmiş Milletler ne de Suriye hükümeti tarafından yetki verilmemiştir ve o, Bush yönetimi tarafından 2003’te Irak’ın işgaliyle başlatılan askeri saldırganlığın bir devamını temsil etmektedir.

Şimdiye kadar, ne ABD askerlerinin Suriye’de karada konuşlandırılması ne de ülkenin havadan bombalanması, yetki verilmek şöyle dursun, ABD Kongresi tarafından görüşülmüş bile değil ve Ortadoğu’da, Amerikan halkının büyük çoğunluğunun şiddetle karşı çıktığı yeni bir kara savaşının başlatılmasının bütün belirtileri var.

ABD müdahalesinin hedefi IŞİD olmadığı gibi, sadece Suriye hükümeti de değildir. Washington, Şam’daki rejim değişikliğini, Ortadoğu üzerinde egemenlik iddiasında bulunma ve Suriye’nin başlıca müttefikleri İran ve Rusya ile her zamankinden kanlı askeri çatışmalara hazırlanma yönündeki daha geniş bir stratejinin parçası olarak amaçlamaktadır.

ABD, Suriye’de kara birlikleri konuşlandırmayı, Rusya sınırlarında 4.000 NATO askerinin görevlendirilmesi planlarının açıklanması ve aynı zamanda, Çin ile bir askeri çatışma tehdidini arttıran Güney Çin Denizi’ndeki kışkırtıcı ABD deniz kuvvetleri operasyonları ile aynı hafta içinde ilan etti.

Ortadoğu’daki savaşlara son verme vaatleriyle seçilen Barack Obama, bütün bölgeyi ve potansiyel olarak tüm dünyayı bir askeri çatışmaya sürüklemekle tehdit eden Amerikan militarizminin eşi görülmemiş bir patlamasına başkanlık etmektedir.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır