World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz

Yazıcıya hazırla

Suriye’deki ABD-Rusya uyuşmazlığı ve savaş tehdidi

Bill Van Auken
4 Ekim 2015
İngilizce’den çeviri (1 Ekim 2015)

Washington’ın savaşçı kınamalarının takip ettiği, Rus savaş uçaklarının Suriye’deki İslamcı milis hedeflerine yönelik hava saldırılarının başlaması, yalnızca bu ülkedeki kıyımı tırmandırma tehlikesi oluşturmamakta; dünyanın en büyük iki nükleer gücü arasında çok daha tehlikeli bir askeri çatışmanın koşullarını da yaratmaktadır.

Hem Obama yönetimi hem de Putin hükümeti, ordularının, daha geniş bir terörle mücadelenin parçası olarak Irak ve Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı savaş açmak üzere Suriye’ye gönderilmiş olduğunu iddia ediyor. Her ikisi de yalan söylüyor.

IŞİD’i üreten Washington, Suriye’ye, ABD emperyalizminin ve onun başlıca bölgesel müttefiklerinin (Suudi Arabistan, Türkiye, Basra Körfezi petrol monarşileri ve İsrail) hedeflerini ilerletmek için müdahale etmiştir. Onlar, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı devirmeyi ve onun yerine kendi çıkarlarına tabi bir kukla rejimi geçirmeyi amaçlıyorlar.

Moskova’nın Suriye’deki esas hedefi, terörü yok etmek değil ama (devlet başkanı olarak Esad olsun ya da olmasın) Esad rejimini iktidarda tutmak ve böylece, Ortadoğu’daki tek müttefikinin ve köprübaşının devamlılığını sağlamaktır. Suriye, Rusya’nın, eski Sovyetler Birliği dışındaki tek donanma limanının bulunduğu yerdir.

Her biri aynı düşmanla savaştığını iddia eden iki büyük yabancı silahlı kuvvetler, gerçekte, taban tabana zıt hedefler uğruna savaşmaktadır. İki düşman gücün çok sayıda savaş uçağı, ABD eyaleti Missouri’den biraz daha büyük bir ülkede askeri operasyonlar gerçekleştiriyor. Onlar arasında silahlı çatışma olasılığı yadsınamaz.

Putin hükümetinin Suriye’ye müdahalesinin nedenleri açıktır. O, Washington’ın Esad’ı devirme harekatında başarıya ulaşması halinde, bunun yalnızca ABD’nin bizzat Rusya’yı kuşatma, zayıflatma ve sonunda parçalama yöneliminin tırmanmasına hizmet edeceğinden korkmaktadır. Çeçenistan’dan ve Kafkasya’nın diğer parçalarından Suriye’ye akan binlerce İslamcı savaşçı, kuşkusuz ABD’nin, Suudi Arabistan’ın, Katar’ın vb.nin desteğiyle, Moskova’ya karşı ayrılıkçı ayaklanmalara önderlik etmek üzere evlerine gönderilecekler. Moskova’nın iki savaş sırasında Çeçen halkını acımasızca bastırması, bu tür bir operasyon için verimli toprak yaratmıştır.

Dahası, Esad rejiminin alaşağı edilmesi, Rus enerji holdinglerinin çıkarlarının altını oyarak, Katar’ın Batı Avrupa piyasasına daha doğrudan erişimini sağlayacak yeni bir doğalgaz boru hattı güzergahının önünü açarken, Washington’ın petrol zengini Ortadoğu’nun tamamı üzerinde ABD hakimiyeti kurma yönelişini ilerletecektir.

Rusya’nın Suriye’deki askeri müdahalesinde savunmacı bir karakter olmakla birlikte, bu, yine de, tümüyle gericidir. Bu müdahale, Suriye halkını savunmaya ya da onunla bağlantılı olarak bizzat Rusya içindeki emekçileri korumaya yönelik değildir. Aksine, o, Putin rejiminin temsil ettiği Rus egemen seçkinlerinin çıkarlarını savunmayı hedeflemektedir.

Sovyetler Birliği’nin dağılması, devlet mülkiyetinin çalınması ve Sovyet işçi sınıfının yoksullaştırılması yoluyla zenginleşmiş olan bu cani oligarklar sınıfı, yapısal olarak, dünya sahnesinde herhangi bir ilerici eylem gerçekleştiremez. O, emperyalizmden gerçek bir bağımsızlığı sürdürmekten aciz, işbirlikçi bir rejimdir.

Moskova’nın müdahalesinin gerici karakteri, Çarşamba günü, onu “kutsal bir savaş” ilan eden Rus Ortodoks Kilisesi tarafından açıkça özetlendi.

Bununla birlikte, Washington’ın Rusya’nın eylemlerine yönelik kınamaları ikiyüzlülüğün ötesindedir. Rusya’nın hava saldırılarının “yangına benzin dökmek” anlamına geldiği suçlamasında bulunan ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, Çarşamba günü, Rusya’yı kınadı.

Yangın, Washington, Suudi monarşisi ve ABD emperyalizminin bölgedeki başlıca müttefiklerini oluşturan diğer gerici petrol şeyhlikleri tarafından çıkarıldı. ABD’nin savaştığını iddia ettiği İslamcı milisler, onların kendi eserleridir; tıpkı Libya’da yaptıkları gibi, Suriye’deki rejim değişikliği savaşında vekil kara birlikleri işlevi görmek üzere silahlandırılmış, finanse edilmiş ve desteklenmişlerdir.

Carter ve diğer ABD’li yetkililer, Rusya’yı, hava saldırılarını IŞİD hedefleriyle sınırlamamakla, bunun yerine Esad rejimine karşı savaşan diğer milisleri vurmakla suçluyorlar. Carter, “Onlar, (IŞİD’in) mevcut olmadığı yerlere saldırdılar.” dedi. Onun garip sözcük seçimi, ABD’nin [oralarda] kimin mevcut olduğuna (El Kaide’nin Suriye’deki şubesi El Nusra Cephesi) ilişkin kaygısını gizlemeyi amaçlıyordu. ABD ordusunun eğittiği, silahlandırdığı ve Suriye içine geri gönderdiği sözde “dikkatle incelenmiş” asiler, defalarca, varışlarından kısa bir süre sonra silahlarını El Nusra Cephesi’ne teslim edip ona katıldılar. “Terörle mücadele”ye bakın.

ABD, ülkeleri birbiri ardına harap eden, küresel ölçekte bitmek bilmez bir savaş politikası sürdürmektedir. Bu gerçek, Taliban’ın Afgan kenti Kunduz’u ele geçirmesiyle ve ABD’nin ilk istilasından 14 yıl sonra, 10.000 dolayında askerinin orada kalmaya devam edeceğinin açıklanmasıyla birlikte, bu hafta, ikna edici bir şekilde ifade edilmiştir.

Bu küresel militarizm politikasının Rusya ile doğrudan bir çatışmaya kadar yayılma olasılığı, gerçek ve günceldir. Pentagon, geçtiğimiz Nisan’da, ABD’nin Suriye’deki angajman kurallarını, ABD destekli “asiler”e saldıran herhangi bir güce karşı askeri harekata izin verecek şekilde değiştirmiş olduğunu ilan etmişti. Bu sırada, Washington’ın müttefikleri, Suudi rejiminin doğrudan askeri müdahale tehdidi ve bu hafta kendi bombardıman harekatına başlamış olan Fransa’nın sadece IŞİD’i değil ama Rusların yanında savaştığı Suriye rejimini de hedefleyeceğini ilan etmesi ile birlikte, benzeri tehditlerde bulundular.

Bu arada, ABD ve NATO, Ukrayna’da geçtiğimiz yıl gerçekleşen Batı destekli darbeden sonra Doğu Avrupa boyunca askeri varlıklarını ve savaş hazırlıklarını çarpıcı biçimde tırmandırdı. Rusya da, ülkenin batı sınırlarındaki kuvvetlerini takviye etmiş durumda.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından çeyrek yüzyıl sonra, nükleer bir savaşı tutuşturacak bir askeri çatışma tehdidi, tarihte hiç olmadığı kadar büyüktür.

Uluslararası işçi sınıfı Suriye’deki katliama ve dünya savaşı tehdidine kendi imkanlarıyla karşı çıkmalıdır. O, Rusya’nın ya da başka herhangi bir kapitalist gücün müdahalesine en ufak bir destek veremez. Gerekli olan şey, Troçki’nin sözleriyle, “savaşın değil, sınıf mücadelesinin haritasını izlemek”tir.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır