World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz

Yazıcıya hazırla

ABD ve Rusya Esad’ın Moskova ziyaretinin ardından Suriye üzerine görüşmeye devam ediyor

Bill Van Auken
24 Ekim 2015
İngilizce’den çeviri (22 Ekim 2015)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Salı günkü Moskova ziyaretinden sonra, Suriye’de üzerinde anlaşılmış bir “siyasi geçiş” aramaya hazır olduğunu gösteren bir dizi diplomatik girişim başlattı.

Esad, ancak Suriye’ye dönüşünden sonra duyurulan gizli bir Moskova uçuşunun ardından, Putin ve diğer üst düzey Rus yetkililer ile görüşmelerde birkaç saat geçirdi. Bu, Suriye devlet başkanının, ülke, CIA ve Washington’ın bölgesel müttefikleri Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye tarafından örgütlenen mezhepsel bir iç savaş girdabına çekilmesinden beri bilinen ilk dış ziyaretiydi.

Esad, Rus medyasında yayınlanan açıklamalarında, Suriye’de “terörizm”in “daha yaygın ve zararlı” hale gelmesini önlemiş olduğunu söyleyerek, 30 Eylül’de başlayan bombardıman harekatı için Rus hükümetini övdü.

Putin, Moskova’nın “mücadelede olumlu bir dinamik” katmasının, “tüm siyasi güçlerin, etnik ve dini grupların katılımıyla, siyasi bir süreç temelinde uzun vadeli bir çözüme ulaşabilecek” bir duruma yol açacağını umduğu yanıtını verdi.

Rus ordusu, Suriye üzerinde 669 savaş görev uçuşu yapmış olduğunu iddia ediyor. Buna ek olarak, Hazar Denizi’ndeki Rus savaş gemileri, ülkedeki hedeflere 26 güdümlü füze fırlattı.

Hava savaşı, Batı Suriye’deki hükümet birliklerinin ABD ve müttefikleri tarafından desteklenen İslamcı milislere karşı bir saldırısıyla koordine ediliyordu. Suriye hükümet güçleri, aynı zamanda, yoğun çatışmaların binlerce insanı evlerinden sürdüğü bildirilen Suriye’nin ikinci büyük kenti Halep çevresindeki “asi” mevzilerine doğru ilerledi.

Putin, yayınlanan açıklamalarında, Rusya’yı Suriye’deki müdahaleye sevk eden kaygılardan birinin, Esad hükümetine karşı savaşan El Kaide bağlantılı İslamcı milislere, “eski Sovyetler Birliği cumhuriyetlerinden en az 4.000 civarında insanın” katılması olduğunu belirtti.

Çeçenistan’daki ve komşu Dağıstan’daki ayrılıkçı hareketleri vahşice bastırmasıyla Kafkasya’daki aşırılıkçılığı körüklemiş olan Rus hükümeti, haklı olarak, CIA tarafından silahlandırılmış ve el altından desteklenmiş bu güçlerin, Moskova’nın, güneyindeki en önemli enerji boru hatlarına ve kaynaklarına erişimini kesecek şekilde, Rusya topraklarını parçalamak amacıyla ülkeye geri gönderileceklerinden korkuyor.

Putin, Esad ile görüşmesinin ardından, El Kaide’nin Suriye şubesi El Nusra Cephesi dahil olmak üzere, Suriye’de savaşan İslamcı milislerin en önemli destekçileri olan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Kralı Salman’a telefon etti.

Yarın, Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov ile ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Türk ve Suudi mevkidaşlarıyla, Suriye’deki krizi tartışmak üzere Viyana’da bir araya gelecek.

ABD ve Rusya, Moskova’daki görüşmeler öncesinde, Suriye’deki bombardıman harekatları konusunda, kontrolden çıkabilecek kasıtsız bir çatışmanın önüne geçmeyi amaçlayan ortak bir “mutabakat protokolü”nde anlaşmışlardı. Anlaşmaya göre, ABD ve Rusya savaş uçakları, aralarında iletişim sağlamak için ortak radyo frekansı kullanacak. Anlaşma ayrıca, iki ülke komutanlarını bağlayan ayrı bir “kırmızı hat” kuruyor.

Washington, Suriye’de bir “koalisyon”un parçası olarak faaliyet gösterdiğini iddia ederken, Fransa, Kanada, Avustralya, Türkiye, Ürdün, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden savaş uçaklarının çok az sayıda saldırı yürütmesine karşın, IŞİD mevzilerine karşı gerçekleştirilen hava saldırılarının yüzde 90’dan fazlası ABD Hava Kuvvetleri’nin eseridir.

Rus yetkililer, istihbarat ve bilgi paylaşımı dahil daha yakın işbirliği önermiş olduklarını ancak bunun Washington tarafından reddedildiğini söylediler. Pentagon Basın Sözcüsü Peter Cook, Rus müdahalesi hakkında, “Biz, onların yaptıklarına katılmıyoruz” dedi ve ekledi: “Bu değişmiş değil. Biz, Suriye üzerindeki hava personelimizin güvenliğini sağlamak ve arttırmak için, sınırlı bir temelde anlaşabiliriz.”

Washington, Putin hükümetini, hava saldırılarını IŞİD’e değil, ama Esad hükümeti karşıtı “IŞİD dışı” güçlere yönlendirmekle suçladı. ABD’li yetkililer, bazen “ılımlılar” olarak adlandırdıkları bu güçleri asla tanımlamıyor. Bununla birlikte, Suriye hükümetine karşı savaşan El Nusra ve diğer El Kaide bağlantılı milislerden oluşan başlıca “IŞİD dışı” güçler, Washington ve müttefikleri ile örtülü bir ittifak içindeler.

Rusya Savunma Bakanlığı, ABD’nin suçlamalarına, kendi suçlamasıyla cevap verdi. Bakanlık, Suriye’deki Rus silahlı kuvvetlerinin, “o ülkenin yetkili makamlarının meşru talebi üzerine faaliyet gösterdiğini”; Washington’ın ise kendi müdahalesini “Şam’ın izni olmaksızın ve konuyla ilgili herhangi bir BM Güvenlik Konseyi kararının yokluğunda” gerçekleştirmekte olduğunu ve bunun “uluslararası hukukun ihlalini yansıttığını” söyledi.

Hava operasyonları üzerine protokole rağmen, Suriye’deki askeri eylemler, tam da Washington ve Moskova taban tabana zıt hedefler peşinde koştukları için, iki nükleer silahlı güç arasında silahlı bir çatışma tehdidini arttırmaktadır.

ABD, “terörizm” ile mücadele örtüsü altında, rejim değişikliği gerçekleştirmek ve Şam’da Washington’ın Ortadoğu genelinde hegemonya yönelişini kolaylaştıracak uysal bir kukla rejim kurmak istiyor. Diğer taraftan, Rusya, Ortadoğu’daki tek Arap müttefikini iktidarda tutmayı ve eski SSCB dışındaki yegane askeri üssünü, Suriye’nin Akdeniz’deki Tartus limanında bulunan deniz kuvvetleri üssünü korumayı amaçlıyor.

Hiç kuşku yok ki Putin ve onun temsil ettiği Rus oligarşisi, bölgedeki Rus çıkarlarına yönelik birkaç garanti karşılığında Esad’ın görevden alındığını görmeye razı olacaktır. Esad’ın, onun görevden alınmasını kapsayacak bir siyasi geçişin parçası olarak altı ay kadar bir dönem için iktidarda kalabileceğini belirten ABD, son haftalarda kendi tutumunu değiştirmiş durumda.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır