World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2015/sep2015/spai-s20.shtml

Barselona: Katalonya ulusal gününde bağımsızlık yanlısı kitlesel gösteri

Alejandro López
20 Eylül 2015
İngilizce’den çeviri (15 Eylül 2015)

Geçtiğimiz Cuma günü, 1,4 milyon insan, Katalonya’nın ulusal gününde Barselona’da gösteri yaptı. Yürüyüş, 27 Eylül bölgesel seçimleri öncesinde bağımsızlık yanlısı hareketi desteklemeye yönelik, bir hayli tanıtımı yapılmış bir etkinlikti.

Katalan başbakan Artur Mas, seçimlerin bağımsızlık üzerine bir halkoylaması olacağını ilan etti. En son anketler, bağımsızlık yanlısı partilerin [parlamentoda] bir hükümet kurmaya yetecek sayıda sandalye elde edebileceğini gösteriyor.

Yürüyüş, yönetimdeki Convérgencia Democrática de Catalunya’nın (UDC) ve sözde “sol cumhuriyetçi” Esquerra Republicana de Catalunya’nın (ERC) bir koalisyonu olan “Evet İçin Birlikte”nin (Junts pel Sí) tam desteğiyle, Katalonya Ulusal Meclisi (ANC) tarafından üç yıldır örgütleniyor. Yürüyüşü, bağımsızlık yanlısı sahte sol parti Candidatures d’unitat Popular da (CUP) destekledi.

Özel sektöre ait Katalan medyası ve başlıca kamu televizyonu TV3, haftalarca, aralıksız olarak gösteri için kampanya yürüttü. TV3, gün boyu, etkinliği canlı olarak yayınladı. Katalan Cumhuriyeti’ne giden yolu simgeleyen dev bir sarı ok, birçoğu bağımsızlık bayrağı sallayan yüz binlerce insanın beklediği Meridiana Caddesi boyunca dolaştırıldı.

Yürüyüş, “bağımsız bir Katalonya’nın en önemli 10 değerini ifade eden”, 10 farklı renge bölünmüştü ve bunu ilerici bir girişim olarak betimlemeyi amaçlıyordu: demokrasi, bölgesel denge, dayanışma, dünyaya açıklık, çeşitlilik, sürdürülebilirlik, eşitlik, refah ve sosyal adalet, yenilik, kültür ve eğitim. Etkinlik, ANC’nin ve Katalan hükümeti tarafından finanse edilen bir örgüt olan Òmnium Cultural’ın başkanlarının konuşmalarıyla sona erdi. En son, tüm Meridiana, Katalonya’nın ulusal marşını söyledi.

ANC ve Òmnium Cultural, “karar verme hakkı” üzerine tüm konuşmalarının ardında, bölgeyi yöneten ve kemer sıkmanın tüm yükünü kendi işçi sınıfına dayatan milliyetçilerin sağcı politikalarıyla ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. Bağımsız bir Katalonya’nın “en önemli değerleri”ne karşın, gerçek şu ki, ERC tarafından desteklenen, Mas yönetimindeki bölgesel hükümet, 2011’den beri geniş çaplı kesintiler uygulamıştır. Eğitim, sağlık hizmetleri ve diğer sosyal harcamalar için ayrılan kaynak, yüzde 20 ya da daha fazla kesilmiştir.

İspanya’nın en zengin bölgelerinden birinde, yoksullukta devasa bir büyüme söz konusu. Son dönemde yayımlanan bir çalışmaya göre, nüfusun yaklaşık yüzde 30’unu oluşturan 2,2 milyon Katalan yoksulluk içinde yaşıyor ve halkın yüzde 57’si geçimini zar zor sağlıyor.

Bu patlayıcı toplumsal koşullar altında, Katalan burjuvazisi içindeki ayrılık yanlısı hizipler, Katalonya’daki işçi sınıfının, İspanya çapındaki sınıf kardeşleriyle birleşik bir mücadelesini önlemek amacıyla milliyetçiliği teşvik ediyorlar. Gerçekte, bir Katalan Cumhuriyeti, bankaların ve ulus-ötesi şirketlerin çıkarına, düşük vergili bir ucuz emek platformu işlevi görecektir. O, Yunan halkını yoksullaştıran ve ülkeyi bir yarı-sömürgeye dönüştüren Avrupa Birliği’ne ayrı üyelik için başvuracak ve NATO’ya da katılmak için müracaatta bulunacaktır.

Katalan burjuvazisi, ayrılıkçı projeyi, sahte sol olmaksızın yürütemezdi. Onlar, İspanya’nın parçalanmasını daha iyi refah koşulu edinmenin bir aracı gibi göstererek, Katalan milliyetçiliğine ilerici bir kılıf sağlamaya çalıştılar. Onlar, ANC ve Òmnium Cultural gibi sağcı örgütleri ve onların “dayanışma”, “refah”, “eşitlik” ve “sosyal adalet” gibi sözde “en önemli değerler”ini meşrulaştırdılar. Onlar, bu süreçte, her şeyin işçi sınıfının burjuvazinin tüm hiziplerine karşı birleşik bir mücadele vermesine bağlı olduğu bir zamanda işçi sınıfını bölüyorlar.

CUP, tüm solcu söylemine karşın, “Evet İçin Birlikte” koalisyonuna katılma konusundaki tereddüdünün asıl olarak tek taraflı bir bağımsızlık ilanının zamanlaması ile ilgili olduğunu açıkladı. CUP, “Evet İçin Birlikte” tarafından yapılan 18 ay önerisine karşılık, [bağımsızlığın] üç ile altı ay içinde ilan edilmesini istiyor.

Podemos’un Katalan grubu Podem’i, Katalonya Yeşiller Girişimi’ni (ICV) ve Stalinistlerin önderliğindeki Birleşik ve Alternatif Sol’u (EUİA) içeren “Katalonya Evet Yapabiliriz” koalisyonu, bağımsızlık üzerine genel odaklanma ile aralarına mesafe koydu. Podemos, bağımsızlık üzerine bir referandumu destekliyor ama partinin önderi Pablo Iglesias, bir referandumdaki oylamanın İspanya’nın birliği lehinde olması umudunu dile getirdi.

Podemos, kemer sıkmaya karşı olduğunu iddia etmeye çalışıyor fakat o, İspanyol kapitalizminin kararlı bir savunucusudur. Podemos, Yunan işçi sınıfına yönelik 13 milyar avroluk kesintileri dayatan Alexis Tsipras’ın Syriza hükümetine tam destek verdi. Dahası, onun programı ve açıklamaları, Yunanistan’daki kardeş partisi tarafından resmen onaylanmış ve ardından ihanet edilmiş olan programının ve açıklamalarının sağındadır.

İşçi sınıfı, İspanya’nın Katalonya’ya baskısının başlangıcı olarak, yanlış bir anlatı içinde, milliyetçilerin ortaya çıktığı tarihi 1714’te aramamalıdır. Gerçekte, o yıl, İspanya Kralı olarak II. Charles’ın yerine kimin geçeceği üzerine Avrupalı güçler arasında yaşanan savaşın sonuna işaret ediyordu. İspanya kralı V. Philip, Katalonyanın bağımsızlığı uğruna değil ama Avusturya Arşidükü Charles’ın Habsburg hanedanının İspanyol tahtındaki hak iddiası için savaşan Aragon Krallığı’nın (Aragon, Valensiya ve Katalonya) ordusunu yenilgiye uğratmıştı.

İşçi sınıfı, bunun yerine, kendi tarihinin acı derslerini öğrenmelidir. İspanya, “Bolşevik üç yıl” olarak bilinen 1918-1920 yılları arasında, hükümeti iş gününü sekiz saatle sınırlayan ilk yasayı çıkarmaya zorlamış olan bir genel greve yol açan Rus Devrimi’nden etkilenmiş kitlesel mücadelelere tanık olmuştu. PSOE, 1923’te İspanya Komünist Partisi’nin (PCE) kurulmasına yol açacak şekilde bölündü.

1936’da, işçi sınıfı, General Francisco Franco’nun bir toplumsal devrimi tetikleyen askeri darbesine karşı ayaklandı. Ancak, anarko-sendikalist Ulusal İşçi Konfederasyonu (CNT) ve Andres Nin’in önderliğindeki merkezci İşçilerin Marksist Birliği Partisi (POUM), ikili iktidar durumunu tersine döndürmeyi amaçlayan Halk Cephesi hükümetine teslim oldu. Onlar, hükümet güçlerinin Barselona’yı işgal etmesine ve kolektifleştirilmiş çiftlikleri ve fabrikaları burjuvaziye iade etmesine izin vererek, Mayıs 1937’deki işçi ayaklanmasına ihanet ettiler.

Bu büyük olayların tamamında, bu yönetimler Katalan kurumlarını bastırırken, ayrılıkçılara zulmederken ve Katalan dilini yasaklarken bile işçi sınıfı iktidarına karşı askeri diktatörlüğü tercih eden Katalan egemen seçkinleri, işçi sınıfını ezdiler. İşçi sınıfını savunduklarını iddia eden, Stalinist, sosyal demokrat, anarko-sendikalist ya da merkezci tüm siyasi eğilimler, bu olaylarda canice bir rol oynadılar.

İhtiyaç duyulan şey, işçi sınıfının, milliyetçiliğin tüm biçimlerinden siyasi bağımsızlığı üzerine kurulu bir siyasi perspektif ve önderliktir. İşçi sınıfının kendi partisine ihtiyacı var ve bu, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin önderliği ve onun sosyalizm ve enternasyonalizm programı altında Dördüncü Enternasyonal’in İspanya şubesinin inşası anlamına gelmektedir.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır