World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz

Yazıcıya hazırla

Tartışmalı Dağlık Karabağ bölgesi üzerinden Azerbaycan-Ermenistan çatışması patlak verdi

Kumaran Ira
7 Nisan 2016
İngilizce’den çeviri (4 Nisan 2016)

Hafta sonu, Azeri ve Ermeni güçleri arasında, Güney Kafkasya’da, Azerbaycan’ın güneydoğusuna, Ermenistan’ın doğusuna bitişik, tartışmalı biçimde ayrılmış Dağlık Karabağ bölgesi üzerine şiddetli çatışmalar patlak verdi. Haberlere göre, çatışmalar, toplam 30 askerin ölümüne ve sivil kayıplara yol açtı.

Her iki ülke de çatışma nedeniyle birbirini suçlarken, onun nasıl başladığı belirsizliğini koruyor. Azerbaycan, Cumartesi günü, çatışmada 12 Azeri askerinin öldürüldüğünü ve bir Mi-24 helikopterinin vurularak düşürüldüğünü söyledi. Ermenistan hükümetine göre ise 18 askeri öldürülmüş, 35 kişi yaralanmış.

Ermenistan, Azerbaycan’ı, Cuma gecesi “Karabağ cephe hattı boyunca tankları, topçuları ve helikopterleri kullanarak kapsamlı bir saldırı” gerçekleştirmekle suçladı. Azerbaycan, kendi payına, “yüksek kalibreli topların ve bomba atarların” ateşi altında kaldıktan sonra misilleme yapmış olduğunu söyledi.

Çatışma, Ermenistan’ın başlıca destekleyicisi Rusya ile Azerbaycan’ın müttefiki Türkiye ve Türkiye’nin arkasındaki tüm NATO ittifakı arasında kapsamlı bir savaşa dönüşme tehdidi yaratıyor. Türkiye, Türkçe konuşan Azerilerin etnik çoğunluk olduğu Azerbaycan’ı desteklerken, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkiler, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1915’teki Ermeni katliamı nedeniyle özellikle kaygı verici.

Bu bağlamda, Amerikan basınında yer alan haberlerde çatışmanın sorumluluğunun Azeri tarafına yüklenmiş olması önemlidir. Wall Street Journal, “Cuma geç saatlerde, Azeri güçleri, Azerbaycan sınırları içinde bulunan ve 1994’teki ateşkes ile sona eren altı yıllık savaş sırasında Ermenistan tarafından ele geçirilmiş olan Ermeni ağırlıklı Dağlık Karabağ’da mevziler ele geçirme girişimi başlattı.” diye yazdı.

Azeri yetkililer, çatışmaya yönelik diplomatik bir çözümden çok askeri bir çözüm istediklerini belirttiler. Azerbaycan’ın Rusya büyükelçisi Polad Bulbuloglu, devlete ait Russia Today’e şunları söyledi: “Bu çatışmaya barışçıl bir çözüm yönündeki girişimler 22 yıldır sürüyor. Daha ne kadar sürecek? Soruna barışçıl bir çözüm için hazırız. Ancak barışçıl biçimde çözülmüyorsa o zaman askeri araçlarla çözeceğiz.”

Pazar günü, her ne kadar Azerbaycan Ermeni güçleri ile çatışmada tek taraflı bir ateşkes ilan etse de, çatışmanın devam ettiğini ve müdahale etmeye hazırlandığını belirten Ermenistan, Bakü’nün iddiasının geçersizliğini duyurdu.

Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev, “Ermenistan uluslararası hukukun tüm kurallarını ihlal etmiştir. Biz, ilkesel tutumumuzdan vazgeçmeyeceğiz. Ama aynı zamanda ateşkese uyacağız ve ardından, çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye çalışacağız.” dedi.

Ermenistan Savunma Bakanlığı sözcüsü Artsrun Hovhannisyan, “Azerbaycan tarafının açıklaması bir istihbarat tuzağıdır ve tek taraflı ateşkes anlamına gelmemektedir.” dedi. Savunma Bakanı Yardımcısı David Tonoyan, Ermenistan’ın, gerektiğinde Dağlık Karabağ güçlerine “doğrudan askeri yardım” sağlamaya hazır olduğunu söyledi.

İki ülke arasındaki tartışmalı bölge üzerine yaşanan çatışma, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki savaşı sona erdiren ve Rusya’nın aracı olduğu 1994’teki ateşkesten beri yaşanan en yoğun çatışmadır.

Azerbaycan’ın dağlık bölgesinde bulunan ve çoğunluğu Ermeni olan Dağlık Karabağ, 1991’de bağımsızlık ilan etmişti. Dağlık Karabağ üzerine çatışma, Azerbaycan ile Ermenistan’ın henüz Sovyetler Birliği’nin parçası olduğu 1988’de başlamış ve Stalinist bürokrasinin Sovyetler Birliği’ni 1991’de dağıtmasının ardından, 1990’ların başında, topyekün bir savaşa dönüşmüştü. Azeri birlikleri ile Ermeni ayrılıkçıları arasındaki savaş, 1994 ateşkesine kadar 30.000 dolayında insanın ölümüne yol açtı.

Bugünkü çatışma, ABD’nin ve Avrupa’nın bölgedeki müdahalesi nedeniyle NATO ile Rusya arasında tırmanan gerilimlerin ortasında gerçekleşiyor. NATO güçleri, Şubat 2014’te, Ukrayna’daki Rusya yanlısı devlet başkanı Viktor Yabukoviç’i devirmek için faşistlerin öncülüğünde bir darbe düzenlemişti. NATO güçleri, darbeden bu yana, Rusya’yı yarı sömürge konumuna getirme yönündeki bir planın parçası olarak, Doğu Avrupa’da Rusya’ya karşı askeri yığınağı büyük çapta arttırmış durumda.

Rusya ile NATO güçleri, ayrıca Suriye üzerine de çatıştılar: Rusya, Devlet Başkanı Beşar Esad rejimini desteklerken, ABD ve AB, Esad’ı devirmek için, IŞİD dahil El Kaide bağlantılı çeşitli İslamcı güçleri destekleyerek bir vekil savaşını canlandırdı. Suriyeli müttefikini kaybetmesinin kendi küresel etkisinin altını oyabileceğinden ve Washington’ın bizzat Rusya içinde İslamcı istikrarsızlaştırma operasyonlarını tırmandırmasını teşvik edeceğinden korkan Kremlin oligarşisinin geçtiğimiz yıl Esad’ı desteklemek için kendi gerici askeri müdahalesine girişmesinin ardından, Türkiye, Kasım ayında, Suriye’de bir Rus savaş uçağını vurup düşürmüştü.

NATO güçlerinin bu tür pervasız eylemleri, bölgedeki çatışmaları aşırı hassas hale getirmiş ve Dağlık Karabağ’daki gibi çatışmaların korkunç bir topyekün savaşa dönüşmesi tehdidi yaratmış durumda.

Christian Science Monitor, ABD Dışişleri Bakanlığı’nda ABD-Rusya ilişkileri üzerine eski bir danışman olan, şimdi ise Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nin müdür yardımcılığını yapan Jeffrey Mankoff’un söylediklerini aktardı. Mankoff, “Rusya sadece barış istemiyor ama daha çok, her iki ülke üzerindeki bölgesel etkisini en üst seviyeye çıkaracak bir düzenleme arıyor. Eğer bir anlaşma söz konusu olacaksa, o, Rusya’nın şartlarına göre olacak.” dedi.

Mankoff, devamında, “Rusya çatışma istemiyor, çünkü her iki ülke üzerindeki etkisini arttırmaya çalışıyor. Eğer onlar bunu çatışmayı çözüme kavuşturma yoluyla yapabilirlerse, o zaman bu bir seçenek, fakat başarısızlık durumunda, Rusya mevcut durumdan oldukça yarar görür.” diyordu.

Mankoff, Rusya’nın, Türkiye’yi Ermenistan’a karşı savaşmaktan caydırmak amacıyla, bunun Rusya ile bir savaşa dönüşeceği tehdidiyle, Ermenistan’da 5.000 asker bulundurduğunu belirtti ve ekledi: “Rus birliklerinin asıl rolü, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki çatışmanın ciddi bir şekilde yeniden başlaması durumunda, Türkiye’nin müdahalesini engellemektir.”

Dağlık Karabağ krizinin doğurduğu savaş tehlikesi, SSCB’nin dağılmasının felaket getiren jeopolitik sonuçlarını ve Rusya dahil olmak üzere tüm eski Sovyet cumhuriyetlerinde egemen olan milliyetçi politikaların gerici karakterini göstermektedir. Bu, patlayıcı etnik çatışmaların ve bölge genelinde emperyalist entrikaların ortaya çıkmasına zemin oluşturmuştur.

ABD Dışişleri Bakanlığı, bir açıklamasında, “Biz, tarafları, itidal göstermeye, daha fazla tırmanmayı önlemeye ve ateşkese sıkı sıkıya uymaya çağırıyoruz. Anlaşmazlığa askeri bir çözüm olmadığını tekrarlıyoruz.” diye belirtti. Açıklama, ayrıca, “siviller dahil çok sayıda kayıpla sonuçlandığı bildirilen büyük çapta ateşkes ihlallerini şiddetle” kınadı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk hükümeti, son çatışma ile ilgili olarak Ermenistan’ı kınadı ve saldırgan bir tutum takındı. Azerbaycan’ı “sonuna kadar” destekleyeceğini ilan eden Erdoğan, “Dualarımızı yaptık. İnşallah bu çatışmalarda Azeri kardeşlerimiz en az orada kayıp vermek suretiyle bu işi başarırlar.” dedi.

Erdoğan, ayrıca, Dağlık Karabağ çatışmasına bir çözüm sağlamaktaki başarısızlığı nedeniyle Minsk Grubu’nu (Fransa, Rusya ve ABD) suçladı. Erdoğan, ABD Maryland’da bir Türk Amerikan Kültür ve Medeniyet Merkezi (Amerika Diyanet Merkezi) açılış töreni sırasında, “Eğer Minsk Üçlüsü burada adil bir şekilde, kararlı bir şekilde yürüyüp netice alacağı adımları atmış olsaydı bugünlere gelmemiş oldurduk.” diye konuştu.

Rusya ve İran, kendi adlarına, Azerbaycan ile Ermenistan’ı derhal ateşi kesmeye çağırdılar. Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, “Devlet Başkanı Putin, tarafları, acil bir ateşkese uymaya ve daha fazla kaybı önlemek amacıyla itidal göstermeye çağırıyor.” dedi.

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hossein Jaberi Ansari, “Biz, her iki kuzey komşumuzu itidale ve durumu daha da zorlaştırabilecek bir eylemden kaçınmaya davet ediyoruz.” diye konuştu.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır