World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/apr2016/yeme-a05.shtml

ABD destekli savaşın birinci yılı

Yemen nüfusunun ezici çoğunluğu güvenilir yiyecek, su ve sağlık hizmetinden yoksun

Thomas Gaist
5 Nisan 2016
İngilizce’den çeviri (26 Mart 2016)

2015 Martında Yemen’e karşı başlatılan “Kararlılık Fırtınası Operasyonu” adlı ABD destekli Suudi savaşı ikinci yılına girerken Yemen halkının yüzde 80’ininden fazlası korkunç bir insanlık felaketiyle karşı karşıya.

Yemen’in 22 bölgesinin yarısı açlık koşulları ile karşı karşıya. Yaklaşık 20 milyon Yemenli, gıda, su ve sağlık hizmetleri dahil en temel maddelere ve hizmetlere güvenli bir şekilde erişimden yoksun. BM’nin son istatistiklerine göre, Suudilerin önderliğindeki harekat boyunca, 2,5 milyondan fazla kişi yerinden edilmiş, 6.400 kişi öldürülmüş ve 30.000 kişi yaralanmış durumda.

Fonlardaki büyük eksikliklerin sonucu olarak yardım örgütleri gıda kumanyalarını yüzde 75 dolayında azalttılar. “Uluslararası toplum”, BM’nin talep ettiği 1,8 milyar dolar tutarındaki yardımın sadece yüzde 12’sini karşıladı.

Bir yıllık Suudi savaşı, ABD ve Avrupalı güçlerin Irak ve Libya’da işledikleri ile kolaylıkla karşılaştırılabilir bir toplumsal yıkım yaratarak, bir bütün olarak Yemen halkını ve sosyal altyapısının hedef aldı. ABD destekli Suudi güçleri savaş süresince düzenli olarak sivil bölgeleri hedeflediler. BM’nin Ocak ayı raporu, sivil hedeflerin bombalanmasının “yaygın ve sistematik” olduğunu tespit etti.

BM heyetine göre, Suudi uçaklar, uluslararası hukuku ihlali edecek şekilde sivil hedeflere yönelik en az 119 bombalama görevi yürüttü. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeid Ra’ad El Hüseyin’e göre, sadece geçtiğimiz birkaç hafta içinde Suudi saldırıları 150’den fazla sivili öldürdü. İnsan Hakları İzleme Örgütü ve BM, Suudi güçlerince sivil bölgelere yönelik parça tesirli bomba kullanımına ilişkin birden fazla hukuka aykırı olayı ayrı ayrı belgeledi.

Bu kanlı saldırının sonucu olarak, 2 milyona yakın Yemenli çocuk eğitime erişim imkanını kaybetti ve 600’den fazla tıbbi tesis sağlık hizmetlerine son verdi.

Bu katliam ve yıkıma karşın, ABD destekli Suudi koalisyon, bütünüyle gerici olan Abd Rabbuh Mansur Hadi hükümetini yeniden kurma amacına ulaşmada başarısız oldu. Gizlice yürütülen bir “demokratik geçiş” yoluyla dayatılan bir ABD-Suudi kuklası olan Hadi, 2011’de Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı sallayan kitle mücadelelerinin ortasında, ülkeyi istikrarda tutabilmek adına iktidara getirilmişti.

Bu katliam ve yıkıma karşın, ABD destekli Suudi koalisyon, bütünüyle gerici olan Abd Rabbuh Mansur Hadi hükümetini yeniden kurma amacına ulaşmada başarısız oldu. Gizlice yürütülen bir “demokratik geçiş” yoluyla dayatılan bir ABD-Suudi kuklası olan Hadi, 2011’de Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı sallayan kitle mücadelelerinin ortasında, ülkeyi istikrarda tutabilmek adına bizzat iktidara getirilmişti.

Yemen’e yönelik bu şiddetin vahşiliği, ülkenin muazzam jeopolitik öneminin bir ifadesidir. Hadi’nin mezhepçi Husi milis gücü tarafından devrilmesi, yoksulluğuna rağmen ABD emperyalizminin dünya stratejisi için gerekli olan bir ülkede, ABD-Suudi kontrolünü kırma tehdidi yarattı.

Yemen’in kıyı şeridi, Hint Okyanusu ile Kızıldeniz arasındaki günlük 3,2 milyon varil petrolün geçişine olanak sağlayan Bab-ül Mendep boğazlarına bakıyor. Boğaz, küresel olarak son derece kritik ticari geçitler arasında yer alıyor ve Çin ekonomisini kuşatma ve bastırma planları dahil, Washington’ın, Çin’e karşı savaş planları için merkezi bir konumda.

Çin’in Deniz İpek Yolu ticaret koridoru, Avrupa piyasalarına ulaşan tek deniz yolu olarak bu boğaza dayanıyor. Bu, Pekin’in ilk deniz üssünün, bu kritik deniz yolunun tam karşısındaki Cibuti’de konumlanması gerçeğini açıklıyor. Çin önderliği, Ocak ayında Cibuti ile ülkenin Çin şirketleri için merkez haline gelmesini amaçlayan bir sözleşme imzaladı.

Çin, 2015 yılı Nisan ayı başlarında, Suudi savaşının başlamasından sadece günler sonra, Yemen’e ilk deniz devriyesini sevk etti. Mayıs 2015’te, komşu Aden Körfezine 800 askeri kapsayan bir Çin hava filosu konuşlandırıldı.

Suudi destekli savaş, neredeyse tüm bölgeyi, topyekün bir savaşın eşiğine getirdi. Riyad, yeni İran karşıtı askeri ittifakının merkezini toparlamak ve Suriye’deki, Irak’taki ve en nihayetinde bizzat İran’a karşı genişletilmiş operasyonları hazırlamak için bu savaşı kullandı.

Rejim, geçtiğimiz ay, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Umman, Ürdün, Senegal, Sudan, Maldiv Adaları, Fas, Pakistan, Çad, Tunus, Komor Adaları, Cibuti, Malezya, Mısır, Moritanya ve Mauritius ordularından gelen yüz binlerce asker ve ABD silah tedarikçilerinden satın alınan ileri düzey tam teçhizat silah sistemleri dahil olmak üzere, “Kuzey Fırtınası Operasyonu” kod adıyla, bugüne kadarki en büyük savaş tatbikatlarını başlattı.

Yemen’in imhasında en büyük sorumluluğu, ABD emperyalizmi taşımaktadır. ABD uçakları, savaşın ilk günlerinden beri Suudi koalisyonun bombardıman uçuşlarını desteklemek için havada yakıt ikmali sağlıyor ve ABD askeri ve istihbarat görevlileri, Suudi başkentinde ortak planlama merkezinden hedef seçimi ve strateji üzerine Suudi mevkidaşlarına tavsiyelerde bulunuyor. Yemen’de sürmekte olan katliam, ABD egemen sınıfının, tüm gezegeni kontrol etme çabalarında kullanmaya hazırlandığı barbarlığın hiçbir sınırı olmadığını oldukça açık bir şekilde göstermektedir.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır