World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/aug2016/mosu-a13.shtml

ABD ordusu Suriye’de ve Irak’ta yeni saldırılara hazırlanıyor

Peter Symonds
13 Ağustos 2016
İngilizce’den çeviri (12 Ağustos 2016)

Amerika Birleşik Devletleri, Doğu Avrupa’da Rusya ve Asya’da Çin ile gerilimler artarken, Libya’da yeni bir savaş başlatmış durumda ve Ortadoğu’da, sözde Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı savaşı büyük ölçüde tırmandırmaya hazırlanıyor.

ABD Hava Kuvvetleri’nden Korgeneral Jeffrey Harrigan, dün (11 Ağustos) USA Today gazetesine verdiği bir röportajda, ABD önderliğindeki koalisyonun IŞİD’in elinde tuttuğu iki kente (Kuzey Irak’ta Musul ve Suriye’de Rakka) eşgüdümlü bir saldırı planladığını doğruladı. O, “Eğer eşzamanlı operasyonlar yapabilir ve Musul işi ile Rakka işini aynı zamanda gerçekleştirebilirsek, [IŞİD’in] karşı karşıya kalacağı sorunu düşünün.” dedi.

Kısa süre önce Ortadoğu’daki hava harekatlarının komutasını üstlenmiş olan Harrigan, koalisyona bağlı savaş uçaklarının, son aylarda, her iki kentteki hedefleri vurduğunu söyledi. Irak’taki ve Suriye’deki IŞİD karşıtı kara güçlerinin arttırıldığına değinen Harrigan, “Ekip, eşzamanlı operasyonu gerçekleştirmeye çalışmak ve gerçekleştirmek için kuvvet hazırlama üzerine yoğunlaşmış durumda; çünkü bunda büyük yarar görüyoruz” dedi.

USA Today, ABD birliklerinin Suriye’de zaten kapsamlı şekilde faaliyet gösterdiğini belirtti: “ABD Özel Harekat Kuvvetleri, Suriyeli asi grupları belirlemeye ve onları İslam Devleti [IŞİD] ile boy ölçüşebilecek bir güç haline getirmek için örgütlemeye yardımcı oluyor. Bu güç şimdi 30.000 dolayında ve beklenmedik şekilde, özellikle kuzeydeki Menbic kenti çevresinde, bazı ilk başarılar elde etmiş durumda.”

Irak’ta, ülkenin ikinci büyük kenti olan ve kitlesel göçe rağmen hala bir milyon dolayında insanın yaşadığı Musul’un ABD önderliğinde yeniden ele geçirilmesine yönelik hazırlıklar aylardır devam ediyor. Irak hükümet güçleri, geçtiğimiz ay, Musul’un 60 kilometre güneyinde bulunan Qayyarah hava üssünü ele geçirmişti. Üs, yaklaşan saldırı için önemli bir harekat merkezine dönüştürülüyor.

ABD, onarımlar yapmak, aynı zamanda, Musul çevresindeki köyleri ve kasabaları ele geçirmeye başlamış olan Irak kara birliklerine askeri danışmanlık, lojistik, iletişim ve istihbarat sağlamak için 400 dolayında asker gönderdi. Hava üssünün pistleri yenileniyor; ABD ve Irak savaş uçakları ile helikopterlerinin yanı sıra büyük askeri nakliye uçaklarının inmesini mümkün kılacak şekilde genişletiliyor.

Musul saldırısına hazırlanan IŞİD karşıtı güçler, Kürt peşmerge milislerinden, Irak ordu birliklerinden ve Şiilerin baskın olduğu, Felluce savaşı sırasında Sünni sivillere yönelik vahşetle adı çıkmış olan Halk Seferberlik Güçleri’nden oluşan istikrarsız bir koalisyon. Musul’un yeniden ele geçirilmesinin hemen ardından olası mezhepsel çatışmaların ve insan hakları ihlallerinin yaşanacağına ilişkin kaygılar, şimdiden artıyor.

ABD’nin Suriye ile Irak’taki başkomutanı Korgeneral Sean MacFarland, bu hafta şu açıklamayı yaptı: “Musul’u elimizden geldiğince hızlı bir şekilde geri almaya çalışacağız. Kentin bir milyonluk nüfusu baskı altında ve berbat koşullarda yaşıyor… Qayyarah çevresindeki Irak güvenlik güçleri, şimdi, bu süreci başlatacak bir konumda ve biz, bunu olabildiğince hızlandırmak için elimizden geleni yapacağız. Ancak bunun için kesin bir zaman veremem.”

Yerini bir başkasına bırakacak olan MacFarland, IŞİD’in Irak’taki topraklarını yarıdan fazla azaltan ABD’nin IŞİD’e karşı savaşı kazanıyor olduğunu açıkladı. “Bu her ne kadar bir başarı ölçütü olmasa da, doğrulanması zor da olsa, geçtiğimiz 11 ay boyunca 25.000 dolayında düşman unsuru öldürdüğümüzü tahmin ediyoruz.” O, çatışmalarda ya da ABD hava saldırılarında öldürülen sivillerin sayısına ilişkin hiç bir tahminde bulunmadı.

ABD askeri güçlerinin yalnızca uzaktan ve belirli yerlerden “danışman ve yardımcı” rol oynadığını belirten general, aynı zamanda, onların rolünü olduğundan küçük gösterdi. Bununla birlikte, ABD birliklerinin cephe hattına sürekli daha fazla dahil olduğu ortada.

Washington Post, geçtiğimiz hafta yayımladığı bir makalede şunları belirtmişti: “ABD Özel Harekat güçleri, geri düzeydeki seçkin terörizm karşıtı birliklere ve Kürt peşmerge güçlerine danışmanlık yaparken, Qayyarah özel görevi, ABD güçlerinin, 2014’ten bu yana ilk kez, Irak ordu birliklerine alanda danışmanlık yaptığına işaret ediyor.”

Küçük bir Amerikalı istihkamcıları grubu, 20 Temmuz günü, Dicle Irmağı üzerinde, Qayyarah kasabasının güneydoğusuna geçici bir köprü inşa etme görevine danışmanlık yapmak üzere Iraklı askerlere eşlik etti. Washington Post’a göre, ABD askerleri, “savaş alanına sınırlı biçimde açık olan sınırlı özel görev” (“Amerikalı komutanların Musul harekatında ABD güçleri için planladığı sınırlı rol” için bir örnek) olarak tanımlanan şey için alanda birkaç saat geçirmiş.

ABD’li generaller, açıkça, savaş alanındaki Amerikan ölümlerinin ülkede savaş karşıtı duyarlılığı körükleyeceğinden kaygılanıyorlar ama ABD birliklerini cephe hattına yerleştirmeyi gözardı etmiyorlar. Gazete, “Özel görüşmelerde Irak konuşlandırmalarında daha önce yaşanan kayıplarına gönderme yapan başka üst düzey subaylar çok daha açık konuşuyorlar. Onlar, bu kez, yalnızca tüm özel görevin tehlikeye düşmesi durumunda, Amerikalıları çatışmanın en şiddetli olduğu yerlere yerleştirecekler.” diye yazdı.

Irak ve Suriye’deki saldırıların zamanlamasında, aynı zamanda, siyasi değerlendirmeler de rol oynamaktadır. Hillary Clinton ve Demokratik Parti, giderek artan biçimde, Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump’a, ABD ordusunun başkomutanlığına uygun olmadığı saldırısında bulunuyor. Ortadoğu’daki önemli bir askeri zafer, ne kadar Suriyelinin ya da Iraklının canına mal olursa olsun, Clinton’ı yükseltme potansiyeline sahip.

Bu konu, Washington çevrelerinde açıkça tartışılıyor. Politico web sitesinde 1 Ağustos’ta yayımlanan “Obama’nın Irak’taki ‘Ekim Sürprizi’ne Hazır Olun” başlıklı bir makale, “Bu sonbaharda, tam da seçmenler ulusun bir sonraki başkanının kim olacağına karar verirken, Amerikan halkına Irak’ta ABD önderliğinde askeri bir zafer ikram edilebilir.” düşüncesini ileri sürdü.

Makale, Musul saldırısının zamanlamasının politika ile ilgili olmadığını vurgulayan adını belirtmediği önde gelen bir ABD subayından söz ediyor ama bu olasılığı gözardı etmiyor. Makalede, “Musul geri alınırsa, bu, Cumhuriyetçilerin Obama yönetiminin İslam Devleti’ne acımasızca saldıramadığı iddialarının altını oyarak, hem Barack Obama için siyasi bir zafere işaret edecek hem de onun partisinin seçimlerdeki adayı Hillary Clinton’ın işine yarayacaktır.” deniliyor.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır