World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/aug2016/syri-a13.shtml

Halep savaşı ve ABD savaş propagandasının ikiyüzlülüğü

Bill Van Auken
13 Ağustos 2016
İngilizce’den çeviri (10 Ağustos 2016)

Bu hafta, Başkan Barack Obama’nın Irak’a ve Suriye’ye karşı İslam Devleti (IŞİD) milisleri ile mücadele adına başlattığı en son ABD savaşının ikinci yılına işaret ediyor. Irak’ın Ezidi nüfusuna yönelik tehdidi hatırlatan ve dinsel azınlıkların tehdit altında olmasını “görmezden gelemeyeceğini” vurgulayan Amerikan başkanı, yeni askeri müdahaleyi, yalnızca “terörle küresel mücadele”nin devamı olarak değil ama aynı zamanda insan hakları uğruna bir savaşım olarak sunmuştu.

Bu sözde insani müdahalenin bedeli, giderek daha kanlı oldu. Airwars [Hava Savaşları] gözlem grubunun, yıldönümüne işaret etmek için bu hafta yayımladığı bir rapora göre, “ABD önderliğindeki Koalisyon’un” hava saldırıları (bunların yüzde 95’i ABD savaş uçakları tarafından gerçekleştirildi) sonucunda 4.700’den fazla silahsız sivil can kaybı olduğu bildirilmiş durumda. Bu iki yıl içinde, Amerikan bombalarıyla, Başkan George W. Bush tarafından 2003’te başlatılmış olan Irak savaşında yaşamını yitiren tüm Amerikan askerlerinden daha fazla sayıda masum Iraklı ve Suriyeli erkek, kadın ve çocuk katledildi.

Washington’ın Ortadoğu’daki son savaşına –hem de 11 Eylül 2001’den bu yana geçen 15 yıl içindeki savaşlara– ilişkin yalanlarının ve bahanelerinin tamamı, ABD hükümeti ve medyası “asi” güçlerin Halep’in kontrolü uğruna girişilen savaşta elde ettikleri sözde zaferleri kutlarken, son birkaç gün içinde boşa çıkmış durumda.

“Asi” saldırısını, yıllardır El Kaide’nin Suriye kolunu oluşturan bir örgütün örgütlemiş olması ve ona önderlik etmesi; operasyona, ele geçirilmiş Suriyeli Alevi askerleri katleden Sünni bir radikal mezhepçinin adının verilmesi, onların hiçbirinin düşünmesine yol açmadı. Terörizm ve insan haklarına ilişkin saçmalık konusunda bu kadar yeter!

El Kaide önderliğindeki güçlerin Halep’te elde ettiği askeri kazanımların çapı kesinlikle belli değil. Bununla birlikte, onlar, görünüşe göre, kentin hükümetin kontrolünde olan ve halkın ezici çoğunluğunun yaşadığı batı bölgesini kuşatmayı başarmış durumdalar. “Asiler” hava ve topçu atışlarıyla yüzlerce insanı öldürdüler ve yaraladılar.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı Halep’in doğusundaki cihatçıları bombalayarak insanlığa karşı suç işlemekle suçlayan Washington ve müttefikleri, Batı medyası ve insan hakları grupları, şimdi, emperyalistlerin desteklediği teröristlerin kentin batısında sivilleri öldürmesi karşısında kayıtsızlar.

Batı medyasının kimi kesimleri, “asi” intihar bombacılarının kendilerini patlatmalarını, Batı destekli milislere “avantaj” sağladığı için tebrik edecek denli ileri gittiler. Haberleri ve yayın çizgisi özenle ABD emperyalizminin yağmacı hedeflerine hizmet edecek şekilde biçimlenmiş olan New York Times’ın (NYT) sayfalarındaki değerlendirmeler, son çatışmalara ilişkin en samimiyetsiz ve ikiyüzlü değerlendirmeler arasında yer alıyor.

NYT, Pazartesi günü Halep üzerine yazılmış bir makalede, hükümetin kontrolüne yönelik meydan okumanın “asiler ve onların cihatçı müttefikleri” tarafından tırmandırılmış olduğunu yazıyor. Makale şöyle devam ediyor: “Asilerin haftasonu boyunca gerçekleştirdiği ilerlemedeki başlıca etmen, bazıları Amerika Birleşik Devletleri’nden örtülü silah desteği alan ana akım asi gruplar ile önceden Nusra Cephesi olarak bilinen ve El Kaide’nin üyesi olan cihatçı örgüt arasındaki işbirliğiydi.”

Gazete, bunu, sanki daha önce Prens olarak bilinen ölmüş bir artist ile ilgili sıradan bir habermiş gibi veriyor. Nusra Cephesi, Halep’e yönelik saldırıyı başlatmadan yalnızca bir hafta önce, adını Fetih el Şam [Şam’ın Fethi] Cephesi olarak değiştirmiş ve El Kaide’den ayrıldığını -onun olurunu alarak- ilan etmişti.

Bu marka değiştirmenin, Washington tarafından uzun süredir terörist bir örgüt olarak suçlanan bir grup önderliğinde gerçekleşecek bir saldırıya doğrudan ABD desteğini siyasi olarak aklamak için, CIA’e danışarak gerçekleştirildiğine inanmak için her türlü neden bulunuyor.

Onların bir ölçüde liberal ilerici bir güç olduğu izlenimi uyandıran NYT, El Kaide milislerinin yanında savaştığını söylediği “ana akım asi gruplar”dan herhangi birinin adını asla anmıyor. Gerçek şu ki, bu gruplardan biri, kısa süre önce, savaşçılarının 12 yaşındaki yaralı bir çocuğun kafasını kesmesini gösteren bir video yayımlamıştı. Onların neredeyse tamamı, El Kaide’nin ideolojik bakış açısını paylaşmaktadır.

Londra’da yayımlanan Financial Times, Halep’teki “asi” saldırısına ilişkin, onun “göründüğünden daha fazla yabancı desteğe sahip olabileceği”ni belirten, “aktivistler ve asiler, muhalefet güçlerinin, çatışma öncesinde ve sırasında yeni silahlarla, parayla ve başka gereçlerle takviye edildiğini söylüyorlar” diyen çok daha dürüst bir haber yaptı. O, topları ve başka ağır silahları kapsayan silah ve mühimmat dolu kamyonların haftalardır Türk sınırından [Suriye’ye] aktığına ilişkin günlük haberlere gönderme yapıyor.

Gazete, ABD’li yetkililerin, her ikisi de Esad yönetimine son derece önemli askeri destek sağlayan “Rusya’ya ve İran’a yeniden baskı uygulamak amacıyla” El Kaide önderliğindeki saldırıyı desteklediğini söyleyen adını belirtmediği Batılı diplomatlardan alıntı yapıyor.

Financial Times, adı açıklanmayan bir “askeri uzman”ın, çatışmanın karakterinin, El Kaide güçlerinin yalnızca büyük miktarda silah değil ama aynı zamanda profesyonel askeri eğitim de aldığına işaret ettiğini belirten düşüncelerini de aktarıyor.

Dikkat çekici biçimde, Halep’teki çatışmalar sürerken, Suriye’nin kuzeyinde uzun mesafeli devriye araçları kullanan ağır silahlı Britanyalı komandoların fotoğrafları ortaya çıktı. Benzeri ABD birlikleri de karada. Bunlar, El Kaide’nin Suriyeli güçlerini kimin eğittiği konusunda en olası zanlılar arasındadır.

Bu, 30 yıl önce –Usame Bin Ladin ile sıkı işbirliği içinde çalışan– CIA Afganistan’daki Sovyet destekli yönetimi devirmek için savaşan mücahitlere benzeri desteği verdiği zaman El Kaide’yi ortaya çıkartmış olan emperyalist operasyonun başlıca özelliklerinin tekrarlanmasından başka bir şey değildir.

O olayın geri tepmesi en sonunda 11 Eylül 2001’e yol açmışken, Suriye’de şimdi sürmekte olan operasyon çok daha büyük tehlikeler içermektedir. Şimdi şirket medyası tarafından bir “vekil savaşı” olarak betimlenen ve El Kaide’nin ABD’nin kara gücü işlevi gördüğü bu operasyonda, Washington, bizzat Rusya’yı parçalamayı ve ona boyun eğdirmeyi amaçlayan savaş hazırlıklarının bir parçası olarak, Rusya’nın Ortadoğu’daki başlıca müttefikini devirmeye çalışıyor.

ABD’deki başkanlık yarışında önde giden ve Vladimir Putin’in ABD seçimlerini sözde altüst ettiği yönünde yeni-McCarthyci suçlamalarda bulunan Demokrat Partili Hillary Clinton, durmadan, Suriye’de ve Rusya’ya karşı çok daha saldırgan bir politika izleme niyetinde olduğunun işaretini veriyor.

Washington’ın, saldırganlığını tırmandırmak için [yeni başkanın] gelecek Ocak ayındaki göreve başlama gününü bekleyip beklemeyeceği belli değil. “Asiler”in Halep’teki kazanımları hızla tersine dönebilir ve çatışmalar, ABD destekli El Kaide milislerinin son kentsel kalesinden mahrum kalmasıyla sonuçlanabilir.

ABD emperyalizmi, Moskova’nın müttefiki olan bir Suriye yönetiminin yeniden güçlenmesini kabul edecek durumda değil. Daha doğrudan ve daha yoğun bir ABD müdahalesi yönündeki baskılar, kaçınılmaz olarak, ABD ve Rusya güçleri arasında doğrudan bir çatışma tehlikesi oluşturacak şekilde artacaktır.

Washington, “terörle mücadele”sini başlatmasından 15 yıl sonra, yalnızca o mücadelenin hedefi olduğu varsayılan El Kaide ile doğrudan ittifak kurmakla kalmamakta; insanlığa karşı en büyük terör eylemini, üçüncü bir dünya savaşını başlatmaya hazırlanmaktadır.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır