World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz

Yazıcıya hazırla

ABD destekli Suriye istilasında Türk hava saldırıları sivilleri öldürdü

Jordan Shilton
30 Ağustos 2016
İngilizce’den çeviri (29 Ağustos 2016)

Cumartesi günü, ABD destekli saldırı yayılmaya devam ederken, Türkiye Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin kontrol ettiği bölgeleri bombalamaya başladı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre, hava saldırılarında en az 35 sivil öldürüldü.

ABD hava kuvvetleri ve ordu “danışmanları”, Türkiye’nin, görünüşte IŞİD’in Türkiye sınırında kontrol ettiği son kasabalardan biri olan Cerablus’u IŞİD savaşçılarından temizlemek için geçtiğimiz Çarşamba günü başlattığı istilayı destekliyor. Ancak Türkiye’nin ağır basan amacı, bölgede bir Kürt oluşumunun kurulmasını önlemek için, önceden Washington tarafından desteklenen Kürt milis gücünü denetim elde etmiş olduğu Suriye-Türkiye sınır bölgelerinden çıkarmaktır.

Amerika Birleşik Devletlerine gelince, onun Türk saldırısını desteklemekteki nedeni, Suriye’deki savaşı tırmandırma ve Şam’daki Beşar Esad rejimini devrimenin koşullarını yaratma arzusudur.

Ankara’nın istilası, halihazırda yarım milyona yakın Suriyelinin yaşamına mal olan ve ülke nüfusunu 5 milyondan fazla azaltan beş yıllık iç savaşı alevlendiriyor. İstila, ABD’nin ve Türkiye’nin desteklediği ve Kürt güçlerine düşman olan Suriyeli “asiler” ile birlikte yürütülüyor.

Türkiye, başlangıçta, Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG), Fırat Nehri’nin doğusuna geri çekilmek için bir hafta süresi olduğunu iddia etmişti. Ama saatler içinde, Türkiye’nin seferber ettiği Suriyeli “asiler” ile YPG arasında çatışmalar patlak verdi. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) sözcüsü, kuvvetlerinin, hafta sonu, YPG birliklerinden 10; IŞİD’den ise dört köyü ele geçirmiş olduğunu söyledi.

Türkiye, Cerablus civarında bir dizi hava akınında 25 Kürt “terörist”i öldürmüş olduğunu iddia etti ve, Kürtlerin hakim olduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) bir el bombası saldırısı sonucu ilk Türk kaybı bildirildi.

Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonunun Kürt karşıtı karakteri, Cumartesi günü, Türkiye yanlısı bir “asi” grubu olan Sultan Murat taburunun üyelerinin, Yusuf Beg köyündeki Kürt esirleri dövdüğü ve onların “PKK köpekleri” olduğunu ilan ettiği bir video görüntüsünü yayınlamasıyla vurgulandı.

Washington’ın bu tür mezhepçi güçleri var gücüyle desteklemeye hazır oluşu, onun bölge halklarına yönelik horgörüsünü yansıtmakta ve “insan hakları” adına ABD’nin çatışmada daha saldırgan bir şekilde müdahale etmesi gerektiğini ileri süren herkese yönelik bir suçlama olarak durmaktadır. ABD’nin Kürt müttefiklerine ihaneti, Washington’ın başlıca düşüncesinin, Şam’da bir kukla rejim kurma yoluyla Ortadoğu’daki jeo-stratejik egemenliğini sağlamlaştırmak olduğu gerçeğini vurgulamaktadır.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Cuma günü Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la Cenevre’deki görüşmelerin ardından, Kürtlerin Suriye’nin parçası olarak kalmak zorunda olduklarını vurguladı.

Kerry, ABD’nin Kürt güçlerine desteğinin sınırlandırılmış olduğunu iddia etmeden önce, “Biz, birleşik bir Suriye’den yanayız. Bağımsız bir Kürt girişimini desteklemiyoruz.” diye ilan etti. O, Türkiye’nin istilasının başlamasından 48 saatten kısa bir süre sonra, anlamlı bir şekilde, “Buna ilişkin olarak, Türkiye’deki dostlarımızın hassasiyetlerini anlıyoruz.” diye ekledi.

Bir NATO gücünün Suriye’ye müdahalesinin gerçekte arttırdığı şey, Rusya ile ABD arasında, hızla kontrolden çıkabilecek ve diğer büyük emperyalist güçleri de içine çekebilecek, doğrudan bir çatışma olasılığıdır.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, herhangi bir sonuca varamayan Kerry ile görüşmelerin ardından, Suriye içinde yalnızca Rusya’nın ve İran’ın hükümetin onayıyla operasyon yürüttüğünü belirterek, ABD ve Türk baskınına çattı. Lavrov, çatışmadaki diğer tüm güçlerin Suriye’nin egemenliğini ihlal ettiğini söyledi.

Beyaz Saray Basın Sözcüsü Josh Earnest, Cuma günkü bir basın açıklamasında, ABD kuvvetleri en son Türk askeri müdahalesinin arkasında olmasına rağmen, Suriye’de süregiden şiddetten Rusya’yı ve Suriye hükümetini sorumlu tutmaya çalıştı. Earnest, “Rusya Esad rejiminin sıklıkla masum kadınların ve çocukların yaşamına mal olan öldürücü askeri taktiklerini desteklemeye razı olduğu sürece, bir siyasi çözüme ulaşılması daha zor.” diye belirtti ve ardından, Rusya’nın eylemlerinin, Suriye’de “yalnızca aşırılıkçılığı körüklediği”ni ekledi.

Earnest, Suriye içinde sözde güvenli bölgeler oluşturulması üzerine bir soruya yanıt olarak, Obama yönetiminin, bunu ek askeri kuvvetler gerektirecek olması nedeniyle bir politika seçeneği olarak göz önünde bulundurduğunu yalanladı. Bu, Washington’ın, açık hedefi Suriye’nin kuzeyinde Türk askerlerince kontrol edilen bir bölge yaratmak olan Türk operasyonunu desteklediği dikkate alındığında, bütünüyle ikiyüzlülüktür.

Cuma günü, PKK militanlarının 11 polisi öldüren, 78 kişiyi yaralayan bombalı saldırısının ardından, şiddet, Türkiye içinde yayılmaya devam etti. PKK, Pazar günü Diyarbakır havaalanında bir el bombası saldırısı düzenledi ve Hakkari’deki çatışmalarda bir asker ve 10 PKK militanı öldü.

Pazar günü, Suriye sınırına 30 kilometre uzakta bulunan Gaziantep’teki bir mitingde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin müdahalesinin uzun ve kanlı bir müdahale olacağını açıkça ortaya koydu. Erdoğan, Ankara’nın, geçtiğimiz yıldan beri fiili bir savaş durumu içinde olduğu PKK ile Suriye’deki YPG’yi farklı görmediğini belirtti. IŞİD’i Suriye’de ve Irak’ta yok etmeye yemin eden Erdoğan, “PYD [Demokratik Birlik Partisi] denilen bölücü örgütün Suriye kolu hususunda da aynı kararlılığa sahibiz. Bu terör örgütünün de kökünü kazıyana kadar mücadeleyi sürdüreceğiz.” diye ilan etti.

ABD medyasında Suriye çatışmasının çarpıcı tırmanışına ilişkin fiili bir karartma vardı ve bu konu, iki büyük şirket partisinin adaylarının başkanlık seçimi kampanyasında önemli bir sorun olarak gündeme gelmedi. Pazar günü Suriye üzerine haberler, Türk kuvvetleri tarafından sivillerin öldürülmesini tam bir sessizlikle geçiştirirken, Esad rejimini “asiler”in elindeki Halep’in sivil bir mahallesine varil bombası atmakla suçlayan haberlere odaklandı.

Ordu ve istihbarat kurumunun ezici çoğunluğunun desteğine sahip olan Demoratların adayı Hillary Clinton, Rusya ile doğrudan bir çatışma anlamına gelse bile, Suriye’deki ABD askeri operasyonlarını Kasım’dan sonra geniş ölçüde yoğunlaştırmaya hazır oluşu hakkında hiçbir şüpheye yer bırakmamış durumda. Haberlere göre bir Clinton yönetiminde savunma bakanı makamı için adaylar listesinde yer alan, eski savunma bakanlığı yetkilisi Michele Flournoy’un kurucularından olduğu Yeni Amerikan Güvenlik Merkezi adlı düşünce kuruluşu, Haziran ayında, gelecekteki ABD yönetimine, Esad güçlerine karşı askeri saldırı izni verme çağrısında bulunmuştu.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır