World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/aug2016/turk-a26.shtml

Erdoğan’la görüşen Biden Türkiye’nin Suriye’yi istilasına destek verdi

Halil Celik
26 Ağustos 2016
İngilizce’den çeviri (25 Ağustos 2016)

Türk ordusu, Çarşamba günü, “sınırları terörist gruplardan arındırarak Türkiye’nin güvenliğini sağlama” ve “Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruma” bahanesi altında, Fırat Kalkanı kod adlı sınır ötesi operasyonla Suriye’deki savaşı büyük çapta tırmandırdı.

Tanklarla, yoğun topçu bombardımanıyla ve ABD önderliğindeki koalisyonun hava desteği dahil hava saldırılarıyla desteklenen Türk birlikleri, yerel saatle sabah saat 4’te, IŞİD’e ve Kürt milislere (YPG) yönelik saldırılarını başlattılar. Türk savaş uçaklarının Suriye içinde hava saldırısı gerçekleştirdiği baskın, Türkiye’nin bir Rus jetini Türkiye-Suriye sınırı civarında vurup düşürdüğü geçtiğimiz Kasım ayından beri ilk kez gerçekleşiyor.

İstila, bir dizi havan mermisinin sınırın Suriye tarafından Türkiye’nin Karkamış kasabasını hedef almasından birkaç gün sonra geliyor. Türk makamları kasabanın binlerce sakinini tahliye etmişti.

Ayrıca, Türkiye’de, son iki yılda, yüzlerce sivilin ölümüne yol açan bir dizi IŞİD saldırısı gerçekleşti. IŞİD, geçtiğimiz Cumartesi günü Gaziantep’te 54 kişiyi öldüren şiddetli patlamadaki baş şüpheli konumunda. İntihar saldırısının ardından, Türk hükümeti, “Türkiye sınırını terörist unsurlardan bütünüyle temizleme” taahhüdü vermişti.

Fırat Kalkanı operasyonu, Suriye’nin egemenliğini açıkça ihlal ederek, Suriye’nin istilasını ve bir tampon bölge kurulmasını içeriyor. Tampon bölge kurulması, Türk hükümeti tarafından uzun süredir savunuluyor ve çeşitli zamanlarda NATO müttefikleri tarafından destekleniyordu. Demokratların başkan adayı Hillary Clinton, esas olarak Rusya ve İran destekli Beşar Esad rejimine karşı yönelen operasyonlara bir üs oluşturmanın aracı olarak Suriye’de bir “güvenli bölge” kurulması çağrısı yapıyor.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, bu haftanın başında, bir “güvenli bölge”, uluslararası olarak güvenliği sağlanan bir tampon bölge kurulması yönündeki tekliflerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söylemişti.

Türkiye’nin askeri müdahalesi, ABD, büyük Avrupalı güçler, İran, Rusya ve Çin Suriye savaşında rakip grupları desteklemek üzere müdahale ederken, zaten istikrarsız ve patlayıcı bir durumda olan gerilimleri keskin bir şekilde arttırmaktadır.

İstilanın hazırlandığı açık hale gelir gelmez, Washington onu var gücüyle destekledi. Durum son derece akışkan olmaya devam ederken, görünen o ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı 15 Temmuz askeri darbesine örtülü destek vererek Türkiye ile ilişkilerini baltalayan Obama yönetimi, desteklemekte olduğu Kürt milisler zararına Ankara ile bağlarını yeniden kurmaya çalışıyor.

ABD Başkan Yardımcısı Joseph Biden, Ankara’ya, Suriye’nin istilası başlamışken vardı. Güvenilirlikten yoksun bir şekilde, Washington’ın iddiasını yineleyerek, darbeye ilişkin “herhangi bir ön bilgiye sahip olmadıkları”nı söyleyen Biden, ABD hükümetinin Ankara’nın Suriye’yi istilasına desteğini ilan etti ve istilanın temel hedeflerini onayladı.

Biden, Başbakan Binali Yıldırım ile bir basın toplantısında, Suriyeli Kürt güçlerinin Türkiye’nin taleplerine boyun eğmek ve eğer ABD desteği almaya devam etmek istiyorlarsa Fırat Nehri’nin doğusuna geri dönmek zorunda olduklarını vurguladı. ABD Başkan Yardımcısı, “Biz, onların nehrin karşısına geri dönmeleri gerektiğini tamamen açıklığa kavuşturmuş durumdayız. Onlar, eğer bu taahhüde bağlı kalmazlarsa Amerikan desteğini hiçbir koşulda alamazlar, almayacaklar.” diye konuştu.

Başarısız darbenin ardından Türk hükümetiyle daha yakın bağlar geliştirmeye çalışmış olan Rus yetkililer ise, askeri müdahale üzerine endişelerini dile getirdiler. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin hava ve kara operasyonunun, “çatışmalı bölgedeki durumun daha da bozulmasına” ve “Kürtler ve Araplar arası etnik gerilimlerin parlamasına” yol açabileceği uyarısında bulundu.

Hem Esad rejimi hem de Suriyeli Kürt milisler istilayı kınadı. Suriye Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada, “Türk tanklarının ve zırhlı araçlarının ABD önderliğindeki koalisyonun havadan korumasıyla Türkiye-Suriye sınırını Cerablus kasabasına doğru geçmelerini kınıyor ve bunu, Suriye’nin egemenliğinin aleni bir ihlali olarak değerlendiriyoruz.” dedi.

Bir Dışişleri Bakanlığı kaynağı, “Suriye topraklarında terörle mücadele etmek isteyen her tarafın, Suriye hükümeti ve ordusuyla koordine olması gerekir… Cerablus’ta şu anda olan şey, terörle mücadele değildir. Aksine, o [operasyon], terörizmin bir biçiminin yerine bir başkasını geçirmektedir.” diye ekledi.

ABD’li emperyalist destekçileri tarafından bir kez daha ihanet edilen Kürt milisler, burjuva milliyetçi yönelimlerinin ve emperyalizme güvenlerinin iflasının bir örneğini daha sunuyorlar. Suriyeli Kürt politikacı Aldar Xelil operasyonun Suriye’nin kuzeyindeki Kürt özerk yönetimlerine bir “savaş ilanı” olduğunu söylerken, Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) sözcüsü Redur Xelil, Türkiye’nin müdahalesinin, “Suriye’nin iç işlerine küstah bir saldırı” olduğunu söyledi.

Türk yetkililer, askeri müdahaleyi meşrulaştırmak amacıyla, Birleşmiş Milletler’in IŞİD’e karşı mücadele çağrısında bulunan kararlarına atıfta bulundular ve Türkiye’nin “BM Tüzüğü kapsamında bulunan meşru bir öz-savunma” eyleminde bulunduğunu söylediler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda ne yazık ki Suriye'den ülkemize, Gaziantep, Kilis ve tüm bu bölgelere yapılan bu tür saldırılar artık işi bir yere kadar getirdi.” dedi. Cumartesi günkü güvenlik zirvesine değinen Erdoğan, Türk yetkililerin “bu sorunu çözmeleri gerektiği”ne karar verdiklerini söyledi.

İstiladan saatler sonra Ankara’daki basın toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, operasyonun amacının güney sınırını IŞİD’den temizlemek olduğunu belirtti. İçişleri Bakanı Efkan Ala ise, operasyonunun “terör tehdidi ortadan kalkıncaya” dek devam edeceğinin altını çizdi.

Türk yetkililer, ayrıca, Türkiye’nin Suriye’yi kendi başına istila etmediğini, ama ABD önderliğindeki koalisyonla koordinasyon içinde ve Cerablus’u IŞİD’den geri almayı hedefleyen Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) savaşçılarına destek olarak operasyon yürüttüklerini vurguladılar.

Ancak, Türkiye’nin istilası, Cerablus’un IŞİD’den temizlenmesiyle sınırlı değildir. Fırat Kalkanı operasyonu, ÖSO’nun kontrolü ele geçirmesinden önce Suriyeli Kürt milislerin Cerablus’u alma yönünde herhangi bir girişimini bloke etme amaçlı, önleyici bir harekattır. IŞİD ile YPG arasında hiçbir ayrım yapmayan Ankara, ABD’nin desteklediği Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ittifakı içindeki başlıca güç olan YPG’ye karşı ÖSO’daki vekillerini kuvvetlendirmektedir.

Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) Suriye’de artan etkisi ve onun silahlı kanadı YPG’nin bu ayın başında Fırat Nehri’nin batısına geçmesi, Suriye-Türkiye sınır bölgesinde ABD destekli özerk bir Kürt bölgesinin kurulmasından korkan Ankara’yı alarma geçirdi. Dün, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, istilanın başlamasının ardından, Suriyeli Kürt güçlerini Fırat’ın doğusuna geri dönmeye çağırdı. Çavuşoğlu, “ABD de bunun sözünü verdi. Aksi takdirde çok net söylüyorum gereğini yaparız.” diye konuştu.

Geçtiğimiz hafta, Suriye savaş uçaklarının Haseke’deki ABD destekli Kürt güçlerini bombalamasının ve Washington’ın Suriye rejimine saldırarak karşılık verme tehdidinin ardından, Türkiye, Cerablus yakınında bulunan IŞİD’e ve Kürt savaşçılarına karşı topçu atışı başlatmıştı.

Muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve aşırı sağcı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) de işgali destekliyor. Merkez Yönetim Kurulu toplantısının ardından basın toplantısında konuşan CHP sözcüsü Selin Sayek Böke, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetini IŞİD’e Türkiye içinde ve dışında saldırmak için çok uzun süre beklediği gerekçesiyle eleştirirken, partisinin Fırat Kalkanı operasyonuna desteğini ifade etti. MHP ise, zaten, Suriye ile Irak’taki Kürt bölgelerinin istila edilmesinin önde gelen savunucusu olarak biliniyor.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır