World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/dec2016/syri-d14.shtml

ABD Suriye’deki Kürt milisleri desteklemek için daha fazla kara birliği gönderiyor

James Cogan
14 Aralık 2016
İngilizce’den çeviri (12 Aralık 2016)

Obama yönetimi, görevi Trump’a devretmesine sadece haftalar kala, Suriye’ye, Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) oluşturan ağırlıklı olarak Kürt milisler ile birlikte operasyon yürütmek üzere, 200 ek özel kuvvet askeri gönderme emri verdi. Savunma Bakanı Ashton Carter, bunu hafta sonu duyurdu.

SDG, Rusya ve İran destekli Beşar Esad rejimini devirmeyi amaçlayan beş yıllık iç savaşta Washington’ın vekilleri olarak kullanılan ABD’nin finanse edip silahlandırdığı gruplardan biri. Ek ABD askerleri, Suriye’de halihazırda karada bulunan yaklaşık 300 askere dahil olacak. ABD’li askerler, Rakka kentini, aşırılıkçı İslam Devleti’nden (IŞİD) geri almayı amaçlayan bir SDG saldırısında yer alacaklar. IŞİD’in 2014 yılında Suriye ile Irak’taki zaferleri, ABD ve Avrupa’nın doğrudan askeri müdahalesinin bahanesi olarak kullanılmıştı. 

Rakka saldırısı, Irak hükümetinin ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY), IŞİD’in elindeki Kuzey Irak kenti Musul’a yönelik kapsamlı saldırısıyla aynı zamana denk geliyor. Kentlerin geri alınması, ABD destekli Kürt güçlerin, yalnızca KBY’nin parçası olan ya da onun hak iddia ettiği Irak topraklarını değil ama aynı zamanda kuzey ve doğu Suriye’nin geniş bir bölümünü kontrol etmesini sağlayacak. Hem Iraklı hem de Suriyeli Kürt milliyetçi önderlikler, ellerindeki alanları Irak ve Suriye hükümetlerinin yetkisine geri verme niyetinde olmadıklarını açıkça ortaya koydular.

Amerikan kuvvetlerinin Kürt saldırısına daha fazla katılımı, görünüşte NATO müttefikleri olan ABD ile Türkiye arasında zaten gergin olan ilişkileri daha da bozacaktır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığındaki Türk hükümeti, SDG’nin omurgasını oluşturan Halk Savunma Birlikleri’ni (YPG) terör örgütü ve PKK’nin paravanı olarak nitelendiriyor. PKK, 1984’ten beri, Türkiye’nin ezici çoğunlukla Kürtlerin yaşadığı güneydoğusunda bağımsız ya da özerk bir devlet için kesintili bir savaş yürütüyor. En hırslı Kürt milliyetçileri, tarihsel olarak, Türkiye’nin, Suriye’nin, Irak’ın ve İran’ın Kürt bölgelerini kapsayan bir Kürt devletinin kurulmasını savunuyorlar.

ABD ile Türkiye arasında büyüyen çatlak, geçtiğimiz ayın sonunda, Amerikan ordusu Suriye’nin El Bab kasabasına yönelik Türk destekli saldırıda “yer almadığı”nı ve onu desteklemek için hava saldırıları yapmayacağını ilan ettiğinde, açıkça gözler önüne serilmişti. Bölgedeki ABD’li danışmanlar da, büyük olasılıkla, Amerikan personelinin de eşlik ettiği Kürt güçlerine karşı operasyonlara bulaşmamak için, geri çekildiler.

2011’den beri Esad karşıtı isyana doğrudan yardım eden Türk hükümeti, ABD’nin asli müttefiklerinden biriydi. O, dünyanın dört bir yanından binlerce Sünni Müslüman aşırılıkçının kendi sınırından Suriye’ye girmesini ve Suriye hükümetine karşı savaşan El Kaide bağlantılı ya da başka İslamcı örgütlere katılmalarını görmezden geldi.

ABD emperyalizminin, Avrupalı güçlerin ve Türkiye, Suudi Arabistan ve Körfez monarşileri gibi bölgesel devletlerin Esad rejimine karşı kirli entrikaları, Suriye halkı için bir felakete yol açtı. 2011 öncesindeki sadece 18 milyonluk nüfustan, 400.000’den fazlası hayatını kaybetti, 5 milyona yakın insan sığınmacı olarak ülkeyi terk etti. 7,6 milyon insanın “ülke içinde yerinden edilmiş” olduğu düşünülüyor.

Savaşın patlak vermesinden beş yıl sonra, hem Obama yönetiminin hem de Türkiye’nin politikası bir bozgunla karşı karşıya.

IŞİD’in 2014’te Irak’taki ABD destekli hükümete saldırması, Washington’ı ona karşı operasyon emri vermeye zorladı. Bu operasyonlara ABD ve Britanya’yı, Avustralya’yı, Kanada’yı, Hollanda’yı, Fransa’yı, Bahreyn’i, Ürdün’ü, Suudi Arabistan’ı ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni kapsayan müttefik hava kuvvetleri katıldı. IŞİD, binlerce savaşçısını ve elindeki toprakların büyük kısmını kaybetti. Bu durumdan başlıca yararlananlardan biri, hem Suriye hem de Irak’taki Kürt güçleri oldu.

Rusya’nın Esad rejimine 2015’ten beri doğrudan askeri destek vermesi, İranlı, Iraklı ve Lübnanlı Şii milislerin yardım ettiği Suriye ordusuna iç savaşta üstünlüğü ele geçirme olanağı sağladı. En vahşi çatışmalarının bazılarının yaşandığı Halep kentindeki ABD ve Türkiye destekli asi güçler topyekün bir yenilginin eşiğinde bulunuyor.

Son üç günde yayınlanan haberler, ABD’nin, geride kalan asi savaşçılar için, Rusya ve Suriye hükümetinin onların Halep’ten ayrılmasına izin vereceği “onurlu bir geri çekilme”yi görüştüğü izlenimi veriyor. İddia edilen anlaşma doğrultusunda, eski El Kaide şubesi El Nusra Cephesi, kuzeybatı Suriye’de IŞİD dışındaki asilerin elindeki son önemli kent olan İdlib’i boşaltmak zorunda kalacak. Haberlere göre, diğer asi gruplarına, Türkiye sınırı boyunca Kürtlerin elinde olmayan alanlarda güvenli bölge önerilmiş.

Halep’te derhal bir ateşkes talep eden bir BM Güvenlik Kurulu kararı geçirme yönündeki ABD güdümlü girişimleri tekrar tekrar veto eden Rusya, bu haberlere, herhangi bir anlaşmaya varılmış olduğunu yalanlayarak karşılık verdi. Görüşmelerin devam ettiği söyleniyor.

Halep’in düşmesi, beş yıllık kıyımda yeni bir aşamayı başlatacak. Bu durum, esasen Rusya’nın müdahalesinin bir sonucu olarak, ülkenin önemli merkezlerini Esad rejiminin kontrolüne bırakacak; Suriye ordu kuvvetlerine ve destekçi milislere, Rus hava kuvvetlerinin desteğiyle Rakka’ya doğru yeniden harekete geçme olanağı sağlayacak.

IŞİD’in ve diğer İslamcı güçlerin artıkları, savaşmaya devam edecektir. Beklenmedik bir gelişmeyle, tahminen 4.000 IŞİD savaşçısı, orta Suriye’deki antik Palmira kentine hafta sonu bir saldırı başlattı ve kentin büyük kısmının kontrolünü geri aldı. Rakka’yı geri alma yönündeki savaşın kanlı ve uzun süreli olması bekleniyor ve Donald Trump’ın ABD başkanlığını devralmasından önce sonuçlanması mümkün görünmüyor. Aynı şekilde, Irak’taki Musul kuşatması da aylarca sürebilir.

Bununla birlikte, hem Rakka’nın hem de Musul’un düşmesi, Türkiye, Suriye ve Irak arasındaki sınır bölgesinin büyük kısmının kontrolünü Washington destekli KBY’ye ve Suriyeli Kürt güçlerine bırakacak. Onların bu toprakları geri vermeyi reddetmesi, Türk ordusuyla ya da Şiilerin hakim olduğu ve İran destekli Bağdat’taki Irak hükümet güçleriyle çatışma olasılığını ortaya çıkartıyor.

Donald Trump, ABD seçimleri sırasında, ABD’nin Suriye’deki müdahalesini ve Esad rejimi ile savaşan İslamcı merkezli asilere desteğini eleştirmişti. Onun yönetimi 20 Ocak 2017’de göreve başladığında, daha geniş bir savaşa doğru tırmanma potansiyeli taşıyan, patlamaya son derece hazır bir jeopolitik duruma başkanlık edecek.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır