World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/feb2016/pers-f08.shtml

BM kurulu WikiLeaks kurucusunun tutukluluğunu mahkum etti

Julian Assange’a yönelik zulmü durdurun!

Bill Van Auken
8 Şubat 2016
İngilizce’den çeviri (5 Şubat 2016)

WikiLeaks kurucusu Julian Assange, İsveç’in uydurma cinsel istismar suçlamaları ile ilgili olarak çıkardığı bir Avrupa Tutuklama Emri kapsamında ilk kez gözaltına alınmasından beş; Londra’daki Ekvador büyükelçiliğine kapanmasından yaklaşık üç buçuk yıl sonra, Birleşmiş Milletler’in insan hakları kurulu tarafından aklandı. Bu kurul, İsveç ve Britanya hükümetlerinin Assange’a yönelik zulmünün “keyfi tutukluluk” anlamına geldiğine ve uluslararası hukukun bir ihlalini oluşturduğuna hükmetti.

Assange’ın tek “suç”u, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ve CIA’in dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde tezgahladığı komploların yanı sıra, ABD hükümetinin Irak ve Afganistan’da uyguladığı gerçek ve öldürücü savaş suçlarını ayrıntılı olarak gösteren gizli belgeleri halka duyurmaktır.

Canice operasyonlarını ifşa etmesi karşılığında, hedeflerine ulaşmak için İsveçli savcıların uydurduğu yalanları ve Britanya hükümetinin suç ortaklığını kullanan Washington, Assange’ı susturup cezalandırmaya kararlıdır.

İsveç Dışişleri Bakanlığı, Perşembe günü, BM’nin Keyfi Tutuklama Üzerine Çalışma Grubu’nun, Assange’ın “kabul edilemez bir süre boyunca keyfi bir şekilde özgürlüğünden yoksun bırakıldığı” yönünde bulgularını o gün yayınlayacağını bildirdi.

BM kurulu, Assange’a karşı suçlamaların siyasi amaçlarla başlatılmış yasal bir entrika oluşturduğu yönündeki karşı konulmaz kanıtlar temelinde yalnızca bu tür bir karara ulaşabilirdi.

BM çalışma grubunun bulgularını beyan etmesinden de önce, Assange, Ekvador büyükelçiliğinde, kararı, kendi son yasal başvurusunun sonuçlanması olarak kabul eden bir açıklama yayımladı. O, kurulun kendisine karşı hükmetmesi halinde, “Britanya polisi tarafından tutuklanmayı kabul etmek üzere” Cuma günü elçilikten ayrılacağını ilan etmişti. Assange, kurulun İsveç ve Britanya hükümetlerinin uluslararası hukuku ihlal edecek şekilde hareket ettiği kararına varması halinde, “Pasaportumun derhal iade edilmesini ve beni tutuklama yönündeki başka girişimlerin son bulmasını bekliyorum.” diye sürdürdü.

Ancak ne Londra ne de Stockholm, eylemlerini yönlendirmek üzere imzacısı oldukları uluslararası hukuku ve insan hakları antlaşmalarını kabul etme yönünde herhangi bir eğilim göstermiştir.

Başbakan David Cameron hükümetinin bir sözcüsü, Julian Assange’ın, “Britanya tarafından hiçbir zaman keyfi olarak alıkonulmadığı, ama gerçekte, kendi isteğiyle Ekvador büyükelçiliğinde kalmayı seçerek yasal tutuklamadan kaçındığı”nda ısrar eden sinik bir açıklama yayınladı. Assange’ı yakalama amacıyla “gizli” yöntemler izleyeceğini ilan eden Britanya polisi, ancak Ekim ayında elçiliğe yönelik devamlı kuşatmaya son vermişti. Britanya hükümeti, bir noktada, elçilikleri koruyan uluslararası hukuku görmezden geleceğini ve binaya zorla girmek üzere güvenlik güçlerini göndereceğini belirtmişti.

İsveç hükümetine gelince; Stockholm’deki dışişleri bakanlığı, BM hükmünün “İsveç makamlarınınkinden farklı” olduğunu ve bunun, WikiLeaks kurucusuna karşı kendi yasal kan davasını değiştirmeyeceğini savunan kısa bir açıklama yayınladı.

Britanya ve ABD hükümetleri, Çin, Rusya, İran, Suriye, Venezuela ve Küba gibi ülkelere karşı emperyalist operasyonlar için bir “insan hakları” bahanesine katkıda bulunacak şekilde kullanabildiğinde, düzenli olarak, BM kurulunun keyfi tutuklamalar üzerine bulgularına başvurmuşlardır. Ancak bizzat Londra’nın ve Washington’ın attığı adımların tabi olması gereken uluslararası hukuk, düşünmeden reddedilmektedir.

Onların kabul edilemez buldukları şey, milyonlarca kişiyi evsiz sığınmacılara dönüştürürken milyonlarca insanın ölümüne ve yaralanmasına yol açan suçlarının ifşa edilmesidir. Yalnızca Assange’ın peşini bırakmamakla kalmayıp, Er Chelsea (Bradley) Manning’i 35 yıllığına hapse atmalarının nedeni budur.

Manning, 2007 yılında 12 Iraklı sivilin bir Apache helikopterinden vurularak katledilmesini gösteren “ikinci derecede cinayet” videosu dahil, yüz binlerce gizli belgeyi WikiLeaks’e vermek nedeniyle “düşmana yardım” suçlamalarıyla 2013’te bir askeri mahkemede mahkum edildi. Sızdırılanlar arasında, ayrıca, ABD ordusu tarafından işlenen birçok savaş suçunu ortaya çıkaran “Afgan savaşı günlükleri” ve “Irak savaşı günlükleri” ile Washington’ın dünya çapındaki karşı-devrimci entrikalarını açığa çıkaran 250.000’den fazla gizli ABD diplomatik yazışması vardı.

Aynı anda, Ulusal Güvenlik Kurumu’nun (NSA), İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni ve uluslararası hukuku ihlal ederek hem ABD vatandaşlarından hem de ABD vatandaşı olmayanlardan gezegendeki her bir veriyi büyük çapta toplamasını ifşa eden eski NSA çalışanı Edward Snowden, Moskova’da zorunlu sürgün yaşayan ülkesiz bir insana dönüştürüldü.

Bundan başka, CIA’in tutuklulara yönelik işkencesiyle bağlantılı olarak cezalandırılan (bunu halka ifşa ettiği için hapse atıldı) tek kişi olan eski CIA yetkilisi John Kiriakou dahil, bir dizi vaka söz konusudur. Obama yönetimi, diğer tüm ABD başkanlarıyla karşılaştırıldığında, medyaya gizli bilgi sızdırmak gerekçesiyle Casusluk Yasası kapsamında daha fazla kişiye dava açmıştır.

Assange’ı, ABD ordu ve istihbarat aygıtının ajanları vazifesi gören Britanya polisinin ve İsveç makamlarının pençesine düşmesi halinde çok daha kötüsü bekleyebilir. O, beş yılı aşkın süredir gizli bir büyük jüri soruşturmasına tabi tutulmuştur ve hiç şüphesiz, kendisine ömür boyu hapis ve hatta ölüm cezası getirebilecek casusluk ve devlete karşı diğer suçlarla ilgili gizli bir iddianamede suçlanmaktadır. Aynı anda, ABD’deki önde gelen siyasetçiler, açıkça, ona yönelik bir suikast çağrısı yapmıştır.

Assange, Manning, Snowden ve diğerleri, ABD hükümetinin gizli operasyonlarını gözler önüne sermeye cüret etme nedeniyle sonu gelmeyen bir zulümle karşı karşıyadır.

Bu cadı avı, bir mali oligarşinin aracı olarak işlev gören Amerikan devletinin en derin ihtiyaçları eliyle yönlendirilmektedir. Amerikan devleti, Amerikan kapitalizminin ekonomik gerilemesini her zamankinden daha tehlikeli saldırganlık savaşları yürüterek dengeleme peşinde koşarken, bu egemen tabakanın uçsuz bucaksız servetini ve onların ABD’deki ve dünya çapındaki emekçi kitlelere karşı siyasi iktidar üzerindeki tekelini savunmaktadır. Bu operasyonların canice karakteri göz önünde bulundurulduğunda, bir gizlilik rejimi ve artan oranda diktatörlük yöntemleri kaçınılmazdır.

Demokratik hakların savunusunun tek gerçek tabanı, işçi sınıfıdır. Emekçiler, Assange’ı, Snowden’ı, Manning’i ve devlet komplolarının ve baskısının diğer kurbanlarını savunmaya geçmelidir.

Assange’ı tutuklama ya da iade etme yönünde herhangi bir girişime, Britanya’da, ABD’de ve dünya çapında kitlesel gösterilerle ve grevlerle yanıt verilmelidir.

Assange’ı ve devlet baskısının diğer kurbanlarını savunma yönündeki bu kampanya, yalnızca, tarihsel krizi insanlığı dünya savaşıyla ve polis devleti diktatörlüğüyle tehdit eden kapitalist sisteme karşı uluslararası işçi sınıfı mücadelesinin parçası olarak ileriye gidebilir.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır